nazım hikmet ran ın insanı edebiyattan soğutması

mersburglu mersburglu
yahu nazım sen ne büyük şairsin. diyecem az kalır. 60 yıl önce bugünü anlatıyor.

adnan bey

türküler söylendikçe türk diliyle
seni seviyorum gülüm, dendikçe türk diliyle
türk diliyle gülünüp
türk diliyle ağıtlar yakıldıkça, adnan bey,
ben anılacağım,
anılacak türk diliyle size sövüşüm.
tarlalarımıza girmiş değil sizin gibisi yaban domuzunun.
şehrimiz görmüş değil yangının sizden kanlısını.
bir adınız var, adnan bey, adımıza benzeyen.
dilimiz kuruyor dilimizi konuştuğunuz için.
bitten, açlıktan, sıtmadan betersiniz.
yüz türkiye olsa
elinizden de gelse
yüzünü de zincire vurur
yüz kere satarsınız.
milletimin en talihsiz gecesi
ana rahmine düştüğünüz gecedir.
ropte ropte
edebiyat değil de şahsımı tiyatrodan soğutmuşluğu vardır. arkadaş birkaç tane nazım'ı anlatan oyun izledim. piraye diye ağlarken birden münevver münevver diye deliye dönüyor, münevverle aşkı buldu derken hooop vera vera dinliyordu. daha bir sürü kadın var. neymiş efendim aşka aşıkmış.

murat övüç mode on:

arkadaş bu kadar yanık olunur mu be! yanııııııııkkkk!


tabi şiirlerine diyecek bir şey yok ama tiyatrodaki nazım'ı sevmiyorum pek.
3
renfri renfri
makinalaşmak istiyorum şiirindeki fütürist anlayış ile şeyh bedreddin destanı' ndaki gelenekten beslenen modernizm aynı ölçüde değerlendirilemez mesela. manzumelerin ve rubailerin aynı tadı vermesi beklenemez. böyle şiir mi olur amk demeden önce şairin dönüşümünü tamamladığı sürece hakim olmak gerekir olabilecek en kaba tabiriyle. burada 'nazım yaşasaydı kendini sevmeyenleri de severdi' ağlaklığı yapmaya da gerek yok ama şiirleri başka dillere çevrilirken ülkesinde yasaklı olan bir adam için biraz daha hakkını vererek cümle kurmak gerek. ideolojik fikir ayrılıkları safsatasına hiç girmeyeceğim. edebiyata önce bir ısınalım, sonrasında hep beraber soğuruz.