müslüman sevmemek

2 /
dumrul dumrul
fikirleri, sistemleri, ideolojileri değil insanları tartışan insanlara has bir duygu durumudur. kimi yahudileri sevmez, ateistleri sevmez, alevileri sevmez, amerikalıları sevmez, kürtleri sevmez, arapları sevmez, türkleri sevmez falan filan.

oysa bunların ortalamasını alsan hepsi aynıdır.

sorun en başta mesafe ayarlamaktan aciz olmakla alakalı. şimdi benim bir algım var, yaşam tarzım var, iyi kötü bir kişisel alanım var. buraya her önüne gelen doğal olarak giremez. zorla girene tepki duyarım. bu tepkiyi zorla girmeye çalışmayıp kendi halinde takılana da yönlendiriyorsam benim ciddi anlamda profesyonel desteğe ihtiyacım vardır.

bizim derdimiz bireylerle değil, onları belli davranışlara yönelten motivasyonlarladır. fikirlerledir. inançlarladır. ideolojilerledir. burada "müslüman sevmem" diyenle ona atarlanan bazılarını birleştiren nokta, fikirleri değil sürekli insanları tartışıyor olmaları. başlıktan "müslüman"ı çıkar "yahudi"yi koy. onu çıkar "hristiyan"ı koy. onu çıkar "ateist"i koy. kaç kişi sağ çıkar burdan?

ama daha vahimi "müslüman sevmem" diyene karşı çıkanların, islam'a dönük eleştirileri "sorun islam'da değil müslümanlarda" diyerek savuşturmaya kalkışması.

e aynı şeyi söylüyorsunuz aga. anlaşamadığınız nokta neresi yani?




fikirleri tartışamayanlar insanları tartışırlar. bu da er ya da geç mutlaka şiddete dönüşür. terör halini alır. bir fikirdeki, inançtaki yanlışları ortadan kaldırmak için sadece tartışmak, güçlü kanıtlar ve kanıtlara dayalı argümanlar üretmek yeterlidir. ama hedefiniz kişilerse onlara diz çöktürmeniz ya da yok etmeniz gerekir. ve her zaman senden daha dişli, senden daha güçlü birileri ortaya çıkacaktır. sen nasıl senden güçsüzü eziyorsan senden daha güçlü olan da seni ezer. sonra o güçten düştüğü anda birileri çıkıp onun kafasına basar.

seni ezmeye çalışana boyun eğ demiyorum. onla elbette tartışamazsın. onu fiilen püskürtmen gerekir. benim müslümana karşı direnme hakkım var müslümanın da bana karşı direnme hakkı var. bu her zaman cepte.

yani eğer "şunları sevmiyorum" gibi bir duygu içindeyseniz sizi suçlayamam ama kendi iyiliğiniz için birkaç küçük tavsiyede bulunabilirim:

1- kişisel alanınızı doğru düzenleyin. arkadaşlarınızı, sevgililerinizi filan düzgün seçin. herkesle göt göte yaşamak zorunda değilsiniz.

2- yalnız kalmaktan korkmayın etrafınızın gereksiz kalabalığından korkun.

3- seçimlerinizin arkasında durun. kendinizi düzgün ifade edin.

4- sizin alanınıza müdahale edenle kendi halinde takılanı aynı kefeye koymayın. eğer bunu yaparsanız bir süre sonra kendi halinde takılanın alanlarına tecavüz etmeye başlarsınız ve sizin onlara dönük duygularınız size geri döner. çünkü sizin başkalarına karşı direnme hakkınız olduğu gibi onların da size karşı direnme hakkı var. siz kimseye tahammül etmek zorunda olmadığınız gibi onlar da size tahammül etmek zorunda değil.

5- sevginin karşılıksız olabileceğini ama nefretin karşılıksız olamayacağını bilin. nefret ile sevgi arasındaki en temel fark budur. başkasına olan sevginiz otomatik olarak size dönmez ama nefretiniz mutlaka geri döner. nefret etmeyin demiyorum, nefretinizin sonuçlarını bilin ve ona göre davranın, sonra ağlamayın diyorum.

6- sorunların görünümleri ile uğraşmayın, kaynağa yönelin. insanları değil fikirleri tartışın.

