mistisizm

1 /
gulsekizil gulsekizil
gözlerini kapamak,susmak anlamlarına gelir.mistisizmin temeli inançlar,duygular ve sezgilerdir.gelişen durumların ve olayların bilinmeyen güçler tarafından gerçekleştiğine inanır.kuşkuculuğa karşı olan bir akımdır çünkü kuşkuculuk(septisizm) misitisizmin temellerine aykırıdır.misitsizmde kelime anlamı vücut bulmak olan vecde ulaşmak vardır,yani dış dünyayla illşkilerini bir yana bırakıp,sezgisel yöntemle aslolana ulaşmak.islamiyetteki tasavvufa benzetilir fakat msitisizmi hristiyanlığa dayandıranlar da vardır.
ben olan ben ben olan ben
"mistisizm" ve "mistik" sözcüklerinin kökeni eski yunan misterlerinde (`sır) bulunmaktadır.

bu sözcük yaklaşık v. yüzyılda yazılmış mistik kitaplar arasında bulunan dionysios areopagite'e atfedilen mistik teoloji (`theologia mystica) adlı kitabın adından ve konusundan alınmıştır. "`mutlak`" hakkında özel bir görüş ve özel bir bilişi deyimleyen bir terimdir.

misterlerin rolü kişiye evren, mutlak ve insanın özüne ait bilgiyi kazandırmak ve insanı sonsuzluğa kavuşturmaktır. bu nedenle mistiklerin ereği, zamana ait dünyadan zaman dışı dünyaya eş deyişle sonsuzluğa geçerek mutlağı doğrudan kavramak ve onunla birleşmekti.

bu işin yöntemi aydınlanma törenleri idi. mistik, bu misterler ve bunlarla ilgili törenler yolu ile kutsal zekâya kavuşmuş sayılırdı. bu nedenle bu misterleri hariçten olanlara söylemek kesinlikle yasaktı.

esasen "mysterion" kelimesi grekçe "mu o" fiilinden gelir ki bu da "dilsiz olmak, dudakları ve gözleri kapamak" anlamındadır.

yunan misterlerinde bu anlamda olan mistisizm, yeni eflatunculuk adını alan yunan ve oriental uyuşumunda gerçeğin entellekt(akıl)ten ziyade sezgisel bir algıya dayanan kavramı olarak ele alındı. eş deyişle mutlağın ancak mistik deney ve sezgi yolu ile kavranabileceği kabul edildi.

mistik, sonsuz olanın içinde değişeni, değişenin içinde sonsuz olanı kavramayı amaçlar. bu görüşte "gerçeğin" ancak doğrudan deneyim ile elde edilebileceği kanısı vardır. bu bağlamda e. underhill mistisizmi "gerçek ile birleşme sanatı" olarak tanımlamıştır. pascal'ın ölümünden sonra yeleğinin cebinden çıkan bir şiirde belirttiği gibi "hayatta pek ender olan bu gibi deneyimler, gerçeği doğrudan doğruya kavratır ve insanın hayatını değiştirir" sözü de bu anlayışla ilgilidir.

tarihsel süreçte mistisizm

eski hint yazmaları olan upanişatlar'a göre;

hiçbir deneysel içeriği olmayan anlamında olan "brahman" yani "arı bilinç okyanusu" zaman ve mekâna bağlı değildir. ölümsüzdür ve insanın özü olan atman ile bir ve aynıdır.
yine eski hint yazmalarından olan vedanta'da (veda=bilgi, anta=erek) ise;

"dışta görülen çokluk birleştirici akılda yok olur gider ki, o da arı bilinçtir" ya da başka deyişle "bütün, çokluğun içinde yok olup gittiği, değişmez ve başkalaşmaz bir birliktir. insan, birliğe ancak kendini, kendinde olan her çeşit içerikten boşaltarak erişebilir, böyle bir bilinç halindeki insan, bütün üzüntü ve acılarından kurtularak brahma'ya erişir, kurtuluşa ve neşeye kavuşur", denmektedir.

