münih

1 /
excalibur excalibur
bira olayını aşmış eyaletin başkentidir münih. öğlenden başlarsanız içmeye, gece yarısına doğru ancak hızınızı alabilirsiniz. domuz etiyle aranız varsa yanında da sosisli yemek adettendir. yine bol miktarda türk ve türk malı satan dükkan bulmak mümkündür, özellikle hbf'nin karşısındaki goethestrasse insanın gözlerini yaşartacak derecede türkiye tadındadır.
would would
gezilip görülmeye değer bir müzeden başka hiçbirşeyi ve turistik hiçbir özelliği olmayan, 2 kişiden birinin türk olduğu, kısıtlı ve sıkıcı bir şehir.
kendini dayı sanan ayı kendini dayı sanan ayı
türkçe konuşulan şehir. şöleki gittiğim dakikadan itibaren tek kelime almanca konuşmama gerek olmadı. münihe giderken elimize ufak bir kağıt verildi, bavyeraca kelimelerin yazdığı. ama zerre ihtiyaç duymadım. otobüs şöförü, türk müsünüz, nerde yaşıyosunuz diye başladı muhabbete, ardından yemek siparişi verirken aynı diyalog yaşandı, nihayetinde u-bahn da birisi buyrun diyerek yer verdi. not düşmek isterim ki,bu insanlar hiç tereddüt etmeden türkçe konuştular.
recai pengül recai pengül
yolunuz bu şehre düştüğünde sokaklarda dolaşmak yerine kapalı bir mekana oturup bir kaç saat vakit öldürmek isterseniz starbucks aramayın. onun yerine bir bira evine kapağı atın. münih, tüm avrupa'da pıtrak gibi çoğalan starbucks'lara karşı bira evleriyle direniyor. onun bu onurlu direnişine destek verin.
parçın parçın
nürnberg, salzburg, viyana ve prag gibi güzelliklere yakın olması nedeniyle gidilip kalınabilir almanya şehri. almanca bilmeyen bir türk için, çok türk olması avantaj gibi gözükse de, bu durum yurtdışı tatili yapmış gibi hissetmemeniz gibi yan etkiler de yaratmakta. bmw müzesi ve olympia turm ise görülebilir yerlerinden.

ama en çok neyini beğendim diye sorarsam kendime; kesinlikle salzburg'a gidişini. (bkz: #915974)
balıkçı balıkçı
almanya'nın en zengin şehridir. ortalama geliri diğer şehirlerden yüksektir dolayısıyla da yaşamı, özellikle öğrenciler için, diğer alman şehirlerinden daha pahalıdır.

gezilecek yeri yok diyenler olmuş, burdan hepsine "oha!" diyorum ve sevgilerimi yolluyorum. berlin'le beraber almanya'nın en çok aktivite ve atraksiyonuna sahip şehridir. ayrıca yine berlin'le beraber bir sanat merkezidir. turistler için bile ne zaman gelirlerse gelsinler kesinlikle önemli birinin sergisi vardır. müzeleri ise dünya standartlarında önemli yerlere sahipleridir. pinakothekler (3 tanedir bunlar, alte, neue pinakothek ve `pinakothek der moderne) önemli koleksiyonlara sahiptir. başka birçok modern galeriden bahsetmiyorum bile. sadece bu müzeleri tam anlamıyla gezmek birkaç gününüzü alır. şehrin kendisi küçük gelebilir turistlere, normaldir, çünkü almanya'daki şehir kavramı bu kadardır. istanbul gibi bir şehir olmaz almanya'da. istanbul'dan üç şehir çıkardı burası almanya olsaydı. ayrıca `avrupa`'nın en büyük şehiriçi parklarından birine sahiptir: `englischer garten`.

gastronomisi de çok gelişmiş bir yerdir. gece kulüpleri de berlin kadar underground çeşitliliği olmasa da gayet fazladır. alternatif takılınabilecek birçok mekan vardır. sosyetinin çok bulunduğu bir yer olduğu için bu tarz geçe eğlenceleri de gelişmiştir yani. onun dışında çevresinde alp dağları ve chiemsee ya da diğer bilumum göller vardır, bu göllerde yazları da yelken sporu icra edilebilir. bunlar, özellikle chiemsee, doğal acıdan güzel yerlerdir. italya'ya çok yakın mesafededir. içinde olimpiyat parkı bulundurur ve bu park artık konser, aktivite bölgesi, spor okulu ve üniversite fasilitesi haline gelmiştir.

üniversiteleri avrupa'nın en önemli kurumlarındandır. lmu ve tum ayrıca amerika tarafından da gayet bilinen ve kabul edilen üniversitelerdir. şehri 3 saatte gezmek biraz ütopik bir durum.
theprojection theprojection
an itibari ile içerisinde bulunduğum,
suyun 1.10 euro, biranın 65 cent olduğu,
almanya'nın ve avrupa'nın en önemli üniversitelerinden,
lmu ve tum'u içerisinde barındıran,
haziranın 20 si itibari ile,
henüz güneşi göremediğim,
mis gibi bir havası olan,
ortasından akan isar nehri ile hayal dünyasına dalabileceğiniz,
ingiliz bahçesinde güneşlenebileceğiniz (güneşi görürseniz eğer),
berlin kadar karışık olmayan,
october fest'te,
1 litrelik bardaklarla(maß) bira içebileceğiniz,
bretze adında, simit tadında
kendine has tatları olan,
adım attığınız ilk andan itibaren,
türkiye'de olduğunuzu hissedebileceğiniz kadar
türkçe konuşan insan bulabileceğiniz,
her türk'ün goethestrasse'ye görmesi gereken
sessiz sakin,
emekli olunca tekrar yaşamak isteyebileceğiniz,
güzel mi güzel bir bavyera şehridir..
1 /