lise

6 /
nickim minaj olsun nickim minaj olsun
bu gün 4 yıl süren lise maceram son buldu. oturdum ağladım her bir geçirdiğim seneye. ne kadar boş geçirmiş ne kadar darbe yemişim. bana hiç mutlu bir anı bırakmadı kahrolası lise. her günüm ayrı açı ayrı bir hüzün bıraktı içimde. yaraydı iyileşmeyi bekleyen. bugün kapandı o yara.

bugün karneyi alır almaz hızlı adımlarla çıktım kapıdan. arkama dönüp bakmadım bile. bir anda sildim herşeyi. arkadaşlarımın ya da daha doğrusu insanların adını unutuverdim aniden. numaraları sildim tek tek. gruptan çıktım hemen. hatırlamak veya hatırlanmak istemiyordum çünkü. sonunda bitti lanet olası lise dedim içimden. ama kalbim aynısını demiyordu. keşke bir fırsat daha olsa. keşke yeniden başlasam şu liseye. nasıl bir plan yapacağıma şu an olanları bilerek karar versem diyordum. bir sürü sevgilim oldu. bir sürü kanka dediğim oldu. aynı kişilere bela okuduğum da. ama ne pişmanlık fayda eder ne de tekrar olanları hatırlayıp kendimi üzmek.sadece açı kaldı içimde yeni kapanan.

şimdiki aklım olsa yine o popüler kız olduğumda kimseyle olmazdım. bir tek sevgili dahi edibmezdim. ortamlara katılıp her zaman dedikodusu çevrilen ulaşılamayan insan olurdum. kimseyle muhattap olmaz sadece derslerime bakardım. dershaneye yazılmaz oturup kendim çalışırdım. bunun dışında da kendime araştırma konuları bulur bulduğum ve öğrendiğim konuları not ederdim. haftada 7 kitap bitirip 7 film izler sabahları gazete okurdum. paramı saçmasapan şeylere yatıracağıma biriktirmeyi seçerdim. öyle ki anın tadını çıkarmak size daha cazip geliyor ki mezun olduğunuzun elinizde hiç bir şey kalmadığının koskoca yılları boşa harcadığınızın farkına ancak benim gibi mezun olduğunuzda varabiliyorsunuz. o yüzden zamanın kıymetini bilin. geri alamayacağınız tek şey topraktaki ruh ve zaman bunu asla unutmayın...
epoksietan epoksietan
herkesin efsane dostluklar kurduğunu söylediği benimse nefret ettiğim yer. birkaç anı dışında gerisini çöpe at yaşananların. lise dizileri izleyip çok beklentiye girmemek lazım, üniversite çoğu bakımdan daha iyi, bence.
secur1tyzone secur1tyzone
hayatın belki de en öğretici bölümüdür.
üniversite gibi çıkar odaklı arkadaşlıklar burada pek uzun ömürlü olmadığı için ve gerçekten iyi arkadaşlar edinebildiyseniz o arkadaşlarınızla uzuuun zaman dilimi boyunca kopmamanız ve arkadaş kalmanız olasıdır.
lucifer morningstar lucifer morningstar
pembe dizi gibi olan ortaöğretim kurulu. öğrencilerim benimle dertleşmeyi sever. genç olduğum için yakın görüyorlar. tavsiye almaya gelirler, sorunlarını anlatırlar. halbuki tavsiye vermede çok kötüyümdür. sevimliyim diye seçildim sanırım.

neler neler duyuyor bu kulaklar bir bilseniz! 14-17 yaşında o kadar dertli ki bu çocuklar. kimlik arayışı, kendini akranlarına kabullendirme, rekabet, ilişkiler, madde kullanımı, ailevi sorunlar, hamilelikler, ne ararsanız var.

lise çok karışık ve kaotik bir yer. tüm lise çağındaki çocuklara bu hayatta şans diliyorum. kıyamam size ben.
kolaylokma kolaylokma
hayatımın en korkunç 4 yılını geçirdiğim kurum. lisedeyken içine kapanık, her türlü zorbalığa açık, lise 2 den sonra arkadaş edinen, şişman ve gözlüklü, olası bir teen slasher filminde ilk ölecek karakter gibiydim. hala bendeki yaralarını sarmaya çalışıyorum o 4 yılın. 26 yaşındayım, öyle kötü şeyler yaşadım ki bazen halen rüyalarımda görüyorum bilmiyorum belki halen ergenlikten çıkamadım. hatırlamak bile canımı acıtıyor. liseden kimseyle görüşmüyorum. böyle iyi.
furious furious
beni bozdun lise.
ilkokulda 3. sınıfa kadar b sınıfındaydım, 3. sınıfta ise sabahçı olmak istemediğim için(8 senelik ilkokul hayatımın tek öğlencilik dönemi 3. sınıftaydı) başka sınıfa geçmek istedim. sınıfımdan da memnundum aslında. 3. sınıfın ilk günü sıraya girdiğimde direkt alaya alındım, sınıftaki bazı öğrenciler "kız gelecek diyorlardı kız mı bu?" tarzı söylemleriyle beni uzaklaştırdılar. o zamana kadar aşırı kavgacı bir çocuktum ve hiç de dayak yememiştim. o zaman neden birkaçının ağzını eline vermedim bilmiyorum, versem her şey daha farklı olurdu.
bunun verdiği eziklikle mi bilmem ilkokul boyunca sönük bir tip oldum, sesim çıkmazdı.

liseye geçtiğim zaman bir şeyleri değiştirmeye karar verdim ki iyi bok yedim.
ilkokulun aksine girişken, özgüveni yüksek bir ergen oldum çıktım. okuldaki hemen her kızı tanıyordum, derslere girmiyor kantinde oturuyordum. ben kantine indiğimde herkes toplaşırdı en az 10-15 kişilik gruplar halinde sohbetler edilir ağzıma bakılırdı. nasıl olduğunu bilmeden popi olmuştum, elbette her şeyin bedeli var.
ilk sene 90 gün devamsızlıkla sınıfta kaldım. okula gitmiyor değildim, derslere girmiyordum. 2. sene her şey değişti, yeni sınıfımda eski sınıfımdan, eski kadromdan kimse yoktu. bizim okulun namı geniştir. 9. sınıftaki 100 öğrenciden 70'i sınıfta kalır garanti. ama herkes farklı sınıflara dağılmıştı, bana da sevmediğim tipler kalmıştı. gözden ırak, gönülden ırak. ilk dönem arada bir konuşsak, kantinde laklaklasak da 2. dönem arkadaşlarımdan uzaklaşmıştım. onca ilgiden sonra boşluğa düşüş bana pek iyi hissettirmedi.
ama ilk senemden ders almıştım ve bu sene 90 gün değil 70 gün devamsızlık yaparak sınıfta kalmış ve okuldan atılmıştım. gelişim gösteriyorum en azından amk. lise hikâyem böyle bitti. açığa yazıldım, üniversite kazandım. bir üniversitem bitti şimdi ikincisini okuyacağım. kısacası lise iyi hoş ama boş. boktan bi yer. yine de lise dönemimi yaşayabilmek isterdim.
6 /