çin kültürünü incelediğimizde;

"i ching" adlı kitapta, "en büyük akıl" yani "tao", salt varlık olan "taichi"dir. taichi, "yin" (pasif) ve "yang" (aktif) olan birbirlerine karşıt iki kozmik ilke oluşturmuş ve oluşum bu iki karşıtlığa dayanmıştır. insan imgelerden, tasarımlardan ve düşüncelerden kurtulup tao'ya, yani salt sükuna (dinginliğe) erişmelidir. o kendiliğinden değişip başkalaşan "taichi" ve fakat yine de kendinde değişmez ve başkalaşmaz olan "tao"dur.

eski mısır uygarlığında hermes toth, takipçilerine şöyle demektedir;

"insanın aslı nurdur. insanlar bu nuru tanımazlar ve onu göz ardı ederler, fakat hakikat budur."

"osiris nurdur,nurda oturur. nur her yerde gizlidir. bir insan, nur olan osiris ile birleştiği zaman, tikel, tümel ile birleşmiş olur ve o zaman her şeyi gerçeği ile görür ve bilir. her insan için bu nur ona her şeyden yakındır. bir insan bilgi sayesinde ayinlerin ve törenlerin üstüne yükselir. osiris'e ererse, nura, o her şeyin başlangıcı ve sonu olan ve baştanbaşa nur ile çağlayan amon-ra'ya varır."

"tek bir yapıcı ve tek bir kanun vardır. varlığın dışı da içi gibidir. bu tek kuvvet kendini üçlü prensiple (zekâ-kuvvet-madde; nur-kalem-yaşam vb) açar ve bütün varlığı kuşatır."

"insanlar, yok olup gidecek olan ilâhlardır; ilâhlar ise yok olup gidici olmaktan kurtulmuş insanlar."

bu gerçeğe ulaştığında "ilim kuvvetin, iman kılıcın, sükut da delinmez zırhın olsun. hakikati içinde sakla, onu hareketlerin söylesin."

"gerçeği, herkesin akıl derecesine göre açıkla."

"insan, üstü örtülü bir nurdur ki, ancak aşk ile sonsuz olarak parlar; aşksız ise sönüp gider."

bülent gürkan
ben olan ben ben olan ben
eski yunan'da orphic misterler öğretisinde şöyle denilmektedir;

"tanrı bizde ölür ve yeniden bizde dirilir ve bizler tanrılığın bedenini yeniden imar ederiz."

"varlığın ilkelerine yani lekesiz esir içinde alevlenen büyük triad'a (üçleme) yükselmek için kendi içinin derinliklerine kıvrıl. bedeni, düşüncenin ateşiyle yak! kendini maddeden sıyır! o vakit aklın sonsuz nedenlerin saf esiri içinde jüpiter'e varacaktır."

dionysius sırları içinde, dionysius ile aynileşmek, geçici bir deneysel birlik değil, aklın bedenin tutsaklığından kurtulup, özgürlüğe kavuşması ve ölümsüz kutsallığı elde etmesi demektir.

yine eski yunan'da pisagor'un öğretisi

"insanın asıl uğraşı ve amacı, özgür yaşamak, yani bedene bağlı olmadan salt akıl haline erişebilmektir. bunun için ilim ve sanat yolundan gitmelidir. böylesi bir ilim, matematik, böyle bir sanat ise müziktir."

"her şeyin bileşimi, triad (üç)dır. nokta hareket ederek çizgiyi, çizgi hareket ederek alanı, alan hareket ederek nesneleri oluşturur. evrende açıkça görülen bu triad ise salt varlığın iradesinde birlik halinde bulunur."

"evrendeki bütün oranlar, dolayısıyla armoni ya da ahenk, sayıya ait oranlardır. hakikat de, işte bu bütünsel ahenkten ibarettir."

"insan, maddeye tamamen galip gelince hakikate erişir. bu birleşmede insan, kendi bilincini kaybetmez. bu birlik, hakikatin bilgisi içinde, yaratıcı bir eylemden ibarettir."

