muzaffer buyrukçu

cagrilanyakup cagrilanyakup
ne yazık ki kimse yazmamış. biz söyleyelim bari. geç kaldınız artık onu yaşarken yazmaya. dün cenazesinde bir tek bile okuru olmayan büyük bir yazardı buyrukçu.

şarkılar seni söyler, aydan gemi yapanlar, siste baklalar, bulanık resimler ve bir çoğu.

evinde kokarak ölecek kadar bir şey yapmamıştı. onun ölüsü değildi kokan. modern zamanlardı belki.

bütün bu vefasız toplum için hikayeler yazdı sadece o.
horatsızkişilik horatsızkişilik
"kalktığımda yağmur dinmişti. gece evimizin teneke damına hızlı hızlı düşmesi beni epey korkutmuştu. üç dört gün kapıdan dışarıya çıkamayacağımı sanmıştım. ama durmuştu işte, sıcak bir de rüzgar esiyordu, lodos falan olmalıydı.
okul, istanbul'dan gelecek iki öğretmeni beklediği için, başöğretmenin buyruğuyla bir hafta kadar kapatılmıştı.
evde oturmak canımı sıkıyor. evde oturmak belki iyi, birçoklarının bulamayacağı kadar iyi bişeydi ama, odun kesmek üç öğün öküzleri sulamak, önlerine ot atmak, gübreleri küreyip bahçeye taşımak, anneme çeşmeden su getirmek olmasaydı.
iki gündür her sabah yataktan kalkar kalkmaz camın önüne oturur, aşağılara, köyün kıyılarına askerler gibi, yüzlerce koldan yayılan, koşuşan dalgaları, bulanık denizi seyrederdim. seyredersin de ne olur, deniz sana ne veriyor, diyeceksiniz? gerçekten, deniz bana bişeyler vermiyor, bulanık dalgalar sıkıntımı arttırıyor aslında, fakat denizden, bir sürü irili ufaklı evden başka seyredecek şeyiniz olmasa ve burası da bir köy ise, ne yaparsınız?"

(bkz: muzaffer buyrukçu) katran-1956
elastigirl elastigirl
bütün öykülerinin kırmızı kedi yayınları tarafından tekrar basılmakta olduğunu öğrenmemle seviçten dört köşe olduğum mutlaka okunası edebiyatçı ve şair. kırmızı kediye bu kıyıda köşede kalmış edebiyatçıyı unutturmadıkları için kocaman teşekkürler.