mehmet atlı

1 /
seroo seroo
çok değişik ve güzel bir sese sahip diyarbakırlı kürt müzisyen. koma denge azadi'de çalmış daha sonra 2003 yılında solo çalışmalarına başlamış ve ''jahr: stranên bê zeman û bê ziman'' isimli albümü çıkarmıştır.

albümdeki şarkılar şu şekildedir:

1. wey gidi
2. dengê dilê min
3. jahr
4. çavê min ronî
5. koli poşman
6. naşta aşta
7. kejê
8. bê zeman bê ziman
9. bazdam bazdam
10. hayrano
11. zu were
kandahar kandahar
son yıllarda, kürtçe müzik yapan sanatçılar arasında özgün durabilen ender bir ses. yaptığı güzel müzik hüzünlü sesi ile birleşince duydulanmamak elde değil. uzun bir bekleyişten sonra nihayet ikinci albümü de (`wenda) çıktı. albümleri:
(bkz: jahr) (zehir)
(bkz: wenda) (kayıp)
pakize havada pakize havada
gecemi hüzünlendiren güzel sesli, sağlam karakterli sanatçı.
beyoğlunda seyr-i mesel tiyatrosunda çıktı bu akşam. çıkmadan odaya gelip hal hatır sordu, ne yazık ki o mudur, değil midir diye ikilemdeydik biz. tam muhabbet edemedik. kendi adıma üzgünüm!!
seyr-i mesel in küçük ve sıcak salonunda dinledik kendisini. salonun küçüklüğünden mikrofon kullanmadan tamamladı konseri. sesi ile aramıza girmedi yabancı madde...
son olarak arkasında keman çalan arkadaşa saygılarımı iletiyorum. farid farjad ışığı gördüm sende isimsiz kahraman!..
bilebilebiikikere bilebilebiikikere
ay lê gulê

ay lê gulê gula minê
şêrîna l’ber dilê minê
gulê nadim malê dinê
ez ser gulê têm kuştinê

gulê kesk û sor û zer e
nîşana alê li ser e
êdî reng sipî û gewher e
şêrîn û peymana minê

rengê te yê pir delalî
bilbil li ser te dinalî
te nebînim bi vî halî
armanc û kedera min î

zordar dibê ez gul nadim
ezê zend û benda badim
ezê lê gilh û seradim
azad bibî b’şorşa minê

bi xudê ez pismamê te me
bi sûnd pesindarê te me
ser ceng û hewarê te me
qelenê te ji xwîna minê

kürt etnik müziğinin dayanağı diyebileceğim sanatçı. ses tonu ve müziğe bakışıyla kürt müziğine çok şey katacağı şimdiden belli.
feklavye feklavye
dün bindiğim taksinin hoşsohbet şoförü sayesinde keşfettiğim yumuşak sesli müzisyen. insanı yormayan, hoş bir tarzı var. şarkılarının sözlerini ve türkçe anlamını, kürtçe bilen arkadaşlardan bekliyoruz bu arada.

bir de aklımdan atamadığım salakça bir çağrışım var: kürtçe'nin belki de en bir güzel sesli popüler müzisyeninin soyadı atlı iken, türk camiasının gelmiş geçmiş en bir kafatasçı adamlarından birinin soyadının atsız* olması takıldı aklıma, gitmiyor bir türlü...
memm memm
11 kasım 2009 çarşamba günü kadıköy müjdat gezen tiyatrosunda konseri olan kişi. çok mütavazı bir adamdır. kimseyi kırmaya gelemez kendisiyle defalarca fotoğraf çektirebilirsiniz. gördüm, denedim. ayrıca canlı performansını da çok beğenirim ben.

edit: konser vardı bilgi için link vermiştim. konser oldu konser bitti.
bilebilebiikikere bilebilebiikikere
facebook sayfasında açılımla ilgili kendisiyle yapılan bir söyleyişiyi paylaşmıştır, buyrun;

http://www.facebook.com/home.php?sk=lf#!/notes/mehmet-atli/mehmet-atli-ile-acilim-soylesisi/457225097424

