müslüm

4 /
beer beer beer beer
film hakikaten çok iyi olmuş. timuçin esen de, müslüm baba rolünü mükemmel oynamış. film boyunca çalan şarkı ve türküleri timuçin esen seslendirmiş. çoğu izleyen bu konuda tepki gösteriyor ama bana kalırsa timuçin esen şarkıları çok iyi seslendirmiş. baba kadar iyi değil tabi, olamaz da. fakat gömülecek kadar da kötü değil.

yukarıda biri daha bahsetmiş. benim de liseden müslüm dinleyene kıro muamelesi çeken bir kız arkadaşım vardı. dün müslüm posteri önünde hikaye atmış. popüler olan ne ise ona doğru nasıl da dönüyor millet hayret ediyorum.

coverlar arasından favorim şu;


domestoss domestoss
bir akşam bizim oğlana bakında gideyim şu filme yahu, sol frameda gördükçe merak seviyem artıyor.
ayrıca takıntı oldu ;


ne karaymış su alnımın yazısı
meleşmiyor koyun ile kuzusu
ana baba kardeş bacı acısı...
olea olea
hiç bir zaman tam olarak ne müslüm baba hayranı olabildim, ne de alt kültür müziği diye iteleyeni. iyi müzik yapan, farklı bir karakterdi benim için. bazı ruh hallerinde, kafamdaki sorulara cevap olan şarkıların sözlerin onda bulduğum da oldu, bazı hallerde tınısını kabullenemediğim günlerde. benim için saygın bir müzik insanıydı. filmin çılgınca övülmesi sonrasında merak ederek gittim.

oyuncular özellikle çocukluğunu oynayan başta olmak üzere, tüm ekip rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. kurgusal sıkıntılar ve zaman kaymaları olsa da çekim kalitesi, renkler, açılar gayet güzeldi. tüm ekibin emeğine sağlık.

peki içime sinmeyen kısma gelirsek; bu film gerçek müslüm baba hayranları için yapılmamış, bu film her zaman olduğu için sonradan sahiplenenlere hitap ediyor. çünkü hayatında en az 3 yeşilçam dram filmi izlemiş bir insan için çok sıradan bir hikaye yani sizi öyle salya sümük ağlatmaz. hikayenin gerçekliği sonradan müslümcü olanlar için "ah yazık adam ne çekmiş" kafası yaratıyor. değerli izleyen, anadolunun pek çok yerinde bu hikayelerden onlarca, belki yüzlerce var. ayrıca bu adam isyankar filminde özetlemedi mi yaşamını, pardon siz müslüm baba filmlerini daha önce izlememiştiniz. minibüsçü müziğiydi o ve siz amerikan sineması severdiniz. ne zaman ki senfoni orkestrası ile çıktı sahneye bir aydınlanma yaşadınız. oysa gerçek hedef kitlesi onu hep sahiplendi, onun şarkılarıyla yaralarını sardı ve hikayesine ortak oldu. çünkü kaygıları, korkuları ve yaşanmışlıkları ortaktı. büyük şehirlerin tutunamayanları, alt kültür deyip sadece ötelenen, yaşadıklarıyla nasırlaşıp, kadere isyankar olanların idolüydü; ona da sahip çıktınız. bir bitmediniz yani kısacası.

bu film onların gözünden çekilseydi bambaşka olurdu, elbette bu kadar gişe yapmazdı.
zaman suda bir yüzdür zaman suda bir yüzdür
çoğu kişinin aksine, ikinci yarısını daha çok beğendiğim film. timuçin esen başarılı bir oyunculuk sergilemiş. kurgu biraz daha iyi olabilirdi ama bu da güzel olmuş.

mutlaka sinemada izlenmesi gereken, müslüm gürses' in hayatından kesitler sunan bir film.
wanderer12 wanderer12
timucin esen'in bundan sonra yer alacagi projeleri sikintiya dusurmesi muhtemel film. adam rolun hakkini o kadar iyi vermis ki resmen citayi goklere cikarmis. filmde kullanilan sarkilar daha bilinen aldanma cocuksu, senden vazgecmem gibi sarkilar olsaydi izleyiciyi daha derinden etkileyebilirdi diye dusunuyoum.
izlenmesini ise kesinlikle tavsiye ederim..
beyond doubt beyond doubt
bugün filme gittim, yönetmen iyi ayarlamış, olayları sırasına göre değilde arada geçmişe giderek vermiş, sırasına göre verseydi ilk yarı ağlamakla geçerdi. timuçin esen zaten çok iyi, beden dili mimikleri daha iyi oynanamazdı. müslüm'ün gençliğini şahin kendirici oynamış o da çok başarılı. filmde çalan tüm parçaları üşenmeyip not ettim, en kısa çalan şarkılardan birini aşağıya bırakıyorum;


