kuş

1 /
azureel azureel
kendi başına uçabilmesi ile insanların uçma hayallerine konu olan hayvan.
motor yok pervane yok, sadece kas gücü ile aerodinamik özelliklerini kullanarak havalanabilir. canları sıkılınca alemlere akarlar mekan değiştirirler bi kaç bin kilometre kasmadan uçarlar göç vakitlerinde*. mekanlarını beğenmeyip ibnelik yaparlar satarlar doğdukları toprakları sıcak miami sahillerine bazı türleri, yerlerinde duramazlar: (bkz: göçmen kuş)
uçamayan modelleri de mevcuttur : (bkz: deve kuşu) (bkz: tavuk) (bkz: kivi) gibi.
lethe lethe
çoğu insana sevimli gelse de benim pek sev(e)mediğim hayvan türü. zira alçaktan sürü halinde uçanlardan hep tırsmışımdır bi tarafıma çarpacaklar diye. ayrıca havadan salarlarlar nereye sıçtıkları belli değil. bütün gün cikcik cikcik. sikeyim öyle hayvanatı.
kusmuk kusmuk
en fazla korktuğum hayvan.hele o camilerin önünde insanların yem verdiği binlercesi yok mu..tam bi kabus benim için onların yanından geçmek zorunda olmak.
palmira palmira
esnek türkçemiz sayesinde her yöne çekilebilecek bir kelimedir.bir hayvan ismi,hafif,kel,beyinsiz anlamlarının dışında:

öğretmen-hadi çocuklar bana kuşları gösterin.nerde kuşlar?
öğrencinin biri pipisini açar ve onu gösterir.
andromeda andromeda
bizim fakültede (bkz: dokuz eylül üniversitesi işletme fakültesi) kızların birbirine hitap şekli. daha rahat anlamanız için hemen cümle içinde kullanıp örneklendireyim:
-kuuş, defterim sen de mi?
-kuşş, makyajım olmuş mu?
-saçım bozulmuş, yapıım, şunu bi tutar mısığn kuş?
koridorda, kantinde, orda burda seslenme halleri de var tabii: -kuuuşşşş, bekle bekle, beni de bekle!
- ay kuş, alışverişe çıksak ya bugün..
-kuşum, yarın pazara gidelim mi?

işte okulda günlerim böyle geçiyor benim. dayanamıyorum, 'sensin kuş' diyesim geliyor, diyorum da bazen, ama anlamıyorlar, saf saf bakıyorlar, ve de hemen unutuyorlar.. ertesi sabah yine aynı şekilde:
-günaydın kuş!
iç sesim ' kuş ne lan kuş neee?! sensin kuş! mal!' dese de, ben dışımdan:
- :) (gülümsemek oluyo bu) sana da günaydın canım.. saçların ne güzel olmuş bugün..

ben de biraz şeymişim sanki, yazınca farkettim. ikiyüzlü gibi böyle biraz, ama tam öyle de değil sanki.. kendime söz söylemek istemiyorum, idare etmek için yapıyorum çünkü, gerçekten! napiim, hakediyorlar ama*
tembel tembel
ormanda yaşaması gereken bir hayvan. kuşlar ormanda olmayınca, ya da ormanda kuşlar olmayınca, hem kuşlar hem ağaçlar eksik kalıyor.

bir gün üşenmeyin de en yakın orman neredeyse atlayıp gidin. gündüz vakti, hatta mümkünse sabahın erken saatleri olsun. inin arabanızdan, otobüsünüzden, bisikletiniz veya uçan dairenizden; ormanın içlerine doğru bir-iki kilometre kadar yürüyün. sonra durun, sessiz olun ve dinleyin. ağaçların, dallarındaki kuşlar vasıtasıyla, birbirlerine seslendiğini duyuyorsunuz değil mi? geceleyin dallarından, gövdelerinden çıkardıkları çatırtılarla haberleşen ağaçlar, gündüz kalıbı dinlendirir. haberleşme işini de kuşlara devrederler. ormanda kuşlar, ağaçların gündüz sesleridir.

şehrin ağaçları binalar. çok katlı, betonarme, çatılı, bacalı, asansörlü yapılar. onların da kendilerine göre sesleri var ve onlar da sesleniyor birbirlerine. ama sesleri kuş sesleri değil, daha çok boş bir midenin guruldamasını andıran bir takım homurtu ve şarıltılar. o sesleri duymak için sessiz olmaya da, beklemeye de, dinlemeye de gerek yok. siz ne yaparsanız yapın, ister meşgul, ister rahat, ister mutlu, isterseniz üzgün olun, o homurtular, gurultular, şakırtılar ve takırtılar bir biçimde gelip sizi bulacaktır.

şehrin asfalt ve betonarme çevresinde ikamet eden ağaçlar ise birbirlerine seslenmezler. seslenseler bile siz duyamazsınız, duysanız da anlam veremezsiniz ki zaten. şehirde ağaçlar kuşlarından, kuşlar seslerinden, sesler kimliklerinden yoksun kalır.
1 /