muhafazakarlık

1 /
pudra pudra
muhafazakarlık kelime anlamı ile yada benim anladığım kelime anladımı ile kendinize göre doğru olan bir şeyi savunmak ve bunun aksi ya da yeni bir duruma onay vermemek hatta karşı çıkmaktır.herkes de böyle bilir.arisoto mantığımıza göre muhafazakar olan birisi kesinlikle geri kafalıdır yeniliği kabul etmez ne bileyim eğer onun için içki içmek günahsa asla içmez içene saydırır.herkes böyle bildiği için kimse ben muhafazakarım demez.ama ben kendi açımdan belli konularda muhafazakarım peki bu beni en klişesinden dinci,nato mermer nato kafa,at gözlüğü ile bakan birisi mi yapar hayır.bence önemli olan hangi konuda ve ne derece başka bir doğruyu kabul etmeye olan kapalılığıdır.
dr conners dr conners
bir düşünce yapısı ya da dünya görüşü olmayan zira yaygın kullanım anlamından ziyade hemen herkesin kendisine yükleyebileceği bir özelliktir. ekseriya sağ dünya görüşüne atfedilen bu özellik aslen tüm görüşlerin alt yapısını oluşturabilir. misal işçi hakları konusunda büyük ilerlemeler sağlamış bir ülkenin sol görüşlü insanları bu hakların geri verilmesini istemez, muhafaza etmek ister. bu konuda insanlar muhafazakardır. sırf bu yüzden insanlara gericisin denilemez. ülkesinin bölünmez bütünlüğünü savunan, sınırlarını muhafaza etmek isteyen insanlar da muhafazakardırlar, onlara da; "gericiliğin lüzumu yok, verin şu toprakları" şeklinde alaycı bir tenkitte bulunulamaz. dışarıdan destursuzca topluma gelip yerleşen bir takım özelliklerin ahlaki yozlaşmaya götürdüğünü düşünen ve bundan endişe duyan insanlar, ahlaki durumlarını muhafaza etmek isterler, muhafazakardırlar, "ne biçim adamsın, gerici misin?" denmez. her birey ve toplum kendi ahlaki değerlerini koruma iç güdüsüne sahiptir.
örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. sonuç olarak bu, insan düşüncesinde bir şeyleri koruma hissinden gelen bir konudur. buna dil, kültür, yaşayış ve başka bir çok unsura dair özellik de eklenebilir.
burada sorun teşkil eden konu, yaklaşık 180 yıldır türk siyasi hayatını ve bizleri şekillendiren şeyin ilericilik-gericilik tartışması olmasıdır. bu iki unsur bir siyasi görüş oluşturamazlar. çünkü toplum için de birey için de bu iki zıt kuvvet bir denge içerisinde anlam bulur. topluma yenilikler bir taraftan yön vermeye çalışırken, bir taraftan da değerlerini, alışkanlıklarını korumak isteyen muhafazakar görüş bunu dengeler ve toplum sağlıklı bir değişim yaşar. her dünya görüşü için bu iki unsur düşünce mertebesinin doğal bileşenleridir.
siyaset demek iktisat demektir. en liberal dünya görüşünden en anarşist görüşe kadar her bakış açısı iktisadi bir açılım öne sürerler ve bu görüşler kendi içinde muhafaza-değişim çelişkisini yaşarlar.
özetle muhafazakarlık bir hakaret ya da övünme kelimesi değil, insanın temel düşünce öğelerinden biridir.
bulamadım bulamadım
fransız ihtilali ve sonrasında ortaya çıkan siyasal ve sosyo-ekonomik değişime duyulan tepkiyle ortaya çıkmış fikirdir.öncelikli kaygısı geleneksel toplumsal değerlerin korunmasıdır.
bessel ve hankel bessel ve hankel
güzel ülkemde statükoculuk ile kanlı bıçaklıymış şeklinde anlaşılan bir kavram. aslında ikisinin de ortak paydaları var. en basitinden "akp muhafazakardır, chp statükocudur, o zaman muhafazakarlık statükoculuğun tam zıttıdır" diye düşünülemez, düşünülmemelidir.
x sentos x sentos
siyaset bilimine göre; siyaset biliminde var olan düzeni sürdürmek ya da muhafaza etmek isteğidir..

yani var olan düzeni sürdürmek ve muhafaza etmenin yanı sıra geleneğin hikmetine değer veren ve köklü reformlara karşı olmak.

bilim insanları tarafından zıddı (t) 'teori'cilik ya da teorisyenlik olarak telakki edilir ve türkiye'de ise bu problemli bir gidişatın habercisi yahut durumu olarak tahakküm ettirilir ki bunun da en bariz ve kuvvetli delili de ''geleneği izlemek ile düşünmeyi reddetmek'' arasındaki farkta vuku bulur.
kadın giyinmiş zaman kadın giyinmiş zaman
modernliğe ve aydınlanmaya karşı bir tepkidir. toplumsal ve bireysel meseleleri çözmede aklın egemenliğinin kabul edilmesini, bunca yıldır kendisine bir "biçim" geliştirmiş olan organik insanın âdet ve geleneklerine bir karşı çıkış olduğunu kabul eder. muhafazakâr düşünceye göre toplum, yaşadığı deneyimlerden edindiği kolektif bilgiyi, kendisinin bekası yönünde geliştirip mevcut hâline getirmiştir ve bu harmoniyi, akıl denen şeyle bozmak; toplumu oluşturan bireylerin "özgür" ve "eşit" olduklarını savunarak onları bir kör kuyuya itmek, geleceği belirsiz bir dünya'ya yollamak saçmalıktır. değişim, gereksizdir; yok illâ ki bir değişim olacaksa, bu mutlaka yavaş ve sindirile sindirile yapılmalıdır. geçmişin kurduğu yapılara zarar verilmemelidir. önemli olan birey değil; toplumdur, cemaattir.

klasik muhafazakârlığın bu ilk ortaya çıkışından sonra, ironik olarak, muhafazakârlık kavramı da değişiklik gösterdi. ilk başta değişimin tamamen karşısında olanlar, belli bir noktadan sonra değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul ettiler; ancak bunu yaparken de tedrici bir yol seçilmesi gerektiği tezinden vazgeçmediler. modernlikteki evrenselliğe, yerelcilik gözlüğüyle eleştiri getiren post modernizimle de el ele kol kola girerek, yeni yüzyılın yeni muhafazakârlığını* geliştirmeyi başarmışlardır.

(bkz: edmund burke)
franz kanka franz kanka
hem liberalizmin her zaman kol kola gezdiği ve mahalledeki diğer ideolojilerle kavgada sıkışınca, çağırdığı siyasal bir ideolojidir -fransız devrimine karşı yazdıklarıyla konu ile ilgili edmund burke'ye ya da de maistre'ye bakılabilir- hem de bir tavırdır, bu tavır boyutuyla yani genel anlamıyla var olanı koruma ya da onu tedrici bir biçimde dönüştürme niyetiyle her ideoloji içerisinde muhafazakar bir damar bulmak mümkün olabilir. lakin, bir düşünce içerisindeki bir akımın ya da eğilimin aldığı tavır itibariyle muhafazakar olarak değerlendirilmesi elbette bakana göre değişir.
1 /