kürtçe

1 /
favorius favorius
türkiye, kuzey ırak, iran ve suriye'nin bazı bölgelerinde yaşayan kürt halkının lisanı. türkçemiz gibi belli başlı lehçelere ayrılır. örn: zazaca, kurmançi ve gorani lehçeleri... dikkate değer bir veri ise geçen aylarda batmanda kürtçe stand up show yapacak olan bir sanatçının farklı lehçe kullanması yüzünden bu şova gelen kürt vatandaşlarımızın şovu anlamamasıdır.
diskonnektus erektus diskonnektus erektus
takdir edilse de edilmese de bir sürü insanın ana dili. insanların bazen aşağılanmak için tek suçlarının konuşmak olduğu dil. kendi şehrinde kürtçeye tahammül edemeyen insan acaba yarın bir gün kalksa bir batı avrupa şehrine gitse yanındaki arkadaşıyla sırf insanlar mutlu olsun diye ingilizce mi konuşacak merak ederim.

(bkz: tahammülsüzlük)
(bkz: izmirde kürtçe konuşmak)
(bkz: amsterdamda türkçe konuşmak)
jineps jineps
mesut barzani'nin ben benim topraklarımda(ırak'ın kuzeyi olur) başka dil konuşturtmam diyerek ırak'ın şii lideriyle karşılaşmak durumunda kaldığı dil.
eksiksizuyum eksiksizuyum
hint-avrupa dil ailesinin farsî diller kolundan bir dil. yani, varolan, sınıflandırılmış, konuşulan bir "dil". ülkemizde ana olarak üç farklı lehçesi konuşulur: kurmancî, zazaki, sorani. yazımı ise kürtlerin yaşadığı ülkelere göre üç farklı alfabeyle yapılır: latin, arap, kiril.
easy company easy company
farsçadan geçen sözcüklerden sonu b ile bitenlerin v ye çevrildiğini farkettiğim dil.
örnekler:
su: farsça ab, kürtçe av
ağız: farsça deb, kürtçe dev
gece: farşça şeb, kürtçe şev
dudak: farsça leb, kürtçe lev
baba: farsça bab, kürtçe bav

naçizane bir tespitim. kural olmayabilir.
azwepsa azwepsa
çok garip tartışmalar yaratan bir dil. iki argümana dayanarak genelde hakir görülmeye çalışılıyor.

bunlardan biri farklı lehçelerinin olması ve bu lehçeleri konuşanların birbirini anlayamaması. bu bir dili sahte ya da değersiz yapmaz. türkçe'nin de lehçeleri vardır, bu lehçeleri konuşanlar da birbirlerini anlamakta büyük güçlük çekerler. bu ne o lehçeleri konuşanlara "türk değil" dememize sebep olabilir ne de türkçe'yi ölmüş, bitmiş ve dandik bir dil yapar.

bakın kültür bakanlığı nasıl tanımlamış lehçeyi: "bir dilin tarihi, bölgesel, siyasi sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu, diyalekt. kırgız lehçesi, kazak lehçesi vb." lehçeler oluşur... gayet doğaldır. "bölgesel sebeplerin" arasında coğrafya da vardır. coğrafi engellerle birbirinden ayrılmış insanların dilleri değişebilir ve farklı lehçeler oluşabilir.

bunun en belirgin örneği kuzey kafkasyadır. bölge coğrafi olarak çok büyük değildir ancak çok dağlıktır. kuzey-güney doğrultusunda geçiş zordur. ayrıca binlerce yıldır saldırı altında kalması sebebiyle halk dağlık alanlarda, kartal yuvalarında yerleşmiştir. bu sebeptendir ki konya kadar yerde 40'ın üzerinde dil ve lehçe vardır. bu diller kendi dil grupları içinde ayrı bir ses yapısı ve dilbilgisi olan dillerdir. ayrıca bu dillerde çevrelerinde olan bitenlere tamamen kayıtsız kalmamaış ve diğer dillerle de kelime alışverişi yapmışlardır.

