network marketing

1 /
bialem bialem
amerika'dan gelen ingilizceden türkçeye doğrudan satış olarak geçen pazarlama yöntemidir. benim bildiğim avon, forever living products, oriflame, aloe vera, amway ve son olarak da türk şirketi olan arnewa bu sistem ile çalışmakta ve ithal edilen ürünleri bu sistem ile pazara sunmaktadır.
network marketing/doğrudan satış pazarlama sistemi bireyi üye yapıp, distribütör olduktan sonra kendi yakın çevresini, akrabasını, arkadaşlarını vs. de üye yapıp kendi ekibini kurar. kendi yaptığı satışlardan kâr, ekibinin yaptığı satışlardan prim alır. aynı şekilde ekibinden olan kişiler de alt ekipler kurarak onların yaptığı satışlardan firmadan prim alır. kısacası bu döngü zincirleme olarak ekip ne kadar büyük olursa ve ekip ne kadar çok satış yaparsa devam eder. bu işe ilk giren de pastadan en büyük payı alır.
yaşlı çocuk yaşlı çocuk
yarraktır afedersin.

insanlara üretimin, pazarlamanın enayiliğini anlatıp en karlısının bu şekilde doğrudan pazarlama olduğunu anlatan, katılanların kendini inandırdığı için deli gibi çalıştığı yada sıkılıp bıraktığı haksız kazanç çabalarından bir diğeri.

buna ciddi ciddi kendini verip bununla zengin olmayı hedefleyen, eğer olursa da bununla gurur duyabilecek insanlarla beraber yaşamak düşündürüyor beni. skiim böyle insanları hatta daha da açıkça. bunların hiç emeğe saygısı yoktur, kazanacakları 3 - 5 kuruşun hesabını yapar ve insanları nasıl daha kolay kandırıp sikebilirim derler. insanları fiilen sikme planı yapan insanlar bile bunlardan daha kabul edilebilirdir. aldatmıyordur en azından.

neyse azcık aklı, azcık da dürüst olan bir insanın katılmaması gereken bir nevi saadet zinciridir.
musch musch
bu işe giren kişinin kazandığı paranın sürekli ve eğrisel olarak artması demek, altına 2^n artışlarla insan topluyor manasına gelir. bu topladığı kişilerden herhangi birinin de iyi para kazanabilmesi için yine bi yığınla insan gerekir.yani demek istediğim, her başarılı kişinin altında, hiç başarılı olamayan ve sadece verdiği parayla kalan bir sürü insan var. bir nevi ezenin kazandığı bir sistem. matematiksel olarak düşünürsek x=sağlam para kazanan ve kazanmaya devam eden insan sayısı, y=bi gazla işe giren ve söğüşlenen pasif çalışan sayısı. y=|a.x^2| grafiği olayı özetler.
ozgcndmr ozgcndmr
sevgili arkadaşlar;
ülkemizde yerli-yabancı birçok büyük ve küçük ölçekli firma, network marketing isimli iş planını kullanarak, ticari faaliyette bulunmaktadır.
bunun yanısıra, bu iş planını kullanarak insanları kandıran, birikimlerinin yok olmasına yol açan dolandırıcılar da mevcuttur. bu kişiler, ya ortada hiçbir ürün olmadan direkt para akışı üzerinden, ya da tatil-mücevher-lüks tüketim ürünleri v.b. ihtiyaç dışı ürün ve hizmetler üzerinden, kişileri son derece zor durumlarda bırakmakta, boşanma ve hatta intiharlara varan sonuçlara yol açmaktadır.
sonuç olarak, toplumumuzda network marketing firmalarının, acımasız yöntemlerle, girdikleri ülkelerdeki insanları dolandırıp üzerlerinden para kazanan ve karşılığında hiçbir şey vermeyen firmalar olduklarına dair bir kanı oluşmuştur.
bu yazıyı da, bu durumu açıklığa kavuşturmak için sizlerle paylaşıyorum. kendi iyiliğiniz için lütfen bu yazıyı sonuna kadar ve dikkatlice okuyunuz.
