lleyton hewitt

mosquito hunter mosquito hunter
1981 doğumlu avustralyalı tenisçi.2001'de amerika açık ve 2002'de wimbledon şampiyonu olmuştur ve aynı yıl dünya klasmanında 1 numaraya yükselen en genç erkek tenisçi olmuştur.kariyeri roger federer'in ortaya çıkmasından sonra düşüşe geçmiştir.maç esnasında hekemlerle çok oynaması ve rakiplerinin ırkçılık suçlamalarıyla birçok kişinin antipatisini kazanmıştır.bayan tenisinin ünlü raketlerinden kim clijsters ile evlidir.
fakespeare fakespeare
tenis dünyasında (maalesef türkçeye benim tarafımdan çevrileceği için saçma gelebilir) savunmaya yönelik arka çizgi karşı vuruşçusu ( defensive baseline counterpuncher ). genelde ralliler sırasında arka çizgide kalır. fileye sadece drop shot veya çabuk karşılama vuruşları için gelir. hewitt insanı geçtiğimiz bir iki yılki başarısızlıklarından ders çıkararak servislerini geliştirmiştir. ilk servisleri artık 200 km'h civarındadır. maçın riskli anlarında dahi ace denemeleri vardır. ama hewitt'in acelerinin asıl kaynağı hızlı servis değil kontrollü servistir. mükemmel bir servis kontrolü vardır bu adamın. hızlı servis atmadan da çok rahat ace atılabileceğinin kanıtıdır zannımca. hewitt ayrıca tenis oyuncuları arasında voleler konusunda iyi bir yere sahiptir ve kafa üstü smacı bu oyunda en iyi yapanlar arasındadır. hewitt'in en karakteristik vuruşu ise rakibini fileye çektikten sonra üstten falsolu lobdur.

hewitt bir robottur aslında. hiçkimse oleeey hewitt'e karşı 3 defa maç sayısı için servis atacam heleelelöy dememeli. adamı haşat eder karışmam. geriden gelip kazandığı maçlar çoktur hewitt'in. örneğin hatırlayamadığım bir yılda daha 2. sette federer hewitt'e karşı maç sayısı için 2 defa servis kullanma şansı elde etmiş fakat hewitt federer'in gözüne baka baka önce servisi kırmış sonrasında da maçı almıştır. ama sanırım sene 2003'tü. bugün olsa federer aynı hatayı yapmazdı muhtemelen.

hewitt eğlenceli bir adamdır ama ırkçı mıdır bilemem. sivri dilli olduğu için onu çekemeyen insanların uydurması da olabilir. neyse efendim bu arkadaşımız maç sırasında " haaaahaaa kdummmm mu?" tadında sözler sarfeder hakem bile utanır bazen. 1998 yılında david kupasında çeyrek finalde yevgeny kafelnikov ile eşleşir hewitt. kafelnikov maç öncesi televizyona " hewitt'e ders vermeye geldim. üstelik para da almayacağım" der. e o zamanlar hewitt daha 17 yaşında. biri böyle derse duramaz yerinde. neyse efendim kafelnikov set alamaz maçta. hewitt kazanır. maç sonrası o herkesin ciddi ciddi konuştuğu programa konuk olur hewitt. gayet sakin bir yüz ifadesiyle oturur. spiker maç nasıldı diye sorar. hewitt artık daha fazla dayanamaz ve şöyle der: " kafelnikov'un ağzına burnuna..." neyse efendim böyle de deli birirdir işte.

ırkçılık suçlamaları ise şundan kaynaklanıyor. 2001 yılında amerika açıkta hewitt blake ile karşı karşıya gelmişti ( siyahi tenisçi) . hakem de siyahiydi. maçta blake 2 defa çok bariz biçimde ayak hatası yaptı ama hakem ikisini de gör(e)medi. yazık ki 3. defa aynı hata oldu ve hakem göremedi. hewitt bunun üzerine olduğu yerden hakeme bağırdı : " şu adamın ayklarına da baksana" . hakem hewitt'i yanına çağırdı ve " onun ayakları da seninkiyle aynı şekilde haraket ediyor hata yok" dedi. hewitt bunun üzerine " seninle onun benzerliğinize bak ne de tesadüf" dedi. şimdi burada asıl amacı siyahisiniz siz bi boka yaramazsınız demek değildi. asıl amacı siyahisiniz ve birbirinizi kolluyorsunuz demekti. ama uzun bir süre adı ırkçı olarak kaldı.

