lades

1 /
markrenton markrenton
hocamın beni götürdüğü yumurta restoranı(!)
karışık menemeni (pastırma,sucuk,kaşar) harika. herhalde dünden sonra müdavimi olacağım yer.
mekan yeri cami sokağın karşı sokağı.
dibap dibap
tavuğun en kârlı * kemiği. yemekten lades kemiği çıkar, aa ladese girelim diye biri atılır, "ladesim lades olsun mu" diye başlayan karşılıklı laf atışından sonra (bkz: havada bulut sen bu işi unut) diye bitirilir. bu laftan sonraki kısmı malum, karşındakinden bir şey alırken aklımda demekten harab olunur.. bir de birkaç gün/hafta süreni vardır hinlik ister, boş durulmaz plan yapılır yapılır durulur ya da unutulup gider...
absinthe absinthe
bazen can sıkıntısından ortada tavukla ilgili hiçbir şey yokken de ladese girilebilir.serçe parmaklar birbirine kenetlenecek şekilde neyine olduğu kararlaştırılır.hafızası iyi olan taraf sonucunda güzel yemekler yiyebilir..
compasino compasino
tavuklardan çıkan bir kemiktir. kırılarak oyun başlar. tavukların egemenliği başlasa demezler miydi 'lan oğlum pişirdiniz, yediniz, yumurtalarımızı çaldınız yetmedi kemiklerimizle de oyun oynadınız. ayıp. yakışır mı insanoğluna. sizin başınıza gelecekler pişmiş tavuğun başına gelmeyecek. ay ne saçmaladım ben'?
insanlığa çağrımdır: daha dikkatli olalım doğaya karşı. bakın küresel ısınma falan. olmuyor.
kedi kedi
bir nazım hikmet şiiri.

lades tutuşalım seninle diye
dün gece yalvardım şen sevgiliye
imalı bir eda verip sesine
sevgili dedi ki: söyle nesine?
dedim: aldatırsam eğer ben seni,
bir kere öpeyim beyaz enseni
aldanırsam 3 gün yüzüme bakma
saçını önümde çözüp bırakma!
görelim yenecek diye kim kimi
güldü, kabul etti teklifimi
artık her sözümden bir hile seçti
dakikalar geçti..saatler geçti..
na onu aldattım ne da aldandım
bu böyle seneler sürecek sandım..
onun dalgınlığı benden de derin,
eski bir şark işi ipek minderin
bir ucunda kendi bir ucunda ben,
gözlerimiz yerde düşünüyorken
ne hile bulalım diye yarın,
birden o saçını omuzlarına tel tel dağıtarak karşımda durdu
sonra dizlerime düşüp oturdu
dediki: yakınlaş! yakınlaş! eğil!
artık ben ladesi cezayı değil
bütün varlığımı unuttum bir an
bu beklenilmeyen iltifatından
binlerce ihtimal gelirken akla
dedi şu fildişi ince tarakla
saçımı tara bir tel incitmeden.
daha tarağa elim gitmeden
güldü lades diye yerden kalkarak
düştü parçalandı yerlerde tarak...
cevizağacı cevizağacı
dayımla yaklaşık 1,5 yıldır sürdürdüğümüz, anneannemin cenazesinde bile su götürdüğümde aklımda diyerek beni şaşırtan, hafıza oyunu gibi birşey. dayııı duy sesimi bitsin artık bu işkence!!!
gxix gxix
öyle bir sözcüktür ki; alakasız bir ortamda, alakasız (ladesine girmediğiniz) birine bir şey verip yüksek sesle "lades!" derseniz o kişiyi bile feci rahatsız eder. deneyin görün..
bimekan bimekan
müfide inselel'in çok hoş bir şarkısı.

tozlu loş bir mahzende
yaralarımı yalıyordum
hüngür hüngür yağıyordu yağmur
ince ince ağlıyordum

işte öyle bir akşamdı sevgilim
senden aldım kendimi
beş duyumla kilitledim dört mevsim sevdim seni
üç kez köşeden döndük iki kez terk ettim evi
bu son ikilenemez
bir kez unuttum seni
sen unuttun bak bende unuttum
unuttu herkes lades

kısacık bir şarkıdır, zannediyorum kurgu değil, müfide inselel'in gerçek duyguları.

o yüzden bu kadar dokunuyor herhalde.
saki saki
lades

yüreğimi dolaşırdı üşüyen bir ses
gözlerinde buğulanırdı camlar
-ellerin ellerimde, lades-

hangi yöne doğru sollardık zamanı,
ölüm hangi yönden giderdi?
akşamlar içimizde uzun birer yara
gibi açılırdı, her gece dev birer kafes.
başlardık buzlu ağlamalara
-yüreğimi sana verdim, lades-

yüzüne gömdüm gençliğimi
orda kayboldu aslında

yeni aşklar sunmayın bana,
aklımda…


can bahadir yuce
1 /