______
başbakan erdoğan’ın ‘açılım’ kapsamında dün düzenlediği ‘sanatçı çalıştayı’ sürerken yüksekova’da bir dinleti veren kürt müzisyen mehmet atlı ile ‘açılımı’ ve ‘sanatçı çalıştayını’ konuştuk.

kürt müziği’nin sevilen sesi mehmet atlı, ‘açılımın’ daha tutarlı bir hale gelmesi için başbakan’ın ibrahim tatlıses’i dinlemektense mahalli sanatçıları dinlemesi gerektiğini söyledi.

açılım kapsamında devam eden birçok çalışma oldu bunların herhangi birine davet aldınız mı?

- resmi çevrelerden şimdiye kadar hiçbir davet almadım, tabi trt 6’i saymasak. bu da trt 6’den gelen doğrudan bir davet olmadı. trt 6’in çalıştığı ajanslar ve çevrem üzerinden bir takım davetler oldu. bunlara da katılmamayı tercih ettim.

temelinde kürt sorunu olan ‘açılım’ kapsamında başbakan’ın bir takım sanatçıyla bu sorunu konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- açılımın kökeninde kürt sorununun olduğu hükmünü doğru bulmakla birlikte eksik buluyorum. açılımın sadece kürt sorunundan ibaret görmek eksiktir. öyle görünüyor ki türkiye’de bütün bir sistem yargısıyla, hukukuyla, ordusuyla temsili bir dönüşüm yaşamakta. tarihsel olarak öyle bir aşamaya gelindi ki sistem kendini top yekün yenileme ihtiyacını duyuyor. bu arada etkili olan iç ve dış dinamikler var. kürt sorunu bu noktada önemli bir iç dinamiktir ve bölgesel bir dinamik kazanmıştır, bunu uluslararası olarak da görmek lazım. öyle bir aşamaya gelindi ki türkiye büyük bir dönüşün yaşıyor ve bu dönüşümün hangi rotada olacağı önümüzdeki aylarda kendini gösterecek. kürt sorunu şöyle ya da böyle çözülme durumundadır. ama burada daha çok egemenler nezlinde bir kavga görünümü var. gerçekte ise doğrudan toplumu ilgilendiren sorunlar bunlar. yani kürtlerle, alevilerle, türklerle, dindar insanları ile tüm azınlık grupları ile toplumun geneli ile ilgili bir çalışma var. açılım hamlelerinin popüler kültür ayağı eksikti. bunun psikolojik altyapısı yeterince hazırlanmamıştı ve zaten haburdaki durumdan sonra hükümet fren yapmak zorunda hissetti. bu zaten birçok siyaset bilimi yazarları da dile getirdi bende bunu böyle görüyorum. öyle görünüyor ki ortaya çıkan bir sürü eylem balyoz eylem planı vb… planlardan sonra hükümet bu açılımı topluma mal etme gibi sorunla karşı karşıya. bu sanatçılar ile buluşmayı bu kapsamda değerlendiriyorum ve bunun bir ayağı eksik. kürt sanatçılar yok, ermeni sanatçılar yok, yıllardır bu sorunun çözümü için uğraşanlar yok. daha çok ne var? popülerler üzerinden toplumu ikna etmeye yönelik oynanan bir çaba var. hükümetin açısından bakarsak mantıklı, fakat hayatın gerçeği açısından bakarsanız bunların hepsini yetersiz buluyorum.

başbakan çalıştayda sanatçılara seslenerek ‘silah sesleri sizin sesinizi bastırmamalı, elinizi taşın altına koyun’ dedi. bu çağrıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

