lise

2 /
cenk cenk
çoğu kişinin aksine severek gittiğim, hayatımın (tabi suana kadar) en güzel yıllarını yaşadığım ve en güzel arkadaş ortamını kurduğum, teşekkürden fazla bir şey alamadığım(takdir sağolsun kendini bir kere gösterdi bana), çok şey öğrendiğim ama en önemlisi yaşamanın, hayatta kalmanın yolunu beynime kazıyan hocalarımın 1/5 ini sevmediğim sevgi pıtırcıklarıya dolu güzel bir ortam.tavsiye ederim..
b4r1ş b4r1ş
artısı eksisi yanında hiç görülmeyecek kadar küçüktür.hayatımın boşa geçmiş zamanları diye hayıflanıyorum arada sırada ama sağlık olsun.
death death
kendi lisemin sikindirik bir lise olması sebebiyle, lise hayatımı sikilip atılmasına neden olan ilimin irfanın yuvalandığı yer.

her cuma ve pazartesi müdürün istisnasız bir ders saati konuştuğu (abartısız ve en az olarak), okul kıyafetlerinin kahverengi olduğu, kızlarla erkekleri yanyana aynı sırada görülmesinin olay olduğu, 6 saatin boşa uçup gittiği gereksiz yer.
hayır felsefe dersine ingilizce hocası, tarihe beden hocası giriyor. içinde çok fazla ''lan'lı ve göt'lü'' sözcükler bulunduruan cümlelerle saymak istiyorum. o 6 saatimi çalmaları, hayattan nefret ettirmeleri üstüne hakaretleri falan neyse de sınıf kilitli lan?sınıfa giremiyoruz ki biz.. ! kısacası, bir işe yaramayan dershanenin açıklarını kapamak zorunda olduğu, ayranı 75 kuruşa satan, bu sene kurtulacağım, ibne yer.
guernica guernica
çıktığı ağzın çok da mühim olmadığı ancak işitilen kulaklardan ilerleyip zihne yerleştiği an, o kulakların sahibini alıp çok çok uzaklara götürebilen ve her ne yaşandıysa yaşansın, birçok dudak kıvrımının yer çekiminin tersi yönünde hareketlenmesine neden olabilecek nadir kelimelerden. o kutsal yerde ister inek olun, ister fasulye sırığı, ister kepçe kulak olun, isterseniz futbol takımının kaptanı, farketmez. hayatınızın en azından 3-4 güzel senesine yataklık yapmıştır lise. muhabbet konuları arasında en uzun soluklusu, en tadından yenmezi lise muhabbetleridir bazen.

her pazartesi, 1-2 saat önce üzerinde pirelerin vals yaptığı yeriniz sabah ayazıyla donar sevgili müdürünüzün nutukları eşliğinde. hayatınızda görüp göreceğiniz en güzel yardımlaşmaları yaşarsınız sınav zamanları. derbilerden önce ve sonra gerçekleşen minik tartışmalardan küçük sıyrıklarla ayrılmak, sizin için bir zevktir.

lise arkadaşlıklarıysa kısa sürer belki, ama seneler sonra boynuna atlayabilirsiniz yolda gördüğünüzde o tanıdık simanın. garipsenmez böyle şeyler. çünkü orada en saf duygularınızla hareket edip öyle tanıtmışsınızdır kendinizi.

ve tabi bir de lise aşkları vardır. ne şarkılar, ne şiirlerde bulursunuz kendinizi hiç sevmediğiniz divan edebiyatında bile. o 4 sene akıp gider belki tek bir kelime edemeden kendisine. kimi zamansa bir ömürlük zamandır sizin için, oturup karşınıza aşklarını anlatırken o. kahrolursunuz bir dostunuz hakkındaki akıl almaz kendinden geçişlerinizden ötürü.

ama hepsi topu topu 4 senedir işte.
legendary legendary
eğer mal değilseniz hayatınızın en güzel yıllarını geçirebileceğiniz okul dönemi. çünkü daha sonra hiç bir zaman lise de ki gibi düşünemiyor, o zaman ki gibi aşık olamıyorsunuz.
büyüdükçe hep daha az risk almaya başlıyor insan, daha fazla düşünüyor... daha sorumlu olduğunu hissedip seviniyor bazen, ama yine de özlüyor lise de ki halini...
o zaman yapılan saçmalıklar artık istense de yapılamıyor. yapmak isteseniz, çevre baskısı bağlıyor elinizi ayağınızı... "çocuk musun ?" nidaları..
güzeldir lise yaşayabilenler için... çünkü fırsat kaçmadan değerlendirilmiştir... ve bazı fırsatlar hayatta bir defa gelir... tıpkı lise gibi...
dadalkızı dadalkızı
liseye üçe kadar dört lise değiştirmiş biri olarak diyorum ki kafa bir dostun olsun ortaokulu seviyorsanız ortaokul gibidir üniversiteyi seviyorsanız üniversite gibidir. anaokulu gibiyse dostunuzun ya da sizin ıq testi yaptırmanızı öneriyoruz ruz mu ruhi sen misin?
karadenizli61 karadenizli61
8 senelik zorunlu eğitim olan ilköğretim bitirdikten sonra gidilen ,zorunlu olmayan, 3 yada 4 senelik öğretim kurumu. hemen sonrasında ise ümiversiteye yani yüksek öğretime gidilir.

ilköğretim(ilkokul + ortaokul) - ortaöğretim (lise) - yüksek öğretim (üniversite)
olea olea
mezuniyet törenimde edebiyat öğretmenimin okuduğu bir şiir vardı, o zamanlar bitse de gitsek hallerinde olduğumuz için çok ciddiye almadığımız büyüdükçe vay be diyerek anımsadığımız satırlardan bir kısmını paylaşmak istiyorum;