7- aktif (özne) değil, reaktif iseniz geri çekilin. önünüze bakın. kendi yolunuzu nasıl açabileceğiniz üstüne düşünün. bütün bunları tek başınıza yapamıyorsanız profesyonel destek alın.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
siyasal islamı sevmiyorum ben de. günümüzde dindarların birçoğu siyasal islamcı maalesef, öyle isteniyor, bu veriliyor, çoğu da dönemin genel popülasyonu gibi kendisine verilen paketi (içinde ne olursa, din istersen din, özgürlük istersen özgürlük, seks istersen seks, aşk istersen aşk, iş istersen iş...ama hiçbiri "gerçek o" değil) sorgusuz kabul ediyor. "aa din buymuş" diyorlar...bilinçli bir şekilde dinini sadece kendi içinde yaşayan insanlar yok mu, tabii ki var, onlar "din bu değil" demekte haklı da olsalar dini getirdikleri nokta ortada.
tanım: yönetenlerin politikaları yüzünden değişen/güdülen inanan insan profiline tepki olarak söylenmiş bir söz olarak algıladığım başlık. ancak gerçek müslümanlar tenzih edilmeli.
lazpinokyo lazpinokyo
ya arkadaş ne alıp veremediğiniz var, sürekli müslüman, dinci diye eleştiriyorsunuz, ula mkoduklarım elin hristiyanı, budisti, avrupa dakiler gülbebek mi, açın biraz haber okuyun oralarda da ülkede ki çoğu kötü haber yaygın, bi tutturmuşunuz müslüman dinci diye, siktir git inanmıyorsan inanma çokta sikinde ya müslümanların, ergen gibi gelmiş bir kaçıda, dine inanmadığını filan, bi hava, coolluk filan sanıp onun üzerinden duyar kasıyor, ailenize sabır ne diyeyim.
psamathe psamathe
dünyaya bakış açısı veya siyasi görüş ile beşeri ilişkiler (sadece sözlük için demiyorum, reel yaşantılarımız da dahil buna), arasında doğrusal bir ilişki kurup, hayatınızı buna göre dizayn ediyorsanız şayet, şahsi görüşüm o dur ki; sapla samanı birbirine karıştırmış olursunuz. böyle yapınca da ortaya böyle cümlelerin çıkması kaçınılmaz oluyor sanırım.

burada kastım ayrımcılığa vurgu yapmak değil. neticede; kimin, kimi sevip sevmeyeceği elbette bireyi bağlar. misal ben çok büyük bir genelleme yaparak türk insanını sevmediğimi söyleyebilir veya romantik bir ingiliz hayranı olduğumu dile getirebilirim. ancak bu gerek sözlükte, gerekse reel hayatımda çevremdeki insanlarla kurduğum iletişimde önceliği bu genellemeyi ölçü kabul ederek, arkadaşlık kurduğum anlamına gelmez. zaten çevremde ingiliz yok. birleşik krallık vatandaşlığı taşıyan 2 insan tanıyorum, biri steph diğerinin nickini vermeyeceğim zira kendisini bu şekilde ifade eden bir girisine rastlamadım, söylersem ayıp etmiş olurum. her neyse onlar da yarı türk zaten dkfjhgdkjgdg.

insanlar ile iletişim kurarken, ilk aklınıza gelen şey veya öncelik verdiğiniz konu cinsel kimliği, dindar olup olmadığı, nerede doğduğu, nerede yaşadığı veya hangi takımın taraftarı olup olmadığı gibi konular ise şayet, tebrikler ön yargı sahibi bir insansınızdır. ha ön yargılı olmak her zaman kötüdür de demeyeceğim ama başta belirtiğim gibi her şeyden önce kendinize bir faydası olmaz. şayet ön yargı taşıdığınız insanların tamamını, bütünüyle hayatınızdan çıkarabiliyorsanız o ayrı tabii. ama pratikte bu mümkün değil. en fazla aranıza bir sınır koyabilirsiniz sadece.

şimdi x isimli bir yazar arkadaşımız var diyelim. bu yazar arkadaşımız ile sadece burada iletişim kurduğumuzu, reel yaşantılarımıza etki edecek boyutta bir diyaloğumuzun da olmadığını varsayalım. bu arkadaşımızın tanımlamasını yapmam istediğinde, kendini ifade ediş biçimi ve beyanlarını esas alırım. her fırsatta dindar olduğunu, milliyetçi olduğunu, sevdiği müzik türünü veya tuttuğu takımı ifade ediyor veya belirtiyor ise zihnimde şöyle bir profil ortaya çıkar ;

