kuğulu park

3 /
sarhoş ejderha sarhoş ejderha
dünyanın gelmiş geçmiş en orijinal dolandırıcılık yöntemlerinden birine dekor olmuşluğu vardır.

ilgili haberden alıntı:

"ankaralıların bugünlerde en çok konuştuğu konu, ankara'nın en ünlü dinlenme parkı olan kuğulupark'a dadanan kadın satıcıları. ama bu kadın satıcılarının ilginç bir özelliği var.

kuğulupark'ı mekan tutan bu kadın satıcılarını çalışma yöntemi şöyle:

ankara'nın yabancısı olanlar göze kestiriliyor. kadın isteyip istemedikleri soruluyor. sonra parkta oturan kadınlar gösteriliyor ve müşteriden seçim yapması isteniyor. müşteri seçimini yapıyor. bunun üzerine kadın satıcısı komisyonunu istiyor. tutturabilirse kadına verilecek parayı da alıyor."

haberin tamamı:http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=206928

***

"ankara'nın yabancısı olanlar göze kestiriliyor." --> yani diyor ki "kuğulu park dedikleri yer neresiymiş hele gidelim görelim" diyerek bir hevesle parka gelen ziyaretçilerin kursakta kalan hevesleri artık gözle görülebilir kıvama ulaştığından ankaralıların içinden kolaylıkla ayırt edilebiliyorlar.

" kadın isteyip istemedikleri soruluyor. sonra parkta oturan kadınlar gösteriliyor ve müşteriden seçim yapması isteniyor. müşteri seçimini yapıyor." --> kuğulu parkla ilk karşılaşmanın şokunu atlamamış, hala aval aval etrafa bakınan turist, gardının en düşük olduğu anda, muazzam bir alternatifle karşılaşıyor. fakat bu defa sıkeptik, tongaya düşmez, kuğulu park'tan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. yine çok kıvrak bir manevra var: açık büfe. seç, beğen, al deniliyor. işte tam olarak burada ağa düşüyor.
elem i mucevher elem i mucevher
farklı bir şehirden ankara' ya gidenlerin görmeyi arzuladıkları yerlerden biri.

pek menem bir yer olmadığı kuğularından belli. la bebe, o siyah kuğuyu niye yalnız koyuyorsunuz orda? oraya gelen çocuğun hayallerini hiç mi düşünmüyorsunuz? yanına bir gardaş koyaydınız, iyiydi.

şu, kadın ticaretini yapmaları ise tamamen ambiyansla alakalı. kimsenin suçu yok. gittik, bir bankın üstüne serildik üst üste, kucak kucağa fotoğraf çekilecez diye. bir akımın peşinde heder olduk, üstüne işin ticari fırsatlarını da kaçırdık.

bursa' da da eskiden böyle bir mevzu varmış. hem daha asortik. kadın banka oturur ve cep aynasını çıkarır. ardından müşterisi yanına gelir, anlaşırsa gider, anlaşmassa gitmez. o bankların birinde de cici paketli bir adet sigara unutmuşluğum var.

hangi park, hangi bank gel bana sor sen. heey hat,bilmiyorum ne olacak.
delizabeth delizabeth
zamanında yanındaki kıtır piliç'e giderken kayarak düştüğüm boklu su dolu havuza sahip parktır. zaten istanbul'dan ilk kez ankara'ya gelmişim, onda da 2 günlük tatilde deniz olmayan yerde havuza düştük anasını satayım.
unutmam, unutturmam.
(bkz:ankara denince akla gelenler )
tuatara tuatara
al birini vur ötekine derken güven park ile anılabilecek park. kavaklıdere semtinin simgelerinden ama küçük mü küçük bir yer. genelikle dinlenen orta yaş üstü insanlar vardır rahatsız banklarında. kasmayalım, göt kadar yer. yakın çevresinde yer alan elçilik yerleşkeleri çok daha büyük. ilk görenler kesinlikle bu mu lan kuğulu park diyecektir.
düttürü dünya düttürü dünya
dünyanın en hırpalanmış başkentlerinden birinin "nefes alma" duraklarından biridir. "amma edebiyat parçaladın hafız!" diyecek olana sözüm bol,gani gani.
gökçek efendi'nin inşa etmeye doyamadığı üst geçitler, nasıl bir estetik anlayışına tekabül ettiği anlaşılamamış birtakım havuzlu parklar bahçeler,herhangi bir estetik anlayışına tekabül etmesi imkansız koca koca alışveriş merkezleriyle dolu bir şehir oldu ankara. betimlemesi bile yorucu iken yaşaması hayli yorucu bu şehirde kırpıla kırpıla minnacık kalsa da,arada hala "oh be!" dedirtebilen, her yaştan insan için "kaçış" mekanı olabilen bir yer kuğulu. 5 yaşındaki çocuk da vakit geçirir burda,emeklisi de,genci de.bu yüzden de çok özeldir, biriciktir. şehrin ortasında vahadır. gözünü diken rantçı zihniyetin gözü çıksındır.
pinkwings pinkwings
soğuk bir sonbahar günü akşam üzeri gidilir. bankta arkadaşla sohbet edilir sonra ankaralıların bir çoğunun bildiği kaşıkçı amca gelir. kaşıklarını çalarak değişik dansını sergiler, kuğulu halkı onu alkışlar o da herzamanki kibarlığıyla teşekkür ederim efendim der ve uzaklaşır. kuğulu benim için çocukluğumun, lise yıllarımın, üniversite yıllarımın ve şimdinin ankarasıdır. ankara nın en bir ankara olan yeridir işte...
sulu köfte sulu köfte
içindeki mekana çay bahçesi diye girip, aslında kebapçı olduğunu öğrenmemle yıkıldığım yer. kuğulu park'ta kebapçı nalaka olm, hasta mısınız ya?
welatesor welatesor
efenim bu parka beni de "ankara'nın meşhur parkı" diye götürüverdiler. yemişim böyle meşhuriyeti.

küçücük parkçık. antep'in yüzüncü yıl parkı'nın yanında, çocuk parkı gibi kalır. üstelik şöyle hayallere dalınası, yalnızlığı güzelleştirecek tek bir köşe de göremedim ben.

kuğular mı?

kafese kapatılmış kuşlardan keyif alan var mı aranızda?

varsa muhtemelen, "yangında kurtarılacak" pek bir şey kalmamıştır geriye...
soul kitchen soul kitchen
iş öncesi sabah 8 sularında azıcık kimseler varken ve tatlı bir serinlikken ortalık,huzuruna bi bardak çay ve poğaça katık edilmesi ayrı bi keyiftir..
serçe parmak serçe parmak
yan yana banklarda ,tek başına oturan karşı cinsin birden konuşup ,tanışmaya başlayıp ardından beraber kalkıp gittiklerine şahit olduğumuz park. meraklı yaşlı teyzeler gibi acaba beraber mi gitcekler ,napcaklar diye merakımızda oturduk onları izledik, bekledik.
kızın köpeği vardı acaba adam ordan mı daldı konuya? niye dert ettiysek hjklş

o değil de kuğulu parkın orda cevizde kahvaltı çoğ güzel oluyor!
3 /