mecburiyet

kaldırımmühendisi kaldırımmühendisi
mecburiyet...mahkumiyetin kibar hali. arapça cebir sözcğünden türemiştir. cebir arapça zor, zorlayış anlamlarına gelir. zoraki yani. mecbursun, kibar şekilde mahkumsun. nerede istemeden yapılan herhangi bir şey ahan da mecburiyetle karşı karşıyasınız. mecbursun yapmaya, mahkumsun. sorumluluk kılıfına sokar yine yaparsın o işleri. gıkın bile çıkmaz oturursun yerinde. her sabah kalkarsın işine tiksinerek gidersin, yaşarsın ama yaşadığın her ana lanet okursun. her nasıl olursa olsun harcanırsın yok yere...

keşke...

aklında sürekli bir şeyler olduğu halde elinde hiçbir şeyin olmaması. ben de bilirim bilirim elbet ama ah şu "şeyler" olmasa hayatta. içinde "şey" geçen cümleler, edebiyat dolu bile olsa mahkumdur anlaşılmazlık içermeye. asla karşı tarafa tam olarak anlatamazsın hislerini. sonrası malum...keşke, dahalarım bitmemişken**...

hayallerin kadar özgürsün derler ya, eksik demişler. hayallerin kadar özgürsün, gerçeklerin kadar yakınsın o özgürlüğe...
bu kişiyi dikkate almayın bu kişiyi dikkate almayın
insan doğasına aykırı, hayat denen şeyin şaftına kayan kavramdır.

okulda hocalarla aranı iyi tutmak, vize ve final sınavlarına girmek ve başarılı olmak, askere gitmek, iş aramak, başvuru yapmak ve en zor kısmı ikili mülakata katılmak, iş arkadaşlarınla iyi geçinmek, en iyi arkadaşın borç istediğinde vermek, komşu çocuğunun ödevi için yardım istediğinde kabul etmek, eş dost akraba düğünlerine katılmak ve de takım elbise giymek.

bunların hepsi aslında pek yapmak istemediğimiz ama macbur olduğumuz şeyler. halbu ki bu mecburiyet kavramının bu kadar boku çıkartılmasa; okulda hocalara yalakalık yapmadan sınavdan geçebilsek, askere isteyen gitse, ikili mülakata katılmadan işe alınsak, iş arkadaşlarımıza kafa atabilsek, komşu ödev için yardım istediğinde kapıyı yüzüne kapatabilsek, düğünlere şortla gidebilsek eminim daha rahat olurduk. sanırım buna ihtiyacımız var.
papurika papurika
elinin kolunun bağlı olduğu,yapacak bişeyinin olmadığı durumlardır.tavlada pul toplarken 2 açık vermek zorunda kalırsın bu mecburiyettir.bazı durumlarda vardır mecbur olmadığın halde kendini mecbur hissedersin bunada gurur yapmak denir o an için doğru olan odur.
tirilaylaylay tirilaylaylay
modern klasikler dizisinden bir zweig eseri. ressam ferdinand, isviçre' de karısı ile beraber özgürce yaşayan bir karakter. bir gün savaşa çağrılıyor ama ne kendisi gitmek ne de karısı gitmesini istiyor. karısı, ferdinand' ın askere çağrıldığı kağıt parçası eve geldiği dakikadan itibaren zavallı ferdinand' ı kıskaca alıyor. vatan mı yoksa ben mi? vs. sorular soruyor devamlı.

ikisi de savaşa gitmenin başka insanlara hizmet etmek olacağına, gitmeyi kabul edenlerin köle olmayı kabul ettiklerine, savaşların insanın özgür iradesini bitirdiğine inanıyorlar.

okey, konu bitti, şimdi mutlaka bir alıntı yapmalı. oldukça güzel buldum bu ifadeleri ve koluma hint kınasından dövme yaptırdım.

paula aynen şöyle demiş:

"herhangi bir makamın bana boyun eğdirmesine asla izin vermeyeceğim. siz erkekler, hepiniz ideolojileriniz yüzünden çürümüşsünüz, sizler politika ve etik diyorsunuz, oysa biz kadınlar neyin ne olduğunu hissediyoruz. vatanın ne demek olduğunu ben de biliyorum, fakat bugün ne anlama geldiğini de biliyorum. cinayet ve esaret!"