- dindar
- milliyetçi
- rap müzik seven
- fenerbahçe taraftarı
- erkek

bakın bu çok basit bir kimlikler üzerinden tanımlama yöntemi ve burada kişinin kendi beyanları esas alınarak yapıldığı için, sübjektif bir değerlendirme yok. bu arkadaş ile benim cinsel kimliğim ve tuttuğu takım haricinde ortak bir noktam bulunmuyor. şimdi de; ben bu arkadaşı veya o arkadaş da beni şu yukarıda belirttiğim 5 husus dışında bilmiyor veya tanımıyorsa, oluşacak ihtimallere göz atalım ;

- aramızda hiç bir şekilde iletişim kurulmaz
- ortak noktalarımız üzerinden ve karşılıklı tercihe göre sınırlı bir iletişim kurabiliriz
- giriler veya yorumlar üzerinden birbirimize laf sokabilir, hakaret edebiliriz
- yazdığımız girileri oylarız
- tek taraflı veya karşılıklı olarak birbirimizi engelleyebiliriz

şayet bu yukarıda saydığım seçeneklerden ikincisini tercih ediyorsak, iki taraf için de söylüyorum; bu iletişime bütünüyle kapalı olmadığımızı gösterir. buradan sevmek veya sevmemek sözcüklerini kullanarak bir genelleme içine sokmak, eşyanın tabiatına aykırı. ben onun dindar oluşundan haz etmiyor olabilir veya din ile ilgili girdiği girileri veya siyasi düşüncelerini beğenmediğim gibi, bu konularda yaptığı her türlü yoruma karşı durabilirim. keza o da aynısını benim için düşünebilir ve bunu dile getirebilir. şayet şahsi olarak birbirimize, kendimizi ifade ettiğimiz beyanların harici, etiketler yapıştırıyorsak da tüm bunlar öznel görüşlerimizdir. ancak ortak noktamız atıyorum fenerbahçe taraftarı olmamız ise o noktada, o yazar arkadaş ile aynı duygu ve düşünceleri paylaşmaktan da keyif alabiliriz. buna engel bir şey en azından bana göre yok.

başka bir örnek vereyim, bitli piyade benim bu sözlükte iletişim halinde olduğum ve sıklıkla benzer düşünceler içinde olduğum bir yazar. her konuda aynı mı düşünüyoruz, hayır. zaten her konuda aynı düşünme ihtimalimiz baştan mümkün değil. ancak ortak noktalarımızın fazlalığı, paylaşım seviyemizi bir üstte oluşturduğum hayali profile göre çok daha öte bir noktaya taşır. @bitli piyade, girilerinden gördüğüm kadarıyla galatasaray taraftarı, hem de tabir yerinde ise koyu veya iyi bir galatasaray taraftarı. ben ise fenerbahçe taraftarıyım. aramızda bugüne kadar bununla ilgili tek bir konuşma bile geçtiğini hatırlamıyorum. ha konu açılsa ters düşeceğimiz aşikar. hatta yakın ilişkimize istinaden, birbirimiz ile bu taraftarlık üzerinden laf sokabiliriz de :))) eminim kendisi herhangi bir maçta, genel olarak fenerbahçe takımına ve hatta fenerbahçe taraftarına küfür etmiştir, keza benim de aynı şeyleri galatasaray takımı veya taraftarı için yaptığım da bir gerçek :)))). eee şimdi ne olacak ? ben galatasaray'ı ve hatta taraftarını hiç sevmediğimi bu sözlükte yazabilir miyim ? elbette yazarım. bitli piyade'de fenerbahçe ye türlü sözleri döşer mi, döşer :))) ama bu benim bitli piyade'yi sevdiğim gerçeğini değiştirir mi ? hayır değiştirmez. onun farklı bir takım taraftarı olmasını anlayabilecek ve kabullenecek bir bakış açım var çünkü. bundan dolayı, onun şahsına göre bir tavır almamı gerektirecek bir durum var mı ? bana göre yok. ki muhtemelen aynısını o da benim için düşünüyordur. varsın kardeşim galatasaray taraftarı olsun, bu bir suç veya bir hata değil ki. onun bireysel bir tercihi. ha ben yine bir maç sırasında galatasaray'a saydırırım o da fenerbahçe'ye ama dediğim gibi bu aramızdaki sevgi ve saygıya dayalı ilişkiye zarar getirmemeli.