laklak laklak
vay arkadas biz zamaninda babayi dinlerken herkes bize gulup geciyordu; simdi kiymete bindi.. neyse en guzel muslum sarkilarindan en cin birincilerinden biridir bence.

mordor belediye başkanı mordor belediye başkanı
filmin afişine dikkat etmişsinizdir, müslüm ismi büyük harflerle yazılmış, sağ altta da küçücük harflerle baba yazılmış. film de buna paralel olmuş biraz, müslüm fazlasıyla var ama baba kısmı biraz eksik kalmış.
bu ne demek şimdi diyebilirsiniz, o halde toplanın.
rahmetli müslüm gürses öyle adana gazinolarından direkt istanbul' un en lüks mekanlarına, şık giyimli beylerin ve hanımefendilerin karşısına çıkmamıştır. o süreçte önce tabiri caizse en "yer altı" mekanlarda, toplumun en alt bileşenlerinin karşına çıkmış, baba sıfatını ilk olarak oralarda almıştır. toplumun neredeyse en çok dışlanmış, politik olarak ve gündelik yaşamda en çok ötekileştirilmiş, merdiven altında, tekstil atölyelerinde ve fabrikalarda karın tokluğuna çalışan, yaşadığı hayata (sadece) isyan eden ama bunun için örgütsel mücadele etmek yerine kaderine lanet edip müslüm gürses' in şarkılarında teselli bulan, bizzat müslüm dinledikleri için kıro diye aşağılanmış her kesimden milyonlardır, müslüm' ü önce müslüm sonra baba yapanlar. filmde kendilerini ilk (ve son olarak) o meşhur gülhane parkı konserinde görüyoruz. başka bir yerde de çıkmıyorlar karşımıza. halbuki o dönem yakın tarihimizin en karanlık, en acılı ve her anlamda en karışık dönemidir. askeri darbe, bitmek bilmeyen çatışma ve ölümler. ve insanların politik görüşleri için birbirlerini sokak ortasında öldürdükleri o dönemde, her görüşten kişileri aynı mekanda, aynı konser alanında bir araya toplamayı başaran bir adam. filmde bu yönüyle eksik bırakılmış müslüm baba. onun şahsında yaşadığı dönemin çok güzel bir fotoğrafı çekilebilirdi oysa.
yalnız oyunculuklar harika olmuş, özellikle timuçin esen' e hayran olmamak elde değil.

bir de son dönemde bu film üzerinden çok gereksiz ve saçma bir tartışma yaratıldı. bir kesim "biz zamanında müslüm dinlerken bize demediğini bırakmayanlar şimdi neden filmi izleyip müslüm dinliyor" derken; diğer bir kesim de "efendim müslüm eskiden arabesk söylüyordu, 2000' li yıllarda değişti, daha farklı tarzda söyledi. bizim izlediğimiz ve dinlediğimiz müslüm sizin eski müslüm' den çok farklı ve daha iyi" gibi abuk sabuk argümanlar atıyor ortaya ama bunların ikisi de yanlış.
ilk olarak, isteyen istediği zaman istediği müziği veya kişiyi dinler. ikincisi, insanları dinlediği müziklerle, okuduklarıyla yargılama hakkını kendinde gören, hele hele onları aşağılayan sözde elitistler bilmelidir ki onlardan daha aşağılık kimse yoktur. ve üçüncüsü, müslüm gürses hiç değişmedi aslında, ilk gün neyse son anında da oydu. tarz falan da değiştirmedi, sadece şunu demek istedi. bende öyle bir ses ve yorum var ki, her şeyi her şekilde söylerim, hep başkalarından duyduklarınızı bir de benden dinleyin. bunu anlamayacak kadar zeki ve entelektüel olanlar da kendilerini bu değişim yalanıyla avuttular.
harley davutoğlu harley davutoğlu
amk burada gelip bu filmi izledikten ve filmi beğendiğini söyledikten sonra muhakkak bir yorum çıkıyor "ama bij ijleyken bije kıyo diyodunuj şimdi şij şahipleniyoşunuj! aşıl bijij, kimşe yokken bij vaydık, bij daha çok şeviyoyuj! ühüü!

