nefret

2 /
bermuda bermuda
insanın kanını son damlasına kadar beynine çıkaran kin ile tepkimeye girerse öldürücü bir biyolojik silah olabilecek bir histir. en iyi nefret edebilecekler en iyi sevenlerdir zanlımca. emeklerinin boşa gittiğini görünce nefretlerini en iyi şekilde dışa vururlar ki bunu görmek istemezsiniz
lefteyenine lefteyenine
insanın en doğal duygusudur.

kötü olmadan iyinin tanımı yapılamaz, değeri anlaşılamaz. hayatta kalma içgüdüsünün insan aklıyla sarılmış haline denir. kültürlerin, savaşların, teknolojinin ve daha nice diğer insan medeniyeti ögelerinin temel aldığı duygudur.

bir sahnesinde, hamamda homoseksüel ilişki geçen bir film yüzünden televizyona fırlayan hamamlar federasyonu başkanı gibi, lafımı da anüsünden anlamayın, kimseye vurun kırın dediğim yok. aksine sevin, sevilin. ders bitti dağılın.
rafael rafael
konu paramparça edilmiş bir aşkın kalbe batan ve gerçekten acıtan son parçalarını temizlemek olduğunda adeta bir michael jordan gibi sazı eline alabilen ev yapımı yapay c4 duygu patlaması..

neden mi yapay?
çünkü nefreti yaratan sen değilsin nefret ettiğin..
blinkin blinkin
nefret ediyorsan birinden, büyük bir ihtimalle daha önce çok sevmişsindir.sevmediğin, değer vermediğin birinden nefret edilmez bence. değer vermiyorsam nefretim bile ona layık olamaz.ona karşı hiçbir duygu beslemem...
anosias anosias
sanıyorum aşktan ve tutkudan daha kuvvetli olan tek duygu. aradaki o ince çizgi seksek oynarken bastığınızda yanmanızı sağlayan ince çizgiye benzer. nasıl ki o çizgiye basmanın bir telafisi yoksa, aşkla nefret arasında bulunan sınırın bir yanından diğer yanına geçmenin de telafisi yoktur.

(bkz: aşkla nefret arasındaki ince çizgi)
hopeless hopeless
gerçek nefret hiçbir zaman bitmez ancak; kişinin kendisiyle bir iç hesaplaşmaya gitmesi ve nefret ettiği kişiyi affetmesi gerekir ki, bu da pek kolay bir iş değildir.
gerçek nefret sizi güçlü kılmaz aksine, yıllar geçer ama o içinizde iltihaplı bir yara gibi kalmış sizi zayıflatmıştır, bu duygudan sıkılrsınız artık taşımak istemezsiniz, ya affedeceksiniz ya intikam alacaksınızdır. gerçekten nefret ediyorsanız adamın başına gelen kötü olaylar sizi zevklendirir, ağır kazalar geçirmesi sizi tatmin eder ama kısa sürer bu tatminler. bazen kendi ruh sağlığınız için geçekten affetmek istersiniz, işe yaramayınca boş boş ona zarar vermeyi, yakmayı öldürmeyi düşlersiniz sadece düşlersiniz çünkü insansınızdır. unutmak istersiniz, beyninizin en dibine atıp üstüne yılları serersiniz. on yıllar geçer her an daha da zehirlenirsiniz elbet diye düşünürsünüz ,elbet fırsatı gelecek intikam alacağım, beklersiniz. her gece onu düşünürsünüz yüzünüz nefretle çarpılmış bir şekilde.
kısaca, nefret duyguların en aşağılık olanıdır. zaman geçtikçe kokuşmuş vişne gibi içinizi zehirler. içinize dolmasına müsade etmeyiniz.

belki alakalıdır, (bkz: demagoji)

3 yıl sonra gelen edit: aman da sen nefret mi edermişsin? agucuk gugucuk seni. aşsdlkasşdk kodumun tribali ya. "içinizi zehirler :(" hey alahım.
burcumsu burcumsu
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
düşmanımdır ikisi..
sana gelince...
yazıyorsun..
okuyorum..
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
ne yazık!..
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
nazım hikmet
aquila aquila
sevgiden daha güvenilir olan duygu, en azından kimse sizden nefret ediyor gibi görünmeye çalışmaz. duyguların içinde en dürüst olanıdır, belki de.
cohen cohen
dozajı, dışa ve içevurumu, süresi, rengi kişiden kişiye değiştiği için, en muğlak duygu türlerinden birisi.

