militan demokrasi

muglak muglak
bu tür demokrasi anlayışına sahip ülkeler, kendi mevcudiyetlerini ve rejimin dayandığı temel ilkeleri korumak amacıyla bazı haklara zeval getirilmesinde sakınca görmez. en aşina örnekleri; düşünce, toplantı ve protesto hürriyetlerinin kısım kısım kısılarak bir hal olunmasıdır. kısıtlanan hürriyetleri sayınca, hepimizin kafasında bir ampul nezdinde türkiye cumhuriyeti belirdi, bittabi.

(bkz: tck 301)
earendill earendill
demokrasiyi kendi iktidarları olarak algılayan insanların kendilerinden hareketle yaptıkları antropomorfik hataya dayalı demokrasi tanımı. demokrasi kişilik sahibi bir varlık değildir, kendini koruması güçlendirmesi, gezmeye gitmesi, tabak çevirmesi falan sözkonusu değildir. demokrasi sadece bizim bulduğumuz, kafaları kırmak yerine saymak doğrultusunda bir yöntemdir. dolayısıyla militan olup da birilerini uzaklaştırmaya birilerine yakın durmaya çalışması falan gibi bir şey de yoktur. vural savaş gibiler kendi sınıfsal çıkarlarının korunmasına doğrudan "demokrasi" deseler utanmaları gerekeceği için buna "militan demokrasi" adını veriyorlar, yani demokrasinin kendini savunması. ortada kendini savunan bir demokrasi değil kendi varlığını ve her türlü yetkinin kendinde oluşunu demokrasinin tecellisi sanan bir azınlık insan grubu var, bu insan grubu kendi grup çıkarları tehlikeye düştüğünde (ki demokrasi zaten temelde hiç bir grubun kalıcı bir iktidarının olamamasıdır bir yerde) kendi pozisyonlarını savunuyorlar ve kendilerini demokrasi sandıkları için de kendi pozisyonlarının savunmasına militan demokrasi diyorlar.

demokrasinin yaşayabilmesi (bakın bu da antropomorfik bi yaklaşım ama mecaz) için gerekli olan bir tek mekanizma vardır, bu mekanizma da birbirini tamamlayan seçim ve ifade özgürlüğü çiftidir. her fikrin serbestçe dile getirilebilmesi ve bunların hepsinin seçilince iktidar olabilmesi mekanizmasıdır bu. eğer şiddete yönelmeyen (ki sorun bunu belirlemektir) her fikir serbestçe dile getirilebiliyorsa fakat bunlardan sadece bazıları iktidara gelebiliyorsa bu demokrasi olmaz. aynı şekilde seçime giren her parti iktidara gelebiliyor, fakat her fikir dile getirilemiyorsa ve partiler belirli fikirler dışına çıkamıyorsa bu da demokrasi değildir. vural savaşa bakıyoruz, kapattığı partilerle övünen kim bilir kaç kişiyi düşünce suçundan hapse attırmış bir adam. hani demokrasinin kendi kendini koruması diye bir şey varsa bu tip adamlara karşı olmalı. çünkü seçimleri ve ifade özgürlüğünü daraltan bunlar, bizim seçme şansımızı azaltan anti-demokratlar bunlar.

o zaman ben de kendi kafamdan uydurayım bu ülkede vural savaş ve benzerlerinin varlığı demokrasinin aleyhinedir, mesleklerini iyi de bilseler buna bakmadan bunları devlet kademelerinden temizleyelim, çünkü efendim bunlar demokrasi karşıtı ve demokrasilerin de kendi kendini koruması lazım. işte demokrasi kendi kendini böylece koruyor (tabii benim elimle, yoksa demokrasi tanrısı dünyaya inip kılıcıyla savaşmıyor). olur mu? olmaz. böyle korunacak bir durum olup olmadığına halk karar verir, iktidarı değiştirir, yeni gelen iktidar yeni bürokratlar atar ve demokrasi kendisini demokratik yoldan korumuş olur, varsa böyle bir şey. bürokratların çıkıp "şu görüşler savunulur bu partiler iktidara gelirse demokrasi tehlikeye düşer, bunlar kapanmış şunlar da hapse atılmıştır, demokrasiyi koruyoruz biz burda" demesi gibi bir şey anlamsızdır. neyin "demokrasiyi tehlikeye düşüreceği, neyin düşürmeyeceği" halk tarafından mı belirlendi, yoksa sen mi dikte ediyorsun, derler adama.
eskiunited eskiunited
vural savaş kitabı. pkk, milli görüş ve nurculuk ana hedefi kitabın. parti kapatmaların nedenlerini savunuyor. bilgilendirici olmasına rağmen pek akıcı olduğu söylenemez. refah partisinin kapatılma mevzusundaki gerekçelerde ilginç yönler yok değil. gerekçelerin içerisinde önemli yer tutan kur'an kaynaklı referanslar. bunları tehdit olarak algılayıp referans olarak kabul ediyor ve istemeden de olsa hukuk'a dinin karıştırılmasını sağlıyor. islam'ın ya da kur'an'ın başka bir bölüm ya da farklı kitaplarda irdelenmesi gerekliydi bence. savunduğu şeylere de katılmamak mümkün değil ama bu kitaba olmamış, saplarla samanlar karışmış.
imdat yaz 3045e gönder imdat yaz 3045e gönder
demokratik düzen, karşılıklı hoşgörü ve anlayışın hakim olduğu, farklı düşüncelere korumalı bir alan sağlayan sistemdir. bu özgürlüklerden yararlanarak, demokrasiyi tam anlamıyla bir araç-kaldıraç olarak kullanıp demokratik ortamı yok etmeye imkan vermeyen sistem militan-mücadeleci demokrasidir.

demokrasiye nazaran daha aktiftir, militan demokrasi. tıpkı bir canlı gibi, kendisini ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı mücadele eder, kendi devamlılığını sağlayacak kurumları bünyesinde barındırır.
orgomelih orgomelih
arka kapak

yüzyılımızın büyük düşünürü karl popper'in söylediği gibi, "demokrasi, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün hakim olduğu bir rejimdir." ne var ki 'hoşgörü' çelişkili bir kavramdır. sınırsız hoşgörü (tolerance), hoşgörüyü ortadan kaldırır. hoşgörü sahibi olmayanlara hoşgörü gösterilmesi, hoşgörülü bir toplumun dayatmacılara karşı savunmasız bırakılması, hoşgörüsüyle birlikte, hoşgörülü kişinin kendisini de yok eder.

anayasal düzenimizi ve ülke bütünlüğünü görevim gereği hukuk yoluyla savunmaya çalışırken hazırladığım belgelerin, yazdığım makalelerin ve yaptığım bazı konuşmaların, tüm çağdaş atatürkçülerin benimsediği 'militan demokrasi' anlayışına açıklık getirdiği inancındayım.

kitabın başlangıç kısmına 'not defterimden seçmeler' bölümünü koymayı uygun gördüm. o bölümde yazılı olanları bilmek, sizin de hakkınız diye düşündüm.

kitabın son bölümünde ord. prof. dr. sulhi dönmezer tarafından hazırlanan ve ankara bürosu'nca düzenlenen hukuk kurultayı 2000'de sunulan 'din vicdan ve kanaat özgürlüğü' başlıklı bildiriyi koymayı uygun gördüm. bu çok önemli bildiri ile birlikte, kitabın tümünü okumak sabrını gösterirseniz; laiklik, terörle mücadele, cumhuriyetimizi yıkmaya çalışan örgütler, din, vicdan, düşünce özgürlüğü konularında pek çok fikrinizi değiştireceğinize inanıyorum.