ulan işte sizi kıro yapan bu. 90'larda da kıroydunuz hala kırosunuz. müslüm gürses'e, ferdi tayfur'a, orhan gencebay'a yaptıkları müzik dolayısıyla hep saygı duydum. nasıl yaptım bunu bilmiyorum ama yaptım. nasıl yaptığımı bilmeme sebebim sizsiniz işte. arabeskçi kıro derken icracıları saymıyordum, arabeskçi kıro derken dinleyici kitlesini sayıyordum. sizi görünce bu adamların müziği de itici geliyordu haliyle.

hep bir eziklik, hep bi mağduriyet sahiplenicisisiniz ama böyle gerçek bir mağduriyet de değil. yapış yapış saçma sapan bir mağduriyet. o mağduriyeti böyle reklam ede ede yapıyorsunuz bir de.

"biz böyleyiz olüm, biz şöyleyiz olüm..." diyip racon kesen, o yıllarda delikanlılığın kitabını alişan'la yazmış tiplersiniz.

"ağır abi" takılıp içinde kaypak karaktersiz adamlar taşıyan, aşırıya kaçmaya bayılan insanlarla, sevdiği sanatçıyı sahnede bıçaklayıp sonra karşısına çıkıp affet diyecek kadar yüzsüz puştlarla dolu bir kitlesiniz.

neyse burada daha size çok giydirirdim de konudan uzaklaşmak istemiyorum.

bakın kırocan arabeskçi ezik tayfa, müslüm filmine giden, filmi beğenen herkes "müslümcü" olmuyor. alın sizin olsun müslümcülük. biz sadece filmin güzel yazılmış bir senaryo (teşekkürler hakan günday ), güzel de kotarılmış bir yönetmenlik eseri olduğunu takdir ediyoruz. müslüm gürses'in hayat hikayesi, bilmeyenlerin yüreğini biraz burkmuş evet, melek gibi bir karaktere sahip olması yaşadıklarının daha vicdanlara batmasını sağlamıştır ama o yıllarda zaten müslüm gürses'in yaşadıkları pek çok kişinin başından geçen olaylar. müslüm aldığı eğitim ve temiz karakteriyle bugünlere kadar gelip unutulmaz olmayı başarmış, tırnaklarıyla didinmiş, pes etmemeyi seçmiş başarılı bir müzisyendir.

tarz değiştirmesiyle ilgili söylenenleri bilmem ama evet, adam her telden çalabileceğini göstererek herkesin dikkatini çekmiştir.

sen ne yaptın? imkansızlık yüzünden olanları tenzih ederek; liseyi bitiremeyen, herhangi bir sanatı da olmayan sen, sen ne yaptın?

be amına kodumun gereksizi, sen de şimdi rock müzik yapan bir adamın arabesk söylediğini görsen takdir edersin (hayko cepkin). sen de pop söyleyen bir adamın türk sanat musikisi icrası yapabildiğini görsen rakı masasında albümünü açarsın (tarkan). biz de 2000'lerde teoman şarkılarını veya aşk tesadüfleri sever albümündeki şarkılarını söylerken duyunca müslüm gürses'e dikkat ettik tabi. zaten müzik evrenseldir. biraz müzikle ilgili birisi bunu bilir ve anlar. yani metallica dinleyen adamın müslüm dinlememesi, ya da müslüm dinliyor diye metallica'ya tövbe etmesi gibi bir durum yok. gerekmiyor da öyle bir şey.

hatta çukur'un önceki bölümünde cumali ile yamaç'ın o müzik çekişmesi sahnesi de var ya hani cahil kıro cumali'nin "biraz kendi özünü dinle, türk ol biraz" deyişi var ya. hah, biz yabancı müzik dinleyenler de buna maruz kaldık hep.

yamaç da cumali'nin "sen ne anlarsın" demesine "asıl ben çok şey anlarım, sana da anlatırım, ama başka zaman" diyor. niye öyle diyor? çünkü müzik evrensel ve bu adam müzikle ilgilenen bir karakter olarak "rakenrolcu" bir karakter olarak, her türlüsünü biliyor, ayrımını yapmanın saçma olduğunu biliyor.