- başbakan kamuoyundan destek alma çabası içinde göründüğü kadarıyla. bunu da popüler kültür üzerinden yaygınlaştırmak ve duyurmak arayışı içindedir. olumlu bir değerlendirme ve girişim fakat yetersiz. yani açılımın başından beri konunun diğer aktörleri görmezden geliniyor ve yok sayılıyor. sonuçta bu konular ile ilgili doğrudan muhatap olan aleviler, kürtlerin kendisi var. eğer bu işin popüler ayağı oluşturulacaksa kürt sanatçıların da ermeni sanatçıların da bulunması ve açılımın bunların üzerinden de yürümesi gerekiyor. bunu her yerde örnek gösteririm istanbul kültür başkenti ilan edildi. istanbul gayet kozmopolit bir şehir dünya ölçeğinde düşünürsek, buyurun etkinliklere yansıyan renklere bakın, istanbul’u temsil ettiğine emin miyiz? rum müziği, temsil ediliyor mu? ermeni müziği, laz müziği temsil ediliyor mu? kürt müziği, zaza müziği temsil ediliyor mu? bunlar yetersiz. akp’nin artık bu zikzakları bırakıp, kendisi için de artık bir hayat memat meselesi olan bu konuda daha ciddi olması gerektiğini düşünüyorum.

akp habur görüntülerinden sonra frene basma ihtiyacı duydu dediniz. akp zaman zaman frene basarken yola da devam etmek mi istiyor?

tabiî ki kesinlikle… hem akp’nin tarihsel misyonu açısından bu böyle, hem de türkiye’nin geldiği tarihsel aşama açısından bu böyle. yani hükümette akp değil bir başka aktör de olsaydı, bunlar tarihsel olarak olmak zorunda olan dönüşümler. türkiye şu mevcut yapısıyla ne kadar devam edebilir ki? konu akp’yi aşan tarihsel bir derinliğe sahiptir. akp yer yer bu rolü iyi oynuyor, yer yer de zikzaklar çiziyor. ama genel olarak da süreci yürütmekte olduğunu görüyoruz. büyük toplumsal ve ya siyasal süreçler şu ve ya bu partiyi aşan büyük dalgalardır.

sanatçı çalıştayına katılan sanatçı profillerinin kapsamlı olduğunu düşünüyor musunuz? bunlar yeterli midir?

- türkiye bir model arıyorsa bunu önce kendi dinamiklerinde aramak zorundadır. örneğin kendi tecrübemden yola çıkayım, kendime yakın hissettiğim müzisyenler, metin ve kemal kahraman’ın tecrübelerinden yola çıkalım, kardeş türküler’in tecrübelerinden yola çıkalım, buyurun biz yüksekova’da bir konser veriyoruz ve benim sahneyi paylaştığım arkadaşlarımın hiçbiri kürtçe bilmiyor. serdar keskin yıllarca metin ve kemal kahraman’la zaza müziği’nin yeniden yorumlanması, kaynakların yeni nesillere aktarılması konusunda önemli çalışmalar yapmış bir müzisyen bu akşamda aynı sahneyi paylaşıyoruz, ahmet irvin öyle, cihan arkadaşım öyle, biz sahnede bunu başardık. yani hükümetin açılım diye diye aradığı şey aslında halkın arasında ve çeşitli mecralarda yaşanmakta. esnaf yaşamakta, müzisyen yaşamakta, konu komşu yaşamakta, siyasi çözüm geliştirilecekse halkın içinden geliştirilmeli, bizim tecrübelerimize de başvurulmalı.

yüksekova'ya üçüncü gelişiniz, son olarak neler söylemek istersiniz?

