kumanda

hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
yerçekimine inanmamı sağlayan yegane alet bu.. kimi zaman "sisteme girilmiş mi, işleyişte hata var mı acaba?" tadında yaşadığım türlü telaşı gidermemin "mütevelli oscarlı oyuncusu" olmuştur televizyon kumandası..

dahası sadece belirli bir mesafeden yönetme haricinde alt komşunun sabrını da ölçmek de kumandanın mühim görevleri arasındadır.. kalorifer vesilesiyle şahsımla iletişime geçen necla abla'yı da kontrol edebilmesi vesilesiyle yüzyılın buluşunun önünde saygıyla eğiliyorum..
alpay erdemin kuzeni alpay erdemin kuzeni
genelde bulunamayandır. ya koltuğun arasına kaçmıştır ya da birileri en bakılmayacak yere sokmuştur. televizyon kumandası ise bu o kadar sorun yok da uydunun ise malum kumanda televizyonu bile izleyemezsiniz.
francesca francesca
kuzenimin bağımlı olduğu alettir.
an itibariyle bulunamayan kumanda ben de sinire sebep olmuş ve kuzene patlamamı sağlamıştır.
kendisi işe giderken telefonuyla beraber televizyon kumandasını da çantasına koyarak götürmüştür.
neden normal insan yok etrafımda sorusunu kendime defalarca sormaktayım?
neden? niçin yani?
gelutopya gelutopya
bütün dünyanın, analarına göbek kordonu ile bağlı bebekler gibi birbirine kablolar ile bağlandığı yıllarda, görüntü göstericilere havadan, karbondioksit toplayan ağaçlar gibi eğlence toplayan alıcı çubuklar çatılardaydı. hesap makinesi görünümlü kumandalar ansızın düşüverdi elimize. el bebek büyütülen bir çocuk gibi üzerine titrenmesi çok uzun zaman almadı. alfa erkeğinden arta kalanları yiyen güçsüz genç aslanları herkes biliyor artık. çocuklar babalarından arta kalan zamanlarda leş için kavga eden yaratıklara dönüştü. kumanda çıktı kardeşlik bitti. bir anlamda. en azından adında uzak akraba gibi itici bir uzaklık taşıyan uzaktan kumanda en yakınımız oldu. babalar çocuklarından su isteyemez oldu hiç farketmedikleri kısa bir süre içinde. kumanda olmak istemiyordu kimse. önemli olan alfa erkeğin tahtıydı. ben en az yüzlerce cinayet işledim kumanda savaşlarında. köprüler yıktım, düşman kardeşler doğurdum. katıldığı soy kırımlardan artık içten utanç duyan zavallı bir cani gibi televizyon seyretmekten uzağım. ama her yanım hala terli kumanda kokmakta. anlatmakta çok zorlanmıyorum. bilgiye aç olan bir dünya idik. içine tüm kainatı yutmaya hazır bir karadelik kadar aç olduğumuzu kim bilebilirdi? gerçi bilgi çöplüğü de olabilir sonumuz ama bir günün beyliğinin beylik olduğunu bilirken bunun ne önemi var? karadelik işte. işığı bu kadar iyi emen gözler başka ne olabilir. zaman yutan geçmiş, ışık bile sızmayan dipsiz kuantum kuyu. kaderine boyun eğerek hangi kütle hareketine devam etmez. peki ortada yutacak ışık bile kalmadığında kara delikler birbirini yutmaya başlayacak. genç bir karadelik, yaşlı dev bir karadelik için bir ışık taneciği oranında olduğu devirlerde gelecek. neden böyle uzattım bu mevzuyu? bir karadelik geçmişi yakalayan fotoğraf filminden başka bir şey değil. bir çeşit aile albümü. mezata düşüp, eski bir valizin içinde satılsa bile karadelik karadeliktir.
kumanda evin içinde olmadığı günlerde ekranlarda tek kanaldan başkasına ihtiyaç yoktu. bilgi çoktu. kaynak tek. ama biz kumanda ile sıkıldığımız kanalları değiştirmeye alıştık. kitap okurken sıkıldığımız için değil bitirdiğimiz için sayfayı çeviren varlıklarız. ancak kumandanın genç yaşta kudurttuğu varlıklar olarak herkesten sıkılan varlıklara dönüştük. daha doğrusu sıkılmayı öğrendik. kolay vaz geçme bir çeşit hastalık halini alırken, değişmeyen liderler kapladı sahneyi. sanki tüm kumpas sıkılmamız üzerine kuruluydu. atatürk döneminin bir reklam arasıdır sözüne takılıp yazmıyorum tüm bunları. ama bu söz bile kanıttır her şeyin sıkıcılık ve geçiştirme üzerine kurulu olmasına. hangi birimiz hangi birimizin reklam arası değil ki. bundan milyon yıl sonra bu günleri atlatmış adem soyları çağımızı sıkıntı çağı olarak adlandıracak. sıkıntıdan her tür geleceği şimdiden yarattıkları uzaktan kumanda ile toptan kapatmayı tercih etmezsek. böyle düşünecekler. sıkıntı çağı.

kumanda çıktığından beri kimse ailesine bakmaz oldu. gerçek anlamda aileye bakmak yemek yapmak ve para kazanmaya indirgendi. bu nedenle de karından ve kadından başka bir şeyi anlamayan mahluklarız artık. cep telefonu ile aşağı üreme organlarına bakan bir türün arketipiydi kumanda insanı. bir çeşiit ayak izi. ve sırtını perdelere dönüp ekrana aldanmayı seçtik. gökyüzüne sırtını dönüp duvara baktık. duvarlara güldük. duvarı zapladık. evini bohçalayan perdeleri, sokakta kıyamet kopmadıkça aralayıp bakmayan bir millet olduk. kıyametten bile sıkılıp zap yapan bir toplum. gezide zıplayan direnişçiler oluşturan bir kumandanın neferleriyiz aslında. kabul etmek zor ama durum bu.