"akıl, bilgi sayesinde hikmete ulaşmalı ve bu yolla her şeyde bulunan iyilik ve kötülüğü fark etmelidir. varlıkların en küçüğünde bile, evrenin bütününde gördüğü hakikati görebilmelidir. insan bu dereceye yükseldiğinde kendisinde bazı yeni güçler ve özellikler açığa çıkar. çünkü, içsel kuvvetleri gelişmiş olur. irade gücü, diğer kuvvetlerin üzerine yayılır. mıknatısı kuvvet artacağından dış ilişkilerinde kudretli olur."

"hakikat birdir, çokluk bu birin çokluğudur ve sadece bir görünüşten ibarettir. bu çoklukta birin tam ve tek bir ahengi vardır. bu bilince gelen kişiler, erdemli olanlar arasından en iyilerini kendilerine dost olarak seçmelidirler ve dostlar sık sık bir araya gelerek sohbet etmelidirler."

ve yine antik yunan filozoflarından platon, devlet dialogunda;

"entelektüel gelişmenin ve yükselmenin en son noktası, diyalektik düşünce yönteminin kullanılmasıdır. diyalektik yöntem ile akıl, bütün hipotezleri, bütün prensipleri aşarak en baş prensibe bağlanır ve mutlak iyilik formunun tam bir tanımına ulaşır. fakat entelektüel disiplin, kontamplasyonun son deneyimi veya realitenin doğrudan görülmesi ve anlaşılması için ancak bir hazırlıktır." demektedir.

iskenderiye okulundan philon'a göre;

"insan cehaleti bırakıp sadece salt nur ile aydınlanmaya gayret etmelidir. bu dereceye yükselen kişide zekâ duralar, fakat ruha esrime hâkim olur. böyle bir kişi daima neşe içindedir. bir insan böyle bir hale gelirse, kendisinde bir takım hakikatler doğar. esrime ve salt olanın güzelliğini seyretme hali, sözle anlatılamaz olan sırf içe ait bilgidir. en yüksek mutluluk ta budur."

aynı ekolden olan plotin ise;

"salt'ın deneyimi, bedenin ve aklın üstündedir. o, yine de bilinebilir ve güzelliği seyredilebilir. bu bilgi artık akla ait bir bilgi değildir. böyle bir bilgi ancak esrime ile olanaklıdır. esrime ise, insanın bilincini ve benliğini, bir an için de olsa, o salt varlıkta yok etmesi, yani aklı aslına kavuşturmasıdır. bu esrimeyi oluşturan şey de, düşünce ve iradeden çok aşktır. düşünce ve irade, aşka ancak yardımcı olur." demiştir.

ibranilerde mistisizm öğretisi olan kabala ve zohar'da;

"ayn sof, eş deyişle "sonsuz vücut" gerçek birliktir. ve ondan başka var olan bir şey yoktur. kendi başlarına var sandığımız bütün şeyler o gerçek vücudun görünümlerinden başka bir şey değildir. ayn soft, yalnız varlığı değil, bütün hareketleri ve hattâ onların üstünde olan şeyleri de kaplamıştır. o, sınırsız olan evreni de, sonsuzluğun bütün oranlarıyla aşar. hakikat sonsuzdur. dolayısıyla ne kendi görünümlerinin ne de varlığının bir toplamı sayılabilir."
melekler (moleke) doğanın somut kuvvetleridir. şeytanlar, varlığı örten şeylerdir. insanın kendini arındırması ile aklını yetkinliğe erdirmesi ve varlık hakkında gerçek bilgi edinmesi kendi elindedir.

insan bütün eylemlerinde özgürdür. ancak bu açıklanamaz bir sırdır.

"birliğin sırrı aşktadır. ruh; aşk ve kalp nuru aracılığı ile kendi benliğinden sıyrılarak kendi kaynağına kavuşur ve artık tanrının irade ve düşüncesinden başkaca kendisinin irade ve düşüncesi kalmaz." denmektedir.

antik yunan ve ibrani öğretisine koşut olarak hindistan'da buda;

"insanın tinsel ve tensel varlığını oluşturan beden, tutkular, tasarımlar, eğilimler ve bilgilere bağlanmak hep ıstıraptır."

