napoli

1 /
zoe zoe
pizzanın vatanıdır napoli, işin kötü tarafı ordan pizza yedikten sonra hiç bir pizzayı beğenemiyorsunuz. müzesini, vezüv yanardağını, pompei ve capri adasını gezmeden dönülmemesi gereken şehir. evet hırsızları meşhurdur ama buna rağmen çok sıcakkanlı sizi hırsızlara karşı herdaim uyaran bir halkı vardır napoli'nin.
prusa prusa
italya'nın güneybatısında, istanbul'a oldukça benzeyen, tiren denizi kıyısında 1.5 milyon nüfuslu bir italyan kenti. campania eyaletinin merkezidir. yakın zamana kadar turistlerin gitmeye çekindiği halen de sokaklarında belli bir saatten sonra polis sirenlerinin duyulabileceği, köşe başlarında bekleyen motorlu serserilerin görülebileceği bir yerdir. sokaklarında gezerken şurası eminönü, şurası karaköy, şurası kadıköy, şurası istiklal caddesi diyerekten ilerleyebilirsiniz. gayet pis bir şehirdir napoli, sokakları pislik içindedir. buna rağmen ayrı bir çekiciliği vardır. köklü bir tarihe, güzel tarihi eserlere sahiptir. napoli hakkında bir söz vardır: "kuzeyliler güneylileri sevmez, güneyliler kuzeylileri sevmez ama bütün italyanlar napoli'yi sevmez." napoli kendi kabuğuna çekilmiş bir şehirdir. insanları italyanlara benzemez. kızları genelde çirkin, şişman ve oldukça esmer tenlidir. iki adımda bir kaldırımda, bank üzerinde, ayakta kısaca nerde olduğu farketmez yiyişen çiftleri görebilirsiniz. metroya rahatlıkla beleşe binebilir, metro çıkışı tıpkı türkiye'deki gibi maç sonrası bayraklakla zafer şarkıları söyleyen napoli taraftarlarını gördükten sonra işte güney insanı böyledir dersiniz. fakat italyancadan başka dil konuşmayı sevmezler ya da bilmezler ve turistlere karşı tınlamaz tutumları vardır.
sugibiazizol sugibiazizol
trafik kurallarına en az uyulan (ya da uyulmayan) avrupa kentlerinden biridir.
binek otoların hemen hepsinin hasarlı olması şaşırtıcıdır.

sokak aralarında ünlü italyan markalarının, mağazadakinin onda biri fiyatına satıldığına şahit olabilirsiniz. taklit değil, çalıntıdır.

kadını- erkeği futbolla yatıp futbolla kalkar.
takımları yenildiğinde maç sonrası tribünleri saatlerce boşaltmayıp toplu ağlama seansı düzenlediklerine şahit olunmuş, er kişinin o güne kadar şikayet konusu olan futbol fanatizmi öpüp de başa konulmuştur.

sokak aralarında, eski sophia loren filmlerinde görülen atmosferi yakalamak mümkündür. çamaşırlar hala apartman aralarına gerilen makaralı çamaşır iplerine asılarak kurutulur.

