milliyetçilik

2 /
karahisari karahisari
milliyyet, insanın çalışması ile ve dilemesi ile elde edebileceği bir meziyyet değildir. milliyyet, aynı vatanda, aynı toprakda doğup yetişenlerin, din, örf, âdet ve menfe’at birliğidir. çalışmadan, doğuşda ele geçen bir ni’metdir. insan, tatlı bir hayât geçirebilmek için, milleti arasında bulunmağa muhtaçdır. insanlar, varlıklarını, haklarını ve ihtiyâçlarını koruyabilmek için, toplu olarak yaşamak zorundadır. medeniyyet de bu demekdir. bu topluluk ise kendi milletidir. insanların yalnız başına elde edemiyecekleri hakları korumak için toplu yaşamaları lâzımdır dedik. bu toplulukda, karşılıklı yardım ve fedâkârlık lâzımdır. insanın, din hürriyyeti tanıyan milliyyet uğrunda mı, yoksa dinsiz olan milleti uğrunda mı dahâ fedâkâr olacağını düşünmek lazımdır.
galliani galliani
bu kavramın nasıl ortaya çıktığını yazarsak tanımını anlamak çok daha kolay olacaktır. malum, milliyetçilik modern toplumlarda var olan bir kavramdır. tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkmıştır. 2 tür toplum vardır, cemaat ve cemiyet. cemaatte insanlar arasında birincil ilişkiler geçerlidir, herkes birbirini tanır, ilişkiler yüz yüzedir, borç verirken senet alınmaz, verilen söz geçerlidir, ortak değerler ailevi değerlerdir, herkesin cemaati kendi çevresidir, üzüntülerini ve sevinçlerini beraber paylaşırlar. bu yapı doğal olarak tarım toplumlarına özgü yapıdır. işte 1750 li yıllardan sonra sanayi toplumuna geçişle birlikte kentler trajik bir şekilde büyümüş, taşradan kentlere yoğun göçler olmuş, insanlar arasındaki birincil yani samimi ilişkiler artık ikincil ilişkilere (yani resmi ) dönüşmüştür. artık borç verirken söze güvenilmeyip senet istenen devirler başlamış, insanlar üzüntülerinde ve sevinçlerinde dramatik bir biçimde yalnızlaşmaya başlamışlardır. işte bu, cemiyete geçiştir. cemaat toplumu şeklinde taşrada yaşayan insanlar hızlı bir şekilde şehirlere göç edince kendilerini bir anda cemiyet içinde bulmuşlar, bu toplum yapısına alışamayan insanlar kendilerine hayali bir cemaat yaratmışlardır. bu hayali cemaatle millet, millet kavramı ile eş zamanlı olarak da milliyetçilik doğmuştur.
miçemez miçemez
insan sadece insan olduğu için yaşamayı,saygı duyulmayı hak eder.milliyetçiliğin tarih boyunca birtakım yanlış ellerde ,çığrından çıkmış,sadece kafatası avcılığı yapmaya yönelik bir hal aldığını göz önünde bulundurursak,rahatlıkla diyebiliriz; ki her şey tadında güzel.
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
insanın doğduğunda "millet"ini seçme şansının olmadığı gerçeğinden yola çıkılarak kötülenmeye çalışılan fikirdir. elbette insan doğduğunda "millet"ini seçme şansına sahip değildir, ancak kişinin içinde doğup büyüdüğü, sosyal gelişimini tamamladığı milletin, ülkenin ileri gitmesi ve gelişmesi için çalışması neden kötü olsun? milliyetçilik ırkçılık değildir. zira millet ve ırk farklı kavramlardır. daha açık olması bakımından, "millet" sözcüğünün tdk tanımı şöyle: "çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus."

ve yine örneğin, "önemli olan boy değil önemli olan soy soy!!!!!x1000" diyen adam ırkçının önde gidenidir.

etki ajanlarının, provokatörlerin bize sundukları ve inanmamızı istediklerinden azade baktığımızda milliyetçiliğin yerli kaynakların yine yerli insanlar tarafından işletilip hakça bölüşülmesi amacını güttüğünü, yayılmacı politikalara ve bu tip politikaları savunan ülkelere karşı çıktığını, milletin baskıyla yönetilmesini değil, milletin özgür iradesiyle kendisini yönetmesi gibi fikirleri savunduğunu görebiliriz. emperyalizm uyuyan beyinleri sever, hatta bu beyinlerden güç alır, gelişir. emperyalizm ve yerli işbirlikçileri bazı şeylerin görülmesini istemez. ve televizyonla ve müzikle ve basınla ve futbolla ve bin türlü afyonla uyutulan beyinlerin "neler oluyor?" sorusunu sormasına bozulur. iş bu yüzden milliyetçilik, inadına daha gür bir sesle dillendirilmesi gereken fikirdir.
gülümsün gülümsün
atatürk’ün ilkelerinden birisi olmakla birlikte günümüzde içeriği bir takım çevreler tarafından sekteye uğratılan kavramdır _ortalıklarda yakarım, yıkarım, dağıtırım diye gezinen kabadayı vari insanlara binaen_.
milliyetçilik kendi ırkını, soyunu, geçmişini, geleneğini, âdetini korumakla ve gelenek, görenek gibi örfi duyguları yaymakla gelişen akımdır. hal böyleyken bu kavramı tü kaka diyerek kötülemeye çalışanların özlerini (nereden geldin, nesin sorularının cevabı) yitirmeye başladıklarından şüphe ederim. bir millet kendi özünü kaybetmeye başladığında ise denilenlerin aksine bu fikre(milliyetçilik) daha sıkı bağlanılması gerektiğini düşünüyorum.
madem aynı coğrafyadayız, madem aynı dili konuşup, aynı tarihin bağlarına sahibiz ve mademki aynı millet için çalışıyoruz; o zaman milliyetçilik ne bir faşistlik ne bir ırkçılık göstergesidir. bu olsa olsa bir milletin dinini, dilini, kültürünü, çok sesliliğini ve içindeki farklı milletlerin refahını koruyarak yaşatmanın, devam ettirebilmenin en akılcı yoludur.
lefteyenine lefteyenine
türkiye cumhuriyeti'ni kuran türk halkına, türk milleti denir. (1930)

diyarbakırlı, vanlı, erzurumlu, trakyalı her bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)

biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk toplumudur. bu toplumun fertleri ne kadar türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur. (1923)

biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyarız. onların milliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. bizim milliyetperverliğimiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetperverlik değildir. (1920)

mustafa kemal atatürk
murat caner murat caner
herkesde olması gereken, bizde bir çok türü bulunan, gerçekte birlik olmayı simgeleyen, çok tür olması nedeniyle bir olunamayan. türkçesi ulusculuk, budunculuk.
sirseri sirseri
uğrunda yapılanlar yüzünden artık insanların iğrenmeye başladığı duygudur.her ülke için ,her devlet için ,her millet için gereklidir aslında. fakat milliyetçilik kan dökmek değildir.milliyetçilik farklı etnik kökenlerden insanların(türkiye de olduğu gibi) tek bir bayrak altında,vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyarak,kardeşçe, birbirlerinin düşüncelerine saygı duyarak,düşüncesi için kimseyi öldürmeden,301'lerle insanları yargılamadan,yaşayabilme duygusudur,inancıdır.
aynı zamanda milliyetçilik; ezik politikası yaparak teröre başvurmadan,günahsız ne bir askeri ne de bir gazeteciyi öldürmeden,teröriste gerilla gibi anlamlar yüklemeden de yaşayabilmenin duygusudur.
2 /