sen bilmiyorsun işte.

ne oldu peki şimdi bu durumlar zoruna mı gitti? aldık lan işte elinden, onu da "bizim" yaptık. sahip çıkamadın. burada böyle mızmızlanınca ne olacak sanıyorsun ki? "aaa bak allah da bizim belamızı versin, onlara kıro diyorduk şimdi biz dinliyoruz nasıl ayıp etmişiiiz, tüm bu kadar insan adına hepinizden özür diliyorum kardeeşş" diye mesaj mı atalım? bu çalışan, didinen, pes etmeyen adamın başarısını sen sadece dinleyicisin diye sana mı teslim edelim? ne olsun istiyorsun?

filme iki kere gittim. çok güzel film. en sevdiğim yazar hakan günday yazmış senaryosunu. bir tane kitabını okudunuz mu lan? şşş? arabeskçiler? "o zamanlar kıro denilen"ler? size arabesk dinlediği için kıro denildiğini sananlar?

lan bak "müslüm" filmi bir ürün. başarılı bir ürün. timuçin esen'den tut, hakan günday'a, hakan ketche kırkavaç'tan tut, görüntü yönetmeni martin szecsanov ve kurgu yönetmeni mustafa presheva'ya kadar herkesin başarılı bir çalışması var. o ürünü sattılar. siz de biz de oturduk aynı sofraya afiyetle yedik. bitti gitti. ama bunu onur gurur meselesi yapmanız saçma.

işte bu sizi arabesk yapıyor. ama arabeskte sorun yok. işte bu sizi kıro yapıyor. kıro geldiniz, kıro da gidersiniz bu kafayla.

filmi beğendik diye kendimizi jiletlemeye başladık sanki amk. bir akıllanın. n'olur, gözünüzü seveyim.

sevginin sahtesine
hayatın cilvesine
dertlerin böylesine
itirazım var kıro arkadaşım.

oh be ne zamandır şu salak tepkilere tepki gösteresim vardı. bugüneymiş kısmet.

ha cevap da vereyim o soruya: bu kafayı değiştirmedikçe sen hep yenilmeye mahkumsun, hep ezilmeye mahkumsun.
ekşi lahana ekşi lahana
piyasada gördüğüm kadarıyla buları ve daha sayısız şarkısını dinlemeyenlerin kendini müslümcü sanmasına vesile olan filmdir.

müslüm gürses bir karakterdir. bir düşüncesi hatta felsefesi vardır. her şarkıyı kendi lisanında orijinalinden daha güzel olarak algılamamızın sebebi de budur.
olduğun kişi olacaksın. garibansan gariban, züppeysen züppe.
kimseyi hor görmeyeceksin. kim olursan ol.
mesela urfalı değilsen urfa türküsünü urfa şivesi ile değil, kendi şivende okuyacaksın.
eğer emek veriyorsan hak ediyorsundur. hak ettiğini alamıyorsan isyan lazımdır. kırmadan dökmeden. insanca hakkını istiyorsan önce kendin insanlığından ödün vermeyeceksin. aah ah yazmakla bitmez.

belki müslümcü değildik ama hiç bir zaman hor görmedik müslümcü kardeşlerimizi. hem ne haddimize. babanın düşünceleri ortaktı hepimiz için ama yöntemlerde ayrıştık.

ruhun şad olsun baba.

ve evet, henüz filme gitmedim.








