muzlu süt

1 /
marla singer marla singer
alkol alınan gecenin sabahında içilebilecek en mantıklı şeydir. midenin asidini alır, ağrısını azaltır. ağızdaki iğrenç tadı geçirir. hazır olanları asla ideal lezzeti vermez. yarın litre süte 1.5-2 adet muz atılırsa, optimum değere ulaşılabilir. blender muzlu süt yapımında yardımcı olabilir. ancak muzlu süt aşkıyla yanıp tutuşan bir birey, çatalla muzları ezmak suretiyle amacına ulaşabilir. (bkz: ben kendimden biliyorum).
strutter strutter
fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethettiği yaştan 5 yaş, babamın benim sayemde baba olduğu yaştan 1 yaş büyüğüm. birçok arkadaşım evlendi, çoluğa çombalağa karıştı; facebook'da yavrularının fotoğraflarını paylaşır oldu. çevremdeki en serseri adamlar bile iş güç sahibi oldu, ekmeklerini ellerine aldılar, kendi ayakları üzerinde duruyorlar. tamam ben de çalışıyorum ama, ne bileyim "bundan bi halt olmaz" dediğimiz adamlar bile takım elbiseli plaza adamlarına dönüştüler.

yeni türkü'nün "biz büyüdük ve kirlendi dünya" derken ne demek istediğini, diplomasinin taşlı yollarını, insanları idare etme sanatını, bir kadının nasıl sevileceğini, ailemle iyi geçinmeyi, dünyadaki tek güzel müziğin rock olmadığını, kendi paramı kazanmanın mutluluğunu, hepsini hepsini öğrendim. yıllarca kendimi eğittim ve koca bir adam oldum. 26 yaşında, ayakları yere basan, kendi parasıyla aldığı arabayı kullanan, kendi parasıyla aldığı kıyafetleri giyen, dostlarını her daim yanında tutan bir adam oldum.

oldum da..

şu muzlu süt hadisesi beni bitiriyor. iş arkadaşlarımla yemeğe çıktık misal, millet yemeğin üstüne kahvesini höpürdetirken ben bakkala pınar kido almaya koşuyorum; geçmedik dalga bırakmadılar koduklarım. akşam kanepeye uzanmış televizyon izlerken içtiğim kidonun dibine gelip höpürdeme sesleri çıkartırken babamla göz göze geliyorum, babam öyle bir esefle bakıyor ki sözlere gerek kalmıyor; başımı eğip odadan kaçıyorum. mesela yolda yürüyoruz bir arkadaşımla, bu bakkala giriyor sigara almak için, bana da nezaketen "sen birşey istiyor musun" diye soruyor, "abi bana muzlu süt alır mısın üç tane, pınar kido olsun sana zahmet" diye cevaplayınca suratıma öyle bir bakıyor ki itin götüne sokuyor.

bütün sosyal yaşantımın içine etti bu muzlu süt bağımlılığım. canım sıkıldığında, işler ters gittiğinde, arkadaşlarla içki içerken, yemekten sonra, keyifli anlarda millet nasıl bir sigara tellendiriyorsa ben de pınar kidoma sardırıyorum. sonra da bana mal gözüyle bakıyorsunuz, çocuk gözüyle bakıyorsunuz. ne alakası var lan?! ben sizin sigaranıza, içkinize, midye dolmanıza birşey diyor muyum? demiyorum. tamam, ben de biliyorum muzlu sütün bir sigara gibi, içki gibi, midye dolma gibi olmadığını. ben de biliyorum clint eastwood'un dudaklarındaki sigaranın karizmasını, rita hayworth'ın elindeki viski kadehinin şuhluğunu ya da gözümün önünde 30 tane midye dolma yedikten sonra midyeciye ağzından pirinçeler fışkırtarak "abi beş tane daha açsana yav" diyen 1.50 boyundaki dostumun sevimliliğine asla erişemeyeciğini kadim muzlu sütün. kabul ediyorum biraz anormal bir alışkanlık olduğunu. ama seviyorum abi, ne yapayım? seviyorum ulan muzlu süt içmeyi işte, size ne ulan benim bağımlılığımdan, ne bakıyonuz dik dik?!?

orson welles'in citizen kane'i yönettiği yaştayım lan ben, istediğimi yerim içerim arkadaşım, eşek kadar adamım. ne aşağılıyorsunuz lan beni, niye hor görüyorsunuz, kendimi sorgulamama neden oluyorsunuz!!! karışmasanıza lan bana, ibneler!!

not: bu giri muzlu süt içerken yazılmıştır.
1 /