"ey rahipler! ben her çeşit insansal ve tanrısal bağlardan kurtuldum. insan benliğini her türlü kötülükten, bir kuyumcunun altını temizlediği gibi arıtmalıdır."

"içinde hiçbir şey, hiçbir çekim olmayan bir tek yer vardır. bu yer nirvana'dır. esrime içinde olan, cesur, azimli sarsılmaz kimseler, nirvana'ya ve sonsuz mutluluğa ulaşabilirler." diye seslenirken;

iran'da zerdüşt:

"başlangıçta tikel varlıklarla tümel varlık birdi. fakat büyük yaratıcının varlık üzerinde iki karşıt görünüşü vardı. biri nurun, iyiliğin, erdemin gerçekleşmesi olan hürmüz, diğeri karanlığın, kötülüğün, cehaletin gerçekleşmesi olan ehrimen'dir. işte yaşam daima birbirine karşıt olan bu iki kuvvetin sonsuz savaşından ibarettir. hürmüz'ün özellikleri, zeki, ileriyi gören, düşünen yüce varlık olmasıdır."

"ehrimen ise, zekâdan yoksun, tutkularının esiri, öfkeli insanlar gibi kararlarını beklemeden ve düşünmeden uygular. yaptıklarının sonucunu kesinlikle göremez. bu nedenle hürmüz'ün özelliklerinin benimsenmesi gerekir. şu halde daimi bir savaş olan yaşamda zafer zekilerin ve erdemlilerin (hürmüz'ün)dir."

"tam saf ve salt erdemli olmak ve çalışmak; zaferin sırrı budur. özellikle üretim yapan çalışmalar, çalışmaların en yükseği ve yararlısıdır. çünkü ancak zeki ve erdemli olanlar üretici olabilir, yalandan ve kötülükten kurtulabilirler."

"bu yoldan gidenler, hürmüz kanalından tek ve gerçek mabut olan zirvana'ya ulaşırlar. böylece zirvana'nın özelliklerini elde etmiş olarak yaşamlarına devam ederler. bu özellikler; hakikat, hikmet, kudret, merhamet, sıhhat ve ölümsüzlüktür." demektedir.

iskenderiye okulunun endülüslü takipçisi muhyiddin i arabi;

"bir insan kendindeki değişmez olanı bilir ve yetkinleşir, artık kendini özel bir inançla koşullamaz. yetkin insan öyle bir bütünsel gerçeği bilmiştir ki, o her şeyi toplamış olan gerçeğin her inançta bir görünümü vardır. bu anlamı kavrayan, ne kendisi sınırlanmış bir inanç içinde olur, ne de başkasının inancına karışır ve onu yalanlar."

"en yetkin varlık "mutlak" olandır. bir şey içerdiği "mutlak varlık" derecesine oranla bir başka deyişle ortaya koymak gücünde olduğu görünümlerin sayısına oranla yetkindir. bu görünüş ise yetkin insandır. ancak insan, "mutlak olan" ile kendi özsel birliğini idrak etmedikçe yetkin değildir."

"aslında, idrak eden hakikat birdir, buna nur denir. onsuz hiçbir şey idrak olunamaz. nur ise aşık olan akıldır. bu aşkın temeli ve sebebi ise mutlak olanın güzelliğidir." demektedir.

gnostikler için;

"gnostik sırlara sahip olup, sadece aşk ve şefkat ahlâkını geliştirenlerin varlıkları, giderek değişim gösterecek ve onlar ilâhi nurun ziyaları olacaklardır."