- yüksekova’ya bu 3. gelişim. bir yere 3 sefer davet edilmek büyük bir onurdur. görüyorum ki yüksekova olsun, van olsun, geçen hafta silvan’daydım ondan önceki hafta diyarbakır merkezdeydim, zaman zaman nusaybin’e, kızıltepe’ye, cizre’ye gidiyorum, türkiye’de her müzisyenin gitmeye cesaret etmediği ve ya gitme lütfünde bulunmadığı kasabalara gidiyoruz. şunu söylemek istiyorum burada kabuğunu kırmak isteyen, türkiye’nin geri kalanıyla, dünya’nın geri kalanıyla bütünleşmek isteyen hayatı talep eden bir nüfus var. açılım mantığını, siyasetini, programını bu taleplerden yola çıkarak oluşturmalı, dolayısıyla gelip yüksekova’da halkı dinlemeli gerekirse yerel sanatçıları dinlemeli, mahalli sanatçıları dinlemek, ibrahim tatlıses’i dinlemekten daha çok fikir verir başbakan'a.
incintopoynarkenseyreden incintopoynarkenseyreden
ayle gule

ya ere ya na

wenda

gelawej

denge dilemin

pısmamo

yukardakiler parçalarının sadece bazıları. bilmiyorum neden bu kadarını yazdığımı belki en sevdiğim, belki aklıma gelenler belkide öylesine yazdım. mesele bu değil hani hayatta sizin için çok şey yapan insanlar vardır ve bunlar hayırla hatırlanır-yad edilir.

işte mehmet atlı benim hep hayırla hatırladığım insanlardandır. sebebine gelince; dilimi öğrenmemde-hatırlamamda yardım etmiştir şarkıları.
ana dilim kürtçe olmasına, annemle kürtçe konuşmaya dikkat etmeme rağmen unutuluyor dil; ki dil nankördür zaten.
klasik kürt müziğini, dengbej geleniğini sevmeme rağmen belli bir süre sonra başka türlüsünü arıyorsunuz işte mehmet atlı
ta kendisidir. sesinin berraklığı, sözlerin güzelliği, müziğindeki farklılık; sıkılmadan dinlemenizi sağlıyor.

anlamadığım kelimeler 5 bilemediniz 10. dinlememde lan ben bunu biliyorum dedirtiyor. olmadı hemen kelimenin anlamına bakıyorum. buda şimdi artık orta seviye diyebileceğim kürtçemin artı hanesine yazılıyor.

mutlu ediyor yani sözü müziğiyle, öğretiyor ya bide hayırla hatırlıyosunuz ozaman.
kro potkin kro potkin
insanın içini parçalayan denge dile min diye müthiş bir şarkısı vardır.




çi ji durê te
çi ji nêzîkê te
nagêhe dilê te
dêngê dilê min

carek were ,carek were
carek were ,mevanê min be
ev dilê ku ji boy te
dişewite bibîne
carek bêje,carek bêje
te jî hez kir carek bêje
hêvîya min nema dil çilmisî,
ji bo min bese carek bêje

ne bawerim ne hêvîdar
dil şikeştî tengezar
bi vî halî sal derbas bun
ne pars dikim ne bendewar.

türkçesi;

ne sana uzak
ne de yakınından
yüreğine yetişemiyor
yüreğimin sesi

bir defa gel,bir defa gel
bir defa gel,misafirim ol
bu senin için yanan gönlümü
yandığını bir defa gör
bir kez söyle,bir kez söyle
sen de sevdin bir kez söyle
beklentim kalmadı artık,yürek burkuldu
benim için yeter, bir defa olsun söyle

ne inançlıyım ne umutlu
kalbim kırık, perişanım
yıllar geçti bu halde
ne dileniyorum,ne de beklenti içinde.
kendinden prensli beyaz at kendinden prensli beyaz at
istisnasız, loş bir ortamda kırmızı şarap ile dinlenilmesi gereken yüce sestir. yanınızda sevgiliniz de varsa ne ala. koma denge azadi'de (grup özgürlük sesi) iken söylediği lo şivano parçasını arkadaşlarıyla evde otururken söylüyor ki normal stüdyo kaydından milyon kere daha güzel daha insanı alıp götüren bir eser olmuştur.
vomolbo vomolbo
bu kadar gürültü patırtı içinde insanın bir an olsun kendine dönmesini sağlayan naif ve berrak bir sese sahip güzel yürekli adam.şu parçası ise playlistte 10 kere ardarda döndürülse bile asla bıktırmayacak olanıdır.

1 /