"düşünüyorum da, hayatım boyunca hiç kimseden nefret etmedim" cümlesi, psikolojik ya da felsefi bir münazara için bereketli bir tema olabilir.

+ hiç kimseden nefret etmedim
- düz, sıradan, otokontrollü ya da eksik mi yaşadın

+ hiç kimseden nefret etmedim
- ne güzel, peki kaç kişiyi delice sevdin

+ hiç kimseden nefret etmedim
- megalomanik misin

+ hiç kimseden nefret etmedim
- kıyamam, ne kadar yalnız kalmışsın

+ hiç kimseden nefret etmedim
- sevgisizliğini böyle aklayamazsın

+ hiç kimseden nefret etmedim
- "kimse"den nefret edilmez zaten, nefrete değer biri olmalı

+ hiç kimseden nefret etmedim
- demek ki nefret sözcüğünü gerçekten iyi, derinliğine, önemle ve algılayarak tanımlamışsın. ve bu zehirli duygu içine çöreklenmemiş. düşünüyorum da, ben de kimseden nefret etmedim.
knowthyself knowthyself
nefret çok yoğun bir duygudur ve duygulardan oluşan bu yoğun birleşimi nedeniyle oldukça yakıcıdır. insanın hem kendisine hem de etrafındakilere zarar verebilir, yakıp geçebilir. nefret, anıların en derin ağları kurduğu kuyulara hapseder insanı da, insan farkında olmaz kimi zaman hayata geçmişin o yanık gözlüğüyle baktığının...nefret kişiyi "an"da olmaktan alıkoyan, kalbi bir cehennem yerine dönüştürüverendir. nefretin olduğu yerde saf sevgiden bahsedilemez..nefreti alt edebileceğimiz, yani onun karşısına koyabileceğimiz en nadide duygu onay ve kabullenme duygusudur. bu kabulleniş bir erdem, bir bilgeliktir. nefret ettiğimiz ne varsa, o şeyin "hali" odur, başka türlü olamaz, diyebilmektir bu erdem. peki neden nefretten kurtulamayız bazen? çünkü olayı ya da kişiyi kendimize ne kadar yakınlaştırırsak o derece itici bir kuvvet hissederiz..artı eksi kutup meselesi..şöyle ki; merkeze kendimizi koyup "o bana bunu yaptı, şu yüzden bu başıma geldi, o bana bu kötülüğü yaptı" dediğimizde gördüğümüz gibi hep "ben" diyoruz..dolayısıyla olan biten ne varsa kendimize yaklaştırıyoruz..halbuki olan biten her şeyi dışarıdan izlersek, bu duygu bedene hapsolmadan gözlemlersek, kabullenmenin erdemini o derece sukunetle duyumsarız...
hüzünden bozma mutluluk hüzünden bozma mutluluk
en başından beri hoşlanmadığımız, birbirimizin kuyusunu kazmaya çalıştığımız kişiye duyulan nefret, bir zaman sonra kontrollü yaşanır. bir nevi oyundur bu, hayata tutunmak için fazladan bir sebep yaratma oyunu... zaten sevmediğimiz, kötülüğümüzü istediğini en başından beri bildiğimiz kişiden nefret etmek doğaldır.

lakin; tam burada zehirli bir lakin gelir ve bir zamanlar güvendiğimiz kişiden yediğimiz tekme kusursuz bir nefret yaratır. yanındayken güvende saydığımız her şeyi paramparça edene duyulan nefret, mükemmel ve parlaktır, tıpkı zehir gibi.
2 /