merkez bankası

1 /
agust bocuu muittin agust bocuu muittin
banknot ihraç eden, hükümetin para ve kredi politikasını yürütmede yardımcı olan, veznedarlık görevini üstlenmis, devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan bir kurumdur.
not:ekonomi ders notlarından alıntıdır
kunduz kunduz
mahalle maçlarında kenardan maçı izleyen 5-6 kişiden oluşan taraftarların bir sloganına dahil olan bir kurumdur. tutulan takımın kalecisi gelen gideni yemekte, yanlışlıkla kendisine çarpan toplar dışında kurtarışı bulunmamaktadır ki bu slogan doğar.
(bkz: kalecinin arkası merkez bankası)
(bkz: faraş)
cramble cramble
devletin bankasıdır. devletin hesabını tutar. devlete ödünç para verir. hazinenin kasası ve saymanıdır. para iktidarını elinde tutar.
ursula ursula
günümüzde çoğu merkez bankası hükümete borç vermesi işlevini tamamen bırakmıştır. hatta bu durum pek çok merkez bankasının kanunu tarafından yasaklanmıştır. bugün merkez bankalarının bir çoğunun görevi fiyat istikrarını sağlamak olarak tanımlanmaktadır.
heidi gel içelim heidi gel içelim
1910'da, j.p. morgan'ın georgia sahili, jekyll adası'ndaki konutunda gizli bir toplantı yapıldı. burası, 'federal rezerv kanunu' diye adlandırılan akdin imzalandığı yerdi.

kanun bankerler tarafından yazılmıştı, hukukçular tarafından değil. görüşme hükümetten ve kamuoyundan o kadar gizliydi ki, katılan yaklaşık 10 kişi birbirlerine hitaben kullandıkları isimleri sakladılar. akdi imzaladıktan sonra, siyasi arenadaki adamları senatör nelson aldrich'e verdiler ki o da bunu parlamento'dan geçirdi. 1913 yılında, bankerlerin de şiddetli desteği ile woodrow wilson başkan seççildi. ve seçimlerdeki desteğin karşılığı olarak da 'federal rezerv kanunu'nu imzalamayı kabul etti.

noel'den iki gün önce, birçok milletvekili evlerinde aileleriyle birlikteyken, 'federal rezerv kanunu' oylandı ve wilson bunu yasa haline getirdi. yıllar sonra woodrow wilson pişmanlık içinde şöyle yazdı; 'büyük endüstriyel ulusumuz, kendi mali sistemi tarafından kontrol edilir. mali sistemimiz özelleşmiş bir topluluk haliindedir. bu yüzden, ulusun kalkınması ve diğer tüm hareketleri niyetleri iyi ve halkın yararına dahi olsa, bir avuç adamın ellerindedir. bu adamlar, kendilerinin ve bazı kişilerin paralarının dahil olduğu büyük yatırımlarla ilgilenmektedir. ve çıkarları için gerçek ekkonomik bağımsızlığa zarar vermektedirler. uygar dünyanın, tamamen kontrol edilen, sindirilen ve en kötü yönetilen devletlerinden biri haline geldik. fikir özgürlüğünün, yönetime inancın ve demokratik seçme özgürlüğünün olmadığı bir devlet, bir devlet ki, egemen ufak bir grubun keyfine ve zikrine kalmış.' woodrow wilson (1856-1924)

kongre üyesi louis mcfadden da asıl gerçeği, tasarı kanunlaştıktan sonra söylemiştir: 'burada bir dünya bankası sistemi kuruluyor, uluslararası bankerler tarafından kontrol edilen bir merkez. beraber hareket edip kendi ihtirasları için dünyayı köleleştiriyorlar. devlet, federal banka tarafından gasp ediliyor.'

şimdi halka "federal rezerv sistemi"nin ekonomik bir dengeleyici olduğunu söylediler. enflasyonun ve ekonomik krizlerin geçmişte kaldığını söylediler. tabii tarihin bize söylediği gibi hiçbir şey değişmeyecekti. şimdi uluslar arası bankerlerin elinde hırslarına yeni boyutlar kazandıracak işleyen bir makine vardı.

