maske

1 /
satanist travesti satanist travesti
ayrıca charles c finn'in etkileyici bir şiiridir. sanırım bir
maske bundan daha iyi anlatılamazdı.

bana aldanmayın!
yüzüm bir maskedir,
sizi aldatmasın.

binlerce maskem var,
çıkarmaya korktuğum,
ve,
hiçbiri ben değilim...
olmadığımı göstermek
ikinci doğam oldu.

"kendinden emin biri" dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için her şey...
adım güven belirtir,
ve,
oyunumun adı
"ağırbaşlılıktır".
içimde ve dışımda denizler sakin,
herşeyin kumandanı ben...
kimseye gereksinme duymayan
ben...
fakat, inanmayın bana,
lütfen!..

her şey dışta düzgün ve cilalı,
hiç yıpranmayan ve her zaman saklayan
o maske!..
altta ne güven, ne de rahatlık...
altta,
karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
gerçek ben!..
ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...
kimsenin bilmesini istemem...
zayıf taraflarımı düşündükçe,
titrer ve sararırım...
ya başkaları görürse iç dünyamı...
gerçek ben ve yalnızlığımı!
işte,
maskelerimi onun için takarım...
onun için, arkalarına saklanacak
maskeler yaratırım...
onlar,
gösterişte kullanabileceğim
parlatılmış yüzlerim.
beni korur, bakan gözlerden...

beni olduğum gibi kabul edecek,
sevecek
bakışlar bulamazsam,
solacak kuruyacak gerçek ben...
ve,
ben bunu biliyorum.
beni kendi maskelerimden kurtaracak,
kurduğum hapishaneden kaçıracak
diktiğim engellerden aşıracak,
beni seven,
beni anlayan
bakışlar olacak.
bana,
"sen değerlisin" diyecek,
"maskesizken, daha bir insansın"
"daha yakın, daha bir dostsun"
diyecek bir bakışa
beni gören bir bakışa
muhtacım...

benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açamayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime,
ne kadar sokulursan yakınıma,
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
hiç merak etme...
ben çevrendeki
her erkek ve kadınım...
maske takan her insanım.
soldier in the army soldier in the army
murathan mungan'ın acayip şiirlerinden biri. sözleri;

maske ölmek isteğidir sevgilim
gerisingeriye dönen etiket
bak gökyüzünde takma bulutlar
ümitlerini yükseğe ayarla
ve bataklık halılarında dinlen
ey kutsal beden
sana da gelecek sıra
pilindeki kuraklık yetmiyor değil mi
hatıranın yüksek gerilimine
başkalarının bantlarında batıp çıkıyor sesin
kağıttan intihar kuleleri
eteklerinde dipnotlarıyla devrildi tek tek
bilgisayarlarının depoladığı vahşetten çıkış alıyor
yeni bir maskenin formülleri
granite dönüşsün diye iskelet, iskelet ve etiket
doğru, kolay silinebilir bir muşambadır seks
ateşten geçirir karton filmleri
bazukalar altında kadife gece
leoparlar öldü sevgilim, parslar, jaguarlar
çölü olmayan bedeviler platoların yeni aynalar
tinerle sil maskeni, ekrandaki görüntüyü ayarla
volümünü kıs kalbinin, dahili hattan seni arıyorlar
te5ir te5ir
ben, sensizlikle kendimi unutmuşum... ben, seni kendimle unutmuşum...
yoktun...
belki de hiç olmamıştın... ne vakit yokluğunun elinden tutup bana gelsen; yaşamın bütün yitirilişleri, bütün eksikleri, senin suretinde maskeler takar, bana dönüşürdü. aylar, yıllar geçer, zaman kendine küser ve ben, bir türlü anlayamazdım hangi benin, senin yokluğun olduğunu...
hangimiz gerçek sendi? söyle bana sevgili, hangimiz bir diğerinin maskesiydi?.. hayatındaki bütün yarım kalmışlardan mı yaratmıştın beni? ben senin, tamamlanmaya çalıştıkça hep bir yanı eksik kalan yalnızlığın mıydım?..
kimeydi bu öfke? insan dargın kalabilir miydi kendi yalnızlığıyla? korkabilir miydi onunla el ele gezdiği sahillere yeniden sürüklenmekten?
söyle sevgili; sen ve ben, birbirimize dönüşmüş maskelerimizden kaçabilir miydik? kaçabilir miydi içimdeki cesaret, sana duyduğum sevgiden?..
hayat bir yenilmekti galiba... ya da sevgimizi yenerek, sevgilimizi yüzüstü bırakıp gitmekti.
kutsal bir ihanetti seni kendimle aldatmak... ve bu ihaneti sorgulamaktı seni maskenle aldatmak...
seninle, sana duyduğum sevgi arasındaki düelloda kimdi hakem? senin yokluğun muydu? ben bu yoklukla, hangi düellodan galip çıkabilirdim ki sevgili? işte o zaman, bir tek kendimi yenebilmeyi zaferlerin en büyüğü sayar; sevgimin seni yenmesini bir maskeye dönüştürüp, olmayışının kederli yüzünde, içimdeki sonsuzluğa yolcu ederdim... ve o yolculukta, duyduğum her ses, baktığım her yüz, konuştuğum her yalnızlık bana seni hatırlattıkça, olmayışını hatırlattıkça; sevgim, sensizliği elinden tutar tuvallerime getirirdi.
insanlar hiç anlayamadılar sensizliği niye bu kadar çok sevdiğimi... ne zaman sensizlik bana gelse, yanında seni de getirirdi çünkü...
sana dönüşmüş maskelerim, seni bana getirirdi...
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
dalışlarda şnorkelle birlikte kullanılan "deniz gözlüğü" diye de bilinen dalışın abc'sinden biridir.
genelde buharlaşma sorunu olur derinliklere indikçe. çok basit bir çözümü var:
kullanmadan bir gün önce tükürüğünüzle camlarını iyice ovuyorsunuz ve bir gün öyle bekletiyorsunuz. kullanım sırasında buhar olmuyor.
ıyy iğrenç diyen kızlarımız da buharlaşmış bir maske kullanabilirler elbette.

(bkz: buharlaşmayan maske istiyoruz)
(bkz: yetkililere duyurulur)
(bkz: devlet bize yardım etsin)
mabel mabel
"insanın ruhunun yüzüne yansıdığına inanmak,

çoğu insanın düştüğü büyük bir yanılgıdır.

kötü huy,bazen yüz hatlarına ve onların değişik hallerine yansır;

ama hepsi bu.

gerçekte,yüzümüz,ruhumuzu saklayabilmemiz için

bize verilmiş bir maskedir."


oscar wilde
1 /