metrodan inenleri beklemeden binmeye çalışmak

11 /
mümtaz bey mümtaz bey
sinir harbine neden olan olay. metro, metrobüs, tramvay vb. toplu taşıma araçlarına değnekçilerin istihdam edilmesiyle çözülebilir. hem işsizlikle mücadele de olur.

insan günlük küfür kotasının %58'i falan bu duruma, yaklaşık %32'si ise yürüyen merdivenin sağ tarafında bekleyenlere gidiyor. kalanı muhtelif.
format at geçer format at geçer
dikkatimi çeken şey eğer inilecek metro durağında binecek kişi sayısı fazla ise bu yaşanıyor. insanlar birbirinin önüne geçip en önde binmeye çalışırken inenleri unutuyorlar. sonrasında küfür yiyolar. bir işi sırayla yapmasını halk ekmeği kuyruğundan beridir öğrenemiyoruz.
beyaz atlı kurbağa beyaz atlı kurbağa
eskiden benim de canımı sıkıyordu bu durum.

evvela kapı önündekilere nazikçe sesleniyordum ama onda bile büyük bir lütuf bekliyormuş gibi tereddüt ile. sanki duymuyorlar gibi olunca da tekrar ediyordum. bazısı ile şöyle yandan kısa bi göz göze gelme oluyordu ve yüzde "ben mi kıpırdayayım? hah, ne münasebet :/" dercesine bir ifade. bu şekilde on dakika mücadele etmeme rağmen bir de durağa gelip kapıya bile yanaşamayınca ve durağımı kaçırınca bendeki kayışın kopuşunun akabinde bir şeyi farkettim: inmem için bana müsaade etmelerine gerek yok ki. yürümem yeter...

ya da diyelim ki kapıya kadar ulaştın. sinan çetin kapıyı açalım diyor. bineceklerle yüzleşme anı.
dım. dı dın, dı dın. dırı dırı dım.
dım. dı dın, dı dın. dırı dırı dım.
ama hepsi senin bir adım atmanla sanki üstüne çullanacakmış da start bekliyorlarmış gibi bir konumlanma ile karşı karşıya geliyorsun. hepsinde, hiç sevilmeyen uzak akrabaya zorla misafirliğe getirilmiş de "bir an önce içeriye girip bi koltuğa kurulup telefonuma gömüleyim" kafasındaki ergenin suratsızlığı var. ulan böyle yüzleşme olmaz olsun, diyosun. ama ben yine sakin, yine usulca sesleniyorum: "oğlum bak git!" pardon o başka yerdeydi. güzelce, nazikçe "müsaade edelim lütfen" diyorum. kimse kıpırdamıyor. hatta arada, bana rağmen içeriye meyledenler, gaflet hatta dalalete sürüklenmeye yeltenenler olunca sesimi az daha yükseltip "önce bi inenlere müsaade edeliiim" diyorum. yine kâr etmeyince işte o vakit benim kendimle ilgili yaşadığım aydınlanmayı gerçekleştiren olay vuku buluyor. onlar müsaade etmiyorsa, ben de edemiyorsam, onlar yürüyorsa, ben niye yürümüyorum? yürüyorum. allah, yürü ya kulum, demişcesine yürüyorum.. hiç omuz filan yok. ama hiç ezilmeden, büzülmeden, sanki hepsi yol açmış da önümde kimse yokmuş gibi öylece yürüyüp çıkıyorum ve bakıyorum ki; merminin hedeften çıkarken içerideki bazı parçaları da kendisiyle beraber sürükleyişi gibi arkamdan dışarı doğru etrafında dönerek bir iki parça fırlıyor. ulan işte müsaade etseydin acemi balerin edasıyla ortalık yerde rezil olmana gerek kalmayacaktı, dercesine uzaklaşıyorum sonra.

o vakit anlıyorum, boş tramvayda bile bir vagondan ötekine geçerken, azıcık hızlı adımla yaklaşıyor olsam bile, te beş metre öteden bekleyip niye geçmeme müsaade ettiklerini. o vakit anlıyorum "kontrolsüz güç" değil, fazlaca kontrollü bir güç olduğumu. he illa güçlü olmamıza gerek yok. özellikle bir kadın ya da minyon biri orada zorla hapis gibi bırakılmamalı. ama vakitlice kapıya yaklaşmaya çalışmasına rağmen ya da kapıda ilerlemesine müsaade edilmiyorsa çanta ve omuz hissettirilebilir. nezaketin de fazlası zarar; hem kendimize eziyet, hem de karşıya şımartıcı bir lüks. madem güzellikle öğrenmiyorlar, bir iki zorunlu bale dersinden sonra "medeniyet nedir?" diye sorgulasınlar, yeter. böyle böyle olacak ne olursa artık. tabi biz yine nezaketimizi de kaybetmeyeceğiz ki ekstrem hareketler normalimiz olmasın. herkese boş metrobüs ferahlığında süprizlerle dolu yolculuklar dilerim.

bana müsaade.
breakthrough breakthrough
bunu marmaray da çok güzel çözdüler ayrılık çeşmesi istasyonunda, eskiden gelen tren boşalır boşalmaz biniliyordu, bir müddettir belki 1 yıl olmuştur peronun sol tarafını iniş sağ tarafı biniş, bir tren gelip yolcuları peronun sol tarafında indirirken başka bir tren sağ taraftan yolcu alıyor, boşalan trende ilerleyip ardından yolcu almaya gidiyor. diğer türlü her zaman itiş kakış.
11 /