örneğin; 1914- 1919 yılları arasında federal banka piyasaya para arzını neredeyse % 100 arttırdı. küçük bankalara büyük borçlar verildi. sonra 1920 yılında, federal banka büyük miktarda parayı piyasadan geri çekti, dolayısıyla kredi veren bankalar büyük miktarda borcu geri istedi ve tıpkı 1007 de olduğu gibi bankalara hücum başladı. federal rezerv sistemi dışında 5400 rakip banka iflas etti. tekel iyice bir grup bankerin eline geçti.

kongre üyesi charles lindberg 1921 yılında şunları söyledi: "federal rezerv kanunu altında krizler bilimsel olarak yaratılmaktadır. şu anki kriz yaratılanların ilkidir ve matematiksel bir denklemden ibarettir" hâlbuki, 1920 deki kriz sadece ısınma turuydu. 1921- 1929 yılları arasında federal banka para arzını yine yükseltti, halka ve bankalara büyük borçlar verdi. o sırada borsada marj kredisi denen yeni bir kredi tipi vardı. basitçe, bir yatırımcı bir hisse senedine değerinin sadece % 10'unu ödeyip sahip olabiliyordu, kalan %90'ı için broker'a borçlanıyordu. bir başka değişle, bir kişi 1000 dolarlık hisseyi 100 dolar ile alabiliyordu. bu yöntem 1920'lerde popülerdi, sanki insanlar borsada para kazanmaya başlamışlardı. ama bu kredi tipinin bir handikabı vardı.

parayı her an geri isteyebilirlerdi ve 24 saat içinde ödemeliydiniz. buna marj çağrısı denirdi ve marj çağrısı sonucunda genellikle borca girerek aldığınız hisseyi satmak zorunda kalırdınız. ekim 1928'den itibaren birkaç ay önce jp. morgan, rockefeller, berhard barack ve diğer simsarlar sessizce borsadan çekilmeye başladılar ve 24 ekim 1929'da marj kredisi vermiş new york'lu finansçılar alelacele paralarını geri istemeye başladı.

bu borsada inanılmaz büyük bir tasfiye satışına neden oldu, çünkü herkes marj borçlarını ödemek istiyordu. böylelikle 16000'in üstünde banka iflas etmiş oldu ve aralarında anlaşan bankerler rakip bankaları ucuza satın almakla kalmadı, aynı zamanda koca şirketleri üçbeş kuruşa satın aldılar. bu amerikan tarihinde en büyük soygundu. ama burada bitmedi. federal banka para arzını arttırıp bu ekonomik çöküşe son vereceğine hiçbir şey yapmadı ve insanlık tarihinin en büyük bunalımına önayak oldu.

bir kez daha banka kartellerinin uzun zamandır düşmanı olan louis mcfadden, federal rezerv yönetimini suçlayarak kovuşturma başlattı ve bunalım hakkında konuştu: "bu dikkatlice ayarlanmış suni bir olaydır. bankerler hepimizi umutsuz bir duruma soktular, bu şekilde bizi yönetebileceklerdi." beklendiği gibi, iki suikast teşebbüsünden sonra mcfadden, itham ettiği suçların üstüne gidemeden bir ziyafette zehirlendi. toplumu sefalete sürükledikten sonra, federal rezerv bankacıları, altın standardı'nın kaldırılması gerektiğine karar verdiler.

bunun için öncelikle sistemdeki kalan altını ele geçirmek gerekiyordu. bu yüzden bunalıma son vermek bahanesiyle 1933 yılında altınlara el koymaya başladılar. 10 yıllık hapis tehdidiyle amerika'daki herkes sahip oldukları altın külçelerini hazineye vermeye zorlandı, yani halkın geriye kalan tek mal varlığını da soydular. 1933 yılının sonunda altın standardı lağvedildi. 1933 yılından önce basılan dolar'a bakarsanız üstünde "altına çevrilebilir" yazar.

şimdiki dolar'a bakarsanız üzerinde "kanuni para" yazar, yani hiçbir geri dönüşü yoktur, değersiz bir kâğıt parçasıdır. paramıza değer kazandıran tek şey piyasada ne kadar bulunduğudur. bu yüzden para arzını ayarlamak, aynı zamanda değerini ayarlamak anlamına gelir, bu da bütün ekonomilere ve toplumlara diz çöktürecek bir güç demektir.

"bana bir ulusun para arzının kontrolünü verin, o zaman kanın koyanları bile takmam." -m.a rothschild- rothschild bankacılık krallığının kurucusu kar sağlamanın ve kontrolün diğer aracı, savaştır. eyalet sekreteri william jennings'in gözlemine göre: "büyük yatırımcılar, dünya savaşı ile yakından ilgileniyorlar, çünkü savaş kar getirecek fırsatlar demek" uluslar arası bankerler için meydana gelecek en karlı şey savaştır. çünkü savaş ülkeyi, federal rezerv bankasından daha çok faizli para almaya zorlar.