seyym seyym
yeni çıktım filmden. müslüm gürses'i severim. filmi sevdim mi bilmiyorum. biraz yazayım karar vereceğim. spoiler olabilir, olur yani bence kesin.
öncelikle yönetmen ayla ile aynı olunca biraz duraksamistim. yine gerçek bir hikaye, yine kronolojik sırayla uzuun uzun anlatacak. aslında kardeşinin öldüğü kısma kadar öyle de yaptı ama orada bir değiştirdi kurguyu. gerek var mıydı, tartışılır.
filmin ilk sahneleri o kadar slumdog millionaire ki. al o filmdeki o saya şarkısının çaldığı sahneyi kes yapıştır müslüm'ün babasından kaçtığı sahneye. kimse anlamaz.
timuçin esen'e ne söylesem boş. o kadar güzel çalışmış ki çiçek gibi iş çıkarmış. makyaj da o kadar iyiydi ki özellikle müslüm gözlerini kapadığında orada gibiydi. ama gözler açılınca o pırıl pırıl bakışlar ben mutlu bir adama aidim diye bağırıyordu. bunun için de timuçin esen'in yapabileceği bir şey yok. müslüm gürses gibi bakabilmek için müslüm gürses olmak gerekir zira. bunun dışında jestler, mimikler, vurgular çok güzeldi. ses de tabii aynı olamaz. iyiydi ama müslüm gürses başka. jest ve mimikler demişken babanın o şahsına münhasır tavrının da beyin hasarı sebebiyle olmuş olması ihtimalini düşündüm izlerken. doğru mu bilmiyorum ama olası.
zerrin tekindor çok güzel bir kadın ama muhterem nur değil. dik bir kadın zerrin tekindor. muhterem nur daha yenik, daha geri planda bir kadin. muhterem nur dayak yiyip oturur ama zerrin tekindor adım atmaz bir daha o eve. oyunculuğuna lafım yok ama zerrin tekindor imajiyla muhterem nur bağdaşmamış. bilemedim.
filmden öğrendiğim bir şey var. bir insanin tapılası ya da tiksinilesi olması tamamen şans. babadan nefret ettik müslüm'ü sevdik. ne fark vardı aralarında. muhterem nur, müslüm gürses'in elinde kalamaz miydi mesela? travmatik geçmişi bu noktada onu aklayacak miydi? ya da babasinin benzer bir travması varsa karisini ve çocuğunu öldürmesini haklı görecek miydik? sonuçların tesadüfen farklı olmasi eylemleri farklı yapar mi? babasi sen bana benzemissin derken çok mu haksizdi? ya da müslüm babasına benzemekten korkarken boş yere mi korktu?
tekrar söylüyorum müslüm gürses'i severim. şimdi düşünüyorum, evet filmi de sevmişim. bir de yasaklı yıllardan cihangir tayfanin kendisini sahiplenişine giden dönüşümü de görebilseydik keşke. olsun yine de iyi ya. ortalık çöp film dolu. müslüm gayet iyi.
orgomelih orgomelih
anlatabildik mi, hikayeyi.

hem de ne anlatmak be. duyurulduğu zamandan beri bekliyordum. geçen hafta gidecektim, ama seanslar hala dopdoluydu. baktım bu hafta da vizyonda olacak, dün harcamam gereken son limitlerimden biriyle aldım bileti. gerçi dünde pek bir farkı yoktu, boş koltuk sayısı oldukça azdı. halen salonları doldurmaya devam ediyor film.

filmi izlemek, sevmek için müslüm gürses'i bilmeye, sevmeye, dinlemeye gerek yok. film zaten bunları sana verecektir. haaa, benim gibi müslüm gürses'i dinlemeyip, ne sevip ne de sevmeyen biri filmi izledikten sonra müslüm'ün o şarkıları boşuna söylemediğini, kalbinden döküldüğünü anlayacaksın. saygı duyacaksın, gerçekten neler yaşamış be diyeceksin.

ne filmler izledim benim gibi birini bile çok hüzünlendirdi, ağlattı diye söyleyenler, onlardan etkilenmedim. ama bu filmde gözlerim doldu, hüzünlendim.

---------------sürprizbozan-------------------

muhterem nur ile sahilde yürürken, çocukluğunda kardeşleri ve annesiyle çektirdiği fotoğrafı gösterirken ''bu fotoğraftan geriye tek ben kaldım.'' sözü çok şeyi anlatıyordu be.

---------------sürprizbozan--------------------

ayrıca, timuçin esen'in şarkı söylemesine laf edenler olmuş. el insaf be. bu fikir kimden çıktı bilmiyorum ama iyi ki çıkmış, timuçin'de çok emek harcamış.

laf edenler, e bi ses eğitim dersi alın da siz okuyun o zaman.





tanrım sana geliyorum tanrım sana geliyorum
izleyecek kadar elit olamadım hala. timuçin eseni çok sevsem de müslüm tarzım olmadığı ve hayatı da çok enterese etmediği için izlemedim ve gidip izlemek de gelmiyor. bir sürü merak ettiğim film var yerine gideceğim.
4 /