mata hari

1 /
mystra mystra
almanlar için casusluk yaptığı iddiasıyla fransızlar tarafından öldürülen hollandalı dansçı kadın(1917). sonradan casus olmadığı açığa çıkmıştır. böyle sanılmasının nedeni özellikle erkekleri kendisine kul-köle yaparak ortalığın tozunu attırmasıdır. çok çekici ve etkileyici bir hatun olduğu söylenir. bir defasında yüklü bir miktar parayı almanya bünyesine geçirdiği suçuyla yargılanmıştır, bu parayı ona kendisiyle birlikte olmak isteyen bir adamın verdiğini iddia etmiştir. mahkemede şu diyalog geçmiştir
hakim: çok saçma! hangi kadın bu kadar eder ki?
mata hari: tabi ki ben. *
edward punch gogh edward punch gogh
"oysa hiç güzel dans edemezdim.insanlar sadece,onların karşısına çıplak çıkmaya cesaret eden ilk kişi olduğum için görmeye geldiler beni." sözlerinin sahibi hollandalı dansçı,asla bir casus değildir.üniformalı erkeklere tutkundur,oldukça fazla subay sevgilisi,aşığı olmuştur.ve ne yazık ki ölümü de onlar tarafından 11 kurşun ile gerçekleşmiştir.
tanrı misafiri tanrı misafiri
fransız, ingiliz, rus subay ve devlet adamlarından topladığı çok gizli askerî bilgileri kızına yazılmış masum mektuplar halinde özel diplomatik kurye ile paris'ten almanlar'a ulaştırıyordu. alman askerî ve denizcilik istihbarat başkanlarıyla toplantılara katıldığı madrid'den paris'e döndükten sonra, 13 şubat 1917'de tutuklandı. yıllardır hakkında toplanan belgelerin en önemlisi, son madrid seyahatinde madrid elçiliğinden alman askerî merkezine kendi kodu (h21) ile gönderdiği ve yolda ele geçirilen telgraftı. madrid dönüşü alacağı 15.000 ispanyol pezosu tutarındaki çek, tutuklandığı zaman üzerinde bulundu. bir diğer delil de, 1915'te fransa'ya dönmesinden önce alman gizli servisi'nden aldığı 30.000 marklık senetti. mahkemenin söz konusu paralarla ilgili suçlamasını, "hediye aldım" diyerek reddeden mata hari, kuvvetli delil bulunamamasına rağmen idama mahkûm edildi ve 15 ekim 1917'de kurşuna dizildi.

idama giderken gayet soğukkanlı olan mata hari, "bu fransızlar beni öldürmekle ne kazanacaklar, savaşı mı kazanacaklar?" diye yanındakilere dert yanmıştır. kurşuna dizilirken gözlerini bağlatmayarak bir cesaret ve soğukkanlılık örneği göstermiştir.
korkunchayyam korkunchayyam
1. dünya savaşı' nda alman hesabına çalışan, fransız ve rus subaylarından bilgileri aşırıp bazı alman subaylar aracılığıyla ilgili makamlara ulaşan kadın casustur.
hint dilinde " göz bebeği" anlamına gelen isimdir.
bon jovi sever bon jovi sever
margareta zelle
akrep burcu kadınıdır. almanya ve fransa arasında çift taraflı casusluk yapma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmış olmasına rağmen fransanın çalkanlılı dönemini fırsat bilerek üst düzey askerlerini baştan çıkarmak sureti ile efsane olmuştur.
ve fakat deşifre olması sonucu kurşuna dizilmiştir.
son sözleri "bir fahişe olabilirim ama asla bir vatan haini değilim" olmuştur
don quixote rosinantee don quixote rosinantee



güneşte uçan rengarenk bir kelebek gibi yaşamak isterdim.