önceelikle network'ün ne olduğunu size basit bir örnekle açıklamak istiyorum:
herhangi bir restaurantta yemek yiyen bir kişi 25 tl hesap ödedi ve çıkarken restaurant sahibi, kişiye 5 tl verdi ve " restaurantımızı tercih ettiğiniz teşekkürler parası " dedi. yemeklerinden memnun kaldığı bu restauranta kişi bir dahaki sefere 3 arkadaşıyla beraber geldi ve çıkarken herbirine 5 tl geri ödendi. ancak, o kişiye 9 tl ekstra para verdiler ve "bu da, arkadaşlarınızı buraya getirerek bizi tanıttığınız için kişi başı 3 tl paranız" dediler. ve bundan sonra, kişi ilk getirdiği 3 arkadaşının arkadaşları dolayısıyla teşekkür parası almaya devam eder. bir süre sonra yediği yemek hem bedavaya gelirken, hem de üzerine para kazanmış olur.
network'ün temel çalışma prensibi işte budur.
insanlar network'ten 3 şekilde para kazanır:
1- sisteme -örnekteki gibi- yeni kişiler dahil ettiği için reklam-tanıtım bazında gelir sahibi olurlar.
2- firmanın ürettiği ürünleri satın alıp, üzerine kar marjı ekleyerek satış-pazarlamadan gelir alırlar.
3- bunların her ikisini de yaparlar.
bu noktada, birçok firmada kısıtlama yapılmamakta; kişi kendi seçtiği yöntemle çalışabilmektedir.
internette network ve network firmalarıyla ilgili sonsuz sayıda yorum bulunmakta ve bu yorumların neredeyse tamamı bu iş planını kötüler niteliktedir. hatta bazıları hakaret boyutuna ulaşmaktadır.
toplumumuzdaki insanlar, bu sistem kullanılarak yıllarca değişik yollardan dolandırılmışlardır. kimi zaman titan saadet zincirleri kuruldu, kimi zaman ürün verilerek "al bunları sat, para kazan" dendi. bu yollarla dolandırılanlardan biri de bizzat babamdır!
bu duruma gelinmesinin sebebi, network marketing değil, bu sistemi kullanan dolandırıcıların varlığıdır.
öncelikle bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum:
tüm dünya -beğenin ya da beğenmeyin- kapitalist düzenle işler. kişiler hayatlarını sürdürebilmek için para kazanmak zorundadırlar. bu bağlamda; insanlar ya ticaret yaparlar, ya da maaşlı işte çalışırlar. maaş alanlarsa kamu ve ya özel sektör olarak ikiye ayrılırlar. burada maaşlı iş değil, ticaret sözkonusudur ve iki çeşit ticaret vardır: klasik ticaret ve network. klasik ticarette yatırımcı (patron), sermaye ve fikir gerekir. yatırımcı, sermayesini genişletmek için bir risk alır ve yatırım yapar. network'te ise kişi ticaret yaparken, sermayeye ya da fikre ihtiyaç duymaz. çünkü her ikisi de zaten vardır.
yeni yüzyılla birlikte firmalar, ezeli rekabetten galip çıkabilmek amacıyla giderleri kısma yöntemleri araştırmakta ve bunun sonucunda da network marketing her geçen gün daha fazla şirket tarafından benimsenmektedir. türkiye de dahil, birçok ülkenin üniversitelerinde bu sistem ile ilgili dersler açılmakta ve araştırmalar yapılmaktadır.
sanal ortamda network ile ilgili yapılan yorumlara, yazımın bundan sonraki kısmında cevap vereceğim.

1-) "bu iş pazarlama değildir deniliyor ama en sonunda ucu pazarlamaya çıkıyor."
açıklama: yazımın önceki bölümlerinde, network ile 3 farklı yoldan kazanç sağlanabileceğini yazmıştım. eğer ürün satın alıp, bu ürünleri perakende fiyatı üzerinden satarsanız, bu yaptığınız şey network değil pazarlamadır. kişilere "bu iş pazarlama değil" denmesinin tek sebebi, bu işi kapı-kapı gezip tencere-tava satmak gibi düşündükleri içindir. ancak asıl gelir, satış-pazarlama ile değil, network ile kazanılır. bunula beraber satış-pazarlama yasak değildir; isteyen yapabilir.