bülent gürkan

seçilmiş kaynakça
cavit sunar, tasavvuf tarihi, ankara üniversitesi basımevi, ankara 1975
cavit sunar, tasavvuf felsefesi, ankara üniversitesi basımevi, ankara 1974
cavit sunar, mistisizm nedir?, kılıç kitabevi – garanti matbaacılık, istanbul 1979
ömer rıza doğrul, islâmiyetin geliştirdiği tasavvuf, ahmet halit kitabevi, istanbul 1948
kitab-i mukaddes, istanbul 1976
orhan hançerlioğlu, felsefe sözlüğü, remzi kitabevi, istanbul 1982
cemil sena, filozoflar ansiklopedisi, remzi kitabevi, istanbul 1976
cemil sena, buda ve konfüçyus, tefeyyüz kitabevi, istanbul 1941
m. ali ayni, tasavvuf tarihi
frank gaynor, dictionary of mysticism, new york, 1953
f. g. happold, mysticism, penguin books ve encyclopedia of religion and ethics
evelyn underhill, mysticism
niyazi karasar, bilimsel araştirma yöntemi, bilim yayınları, ankara 1986
foulquie, diyalektik bilim, 1975
serafin serafin
anlamı
mysticism yunanca (mystikos) yani eleusis gizemlerine "katılan kişi" (initiate) ve gizemlere katılım anlamına gelen (mysteria) terimiyle ilişkilidir. kelimenin kökeni hakkındaki görüşlerden biri yunanca'da dudak ve gözleri kapamak anlamına gelen mueinden geldiği yönündedir. ancak günümüzde mistisizm kelimesi eleusis gizemlerinden daha çok neoplatoncu manevi hakikat veya tanrı ile doğrudan deneyim, sezgi veya içe bakış yoluyla özdeşleşme veya yeni bir idrak seviyesine varma anlamında kullanılmaktadır. bu deneyim yoluyla bilgeliğe ulaşılır.
mistisizmin felsefe ile ilişkisi
mistisizm ve modern analitik felsefe mistisizmin deneyimsel ve bütüncül olması ve mistik deneyimin genellikle ifade edilemezliği, modern felsefenin ise analitik, sözel ve indirgemeci oluşu sebebiyle birbirleriyle zıtlık oluşturur. ancak mistisizm ile felsefe arasındaki bu ayırım modern dünyaya özgüdür. tarihin büyük bölümünde mistik ve felsefi düşünce birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur. plato ve pisagor ve bir ölçüde de sokrat'ın öğretilerinde açık mistik unsurlar bulunmaktadır.; pek çok büyük hristiyan mistik aynı zamanda döneminlerinin önde gelen filozoflarıdır ve buda'nın sutraları ve şankara'nın 'ayırım mücevheri'nde mistik fikirler yüksek bir analitik yaklaşımla değerlendirilmiştir. mistisizm ve modern felsefe arasındaki uçurum temelde modern felsefedeki doğal bilimlerden etkilenen belirli bilimci okulların etkisinden kaynaklanmaktadır.
mistik düşünce ikiye ayrılır:panteizm ve pananteizm.ilki evreni tanrı olarak görür ya da tersi.ikincisi ise evreni tanrıda görür.ilkinde kişisel bir tanrıya yer yokken ikincisi evreni tanrının bir parçası olarak görür.ilki hayatın akışına değişime özel bir önem vererek doğayla bütünleşmeyi savunurken ikincisi doğayı tanrının bir eseri olarak kavrar.mistisizm ikisinde de farklı kavrayış ve algılamalar doğurur.iki sistemin birleşimi olarak görülebilecek süreç teolojisi ise evrenin tanrıyla beraber devindiğini savunmaktadır.
mistisizm ve hayat
