michelle pfeiffer

1 /
naunet naunet
reddettiği bazı başrollere bakarsak; pretty woman, working girl, thelma & louise, mamma mia, l.a. confidential, bugsy bunlardan bazıları. birçok sitede yazdığına göre ailesine daha fazla zaman ayırmak istediği için az filmde oynamıştır. hem çok güzel hem de çok yetenekli bir oyuncudur. son yıllardaki az filmde rol almıştır ve en güzel performanslarından biri stardust'tadır. yukarıdaki aktörlerin yorumlarına ek olarak da val kilmer zamanında ona şiir yazmıştır. keşke onu daha çok filmde görsek.
strutter strutter
sebebim olmuştur kendileri.

sene 1994. çift haneli yaşlara daha yeni girmişim. bu nedenle artık kendimi daha bir büyük hissediyorum. artık kardeşime "kardeşim" diye değil, "oğlum" diye hitap ediyorum; hani büyüdüm ya.

her neyse, bu "büyüdüm muhabbeti" yüzünden artık geç yatma hakkına sahip olduğumu düşünüyorum. özellikle de pazar geceleri. yok artık öyle bizimkiler'i izleyip, banyomu yapıp, sabaha denize açılacak balıkçı gibi yatsı ezanıyla yatağa girmek! bundan gayrı parliament pazar gecesi sineması'nı da izleyeceğim arkadaşım. filmimi izlerim, filmimi izlerken kolamı içip patlamış mısırımı yerim, sonra da yatak odama geçer uyurum. eşşek kadar adamım lan, yatacağım saati tabii ki de ben belirleyeceğim!!1!

tabii kazın ayağı öyle değil a dostlar. hitler annemle mussolini babam bu özgürlükçü hareketimi beni kişeleyerek bastırdılar. ama her özgürlük savaşçısı gibi ben de yılmadım, onurlu mücadelemi kararlılık ile sürdürdüm. kah yatağımda oturma eylemi yaparak, kah yatak odamdan salona defalarca dönerek yaptığım protesto yürüyüşlerimle, kah "noolur yea, ilk reklama kadar izleyeyim bari anne yea" türünden sloganlarımla haklarıma bir süre sonra kavuştum. inatçı tavrım ile ebeveynlerimin "ne halt edersen et, sabah kalkmazsan kırarız bacaklarını" şeklindeki "koy götüne rahvan eylesin" tavrı birleşince de, benim ilk reklama kadar olan film iznim oldu mu bütün filmi izleme izni? oldu, çok da güzel oldu.

ilk izlediğim film batman returns idi. hani gotham'ı gotham yapan tim burton'ın yönettiği, başrollerini gelmiş geçmiş en iyi batman olan ve hak ettiği değere asla kavuşamadığını düşündüğüm michael keaton, penguin'i canlandıran büyük üstad danny de vito, şukela adam christopher walken ve tabii catwoman michelle pfeiffer'ın üstlendikleri, müziklerini aşmış insan danny elfman'ın yaptığı o muhteşem film. işte benim izlediğim ilk parliament pazar gecesi sineması filmi bu olmuştur.

gelelim konuya.

her ne kadar o yaşadığım o 10 seneye çok fırtınalı birkaç aşk sığdırmış(!) olsam da, kafam da hala bir kadın imgesi yoktu. neden? çünkü yaş daha on, on yaşında ne kadını derler adama. o yaşta adamın kafasındaki karşı cins imgesi kız oluyor kaçınılmaz olarak. benim kafamda da hep benimle yaşıt ipek var, gizem var, deniz var. tamam, ben de biliyorum kadının ne olduğunu; aynı apartmanda oturduğumuz kankam gökhan bana durumu açıklamış, cinsel yaşam ansiklopedisini önüme açıp "olm şuraya bak hele" diyerekten beni dumur fırtınalarının ortasına atmış. ama yine de karşı cinsle olan romantik ve daha henüz boy göstermemiş olan cinsel arzularımın alayı benim yaşımdaki kızlara yönelik; demem o yani.

işte sonra onu gördüm.

neyi gördüm?

aha bunu gördüm:








size yemin ediyorum dostlar, aklım çıktı. ben dünyada iki gözü, iki kulağı, iki bacağı ve iki kolu olan sıradan insanların bu kadar baştan çıkarıcı olacağını öngörememiştim. hoş, turgut özal'ı da tonton bir amca sanıyordum, öldüğünde salya sümük ağlamıştım, yani öngöremediğim şeylerin çokluğu yaşım ile ters orantılıydı ama bu kadarı da olamazdı. kadın, cinsellik, şehvet, arzu, aşk ve dişilik ile ilgili bildiğim bir adet çizgisiz kompozisyon kağıdını bile dolduramayacak kadar az olan bilgilerim, bir anda alt üst olmuştu.

gözümü kırpmadan ekrana kilitlenmiştim. kendimi kedinin okyanus mavisi gözlerinden, belirgin derecede çıkık elmacık kemiklerinden, yangın yeri kırmızı dudaklarından, özensiz dikişlerle tutturulmuş parlak deriye sarılı kusursuz vücudundan ve ruhumu delen bakışlarından alamıyordum. film bittikten sonra herhalde bir beş dakika daha ekrana amaçsızca bakmışımdır çenemden süzülen salyayı fark etmeden. annem "sen daha yatmadın mı?" diye çemkirdi de ondan sonra kaçan aklım başıma geldi, yatağıma yattım. ha uyudun mu derseniz hayır derim. sabaha kadar gözüme damla uyku girmedi.

aradan seneler geçti.

ben artık sevgililerine deri eldivenler, deri çizmeler ve hatta deri iç çamaşırları hediye eden bir adamım.kışın sadece deri eldiven takan, ayağında her daim deri ayakkabı olan ve kıçımda yırtılana kadar giydiğim sebastian bach stayla deri pantolon sahibi bir adamım aynı zamanda. sokakta erkeklerin dibinin düştüğü kadınlara göz ucuyla bakmaya bile çekinen ben, güzelliği göreceli olan ama üzerinde ille de deriden yapılmış birşeyler bulunduran kadınları ufukta kayboluncaya kadar gözlerimle takip ediyorum.

bildiğiniz deri fetişiyim.. ve bunun tek sebebi de bu kadındır.. bu kadın, benim sebebim olmuştur ve 27 yaşındaki bu gözlerin sinirler vasıtası ile veri ilettiği 27 yaşındaki bu beynin gördüğü en güzel ve en şehvet uyandırıcı kadındır.

halle berry, çek elini kedimden!
1 /