2-) "'liderlik, organizasyon, öğrenci, ev hanımı,ek iş' kelimeleri geçiyorsa, o iş tamamen pazarlamadır"
açıklama: eğer bu iş klasik ticaret olsaydı, sermaye ihtiyacından dolayı sadece liderlerin yaptığı bir iş olurdu. ayrıca, sadece ev hanımlarına, öğrencilere v.b. kitlelere hitap etseydi, o zaman da milyar dolarlık yatırımlar, bu kişilere güvenip yapılmazdı. network'ün klasik ticaretten ayrıldığı en öenmli özellik budur. bu sistem, bir genel müdürün yapacağı kadar kapsamlı ve sistemli, ancak bir ev hanımının ve ya öğrencinin yapabileceği kadar da kolaydır ve sermaye gerektirmez. burada asıl nokta sizin kendinize biçtiğiniz hedef ve vizyondur. siz kendinizi lider-lider adayı olarak mı görüyorsunuz, yoksa sade bir üye mi? bu size kalmış.
3-) "insanlara ofislerinde eğitim verip nasıl insan kazanacaklarını öğretiyorlar."
açıklama: yeni bir işe girdiğinizde size o şirketi ve çalışma prensiplerini, kurallarını v.b. öğretmeyen bir şirket ismi bulabilir misiniz? x firmasında çalışmaya başladığınızda, size işinizle ilgili her türlü bilgi verilir, verilmek zorundadır.
4-) "sistem, insanları ikna ederken, kazanma dürtülerini besler."
açıklama: tüm şirketler, milyarlarca dolar paralarını hayır işlemek için reklama ve tanıtıma yatırmazlar. bu reklamlar, insanların, o şirketin ürünlerini almalarını sağlamak için yapılır. "bu ayakkabı markası sizin için en iyisi. diğerlerini değil, bizim ürünlerimizi kullanın." mesajı verilir reklamlarda. klasik ticaretteki ahlaklı olurken network'teki yeni insanlar getirip firmayı-ürünleri tanıtmak neden ahlaksızlık ya da dolandırıcılık olsun?! birinde tv karşısında reklam seyrederken ikna olursunuz, network'te ise bire-bir tanıtım vardır.
ayrıca, işe alma sürecinde görüştüğü kişilerin kazanma dürtülerini beslemeyen bir firma bulmak imkansızdır. bir iş görüşmesinde, kişi, firmayı çalışmak için seçerse neler kazanacağı anlatılır (maaş-yol-yemek-servis-sigorta-prim v.b.). network'te de aynı şey sözkonusudur. hiçbir farklılık yoktur. ancak bu durum, kişileri kandırmaya çalışmakmış gibi anlatılıyor, ki bunu asla anlayamıyorum. bu durumda kimsenin iş görüşmelerine gitmemesi ya da bedavaya çalışması gerekir.
5-) "'kendi işinizin patronu olun' diyerek insanları kandırıyorlar."
açıklama: bu, sizin kendinizi neye layık olarak gördüğünüzle ilgilidir. klasik ticarette paranız varsa kendi işinizin patronu olabilirsiniz. ancak bunun bir garantisi de yoktur. farzedin ki iflas ettiniz. çok geç. geçmiş olsun! ancak network'te pazarlama kanalı yerine network kanalını kullanırsanız, sıfır riskle çalışırsınız. çünkü sermaye koymazsınız. klasik ticaretten dolayı, çalışanların rütbeleri her zaman kazandıkları maaşlarıyla doğru orantılı olmuştur. kişi elemansa 1000 tl, müdürse 5000 tl kazanır v.b. ve yükselme şansı bir kenara dursun, işten atılıp atılmayacağınız sadece bir kişinin iki dudağı arasındayken, bir de üstüne, yükselebilmeniz için o pozisyonun boşalmasını beklemek zorundasınızdır. ancak gerçek hayatta, torpil sahibi değilseniz işiniz zor demektir.
network'te ise, herkes birbirine bağlıdır ancak kimse kimseye bağlı değildir. sizi networkle tanıştıran kişi, sizin üstünüzdür, ancak hesap vereceğiniz kişi değildir. şirket ilkelerine uyduğunuz sürece kimse sizi işten çıkartamaz, gelirinizi azaltamaz.
