küçük şeylerden mutlu olmak

1 /
antares scorpio antares scorpio
günümüz dünyasında gittikçe imkansızlaşan durumdur.

kendimize ayırdığımız zaman azaldıkça mutluluğun tanımını şişiriyoruz.

bu da hayatın gerçek anlamını unutmamıza neden oluyor.

şişirdiğimiz mutluluğu ararken, hiç farkına varmadan neşemizi kaybediyoruz...
neverlander neverlander
yine cem yilmaz'dan :

"senelerdir diyoruz "dünya barişi istiyorum" diye, olmuyor işte. hedeflerinizi küçültün yilbaşinda. mesela "vitrindeki o kirmizi kazaği alacam bu sene!"
lindorie lindorie
gerçek mutsuzluğun ne demek olduğunu bilmeyen bir grup insanın her önüne gelen ve karamsar olarak teşhis ettiği kişiye "aaa, küçük şeylerden mutlu olmaya çalış biraaaz" diye habire habire vermeye çalıştığı ama karşı taraf tarafından aslında hiçbir zaman gerçek anlamda alınmayan tavsiye bozmasıdır.
kızınbiri kızınbiri
herkes kendini müziğin coşkusuna kaptırmış pentegramla çoşuyor. benim bir yanım eksik kalmış, daha bir gün olmuş olmamış. giden gitmiş, ben kalmışım. bir önceki gün en heyecanla beklediğim chris cornell'i ağız tadıyla izleyememiş gözyaşlarına boğulmuşken, içimdekilerin hepsi akan yaşlarla gitti sanırken bir kez daha darma duman olmaya hazır değilim. ama gelince tutamazsın ya hani, başladı tekrar boşalmaya gözlerim. yaşlar akıyor engelemeye de çalışmıyorum. bizimkilerden kimse yoktu zaten, bir kız vardı pek tanımadığım. ona neydi, ağlasam tınmazdı. geberene kadar ağlayacaktım bende. sonra kız elimden tuttu, aynen şöyle dedi: aslında senin aşamayacağın kadar büyük bir sorun değil bu. biliyorum. sen de biliyorsun. ben daha bir ağladım. kız mahçup oldu makyajını akıttım afedersin dedi. ben de zaten mahvolmuştu boşver dedim, şakaya vurdum. o tanımadığım kızdan, ki adını bile bilmiyorum, duyduklarımı en yakınım söylese inanmayacaktım. yabancı biri hiç bu kadar gerçek ve yakın gelmemişti daha önce, hem de tam da duymak istediklerimi söylemişti. yaşadığımı hissettim, umut bağladım tekrar yürekli insanların varlığına, mutlu oldum...
yako yako
hayatı biraz daha yaşanır hale getirmek için olmazsa olmazdır. kendimden örnek vermek gerekirse; metroyla mecidiyeköy'den 4.levent'e giderken hep aynı yerden binerim( şişli-mecidiyeköy ortak çıkışının bulunduğu karşılıklı merdivelerin ordan). buradan bindiğim zaman 4.levent'te tam merdivenlerin karşsında iniyorum. metro 4. levent'e yaklaşırken içimi hafiften bir heyecan kaplıyor acaba bu seferde tutturabilcek miyim diye içimde ufak bir fırtına kopuyor. metro yavaşlıyor heyecan doruğa çıkıyor ve merdivenlerin karşsında duruyor. her seferinde ayrı bir mutlu oluyorum. biliyorum orada duracağını ama yinede mutlu oluyor, güne huzurlu başlıyorum.
closer closer
insanın üzerine sinen mutsuzluğu anlamlandırmaya çalışması esnasındaki zorlamalardan biri. kaynağın boyutları değil, olabilirliğidir aslında mutlu eden. bu nedenle aslında "istediğin şeye ulaşamıyorsan, ulaşabildiklerini istemeye çalış" hatta "küçük şeylerden değil, ulaşabileceğin şeylerden mutlu ol" demektir bir bakıma da. son tahlilde, insan en çok kendisini kandırır.
üretim hatası üretim hatası
belki de mutluluk küçük şeylerdedir. mutlu olmak için her zaman büyük bir şey olmasını beklemek, somurtan insan sayısını giderek artırır, lakin sabah kalktığında güneşli hava görmek, ya da yağmurlu gökyüzüne bakmak, 21. yüzyılda yaşadığını farketmek, ağlamak, gülmek, bir insanla dialog kurmak, sohbet edebilmek, inanmak, hissetmek, kavga etmek, düşmek, kalkmak, yiyeceklerdeki tadı almak, hepsi büyük mutluluktur.
her birimiz trilyonlarca sperm arasından seçildik, milyonlarca hastalığa, travmalara rağmen doğabildik, milyonlarca etkene rağman halen yaşamımızı sürdürüyoruz. mutluluk kısa süreli, bunu farkedince mutlu olur sonra unutur insan ki bu durumda mutluluk kaynağı çok şey bulunur
(bkz: itüsözlük)
önemli olan bunu farkedebilmek!
yaşam içinde yaşam sürerken bizim küçük dediğimiz ama aslında büyük olan şeyleri farkedebilsek belki somurtan insan sayısını azaltabilir ya da gülen insanlara uzaydan gelmiş muamelesi yapılmasını engelleyebiliriz.
(bkz: herkes gülsün)
closer closer
kimisi şan ister, şöhret ister,
zengin koca, araba, erkek çocuk, 4.00 ortalama,
annesini paris'e götürmek, baba parası ye(me)mek,
bol hasat, bir lokma ekmek, şampiyonluk, kariyer,
üniversiteye girmek, üniversiteden çıkmak,
popülarite, yalnızlık,
istanbul, ankara, kayseri,
kendinde olmayanı çoğu kez de.
ben ayaklarımı yazın serin, kışın sıcacık tutacak çoraplar istiyorum renk renk.
1 /