bir diğer argüman ise kürtçe'nin kelime sayısının azlığıdır. türkçe'de tdk'ya göre bir milyon kelime vardır. yeni sözlüğü de bir milyon kelimelik olacaktır. lakin siz bu bir milyonun içinden terimleri çıkarırsanız geriye sadece günlük hayatta kullanılabilecek kelimeler kalır. peki bunlar kaç kelimedir? belki onbini bulur... hani içimizde en baba türkçe konuşan adam da günlük hayatta kullanılan kelimeler ile ilgi duyduğu alanın terimlerini bilebilir... yoksa bir milyon kelimeyi kim bilecek de kullanacak.

diğer dillerden kelimelerin olması da bir dili zavallı ve lüzumsuz yapmaz. bu bir zenginliktir. zira türkçemize dışarıdan hiç yabancı sözcük girmemiş olsaydı bugün hala kat-kut diye konuşuyor olacaktık. bunun yanında "sokak"ta yürüyemeyecek, "internet"te sözlüğe "giri" giremeyecek, "belediye"miz olmadığı için "belediye otobüsü"ne binip "üniversite"mize gidemeyecek ve "makina mühendisliği" eğitimimizi alamayacaktık.

ayrıca bir örnek vermek gerekirse esperantoyu alın. bu uydurma bir dildir. kelimeleri bilinen dillerdeki kelimelerin biraz bozulmuş halidir. çok basit bir dilbilgisi vardır. lakin papua yeni gine dilindeki edebi eserlerden daha fazla edebi eser vardır bu dilde. nasıl olur derseniz açıklayayım... bu sadece bu dili kullananların yazıya yatkınlığı ile alakalıdır. kürtçe edebi eser yok-ya da az diyenler de neden bunların yazıya yatkınlığı az diye bir düşünür inşallah.
orcinus orca orcinus orca
bazı kürt "aydınlar" iddia ettikleri şekilde türkiye'deki 30 milyon kişinin anadili.tabi bunu duyunca insan düşünüyor ister istemez:nüfus 72 milyon küsür.30 milyonu kürt,geriye kaldı 42 milyon.ama bu 42 milyonu da 30'u aşkın etnik grup paylaşıyor.türkiye'ye türkiye denmesini sağlayan türkler bu şekilde hesaplanırsa azınlıkta kalıyor.zaten saygıdeğer başbakanımızın da belirttiği üzere insanları türk kavramında birleştirirsen işin içinden çıkamazsın(!)
milliyet yazarı taha akyol'un köşesinde okuduğum kadarıyla kürtlerin üçte biri batı illerinde yaşıyor.peki bu kişilerin devlete karşıtı eylem yapmadıkları sürece yaşamlarına müdahale mi ediliyor ya da anadilleri olarak saydıkları farsça-ingilizce-türkçe karışımı bir dil olan kürtçe'ye mi karışılıyor?
bu devletin ve milletin resmi dili türkçe'dir.bu statü anayasanın değişmez ve değiştirilemez ilkelerinden biridir.
öte yandan şöyle bir gerçek var:
lazca,çerkezce,pomakça konuşulması insanları rahatsız etmez,kaygılandırmaz ama kürtçe konuşulursa durum farklıdır.bunun nedenleri araştırılırsa bazı şeyler çok rahat fark edilebilir.
absent absent
özal'ın zamanında yaptığı açıklamada;"o kadar az sözcük var ki kürtçe kitap bile yazılamaz dediği şiive.
pa pa
birkaç ay bağcılar-bakırköy minibüs hattında, şoförün arkasındaki koltukta yolculuk edildiği takdirde sular seller gibi öğrenilebilecek dil
ütopya ütopya
öncelikle belirtmek gerekir ki musa anter başlıklı yazıda yapılan alıntıya bakarak yazının gidişatını az çok tahmin etmemiz bünyemiz açısından faydalıdır.zira zamanı zaten kayıp kuşaklara bir darbe de şahsımdan gelsin istemem..ve güzel tosuncuklarım hemen yazının altında ki :( linkine tıklayın ve zamanınızı boşuna geçirip zaten anlayamayacağınız bu yazı için kasmayın.bakın sol tarafta ki başlıklarda karı-kız muhabbetlerinin ya da futbol karşılaşmalarının geniş özetlerinin bulunduğu başlıklar var,takılın eğlenin...ha,birde en son orta okulda baktığınız milli tarih kitaplarını bir daha karıştırın sonra bölünme fobilerinize sarılıp uyuyun....

