neşet ertaş

61 /
theokoles theokoles
"denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek."

ne kadar naif, ne kadar saygı duyulası bir insan, bir sanatçı olduğunu görmek isteyen; hikayelerini, vurucu sözleri dinlemek isteyenler beyaz show'a katıldığı programı izleyebilir vakit bulunca.


absurdkolik absurdkolik
her düette benim sesim çok çıkıyor diye gövde gösterisi yapmaktan, düeti felç eden iboya al sana ses dedirtmiştir. şimdi git beni kendi tonumla bırak diyip pese inerek devam etmiş. sesin ne kadar yükseğe çıktığı değil, o an şarkının duygusunu ne kadar iyi aktarabildiği mühimdir. buna en iyi örnek :(bkz:ahmet kaya )
topalkırkayak topalkırkayak
müziği insanın duygu durumunu değiştirebiliyor. öyle derinden işliyor. ofisteyim, çalışıyordum. hiç aklımda yokken arkadaşım gel sevelim sevileni seveni gönderdi whatsapp'tan. sonra ben ahirim sensin, gönül dağı, zahidem falan diye devam ettim. şu anda iki tek olsa nasıl içerim anlatamam.

bir de, sanırım belli bir olgunluğa gelmek lazım aga. ben küçükken dinlemezdim, dinleyemezdim. yaşanmışlıklar arttıkça, etkisi de artıyor sanırım. bizden sonrakilere böyle büyük insanları aktarmak lazım aga. o zaman umursamasalar bile zamanı geldiğinde anlayabilirler. ben babamı anladım mesela.
kendim ettim kendim bulamadım kendim ettim kendim bulamadım
röportaj yapan gazeteci ile arasında geçen bir sohbet,

"ilk ne zaman aşık oldun?"diye soruldu neşet ertaş'a.
13 yaşımda. yozgattaydık, mahallenin kızıydı.
ona bir türkü havalandırdıydım" dedi..
kızın adını söyledi. sonra da pişman oldu:
"yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur."

sevgi ve rahmetle.
61 /