ölüm hayatın dipnotu, eylem ve tavırların kendisini hissettirdiği o tükenmişliğe vurgu, ezeli pranganın esareti. mistisizm ölümün insanın gerçek boşluğunu hissettiren, bütün çabaların bir kendini avuntuyla oluşa yönelten bir düşünce imgesi olduğunu yalnız iddia etmekle kalmaz, kesinlik hükmünde o dış gerçeklik denilen tantananın mekanizmasını da tanır. aşkın, sevginin, dostluğun ve arkadaşlığın o en dipteki çölden, kuru iç yaşantıdan kurtulmak için icad edilen ama bir türlü gerçekliği yaşanamayan sadece oyun olarak yaşanmaya çalışılan bir sahtekarlık olduğunu bilir. tanrı haz ilkesini yaşam içgüdüsü yaptı, içgüdü sosyal hayatı oluşturdu, kaçınılmayan bir uyum sürecinde insanlar daha doyum için gruplar, sınıflar ve birlikler oluşturdu. insanlık kendi hayatındaki, öz benliğindeki yalnızlığını kişisel sorunlarını politik sorunlara dönüştürerek rejimler üretti. kana boğulan, iğdiş edilen insanlık tarihi hep insan zihnindeki ve kalbindeki o kopkoyu karanlıktan, kendini üretirken başkasını yokeden o bencil, bireyci doyumsuzluktan, o tam kavramı bulunmayan vahşilikten doğdu. mistisizm, tanrının karanlığından beslenen bu evrensel yapıda yine tanrının aydınlık olan diğer yüzüne yüzünü dönmüşlerin yoludur. tanrıyı, insanı ve hayatı yanılma payı olmadan hakkıyla teslim eden tanrının batını boyutunun hizmetkarıdır.
mistisizm ve şizofreni
insan tek başına çıktığı hayat yolculuğunda türlü duraklardan aldığı enerjilerle beslenerek macerasına devam eder.bu enerjiler onu biçimlendiren,referans noktası olarak kabul edilen ve tüm doğrultusunu belirleyen deneyimlerdir.bu iç yolculukta kişi taşların yerine oturduğu ve görünüş ve bir kimlik kazanan süreç sonucu insan bütünüyle toplumun bir parçası,onun küçük bir örneği konumuna gelir.bu,sosyal oyunun herkesi bir yaptığı bir sosyal hayatın ana karakteridir.herkes farklı hayatlara sahip olsa da insanlar sosyal hayat alanlarında birbirlerine aynı sosyal tavır ve adetleri takınır.bu toplumun yonttuğu ya da kollektif bilinçaltının dikte ettiği kültürel durum insanlara aynı havayı solutur.mistisizm ve şizofren bu bütünlüğün gerçek insani değerlere kapalı,sadece hissedilen şeyin yobazlığa ve travmaya yol açabilen sahte düşlü,hassasiyeti tüketen ya da bir savaş yumuşatma aracı kadar rolü olan ahlaki normların kontrol mekanizması olduğunu ve hakim paydanın güç eksenli bir yaşam kültürü dayattığını bilir.şizofreni tanrının parçalara ayırdığı gerçeği tek tek parçalarda görüp tükenirken mistik parçalardaki bütünden doğar.aşklarını aynı çizginin iki yönünde bulur:tanrı ve insan.mistik tanrının adını insana söylerken,şizofren insanın adını tanrıya söyler.mistikler insandan kopmadan tanrıyı,şizofrenler tanrıdan kopmadan insanı aşk edinmişlerdir.tasavvufta ilki sahv,ikincisi sekr halidir.
mistik gelenekler
hermetizm
gnostisizm
kabala
hristiyan mistisizmi
tasavvuf
isihazm
vedanta
taoizm
telemik mistisizm
zen
mistisizm - vikipedi mistisizm, yunanca μυστικός ( mystikos) yani eleusis gizemlerine "katılan kişi" (initiate) ve gizemlere katılım anlamına gelen μυστήρια ( mysteria)... wikipedia
ben olan ben ben olan ben
(bkz: gizemcilik )