efendim, öncelikle mevzu bahis konu ciddiyet arz eder ki; sözlük yazarlarının genelde yaptığı gibi gösterilen kaynakların kıç olması durumun vehametine gölge düşürmektedir.ayrıca her bilimsel amaçla açılmış başlığa mişli geçmiş zamanla kaynak gösterilecek kadar büyük kıç olduğunu da zannetmiyorum bu tosuncuklarda.zira zamanında çok kez hodri-meydan denmiştir tek dil-din-bayrak'çı,şakşakçı pop milliyetçi ,"ne mozaiği ulan taş gibi mermer" cilere,ama şimdi kaynak olan kıçlar o zaman kaynamışlardır ki, o ayrı mevzu.

neyse, bilimsel dedik,rakam dememiz şart oldu ve ardından istatistikler ve daha önce yayınlanmış bir kaç makale.eee malum konu başka nasıl anlatılır ?

bir kümesteki tavukların bile birbirinden farklı 100e yakın ses çıkardıkları bilimsel olarak gözlemlenmiş bir gerçekken farklı coğrafyalara yayılmış ve tarihsel kökenleri ilk uygarlıklara kadar dayanan (hadi len, sizi kırmayayım arap-fars-türk karışımı) bir halkın dilindeki kelimeleri buna yakın sayılarla ifade eden zihniyetlerle hiç bir alıp vermediğim yoktur, zira, aynı köyde yaşayan insanların dahi birbirini anlayamadığı tezi kaynak göstermek yerine kıçımı gülmek için kullandığım bir sunudur (ulan kürtçe konuşan insanların birbirine garezi olmalı ki aynı köydekiler bile anlaşmak istemiyor dedirtti).ayrıca arap-fars-türk kırması ya da japon-isveçli-madagaskar kırması bir halkın dilide kırılmasında ne olsun (yok mu arttıran?).hem toplu taşıma araçlarında pasif olarak bile öğrenilebilen bir dil üzerinde konuşmaya ne hacet (ööö nasıl konuşuyorsunuz öyle).

işte böyle tosuncuklarım,eğer yazıyı buraya kadar okuyabildiyseniz son olarak bu paragrafıda bir zahmet bitiriverin,alimallah bundan sonraki paragraflarda bilimsel bir kaç veri var zehirlenirsiniz.vakt-i zamanında tdk'nın maaşını düzenli yatırmakla kalmayıp 3 ayda bir de ikramiye verdiği sözüm ona araştırmacı, kürtçeyi çözümlemişti ve bir tv programında anlatıyordu.kürtçenin yapay bir dil olduğundan toplam 150 kelime olmasına rağmen aynı evdekilerin bile anlaşamadığından bahsediyordu ki, oradan biri tek soru sormuştu ve yok öyle yağma dedirtmişti şahsımıza.soru aynen şöyleydi: "hocam siz kürtçenin incelenip anlaşılabilmesi için türkçenin yanı sıra arapça ve farsçanın da çok iyi bilinmesi gerektiğini iddia etmişsiniz.acaba siz bu dillerden herhangi birini biliyormusunuz?".cevabı yazmama gerek yok zira sözlükte çokca bulursunuz bu cevaplardan.(aynı programda yazar mehmet uzun kürtçe yazdığı romandan bir bölüm okumuştu ve türkiyenin farklı bölgelerinden gelen kadınların hepsinin okunan kısmı anladığı görülmüştü)

dillerin geçirdiği evrimi anlamak için çokta zeki olmaya gerek yoktur,fazla değil 100yıl önce yazılmış türkçe bir metni sözlük kullanmadan anlayabilecek yazarların gözlerinden öperim.tdk'nın resmi sitesinde yayınladığı rakamlardan değişimi gözlemlemek tavsiyedir.aynı şekilde yüzyılın başında ulus olma yolunda yeni adımlar atan tüm halklar için geçerli bir durumdur bu,zira yüzyılın başında italyada italyanca konuşan insan sayısı nüfusun sadece yüzde ikisine tekabül ediyordu ki dilleri yoğun bir şekilde fransızcanın etkisindeydi.