2006 yılında hewitt amerika birleşik devletlerinde gq magazine tarafından yapılan araştırmada en nefret edilen 10 sporcu arasına girmeyi başardı. üstelik bu listeye girmeyi başarabilen tek amerikalı olmayan sporcuda hala hewitt'tir.

2005 ve 2006 yılında hewitt avustralya açıktaki başarısızlığını merkez kortun kötü kaplamalarına bağladı . top olması gerekenden daha fazla zıplıyor ve oyun çok yavaş oynanıyor diyordu hewitt. ama hiçbir yetkili onu ciddiye almadı. bunu üzerine hewitt : " birlikte çalışıp avustralya tenisini daha iyi yapmamız gereken insanlar bana sırtlarını dönüyorlar. sorumluluktan kaçıyorlar. anlamıyorum ben. "diyerek tenise olan hassasiyetini de ortaya koymuştur. 2006 yılında avustralya tenis federasyonu başkanı istifa etmiş yerine craig tiley geçmiş ve ilk iş olarak hewitt'in dediği gibi sahanın kaplamasını yenilemiş ve 2007 yılında maçların daha zevkli olmasını sağlamıştır. hızlı oyun hewitt'in oyun tarzına daha iyi uymaktadır.

hewitt kim clijsters ile bir müddet birlikte olsa da 2004 yılında ayrılmışlardır. tam evlenecekken neden ayrıldıkları hala merak konusu.

2005 yılında avustralya açıkta finalde kaybettikten sonra hewitt avustralyalı aktris bec cartwright ile evlenmiştir. mia rebecca hewitt adında bir kızları var.
iao iao
tenisin şişko nurisidir. iki karakterin kilosuyla alakaları yok. ancak bu adamcağız birinci tur maçında dünya sıralamasında bilmem kaç yüzüncü sıradaki bir tenisçi bile basit hata yaptığında dahi "come on" diye bağırır, sevinçle kendini yakar, zaman zaman da "şiştin şiştin mi" hareketleri yapar. "bir sonraki tur benim, binicem üstüne vurucam kırbacı" diye "oh yaaaa" çeker. şişko nuri'ye "elli bin" diyerek kıçına baka baka dönmesini sağlayanlar arasında marat safin ve roger federer var.

iyi bir oyuncudur bu doğru ama parladığı dönem de koyunların tatilde ya da kuzu olduğu döneme denk gelir. bayanlarda kişilik anlamda denginin martina hingis olduğu aşikar, ancak o zamanında olumsuz tavırları yüzünden steffi graf ve fransız seyircisinden çok sert bir cevap almıştı. siyahi tenisçi blake ile oynarken gene siyahi hakeme sataşıp ağzının dozunu ayarlayamayınca üstüne ırkçı damgasını da yedi. hakikaten gördüğünüz gibi çok sevilen, sayılan, şipşirin bir kardeşimiz.

daha dün nadal ve federer'in avustralya finalindeki saygı dolu hallerini gördükten sonra aklıma geldi bu adam. federer ağlarken onu teselli eden nadal'ın yerinde o olsa herhalde viski içip kahkahalar atardı diye düşündüm.
thedewil thedewil
kayboldu gitti, "bi lleyton hewitt vardı ne oldu ona?"

gece gece nerden aklıma geldiyse durduk yere. güzel ismi vardı ama. iyi de oyuncuydu.
tom still waits tom still waits
avustralyalı tenisçi, tam bir savaşçı. şu an amerika açık ikinci tur maçında sahada. 31 yaşında olmasına rağmen, dünyada şu an bu adam kadar yoğun bir şekilde tenis oynayan başka bir oyuncu bulmak zor. nadal belki. servis kırınca okkalı bir "come onnnn" yolluyor mesela, set alınca havayı defalarca yumruklayarak kıpkırmızı oluyor. kariyerinin bu döneminde maçlarda başta geriye düşüp, sonradan çılgınca mücadele ederek maçı çevirmeye çalışan bir hewitt izliyoruz genelde. çok kazanamıyor belki, ama izlemesi eğlenceli. şu an eurosport'ta.