*
kimilkorellturk kimilkorellturk
1929 krizi ve tüm dünya finans sisteminin çöküşünün ardından ülkemizde de bir merkez bankası kurulma gerekliliği farkedilmiş. ancak ekonomi şimdi olduğu gibi o zaman da yasalarla yönetilemediği için bir kanun çıkarılıp "biz merkez bankası kurduk denilememiş" uzunca bir süre banka için gerekli sermaye aranmış. nihayet sahibi hanım(niyeyse bu detay da verilmiş) olan isveç kibrit firması swedishmatches'a galiba yirmi yıllık ülke kibrit tekeli hakkı verilerek sağlanan kaynakla kuruluş işlemlerine başlanmıştır. devlet kalan sermaye için ülke vatandaşlarına yalvarmak hariç her türlü çağrıyı yapmıştır. güncel kar rakamlarına baktığımızda bu çağrıyı olumlu yanıtlayan dedelere sahip torunlara selam ediyor ve bize bu bilgileri sağlayan öztin akgüç ve işbankası kültür yayınlarına teşekkür ediyoruz.
lordofthething lordofthething
devletten tamamen bağımsız anonim şirkettir.

hikayesi çokkkk çok uzun. ama kimse bilmez pek.

o zaman lordca anlatalım hafiften.

1100'lerin başında ingilterede ki altın tüccarları piyasada altını olan elit tabakanın veya bir kaç orta ölçekli halkın altınlarını kendi kasalarında koruma altına almalarından başlıyor hikaye aslında.

bu tüccarlar kasalarında kimin ne kadar altını olduğunu kağıtlara yazıp verirlermiş kendilerine. mesela sıkıştınız mı gidip kağıdı gösterip alırmışsınız altınlarınızı ister hepsini ister parça parça.

neyse efem bu yöntem çok tutmuş, krala vergi verecekler direk bu kağıtları yollar olmuş, alışverişlerinde de altın taşımak yerine (eee hırlısı var hırsızı var) bu kağıtları kullanır olmuşlar.

ulan çok tutmuş bu. altın tüccarları "lan biz mal mıyız? altını olmayana da bu kağıtlardan borç olarak verelim, nasılsa herkes aynı anda gelip almazlar altınlarını di mi?" diyerek piyasaya sürmeye başlamışlar bu kağıtları.

mesela baktılar piyasa da zenginlik mi var hemen çekmişler kağıtları, her yer allak bullak falan.

sorma gitsin. neyse kral bu durumun farkına varmış ve altın tüccarlarının elinden bu gücü almak için halka odundan para dağıtmış. herkes vergisini bu oduna göre verecek diye.

odundan para olur mu? olmuş işte. hatta hala müzelerinde vardır. tabi bu durum altın tüccarlarının güçlerini baya bir kaybetmelerine sebep olmuş.

derken uzun süren bu yöntemden sonra ilgiltere girdiği savaşlardan dolayı çok büyük borç altına girmiş.

ve altın tüccarlarının kapısını çalmış. borç istemiş. koca kral..

neysem altın tüccarlarıda "yok öyle üç kuruş beş köfte, eski gücümüzü istiyoruz" demişler.

kral baş eğmiş ve devletin para basma yetkisini anlaşmayla süreli olarak tüccarlara devretmiş.

tüccarlarda devletin onlara verdiği yetkiyi kullanarak kendilerini yarı devlet ilan edip "ingiltere bankası" demişler.

tabi yılları atlarsak osmanlıda da durum bunun benzeri olmuş. ingilizler ve fransızlar osmanlıdan imtiyaz alarak "osmanlı merkez bankası" nı kurmuşlar.

başta ki devlet ismini kullanmak sadece bir aldatmacadır yani.

neyse gel zaman git zaman türkiye cumhuriyetinde de durum değğişmemiş. merkez bankası bu sefer ismini tek i atarak türkiye cumhuriyet merkez bankası olarak ilan etmiş. sadece demir paraları devlet basar olmuş yani.

ve en kötüsüde türkiye'de bulunan merkez bankası son olarak 2001 yılında çıkarılan yasa ile süresiz para basma yetkisine sahip olmuştur.

neyse böyleyken böyle...

neyinize yarıycak bu bilgi. belki yarar belli olmaz.
cyrano de berkecan cyrano de berkecan
hayatımda duyduğum en kompleks ve saçma kuyruklu yalana imza atmış kurum.

"tl simgesinin farklı bilgisayar ortamlarında güvenli bir şekilde uygulanabilirliğinin gösterimine ilişkin teknik çalışmaların tamamlanabilmesi için zamana ihtiyaç duyulduğundan, söz konusu toplantının ertelendiği..."

tl'nin simgesi görücüye çıkamıyor - ekonomi gündemi- ntvmsnbc.com merkez bankası, tl simge yarışması sonuçlarının açıklanması ve tl'nin simgesi olarak kullanılacak tasarımın tanıtımına ilişkin bugün yapacağı basın... ntv
1 /