iran dillerinin bir alt gurubu (dikkat farsçada bu alt guruplardan biridir) olan kürtçenin de içinde olduğu ortadan bükümlü dillerde kelime türetimi sondan eklemeli dillerdeki kadar kolay değildir ve hemen hemen her algı için bir kelime bulmak gerekir ki, bu da etkileşimin alt unsurlarını oluşturur. fransız dil düşünürü albert dauzat "la philosophie du langage" adlı eserinde alınma sözcüklerin çözümlendiğinde bir dilin tarihinin aydınlatılabileceğini belirtir.haçlı seferlerinin birçok arapça sözcüğün avrupa dillerine geçmesine neden olduğunu,100 yıl savaşlarıyla fransızcaya ingilizce sözcüklerin, 30 yıl savaşlarıyla italyan ve ispanyol terimlerinin girdiğini belirtmektedir.weinreich'a göre ise dil karışması her şeyden önce sözcük düzeyinde dikkati çekmektedir.yazar buna örnek olarak amerikaya göçmüş roman dillerini konuşan göçmenlerin ingilizcenin etkisiyle kendi dillerindekicinsiyet belirten sözcükleri bile kaldırdıklarını da belirtir.bilim adamına göre dillerin birbirleriyle etkileşimlerini üç ayrı terimle tanımlamıştır.

1-yankatman etkisi: komşuluk, bir arada yaşama nedeniyle diller arasındaki etkileşimlere verilen addır
2-altkatman etkisi: herhangi bir ülkede konuşulan dilin, orayı fethedenlerin dilini etkilemesidir ki, o dil tamamen silinmiş bile olsa sonradan egemen olan toplumun dilinde izler bırakır.
3-üstkatman etkisi: bir ülkeyi egemenliği altına alanların dilinin,o ülkede konuşulan dili etkilemesidir.

ve vardığı sonucu şöyle özetlemektedir: "bir toplumun başka toplumlarla bütün bağlarını koparması,kabuğuna çekilmiş, dış dünyayla ilişkilerini kesmiş olarak yaşaması olanağı bulunmadığına göre "her dilde" şu ya da bu ölçüde yabancı öğelerin bulunması doğaldır !!!!

etkileşim babında biraz etkili olabildiyse ne ala.

şimdi varalım bu lehçe mevzusuna.

yine tdk'nın resmi sitesi açılıp bu kelimenin anlamına gayet bakılabilir ve anlamı az biraz düşünülerek hele kilo kaybetmeden anlaşılır. lehçenin coğrafi bir bölünmenin doğal sonucu olduğunu kabul edersek, kürtler gibi dağınık ve ulus bilincinden son zamanlara kadar habersiz olan bir halkın dilinin değil 4, 40 lehçeye bile bölünmesi gayet doğaldır.zira tosuncuklar kürtçe değilse bile türkçenin bir kaç lehçesine kendileri de şahit olmuşlardır.zazaca hariç (zazacanın farklı bir dil olabileceği tartışmaları hala devam etmektedir) diğer lehçelerin kürtçeye olan bağlılığı bilimsel olarak ispatlanmıştır.işin garip yanı dil birliği için gerekli olan ulusal bütünlük de bazen tek başına dili bütünlemeye yetmemektedir,örneğin tarihsel kökenleri çok eskilere dayanan çince ve arapcanın dahi bir bütünlüğü yoktur,birbirinden çok farklı lehçeleri vardır. tabi burada coğrafya demişken dilin genel tarihsel gelişimlerinde coğrafyanın etkisinede bir değinelim.farklı bölgelerde büyüyüp serpilen diller o yörelerin açtığı derin izleri barındırır sinesinde,örneğin; eskimo dillerinde yağan karı tanımlamak için ondan fazla sözcük vardır,türkçede akrabalar arasındaki bağlara verilen isimler ya da kürtçede birçok meyve-sebzeye verilen değişik isimler gibi.

