memleketi özlemek

komiknickbulamadim komiknickbulamadim
yalnızlığı hissettiğiniz anlarda daha bir yakar insanı. sanki uzaktayken bir savaşın kurbanı gibi hissediyor insan zaman zaman. ne kadar çevrenizde insanlar, tanıdıklar, bilindikler olsa bile, hiçbir yer memleketteki havayı vermez.

kendi kendinize kaldığınızda hele...özlemlerin en farklısı, en çıkarsızı, en karşılıksızı.
şilili şilili
özlem güzel şey, elbet taşına toprağına değil orda bulunan sevdiklerin bu özlemi veriyor olmalı. bir yere ait olma hissi, oraya gittiğinde seni kucaklayacak insanların olduğunu bilmek güzeldir sanırım. ben özlemiyorum o ayrı mesele.
asabi jo asabi jo


şu adadan şu bodruma yüzesim gelir
yüzsem de çıkamam ki of be
kuş olup ta o yakaya uçasım gelir
uçsamda konamam ki of be
geceleri ben adadan bodruma bakardım
işıkları ben görürdüm of be
türküleri ben koklardım gökyüzünü ben dinlerdim
"ve de nasıl özlerdim of be"

////ben döneksem döndüm diye memleketime
döndüm baba döndüm işte oh be ////
mevsimbaharı mevsimbaharı
memleketim neresi bilmiyorum. eğer babamın memleketi benim de memleketimse en son 7 sene önce gittim. eğer ki doğduğum yerse memleketim 8 senedir gitmedim. eğer büyüğüm okul yıllarımı geçirdiğim yetiştigim yerse memleketim o zaman tam da memleketimde yaşıyorum demektir. nereliyim bilmiyorum... ama herhangi bir özlemim de yok.
sidarovich sidarovich
bundan 3 sene önceydi, türkiye'nin sosyolojik, politik ve ekonomik faaliyetlerinden bunalmış durumdaydım. ülkemi seviyordum, menfaati için yapmayacağım şey yoktu ama çözüm bulamıyordum, çomarlar her yerdeydi. empati yoksunu insanlarla aynı toplu taşıma aracına biniyor, bencil insanlarla market, postane, banka kuyruğuna giriyor, cahillerle aynı yerde oy kullanıyordum. değer miydi? bu insanlar için gecemi gündüzüme katıp çabalamak, bir şeyler üretmek için uykusuz kalmak?
en sonunda zayıf düştüm, bencilliğim vatan sevgimi yenmişti ve bir arkadaşımla yurt dışına gidip iş kurmaya karar vermiştik. uçağa bindiğimde kendimi akvaryumdan okyanusa atılmış bir balık gibi hissediyordum, olasılıklar karşımdaydı, daha medeni insanların arasında yaşayacaktım ve ülkemi asla özlemeyecektim!
başlangıçta her şey çok güzeldi, işimizi kurmuştuk, mutluyduk, para bile kazanıyorduk, en önemlisi huzurluyduk.
serüvenin ikinci yılında bir şey oldu, memleketimi özlemiştim, hem de çomarıyla cahiliyle! şehirler arası otobüslerde dağıtılan meyveli keki özlemiştim, vapurdaki iğrenç mazot kokusunu, 3 saatlik dizileri, karma karışık trafiği, zift gibi kıraathane çayını, bağıra bağıra konuşan dayıyı, kısacası bizi biz yapan bu kaosu özlemiştim. işimizin iyi gitmesine rağmen bu özleme karşı koyamadım ve oradaki işi sonlandırıp dönüş yapmaya karar verdim. el ocağından ayrılırken havaalanı çalışanlarının disiplinli tavırlarına alıştığımdan hiç yadırgamamıştım, burası böyleydi, düzen vardı, disiplin vardı, başarı vardı. her şey çok stabildi. ardından uçağa bindim, gece uçuşu olduğundan uyuya kalmışım, uyandığıma uçak inmişti ve camdan dışarı baktığımda havaalanı çalışanlarının birbirine pandik attığını gördüm, memleketime döndüğümü o zaman anlamıştım. özlenmiyor demeyin, bal gibi de özleniyor.
mhe mhe



dışavurumculuk yardım etsin, tam olarak şu üç karakterin yüz ifadesidir benim için.
sırayla: (solonitsyn, grinko, tarkovsky)

biraz da:

"gidişimiz türkü çiçeklenişiydi
dönüşümüz ağıt
şarkılar sararırdı geciktiğimiz zaman..."