merhamet duygusunun yok olması

kiloko kiloko
merhametin bir lütuf olduğunu ve zahmetli bir şey olduğunu görünce sadece sınırları belirlemek daha mantıklı hale geliyor.
man man
içinizdeki merhamet bir kucak dansçısı gibi olmalıdır.

bir kucak dansçısı tüm dişilik aromasını benim üzerime dört koldan ırmaklar halinde akıtıyorken, yanımda duran oğlan kılıklı bir herife sadece bir damla bırakıp geçebilir.

siz de merhametinizi, aynen lap dancer'ın yaptığı gibi, bunu hak eden ve bunum kıymetini bilebilecek insanlara verin. kötülüğünüzü düşünen, sizi koparmaya çalışan, arkanızdan iş çevirenlere karşı da gazabınızı esirgemeyin. çarpın geçin, hepsini un ufak edin.
oradaolmayıisteyenkadın oradaolmayıisteyenkadın
merhamet, koşullarımıza göre ortaya çıkardığımız ve yok ettiğimiz bir duygu. artık öyle koşullarda yaşıyoruz ki, önce kendimizi kurtarmak adına çevremizde olup bitenleri görmemezlikten geliyoruz. hayatta kalma mekanizmamız bize bunu buyuruyor demek ki. merhamet bize acı çektiriyor, büyük şehirlerde yaşamanın getirdiği zorluklar bu duygunun yaşattığı acıyı istemememize neden oluyor. o nedenle, üzücü ki, merhamet etme dürtümüzü törpüleyip şiddet dürtümüzü arttırıyoruz.
azwepsa azwepsa
"merhametten nasibimi almadım ama ortada bir çıkar fırsatı görünce tüm yavşaklığımla bazen merhametli numarası yaptığım oluyor" manasına gelen bir dizi sözün arasında şunu hatırlatmak isterim: merhametiniz varsa o zaten her gereken yerde kabarır ve kendini gösterir. ama boyun eğme mecburiyetine düştüğünde "hoşgörülü" davrandığını düşünen insanlar elbette hoşlandığı kıza kötü görünmek için kediye tekme atmayarak "merhametli" görünür.

ya da ona öyle gelir.

merhamet, bastırıp da kullanmazsanız paslanıp körelebilir. hödük olmayı erdem sayan insanlar için merhamet bazen ayıp gibi görünse de aslında çok güçlü bir erdemdir. sizi zayıf kılmaz, güç katar. unutmayın ki şu hayatta "güçlü" pozu kesen insanların çoğu tek başlarına kaldıklarında bir bebek gibi ağlayıp hayatın ağırlıklarından kaçmak için taklalar atıyor ya da kendilerini toplayabilmek için psikologlara para akıtıyorlar. bazen de dağılıp yok olup gidiyorlar. pozların ardında özenilecek değil acınacak insanlar oluyor.

herkesin içinde merhamet var. bastıracam, göstermeyecem diye kasmayın. salıverin gitsin. en kötü, dünya birkaç dakikalığına daha güzel bir yer haline gelir etrafınızdaki insanlar için. eğer etrafınızdaki insanların bunu yaşamasına tahammül edemiyorsanız duygularınızı, erdemlerinizi baskılayacağınıza ortamınızı değiştirsenize.
tengrillexx tengrillexx
başka bir canlının size ağır gelen bir durumda olduğunu düşündüğünüzde uyanan duygudur. uyanan duygu yardım etme hissini harekete geçirir.

çağımızı kapitalizmin, bireyselliğin çağı olarak tanımlarsak ki çoğu insanın dış ortamdan çıkardığı dersler ve felsefeler bencillik üzerinedir, gereğinden fazla duyarlı insanların rekabette geriye düştüğü açıktır. tabi tanımlamalarınızı bu çağın erdemleri üzerine kurarsanız geri kalmak diye nitelendirebiliriz.

çağa uygun erdemler bencillik, kendine yatırım, diğer canlıları kendi refahını yükseltmek amacıyla kullanmak, zenginlik gibi görüşlerinize göre erdem olduğu tartışmalı özelliklerdir. çağın dinamikleri bunlardır.

iyilikle karşılaşmamış ya da ortamın dinamikleri bu erdemler olan insanlar için merhamet erdem olmaktan çıkıyor maalesef.
huysuz fikir huysuz fikir
etrafımdaki insanların bir bir kaybettiği yeti. onları gördüğümde ben merhametimi asla kaybetmeyeceğim desem de sanırım bir gün herkes merhametini kaybedecek.