— mata hari


asıl adı margaretha zelle (1876–1917) olan mata hari, egzotik bir dansçı ve i. dünya savaşı sırasında almanlar hesabına casusluk yapan bir fahişeydi. hayatı ve casusluk kariyeri ile büyük bir üne kavuşmuş, kitap ve filmlere ilham kaynağı olmuştur. pek çokları mata hari'nin özgür ruhlu cinselliği için haksız yere suçlandığını ve başarısızlıkları için bir günah keçisi arayan fransızlar tarafından kullanıldığını düşünmektedir.


hollanda vatandaşı olan zelle on altı yaşındayken okul müdürü ile ilişkisi olduğu için okuldan uzaklaştırıldı. on sekiz yaşında hollandalı bir askerle evlendi. onunla birlikte günümüzde endonezya olan, o zamanların hollanda sömürgesi dutch east indies'e gitti. adam kötü bir eşti. zelle'ye frengi bulaştırdı ve birkaç yıl sonra boşandılar.


avrupa'ya dönen zelle 1903 yılında paris'e gitti. burada gece klüplerinde dans etmeye başladı ve mata hari takma adını kullandı. bu lakap endonezya dilinde "günün gözü" anlamına gelmekteydi. egzotik kostümleri ve striptiz hareketleri, yerel endonezya danslarından esinlenmişti. fransa'da yaşanan bella epoque (güzel dönem)[11] döneminde büyük bir heyecan yaratmış ve pek çok taklitçiye ilham vermişti. bu dönemde fransız seçkinlerinden mata hari'ye aşık olan pek çok kişi vardı. bunların arasında önde gelen iş adamları ve askerler de bulunuyordu.


i. dünya savaşı başladığında mata hari artık avrupa çapında tanınan bir kadındı. kıtanın her yerinde dans etmekteydi. savaş patlak verdiğinde berlin'deydi. tarafsız kalan hollanda'nın vatandaşı olarak avrupa'nın savaşan güçleri arasında özgürce seyahat etme hakkına sahipti. savaş boyunca fransa, almanya, ingiltere, hollanda ve ispanya'ya gitti.


tutuklanmasından yüzyıl sonra bile onun yaşadıkları ile ilgili pek çok ayrıntı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. hem alman hem de fransız güçlerinden ona aşık olan rütbeli subaylar vardı. göründüğü kadarıyla her iki taraf için de ajanlık yapmışsa da gerçekten önemli sırlar öğrenip öğrenmediği belirsizdir. 1917 yılında fransızlar adının casus olarak geçtiği bir alman mesajını deşifre edince şubat ayında tutuklandı. hızla yargılandı ve ölüme mahkum edildi.


15 ekim sabahı son gösterisini yaptı. onu kurşuna dizecek olan bölüğe bir öpücük gönderdi ve gözlerinin bağlanmasını reddetti. öldüğü zaman kırk bir yaşındaydı.


ek bilgiler


1- 1931 yılında çekilen bir filmde mata hari'yi ünlü artist greta garbo (1905–1990) canlandırdı.


2- mata hari içinde vermut, nar suyu, limon suyu ve şeker bulunan bir kokteylin adıdır.


3- mata hari ile ilgili fransız ordusunda bulunan dosya, 2017 yılına kadar açılmayacak. hollandalı avukatlar 2001 yılında mata hari'nin adının temize çıkması için dava açtılar. iddiaları hükümet tarafından kendisine komplo kurulduğuydu.
digital militia digital militia
kendisini idam edecek firing squad'a ölümünden saniyeler önce öpücük patlatmış, tarihin en tartışmalı kadınlarından.

hollanda'nın resmî arşivlerinde bulunan ve kendi elleriyle yazdığı mektuplarda hiçbir şekilde almanya için casusluk yapmadığını iddia etmekte.







genel itibariyle "uluslararası ilişkilerim başarılı bir dansçı olmamdan süregeliyor, kimse için casusluk yapmadım, kendimi savunacak durumda değilim ve lütfen elinizden geleni yapın." diyor paris'teki hollanda konsolosuna.

pat shipman'ın "femme fatale: love, lies, and the unknown life of mata hari" kitabında da yazana göre mata hari almanya'dan bu amaçla para alıyor, yani kabul edilen bir miktar para mevcut, amma ve lâkin hiçbir şekilde bir casusluk eylemine girişmiyor.

her ne kadar "kurnaz, erkekleri manipüle etmek içi seksapelini kullanan bir kadın" dense de kendisi hakkında, farklı düşünen tarihçiler de mevcut. norman polmer ve thomas allen'ın "the spy book" kitabına göre kendisi çekici bir kadın olması hasebiyle önemli erkeklerle münasebet kurmuş, saf ve kolay kandırıldığı için de erkekler tarafından kullanmıştır; yani kurban durumundadır.