şimdi 1 puan vermedi diye hakkını yediğini düşünerek kalbini kırdığın hocanın iş hayatında hakkını ararken karşılaştıklarının yanında ne kadar masum olduğunu,
üzerinden söküp atmak için can attığın okul gömleğinin iş kıyafetlerine göre ne kadar rahat olduğunu, geç kağıdı alıp derse girmeyi alışkanlık haline getirdiğin için sana kızan öğretmenlerinin yerini mesai başlangıcında seni kontrol eden müdürlerinin yanındaki masumiyetini, sıra arkadaşıyla yapılan kavgaların kariyer basamaklarındaki çekişmelerin yanında nasıl basit kaldığını zamanla göreceksin. şimdi son zil çalsın ve gideyim diye yanıp tutuştuğun bu okula bir dajha asla dönemeyeceksin, evet şimdi özgürsün ama bilki bu günleri hep çok özleyeceksin...

tam olarak böyle olmasa da içerik buydu, çok özlüyorum çoğu zaman özellikle egosu yüksek insanlarla cebelleşirken ve hocamı saygıyla anımsıyorum. lisede olmak ne güzeldi, oysa şimdi herşeyin önünde bir perde var...
orgomelih orgomelih
az önce bir tanıdığın lise 3 kitaplarını karıştırma imkanı buldum ve çok üzüldüm.neden mi?
öncelikle edebiyat derslerine baktım;tanzimat,serveti fünun,fecri ati,milli edebiyat dönemlerini işlemişler,güzel.
milli edebiyatta kurtuluş savaşımızın denk geldiği yıllara rastlar(ondna önce de vardı).baktım kimin yazılarını okutuyorlar diye,iki ingiliz himayesine girmeye çalışan(yani kurtuluş savaşımıza karşı olan) halide edip adıvar ile refik halit karay'ın yazıları okutturuluyor öğrencilerimize.
bu mudur?bir lise çağındaki çocuk kurtuluş'a karşı çıkan birisinin yazılarını okursa mı daha hayırlı olur,yoksa kurtuluş'u isteyen birisinin yazılarını okursa daha hayırlı olur?
sorun sadece bu derste değil:türkiye cumhuriyeti inkılap tarihi ve atatürkçülük dersinde kurtuluş savaşı'nı işlemişler.kitaba baktım da hep sebep-sonuç ilişkisi.yani lise öğrencilerimiz kurtuluş savaşımızı kulaktan dolma bilgilerle,geçmişte atalarımızın kurtuluş mücadelesindeki hissettiklerini anlayamadan geçiştiriliyor.lise öğrencilerinin kaçı diyap ağa'yı biliyor?
diğer yanlış nokta:lozan anlaşmasını bir ders saatinde işledik dedi.
halbuki lozan bir derste işlenecek konu değildir.lozan'da 600 yıllık osmanlı devleti'nin hesabının görüldüğü,ismet paşa'nın büyük çabaları sayesinde barışı canavarın midesinden çıkardığımız büyük bir anlaşmadır.
tabii sorun burda da bitmiyor,cumhuriyet dönemi'nde de çok büyük hatalar var kitapta.cumhuriyet'in önemini gençlik bilmiyor,bize ne kadar büyük şeyler kazandırdıklarını bilmiyor maalesef.
benim önerim şudur:efsane isim turgut özakman'ın türkiye üçlemesi;diriliş-çanakkale 1915,şu çılgın türkler ve cumhuriyet-türk mucizesi kitapları lise müfredatına ders kitapları olarak okutulmaya başlanılırsa belki gelecek neslin yüzde 47'si bilinçsiz olmaz diye düşünüyorum.
rain man rain man
ergenler panayırı. insan evriminin en berbat dönemi. sivilceler sürekli ereksiyon halindelermiş izlenimi veren gençler.hiç sevmem. psikolojik olarak ta atlatılması gereken, ileri yaşlara asla sarkmaması elzem olan evre.
keyif pezevengi keyif pezevengi
içindeyken nefret ettiğim, düşündükçe -mezuniyetimden 7 yıl geçmesine rağmen- hala nefret ettiğim kurum.

hayatımdan hiç bu kadar brutal biçimde 3 sene çalındığını hissetmemiştim. öyle çılgın ergenlik problemleri olan biri de değildim. ama herhalde yatılı fen lisesi olması, jenerasyonumun acayipliğinden ve de okulun kendisinden olsa gerek. nineteen eighty four'daki gibiydik. günde 8 saat ders, akabinde de 2 saat (yanlış hatırlamıyorsam) etüd vardı. ondan sonra zaten bünyede pek enerji kalmaz osura osura uyurduk. etüd meselesi başlarda taşağa alınırdı ama sonra herkes -belki de öss stresinden zart zurt- bir gman gibi ciddi olmuştu. bizim devreden neredeyse tüm kızlar gitti üst sınıflara verdi, hatunlar fena da değillerdi. zaten yatılı okul klasiğidir: bina içi sıcaklığın taşakları bezelye kadar ufaltacak kadar soğuk olması ve toplama kamplarındaki gibi yemekler. jenerasyon dedim, belki de çok genelledim ama herkes biraz mesafeli, etraflarında ego aurası ile dolaşıyordu (mezuniyet balosu yapmadık lan biz). 4-5'ten fazla kafa arkadaşım olmamıştır.

zamanında ve de şimdi hala vardır, "lise yıllarınız hayatınızın en güzel anıları olarak kalacak, çok güzel hatıralarınız olacak" diyenlerin hepsinin kafasını lise binamdaki sifonu çalışmayan kenef deliklerine sokmak istiyorum. siktirin lan.
2 /