neşet ertaş

2 /
hihmone hihmone
inanırım ki milli çalgımız gitar olsaydı neşet ertaş dünyadaki en iyi gitarist olurdu.anadilimiz ingilizce olsaydı şu an bütün dünya bu ustanın parçalarını dinliyor olacaktı. büyük bir değer, büyük bir ozan...
melatonin melatonin
babamın kırşehirli olmasından dolayı benim için ayrı yeri olan büyük ozan. mükemmel şarkı sözü yazarlığının yanında mükemmel saz üstadı, kendi deyimiyle 'göğüüül' insanı. babam saz çalar benim, o yüzden küçüklüğümden beri evde arka planda neşet ertaş türküleri çınlar hep. belki de bu yüzden benim için fazla dramatik üstadın şarkıları, bozlakları. ne zaman dinlesem gözlerim dolar,çünkü babadır benim için neşet ertaş ve türküleri...
cevizağacı cevizağacı
bir kaç sene önce ismail türütün programına katılmıştı (neşet ertaş için izledim), ismail türüt ikide bir yalakalık olsun diye ne güzel adamsın deyip duruyordu. en sonunda dayanamayan neşet ertaş; erkeğin güzeli olmaz diyerek o tombalağa ayarın allahını vermişti...
şişko nurinin intikamı şişko nurinin intikamı
konserlerinde tatlı muhabbetini dinleyicilerden esirgemeyen üstad. kendisine yardımcı olan gençlere "dorunum, guzum" diye hitap ederek gönülleri tekrar tekrar fetheden bir adam. türkülerini söylerken öyle bir yaşar ve öyle yaşatır ki o türkünün yazılmasına sebep olanları onunla beraber ağlarsınız; onun için, onun çektiği acı için üzülüp yüreğinizde hissedersiniz onun hissettiği sızıyı. 70 yaşına gelmiş bir adamın yaşamışlığının yanında taşıdığı 18 bilemedin 20 yaşındaki delikanlının kalbiyle aşk bu adamın yaşadığıysa bu çevremde dönenler ne, ben ne yapıyorum dedirtir neşet usta. çok büyük adamdır vesselam.
solt solt
hakettiği saygıyı görmediğine inandığım anadolunun yetiştirdiği sayılı ozanlardan birisidir. ayrıca büyük ozan muharrem ertaş ın oğludur. başlarda ilk dinlenildiğinde yadırganabilir fakat zaman geçtikçe gereksiz müziklerle zehirlenmiş bünye titrer ve özüne döner. bir aşık mahsuni vardı yaşarken pek farkına varılmayan ancak öldükten sonra kıymetini anlayabildiğimiz, hiç olmazsa neşet ertaş ın, arif sağ ın, musa eroğlu nun sağken kıymetini bilelim. çünkü bu jenerasyondan sonra belki bunlar gibisi bir daha hiç gelmeyecek.
metropolsalagi metropolsalagi
bozkırın sesi. bağlamasının akoru kendine has olan,ses ve akor uyumu nedeniyle eserlerini başkalarının asla kendisi gibi yorumlayamadığı dünyanın tek ozanıdır.
abdallarda el öptürme geleneği yoktur. ancak,olur da bir gün denkgelirsem eğer,yeminim var,öpeceğim elini.
tsira tsira
uzak yoldan geldim hasretim için
hani nerde babam muharrem nerde?
yaralı bülbülüm ses vermez niçin
yüreği yanığım o kerem nerde?

o garip gönüllüm,dertli bakışlım
feleğin elinden sinesi taşlım
yüreği yaralım gözleri yaşlım
gönül evi yıkık viranım nerde?

feth olurdu feryadını dinleyen
feryadı içinde derdin(i) anlayan
kuşlar gibi viran eden inleyen
ecin nice "deli boran'ım" nerde?

okula gidemedim bu dert benimdir
hem benim derdim hem babamındır
hem babam hem öğretmenimdir
garibim dersimi verenim nerde?

babasının ölümü üzerine yazdığı "deli boran" isimli ağıtını her dinlediğimde bu kadar da olmaz ki dediğim ve değerinin anlasılması için ölmesi mi gerekiyor diye düşünmeden edemediğim büyük üstad...türk halk müziğine aydost,gönüldağı,neredesin sen,zülüf dökülmüş yüze,zahidem,hapishanelere güneş doğmuyor gibi adını yazamadığım bir sürü eseri hediye etmiş insandır kendisi..."onlar benden çıktı,artık sizin" diyerek eserlerini okuyan hiçbir sanatçıdan telif hakkı talep etmemiş,sadece değiştirilmeden söylenmesini istemiştir...
2 /