çok ama çok ilginç bir karakter olmasına rağmen sinemada adam gibi bir film bulunmamaktadır mata hari ile ilgili.

not: mata hari ismi malayca'da "şafağın gözü" demekmiş.
widdler widdler
asıl adı margaret zelle olan, hollandalı dansçı. başka bir sıfatla tanımlanabileceğini sanmıyorum. fahişe, belki.

okul müdürünün tecavüzü, dayakçı kocasının eziyetleri ve bir bayan arkadaşının gözleri önündeki intiharı.. margaret, hayatının bataklığa dönüşmesini başından geçen bu üç olaya bağlıyor; bu olayları yaşadığı talihsizliklerin dönüm noktası olarak görüyor. ancak bu yaptığı acizliklerine bahane bulmaktan başka bir şey değil. sözü geçen kocayı, gazete ilanından parası bol diye buluyor çünkü. kızını o kadın düşmanı adama bırakıp kaçıyor. üstelik hayatını anlattığı mektuplarında, oğlunun henüz iki yaşına basmamışken evin hizmetçisi tarafından öldürülmesi, yaşlanıp artık arzulanmamasından yakınmasından çok daha az yer kaplıyor. tek derdi para, şöhret ve şımartılmak olan, bunları da bedeniyle elde eden ucuz bir kadın kısacası margaret.

katıldığı bir davette hintli dansçıların gösterisinden etkileniyor bir gece ve 'ben bunu daha önce nasıl düşünemedim?' diyor, atağa geçiyor. evini, yurdunu terkedip fransa'ya kaçıyor. bu kaçış esnasında gerekli evrakları -doğru tahmin; onları da flörtleşmeleriyle elde ediyor- toplarken; malay dilinde 'şafağın gözü' anlamına gelen mata hari ismini uyduruyor. çocuklarına bakma yükümlülüğü taşıyan evli margaret gidiyor; doğu kültürüne aşık, cesur ve özgür mata hari geliyor.

ilk sahnesinde yarım yamalak hint figürleriyle dans ediyor; tamamen soyunuyor ve mastürbasyon yapıyor. 1900ler için fazla cüretkar bir gösteri oluyor bu; mata hari'yi tek gecede arzuladığı üne kavuşturuyor. sonrasındaki yıllar boyunca da 'sanat' dediği bu uyduruk ve kopya performansla yüzlerce mekanda sahne alıyor. başarısı ve parası, otuzlarının sonlarına dek sürüyor. ancak yaşlandıkça çirkinleşiyor ve soyunması da, nüfuzlu kimselerle yatması da seyrekleşmeye, kar etmemeye başlıyor. berlin'de fahiş bir fiyata sahne alması teklifine dört elle sarılmasına bu düşüş sebep oluyor.

berlin'e vardığında yine dans edeceğini zannediyor iken fransızlara karşı casusluk teklifi alıyor. parası hoşuna gidince kabul ediyor ancak bürodan çıkınca yaptığı ilk iş derhal fransa'ya gidip casusluğunu fransızlara bildirmesi ve bu kez fransız ajanlığına başlaması oluyor. üstelik bunu yapma sebebi olarak yalnızca fransa'da kalmak istemesini; paris caddelerini, mağazalarını, restoranlarını sevmesini gösteriyor. bu ajanlık ne politik fikirler ne de vatan sevgisi barındırıyor. yani mata hari bilinenin aksine ajanlığını yürütebilmek için dansçı güzel kadın kimliğine bürünmüyor; dansçıyken casusluk teklifi alıyor. üstelik ne almanlara ne de fransızlara dişe dokunur bilgiler sağlayamıyor. yıllar boyu tek bir bilgi götürmüyor iki tarafa da; götüremiyor belki de.

kırklarının ortalarında yakalanıyor ve fransız mahkemesinde yargılanıyor; idam cezasına çarptırılıyor. uzunca bir süre af diliyor, masum olduğunu iddia ediyor. aleyhine bir delil bulunamasa da, mahkeme mata hari'nin 'kötü kadın' imajından öylesine etkileniyor ki, idam kararından vazgeçmiyor.

15 ekim 1917 günü mata hari kurşuna diziliyor. becemerediği casusluk, fazlasıyla becerdiği fahişelik yüzünden; yok yere, tamamen suçsuzken öldürülüyor.

savcı idamın ardından şu cümleleri kuruyor:

"aramızda kalsın ama elimizdeki deliller o kadar yetersizdi ki, bir kediyi bile mahkum etmeye yetmezdi."


1 /