konu çok dağıldı amk. toparlayamadım. neyse benim için müslüman sevmiyorum diye bir şey yok. ama ben sade müslümanlar değil tüm dinlere, ondan ötesi yaratıcı kavramına inanmıyorum zaten. allah yok, din yalan der geçerim mesela. arada siyasal islama da, kendi dünya görüşüme ters olduğu için kendi üslubumla amiyane tabirle giydiririm. ama bu çok çok sevdiğim, değer verdiğim ve kendisini müslüman olarak ifade eden arkadaşlarım olmayacağı anlamına gelmez.

nitekim imam arkadaşım da oldu, ateist arkadaşım da. yeri gelmiştir müslüman arkadaşım ile daha fazla şey paylaşmışımdır onu ateist arkadaşıma göre daha çok sevdiğimi söyleyebilirim, yeri gelmiştir ateist kankam olmuştur ve müslüman olan ile de aram limonidir. öyle yani. bağlayamadım bile amk. o değil de bu giride çok küfür ettim ben dkfhgkjdfhgkdjf

not : girimde isimlerini zikrettiğim arkadaşların hoş görüsünü bildiğim için, sakınca görmedim. arkadaşlık böyle bir şey.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
dünya üzerindeki çoğu müslüman, genellikle farkında olmadan karşısındaki insan(lar)ı kendisine benzetmeye çalışıyor. müslüman oldukları için dışlandıklarını ve ötekileştirildiklerine inanıyorlar (suçumuz müslüman olmak) ve benzer hisleri bizim de yaşamamızı istiyorlar (suçumuz müslüman olmamak). islamcı denen çengelköy hıyarları müslümanların korku, kaygı ve paranoyalarının farkında ve onları istismar etmeye çalışıyor. herhangi bir konu ya da alanda çıkar elde edebilmeleri için (çift yönlü) müslüman nefretine ihtiyaçları var (hem biz onlardan nefret edeceğiz hem de müslümanlar bizden nefret edecek). bizim gibi pis kafirler onlardan nefret ettiğinde bizi parmakla gösterip "bakın bunlar sizden nefret ediyorlar, sizi bu kafirlerden ancak biz koruruz, bize muhtaçsınız," diyebilirler ve müslümanları hunharca, barbarca, manyakça istismar etmeye devam edebilirler. bu çift yönlü olduğuna inandıkları nefretin en ileri boyutu intihar saldırganlığı. kendilerini havaya uçururken bizi de yok ediyorlar. yani en sonunda birbirimize benziyoruz (aferin). açıkçası biz de onları kendimize benzetmeye çalışıyoruz ancak bunu kötü değil iyi niyetle yapmaya çalışıyoruz.




müslümanlardan nefret ettiğimizde islamcı pezevenklerin istediğini yapmış oluruz. ayrıca insanları istismar eden bir başka kesim olan aşırı sağcıları da tatmin ederiz:




onlar da çift yönlü bir nefrete ihtiyaç duyuyorlar.

dördüncü nesil savaşın hakim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. bu savaşta amaç düşmanı imha etmek değil onu istediğimiz şekle sokabilmek (genelde umudunu kırmak, ölümü beklemeye başlamasını sağlamak). aslında bireysel olarak ikili insan ilişkilerinde bile böyle davranabiliyoruz. "öteki"ne saygı duymuyoruz, çünkü "öteki" de bize saygı duymuyor. en azından öyle olduğunu düşünüyoruz.





ıasybd ıasybd
insanlar karakterleri yüzünden sevilir ya da nefret edilirler. inanç, ırk ya da ideoloji farklılıkları yüzünden topyekün nefret işi faşistlerin eylemidir. faşistlerin en alası da solcu bozuntularından çıkar.

halbuki müslüman, hrıstiyan, deist, ateist, sağcı, solcu demeden önüne gelene sorsan, sordukların samimi insanlar ise, hakkında fikir sorulan örneğe verecekleri değer belki köpek boku seviyesinde olacaktır, samimiyetsizdir bir kere diyebilirler, götü başı ayrı oynamaktadır belki de, ne sevgiyi ne saygıyı hak etmeyen bir zavallı olduğu halde yaldır yaldır genelliyorsa mesela, nasıl sevilsin bir insan?
bizzatsahsen bizzatsahsen
saygım var ama sevgim yok bir kadın olarak yaşam alanlarımı ve kendime saygımı ciddi boyutlarda sınırlayan ve yok sayan bir din çok da sevimli gelmiyor. ha inananınkini allah kabul etsin mekanı cennet olsun ne diyelim. ama bana bulaşmasın yani herkes kendi işine
2 /