nüfusumuzun %95'i maaşlı işte çalışmaktadır ve bu ezici çoğunluk, üstleri ve patronları tarafından -maalesef- azilmeye ve hor görülmeye alıştıkları için, bu insanlara kendi işinin patronu olmayı teklif etmek, inanılmaz birşeymiş gibi gelmekte, bunu söyleyen kişi de dolandırıcı olmaktadır. 20 yaşında network ile tanışıp 22 yaşında aylık 4000 tl gelir elde eden, ya da emekli olup can sıkıntısından 70 yaşında bu işe başlayıp hiç kazanmadığı kadar kazanan insanların sayısı azımsanamayacak kadar fazladır. ayrıca şunu da unutmamalısınız ki, klasik ticarette bulunan ya da maaşlı çalışan patron-müdürler son derece yoğun çalışmakta, sorumlulukar taşımaktadır. aynı şey network'te de geçerlidir. grup hacminiz arttıkça daha yoğun çalışırsınız. "kolay yoldan para kazanın" diyenlere inanmayın. network'ün klasik ticaretten farkı sabit ve zorunlu çalışma saatlerinin, aşırı sorumluluğun, işten atılma ya da iflas etme riskinin bulunmayışıdır. network'te çok para kazanmak istiyorsanız, hedefinizle orantılı derecede çalışmalısınız.
6-) "'çok kazandıran bir iş var, kafana yatarsa beraber çalışabiliriz' derken aslında, şunu diyordur:' benim para kazanabilmem için seni de ikna etmeye ihtiyacım var. lütfen sen de bize katıl.'"
açıklama: ister klasik ticaret olsun, isterse maaşlı iş; bir şirket sizi işe alıyorsa, sizin sayenizde daha çok kazanacağı için işe alır. "seni işe aldık. maaşın 1000 tl. bütün gün burada otur. hiçbir şey yapma." diyen bir şirket bulursanız lütfen ilk önce bana haber verin. ben de o işe başlayacağım!
klasik ticaret ve ya maaşlı işten bir örnek:
bir muhasebe bürosunda, eleman vasfıyla işe başladınız. büronun sahibi, sizin emeğiniz karşılığında size para verir. ancak, size verdiği paradan sizin sayenizde daha çok kazanacak olmasaydı, sizi işe alır mıydı? patron, sizin emeğiniz sayesinde 1000 tl'den fazla kazanır ki, size o maaşı verir. elemanına 1000 tl ücret verip, üzerinden 800 tl kazanan patron yoktur. çünkü böyle bir şirket iflas etmeye mecburdur.
network'te de aynı şey sözkonusudur. siz bir işte çalışmaktasınızdır ve para kazanmak için işyerine eleman elmanız gerekir. klasik ticaretteki ya da maaşlı işteki ahlaklı ama network'teki değil mi? bir daha düşünün!
klasik ticarette, patron daha çok kazanabilmek için, işlerini büyüttüğünde, daha fazla çalışana ihtiyaç duyar. yol-yemek-sigorta ve tabi ki maaş ile çalışanını yanında çalışmaya ikna etmeye uğraşır. hepimiz klasik ticarette ve ya maaşlı işte bunu yaparken normal ama network anormal. inanılacak gibi değil!!!
7-) "'kişilerime kazandırmak için çalışıyorum' lafı, insanların kendilerini iyi hissetmek için uydurulmuş bir bahanedir."
açıklama: tv'lerdeki reklam kuşaklarında hepimiz; 'biz bu kadar büyük firmayız, şu kadar insana isdihtam sağlıyoruz, şu kadar çok hayır işi yapıyoruz, çalışanlarımız çok mutlu, çalışanlarımız şu kadar çok kazanıyor v.b.' tarzı reklamları izliyoruz. bu durumda klasik ticaret yapanların tamamının intihar etmesi gerekir.
sizi network ile tanıştıran kişi, hem para kazanırken hem de sizin için bir para kazanma kapısı açmış olur. klasik ticaret, patron-çalışan ilişkisi neyse, network'teki yapılanma da aynıdır. tek fark, klasik işlerdeki gibi hesap verme, işten atılma v.b korkuların ve patronun bulunmayışıdır.
