mahalle maçları

1 /
gocuklu gocuklu
takım kurmaktan bi türlü vakit bulunup da maça başlanamayan, bu çabaların hep altüst olmuş asfalt üzerinde olduğu eylen girişiminin genel olarak en kısa ifadesidir..
wolfshade wolfshade
kavga çıkmazsa tadı çıkmayan olaydı bu. direk üstü de gol olmazdı.belki sevinçle elimizi ayağımızı yıkamaya koşmaktı bitiminde bize zevkli gelen, belki annemizin sırtımıza koyduğu bir mendil.belki.
solti solti
hatırlayınca; bir anlık, içimi ısıtan, eskiye götüren, mutlu eden, biraz burkan ve afallatan en zevkli futbol maçları
gblack gblack
adam alma diye bir olayda vardı mahalle maçlarında... iki kaptan (ki biri mutlaka topun sahibidir) karşılıklı dururlar herbiri bir adım atar kim diğerinin ayağına önce basarsa o ilk adamı alır sonra diğeri.

(özel not: çok güzel günlerdi beee)
boundless boundless
okuldan eve gelinir yolda da sözleşilmiştir ya da bir gün önceden sonra çantayı attığınız gibi sokağa koşulur ve üst mahalleden takım ayarlanır bu gün üst mahalle (daha doğrusu iki üç sokak üstteki çocuklar) deplasmana geliyordur size, muhtemelen kames top ile oynanacaktır maç, dokuz katlısı daha makbuldür gerçi bir süre sonra dokuz katlı kames üretilmemeye başlanmıştır şimdi olsa servet değerinde onlar, tabii kames topumuz olacak da patlatana kadar oynamayacağız ne mümkün, üst mahalle gelir tarlaya gidilir ve taşlar üstüste konulup kaleler oluşturulur tabii ayak uzunluğu baz alınarak, gerisi alın teri bir de kaleye geçirilen takımın en kötüsünün kazmalığı, bir de topu komşunun bahçesine kaçıranlar vardır ki onlar asla unutulmaz hatta gider kendi alır duvardan atlayarak
muzevir muzevir
spor programı görünümlü futbol yorumu programlarında beğenilmeyen maçlar için kullanılan yahut spiker yanı yorumcunun maç sırasında olası kötü gidişatı göstermek için kullandığı kritertir bu: "mahalle maçına döndü maç" klişesiyle kullanılır.

oysa kriter olarak kullanıkları bir yana, çok iyi performanslar sergilenen süper müper liglerin maçlarından bile daha sportif maçlardır bunlar. çünkü sorasında sporu televizyondan yahut tribünden maç seyretmek olarak algılayan kimselerin hayatları boyu yapacakları tek spor aktivitesiydi onlar.
unruly unruly
bu maçlarda kaleler talim terbiye yönetmeliği falan izleniyormuş gibi enleri boyları kesinlikle farklı olur. kalelerin taşları muhakkak ki bir tarafa avantaj sağlayacak şekilde konumlanırlar. "göz var nizam var. sizin kale göt kadar mınısikim" diyene çığırtkan, ağlak, kör sikişken falan olarak bakılır, "ağlama göt ağlama" diyerek konuşma sonlanır.
oyun içinde taşların konumunun devingen olması da cabası.

enlerinin farklı olması böyle iken, boylarındaki hayır yuksekliklerindeki farkın ardında kaleye seçilen eleman, onun endamı posu mosu yatar. aynı yükseklikten giden bir top diğer kalede golken burda gol olmaz. atılan her beş şuttan biri muhakkak taş üstü olur. bazen bu yüzden tartışmalar alevlenir ama dürüstlük fair play rüzgarına kapılan bir oyuncunun "goldü abi" demesi ile olay söner. "adamın gol diyo olm" diyince hakemin ortayı göstermesi gibi gol meşru olur.
art arda goller yakalayan fırsatçı forvetler genelde artiz bir takım aksiyonlar içinde görülebilirler.
kimisi kendi kalesine doğru dik ve yoğun bir gururla ilerlerken, ağzından keskin sesli
"dıskttthtst!"
diye bir tükürük savurur.
bi de mahalle maçlarının unutulmaz kimi i$leri sahada yuvarlanacak topun öyküsünde saklıdır. çoğu zaman oyuncular aralarında paralar toplar ve birkaç kişi top almak üzere ortamdan ayrılır. bunlar figuranlardır çünkü hem parayı çocuklardan tek tek toplayan, hem de hangi topu nerden alınacağını söyleyen bir lider bozuntusu hep vardır. top alınıp gelinende, ona bir benchmark testi uygulayacak olan da yine bu lider ruhlu abimiz olacaktır. abimiz meşini iki elinin arasına sıkıştırır, dikkatlice bilimsel bir araştırma yapma titizliği ile alır yere vurdurur sektirir ve "iyiymiş" diyerek kendi kalite belgesini iliştirir.
genelde topun dandik/inik/yamuk olduğunu iddia edecek birisi de her zaman çıkar.
akıllarazararziyan akıllarazararziyan
mahalle maçları küçük birer veletken bıkmadan usanmadan koşuşturduğumuz günlerin en ciddi olayıydı.sabahtan havasına girer inanılmaz bir hırsla hazırlanır ve en önemlisi zevk almak için değil kazanmak için oynardık.kaybedilmesi halinde mahalleye dönmek zor olurdu biraz.oturup ağlamak gibi olaylar ise mağlubiyet sonrasında çok sıradan ve olağandı.ama mahalle maçlarının en ilginç yanı tuhaf kurallarıydı.örneğin:atanalırspor,kaleden kaleye gol olmaz gibidaha küçük yaşlarda ise abanmak yok,burun vurmak yok ve 3 korner 1 penaltı gibi dahada abuk kuralları barındırır içinde.
1 /