tarihi pompei kentinin kalıntıları enteresandır. taşlaşmış insan ve hayvan figürlerini görebilmek için uzun bir yol yürümeniz, bedeninizde soba isini andıran izler bırakan tozlara bulanmanız gerekir.
püfü püfü
ikiçeşmelik gibi, efendime söyleyeyim dolapdere gibi bir yer bir nevi...
napolide doğmamış biri olarak kendini kabul ettirmek zor ama orada hayat öyle pislikten hırsızlıktan ibaret değil, aynı bahsi geçen türk versiyonları gibi.
sadece kurallar farklı, kuralların işleyişi farklı, ve kurala uymamanın cezası ya da sonucu farklı oluyor, gerisi aynı, sen ben gibi işte...
boundless boundless
interrail sayesinde bir sabaha karşı köşedeki akşamcı saçı sakalına karışmış amca dahil herkes mışıl mışıl uyuyor iken ayak bastığım ve bir kaç arkadaş ile öğlen santa chiara'da buluşmak için saatlerce kiliseyi sora sora sokaklarında kendimi kaybettiğim ve kalbimi teslim ettiğim şehir. hiç bir ayrıntısının yapmacık olmadığı bu şehirde midye ve bakliyat satılan soaktaki pazardan karnınızı doyurur, mızıka çalan abla kardeşin karşısında biraz kestirip önünüzden hızla geçen scooterlı bayanları izler ve yaşlılarına poşetlerini taşımak için yardım edersiniz. zaten onlar da gözlerindeki o komşu teyze ışıltısı ile size yakınlık gösterir ve ikramda bulunurlar, hatta balkondan sarkıttıkları sepeti bakkala haber vermenizi sizden rica edebilirler. napolili size turist diye yolunacak kaz gözüyle bakmaz asla, üzerinizdeki kirli salkım saçak elbiseler ile onlardan birisinizdir yine biryantinli saçlarınız ve ütülü pantalon ve kolalı gömleğiniz ile mahalle gençlerinin arasından fiyakalı bir geçiş yapabilirsiniz kanaatindeyim. pizzalarınızı yağlı elleriniz ile mideye indirip yağlı göbekleri sıkı kotlarından taşmış napolili kızları seyredince asla garipsemez ve sohbet etmek için içinizdeki ateşi hissedersiniz. etrafta dolaşan kimi hindu kimi bilmem ne bela göçmenler de umurunuzda olmaz çünkü burası binlerce daracık sokağı ve sallanan tertemiz çamaşırları ile mutlaka gönlünüzde apayrı bir yer edinir.
hayvanat bahçesinde kuş olsam hayvanat bahçesinde kuş olsam
dünyanın en güzel pizzasını yediğim şehir. insanı italya'nın diğer şehirlerindeki italyanlardan farklıdır. motorsikletli ablalar vızır vızır geçerler. yankesicilikle, kapkaçla ilgili mutlaka uyarılırsınız. italya'nın tadına vardığım şehirdir. mergellina hosteli tavsiye edilir tarafımdan.
jugador jugador
mafya hükümet ve belediye üçgeninde ki hesaplaşmalar yüzünden 18 gündür sokaklarından çöp toplanmayan italya liman kenti.

yerel yönetimlerin yanlış politikalarının yanı sıra bölgedeki mafya teşkilatının camorra'nın temizlik şirketlerine sızmış olmasının, sorunun bu boyutlara ulaşmasında önemli rol oynadığını kaydediyor.zira,mafyanın, çöplerin toplatılmaması için sendikalarla işçilere baskı yaptığı saptanmış.

21 aralık'tan bu yana toplanmayan çöpler eğitim,sağlık ve ulaşım gibi sektörleri olumsuz yönde etkilemiş olmakla beraber,çöp toplamaya ön ayak olan sivil toplum örgütleri ile askerleri bölgeye sokmama yönünde girişimlerde bulunulmuş.barikatlar kurulmuş ve birkaç tane belediye otobüsü ateşe verilmiş.
stocky2001 stocky2001
aylardır çöplerin toplanmadığı, artık insanların çöpleri yakmaya başladığı şehir. öyle ki, roma sokağı adındaki en lüks caddesinde 500-1000 euroya elbiselerin satıldığı sokaktaki çöp dağları çamlıca tepesiyle yarışır.
(bkz: mübalağa)
ama tabii ki, hala, dünya üzerindeki en iyi pizzacılara sahiptir.
minnien minnien
rivayete göre emniyet kemeri takmamak için üzerinde emniyet kemeri baskısı olan t-shirtler yapıp giyen topluluk.. bir gün şöförle yolcu ters tarafa oturunca polisin uyanmasıyla bu t-shirtler tek tek piyasadan kaldırılmış..

(bkz: türk müsün arkadaşım)
1 /