müzik yapmak

dalga boyu dalga boyu
dünyanın en zevkli işlerindendir. hatta en zevkli ve özgür işidir. tüm sanat dalları aynıdır aslında ama müzik farklı ya.

öyle ki bunu pearl jam'in pinkpop '92 konserini izlerken bir kez daha anladım.

grubun solo atmayı hala beceremeyen gitaristlerinden mike mccready konserin başında hoplayıp zıplarken düşüyor. evet, yüzüstü tökezliyor ve sırtüstü yatıp olduğu yerde dönerek devam ediyor çalmaya.
öyle saçma bi' görüntü ki, allam salağa bak n'apıyo ya, diyor insan. ama yok aslında öyle değil durum. almış gitmiş zaten müzik seni istersen bacağın kopsun hissetmiyorsun o anda.
yaşadım da biliyorum ki, onlar gibi bi' grup olup, öyle bi' sahneye çıkmış olsam ne olacağını tahmin bile edemiyorum orası ayrı.

kısacası müzik yapın. h-aa, olmuyorsa resim yapın, şiir yazın falan. o ayrı. müzik yapıcam diye de kasmaya, kulağımızı tırmalamaya da gerek yok.
elmayemeyiseverim elmayemeyiseverim
çok zevkli bir iştir. birden fazla kişiyle yapılıyorsa çok daha eğlenceli hale gelir. birçok müzik aleti ve onların tınıları birleşince renk cümbüşünün içinde kaybolursunuz. gözlerinizi kapattığınızda her taraf rengarenktir.

tek başınaysanız da üzülmeyin, ses kayıt yapan programlar var. bütün sesleri birleştirip kendiniz bu olayı kısmen yaşayıp kendi bestelerinizi oluşturabilirsiniz, mesela ben böyle yapıyorum.

tamam çok yalnızım. :(
zeus amca zeus amca
genelde müzik yapan kişinin bunu kendisi için yaptığı yanlışı vardır. evet, genel olarak bir şeyi yaparken ilk önce kendiniz için yaparsınız ama müzik biraz daha farklıdır. müzik yaparken duyguyu karşı tarafa aktarabilmeniz gerekir. karşı tarafta yoğurulan o duygunun size geri dönüşü muhteşemdir. gerçek keyif orada başlar. yansıttığınız duygu kat kat artarak size geri döner. tüm vücudunuzda hissedersiniz. öyledir ki kan akışınız bir an yavaşlar, zaman durur sonra bir anda hızlanarak tekrar karışırsınız kalabalığa. zamanın durduğu o an'da ise dışarıdan bakarsınız olaylara. tüm duygular vücudunuzdan akar gider.

popüler kültürde genellikle insanlar çaldıkları enstrümanlarla müzik yaptıklarını söylerler. müzik yapmak farklı bir olaydır. çıkan her ses müziğe dönüşebilir ancak gerçek bir müzikte duygular vardır.

dün prova yapıyorduk. prova süresi standartın üzerinde oldu. çok sevdiğim 2 tane şarkı vardır. 1 tanesini çok sevdiğim bir gitariste ait olmasına rağmen şans eseri duymuşumdur. çok bilinen bir şarkısı da değildir ama duyduğum andan beri benim için çok özel bir şarkı olmuştur. bu sebeple repertuara almış ve çalınması konusunda ısrarcı olmuşumdur. diğer şarkı ise yine aynı gitaristin çok bilindik bir parçasıdır ve daha önce hiç grupla çalma şansım olmamıştı. aldığımız çokça provada da çalmak aklıma gelmemişti daha önce.

grup provalarında her enstrümanı ayrı ayrı dinlemek zorunda olduğum için genelde şarkıları provalarda hissederek değil izleyerek çalarım. provanın da genel amacı budur. dün prova uzayınca bu iki şarkıyı çalmak istedim. bu sefer şarkıları hissetmek istedim ve uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yaptım. bu iki şarkıyı çalarken gözlerimi kapattım ve şarkının içine girdim. o an olduğum bedenden çıktım. öyle bir rahatlamaydı ki tahmin bile edemezsiniz. şarkıları tüm hücrelerimde hissettim. bunu hssetmeyeli çok uzun zaman olmuştu açıkçası.

22 yıldır müzik yapmama rağmen hiçbir zaman çok iyi bir gitarist veya çok iyi bir solist olduğumu iddia etmedim. sadece müzik yaparken duyguları yansıtmayı çok seviyorum. insanları şarkının içine çekmeyi seviyorum. bu galiba onların hoşuna giden kısım.

o özel şarkıya gelince bir insana çalınabilecek en güzel şarkılardan birisidir bana göre. bir gün belki özellikle birisine çalarım. şarkıları kişilerde anlamlandırmam genelde, anlamlandırdığım kişinin ömür boyu o şarkıyı taşıması gerekir. bir şarkıyı ömür boyu taşıyabilmek de kolay değildir, herkes anlayamaz. o yüzden şarkıyı şu an için kendimde anlamlandırıyorum. bu da bana zaten yetiyor.

şansınız ve isteğiniz varsa müzik yapın ama gerçekten hissederek yapın. o zaman hayatın çok daha farklı olduğunu göreceksiniz. hayatın notalarını yakalayabildiğinizde hayat gerçekten çok güzel.
yo mr white yo mr white
boşalmak gibi. bırakın prodüksiyonu mashup bi set hazırlamak bile zirve yaptırıyor adama. ki şu sıralar elimde olan sadece hercules e2 controller denen sikik bi controller. sabahın bu saatinde karanlık odada yanan ışıklarını görmek bile zevkli.
yürüyen adam yürüyen adam
grup halinde götürülecekse pek kolay olmayan iş. parasız da zevk vermez. disiplin gerektirir.

kendi stüdyomuz vardı bir ara disiplin olmayınca ortam alkol ve sekse dönüyor bu yüzden ciddiyet şart. biz sert çaldığımız ve o dönem çalacak mekan bulamadığımız için 2 konser ile final yapmıştık sonra dağıldık zaten şimdi elemanlar istanbulda durakta falan çıkıyorlar. fakat o sahne hissi çok iyi. bir konserde 50 60 kişi falan vardı yağmur başlayınca adamlar sistemi kapattı haliyle, insanlar sahnenin köşesine toplanıp çalın biz sizi böyle de dinleriz demişlerdi işte bu tip hisler güzel. iyi hissettiriyor.