neyse,gelelim dilin gelişimine.oktay sinanoğlu "bye bye türkçe" kitabında (türkçeyi kastederek) bir dilin gelişmesi için o dilde eğitim yapılmasının gerekliliğini ispatlamıştır.irlanda da konuşulan dil üzerinden örneklediği tezinde yazılı edebiyatın gelişimi ve üretilen metinlerin kullanımı dilin gelişiminde işlevsel olduğunu anlatmaya çalışmıştır.dünya üzerindeki bir çok dilin yazılı edebiyat anlamında üretken olmadığı halde kökenlerinin ve sağlam gramer yapısının olduğu bilinmektedir.öte yandan esperanto,universal gibi yapay diller tarihi-coğrafi bir birliğe dayanmadığı halde binlerce esere anlatım aracı olmuştur.tdk ve thk gibi kurumların türkiyede üstlendiği çabalar bu konuda takdire şayandır,çünkü dilin gelişimi için gerekli argümanı yani edebiyatı teşvik etmişlerdir.

kürtçede gelişen tarihi ve sosyal süreçlerin sonucunda sözlü anlatım özelliği gelişmiş bir dildir,aynı zamanda bir çok yazılı eser de (bkz: ehmedi xani) ,(bkz: melayi cizire), (bkz: feqiya teyran) vermiş olmasına rağmen asıl besin kaynağı sözlü anlatımdır (bkz: dengbej).

düzeltme: dilbilim,sosyal bilim alt başlığı olarak üzerinde ciddiyetle düşünülmesi ve dahi derin araştırmalar sonucu bilgi sahibi olunması gereken bir mevzudur. hakkında yorum yapılmıyorsa bile yapılan açılımlara seri eksi oylar vermek bilimsel her konuya olduğu gibi buna da fobilerin itkisiyle yaklaşmaktır..

ek: genelde dilbilim üzerine özelde ise ülkemizde konuşulan veya konuşulmuş olan diller üzerine sohbet etmek isteyenlere kapımız her daim açıktır..
ütopya ütopya
yukarıdaki girilerden öğrenmek için can alıcı tüyosu alınabilir.keşke ingilizce,almanca dillerinin konuşulduğu minibüs ya da akıl mantık dağıtılan otobüsler de olsaymış dedirtmiştir.espiri değil,kol gibi gerçek yahu...
çöldeki penguen çöldeki penguen
türkiye cumhuriyetinin kurulmasında, kalkınmasında, ülkenin her türlü mücadelesinde ülke ile birlikte hareket etmiş (bkz: istisnalar kaideyi bozmaz) ülkemiz halkından bir kesimin de kullandığı bir dildir.

vakti zamanında bölücü bir örgütün kendilerini öldürmesi, zorla ellerinde ve avuçlarında ne varsa alması, dönemi itibarı ile zorla alıp dağa kaçırmasını bile yaşamış olan bu halkımızın içinden birileri (sadece onlar değil türk'üde var, laz'ıda, çerkez'ide) maalesef destek verdiği için ve bi şekilde böyle görünmesi bir çok gücün hoşuna gittiği için bölücü örgütün tamamen onlardan oluşuyormuş durumunun kabul görmesi ile esasen terörizme tepki vermesi gereken halkımın maalesef bu insanlarımıza ve dillerine antipatik bi yaklaşımla yaklaştığı görülmektedir. bu dil ülkemizde konuşulmaktadır. doğrusu ile yanlışı ile (hangimiz sütten çıkmış ak kaşığız) bizim halkımızdan olanların kullandığı bir dildir ve saygı duyulmalıdır. illere göre farklılık göstermesi doğru olup, tamamen anlaşılmazlık değilde kısmi farklılıklar gösteren bir dildir. yaşadığımız ülkede terörizm maksatlı olmadığı müddetçe, bölücülük niyeti taşımıyanlarca konuşulmasında ve o dille ne yapılmak isteniyorsa (bkz: tiyatro) (bkz: sinema) (bkz: kitap) (bkz: müzik) yapılmasında hiç bir mahsur olmayacak olan dildir.


ayrıca (bkz: #1267816)
1 /