açıklanmayan soyut bilgiye gizem adı verilir. gizem sözcüğü "sır" sözcüğü ile yakın anlamlıdır. bu yüzden kimileri "giz" sözcüğünü kullanmayı yeğler. sıradan bir olay, bir uygulama, bir karar, bir yazı, bir şekil, bir nesne ve bunlara benzer somut olgular kapalı bir topluluk içinde tutuluyor, bu topluluğun dışındakilere anlatılmıyor, ya da gösterilmiyorsa, bunlara ilişkin bilgilere sır "giz" ya da "gizli bilgi" denilmesi daha doğru olur.

buna karşı sıradan olmayan, dinsel, kutsal ya da herkesin anlayamayacağı ölçüde derin anlamlı bir bilgi açıklanmayarak gizli tutulacak olursa buna "gizem" denilir. bir sözün, bir yazının, bir olayın dışa yansıyışından farklı olarak içrek (ezoterik) bir anlamı varsa, başkalarına açıklanmayan bu içrek anlam gizemdir...

bir ailenin, bir devletin veya bir şirketin sırları olabilir ama gizemleri yoktur...
jouissance jouissance
"gerçek"le (le reel) temasın dile gelmezliğini, söz yoluyla yaklaşmaya çalışmanın imkansızlığını, tümünü anlatmaya muktedir sözün olmadığını en iyi bilenlerdir mistikler. imkansıza söz yoluyla ulaşmanın imkansızlığının açtığı uçurum ise sessizliğin, çığlığın, orucun, kapanmanın ya da dansın.. kısacası tüm bir deneyim alanınının fışkırdığı bu boş yerdir. mistiklerin deneyimlerinin tekrarlanan yapısının öğretebileceği diğer şey ise tek seferde hepsine ulaşmanın, imkansızı tümüyle kucaklamanın ya da tam bir temasın mümkün olmayışı ve her seferde bir parçanın ulaştırdığı doyum, "daha fazla" için bir dahadır.

bunun dünyevi olana dair yansıması şuradadır ki, kadına ve gerçeğin hakikatine ulaşmanın basamakları neredeyse aynıdır. çünkü, kadının hazzı hakikatin kız kardeşidir. kadınları anlamaktan bahsetmenin yetersizliği de burada; deneyim alanında anlamsız görünen bir şeyler vardır. ya da şöyle de denilebilir; anlamsız görünenin şifresinin çözülmesi (dechiffrage) uğraşıdır deneyim.
pencere önü kaktüsü pencere önü kaktüsü
insanın tabianüstü alemle samimir bir şekilde doğrudan doğruya alaka kurup birleşmesinin imkanınana inanan, kaynağı akıl ve duygular olmayan üstün bir bilgiyi sezgi gücü ve vecd yoluyla elde ettiğine inanan böylece allah'a ulaşıldığını ileri süren görüş.
ben olan ben ben olan ben
"gerçek mistisizm teorik değil, pratiktir. başka bir deyişle o, entelektin kavradığı değil, nefsin yaptığı bir şey, organik bir hayat vetiresidir.
gerçek mistisizm, tamamiyle spiritüel bir aktivitedir. hedefi tamamen transandantaldır. bu dünyanın görünüş dünyası ile mukayesesine hiç yol yoktur. gerçek mistik, görünüş dünyasını hiçbir şekilde kâle almaz. o, fenomenal dünyada ve günlük işlerinde bile bütün dikkat ve ilgisini gerçek reelde, değişmez bir'de toplar.
gerçek mistisizm metodu ve işi aşktır. mistiğin bütün dikkat ve ilgisini topladığı bu bir, hem bütün bir realite hem de sevginin canlı ve şahsî objesidir.
gerçek mistisizm bazı belirli tecrübeleri gerektirir. mistiğin objesi mutlak ile birleşmedir. bu canlı birleşme mistik yolun sonudur. böyle canlı bir birleşmeye ulaşmada da sadece entelektüel realizasyon ile emosyonel isteklerin varlığı yetmez, insanda normal şuurun üstünde kuvve halinde mevcut olan bir şuur şeklinin de herhangi spiritüel ve psikolojik bir vetire ile hür bırakılması şarttır."

mistisizmin ana hatları
cavit sunar
ilahi ask ilahi ask
ilahi aşk'a ulaşmaktır aslında. ancak öyle bir bütünleşme halidir ki, aşk desen değildir. hiçbir tarifi olamayan'a ulaşmaktır. maddi boyutun tek düzeliğinden çıkıp manevi boyutun o inanılmaz derinliğine, aşk'a kavuşmaktır. tabii, aşk kavuşmak veya ulaşmak değildir, o'nu öğretir size. *
1 /