8-) "eğitimlerde kişileri ikna edebilmek için, firmanın ciddiyetini göstermek amacıyla, ofislerini kullanıyorlar. para kazanma hırsını tetiklemek için her türlü oyunu kullanıyorlar."
açıklama: gerçek, bunun tam tersidir. eğer bir firma ciddi olarak ürün ve iş tanıtımı yapmıyorsa ve network firmasıysa, oradan koşarak uzaklaşın. kesinlikle dolandırıcılardır. bir firmaya iş görüşmesine çağrıldıysanız, görüştüğünüz kişi sizi elinde tutabilmek için, elindeki tüm kozları kullanır: maaş, prim, üç ayda bir çift maaş, çifte emeklilik, sosyal ve maddi yardımlar v.b. kaldı ki, bu noktada asıl ahlaksız ve dolandırıcı olan klasik ticaret ve pazarlama yöntemlerinden bazılarıdır. örnek: süpermarketlerde ekmek, su v.b. en temel ve en çok tüketilen ürünler, marketin en uzak köşesine yerleştirilir ki, gelen müşteri o reyona gidene dek diğer ihtiyacı olmayan ürünler de dikkatini çekebilsin. çikolata-bisküvi türü ürünler, çocukların göz hizzasına göre reyonlara yerleştirilir. kasanın kenarında sakız, çakmak, tıraş bıçağı, pil, dondurma v.b. ürünler yerleştirilir ki, siz kasada sıra beklerken bu ürünler dikkatinizi çeksin. ihtiyacınızın olup olmaması önemli değildir. yeter ki şirket kazansın. benim fikrime göre bu kazanma hırsı, en tehlikeli olandır.

bu yorumlar gibi daha nice açıklama ihtiyacı olan yorum internette mevcut. ben burada sadece cevap verilmesi en zor ve en ciddi soruları yanıtlamaya çalıştım.
özetle şunu söyleyebilirim ki; klasik ticaret ve network'ün temel amacı aynıdır. ticaret neyse, network de odur.
network ile ilgili bazı gerçekleri daha konuşalım:
"ben işte şu firmada network'e başladım. bana şu kadar liralık şey sattılar. ben de satamadım, iflas ettim. karım beni boşdı vs vs vs... bunlar dolandırıcıymış."
hayır. onlar dolandırıcı değil, sen biraz garipsin! network demek, sadece ürün alıp satmak değildir. eğer sen aklını kullanıp işe girmeden önce "acaba ben bunları satabilir miyim?" diye düşünmediysen, sen biraz aklı havadasın demektir! milyar dolarlık holdingler, yeni bir sekröre girmeden önce aylarca fizibilite çalışması yapıyorlarsa vardır bir bildikleri. kaldı ki sen zaten network değil, pazarlama yapmaya çalışmışsın.
zamanında insanlar 3000 $ verip ürün alarak üye yapıldılar. bu insanlara sermaye yapmaları için arabaları bile sattırıldı. network çok fazla yatırım gerektiren bir iş değildir. sizden binlerce liralık ürün alıp sisteme girmenizi isteyenler, dolandırıcılardır. inanmayin sakin !!!
bir de insanlar ürün almadan ya da ücretsiz ürün alarak network sisteminde çalışmak istiyorlar. inanılır gibi değil! çıldırmış bunlar! ortada ürün olmazsa zaten korkun. çünkü o network değil, saadet zinciridir. network bir ticarettir. ortada ürün ve bunun karşısında da ürün bedeli vardır. ayrıca firmalar, çalışanlarının kendi ürünlerini kullanmasını ister. ford otosan'ın gölcük fabrikasında, çalışanların başka marka arabası varsa, arabalarını uzaktaki bir otoparka bırakabilirler. diğer otoparklar yasaktır. sadece ford kullanıcısı olan çalışanlar park edebilir.
ya da x su firmasında çalışan bir kişi, işyerinde y firmasının suyunu içmeye kalksa ne olur tahmin edin!..
bedava ürün almak isteyenleri de buradan alkışlıyorum. bir marketiniz var ve diş macunu sipariş ettiğinizi varsayalım. eğer siz "ben önce bu ürünleri bir satayım. satarsam paranı öderim." derseniz, siz o firmadan hiçbirşey alamazsınız. ya da markete gidip deterjan aldınız... "ben bunu bir kullanayım. deneyip beğenirsem parasını getiririm" derseniz, market sahibinin tepkisini siz hayal edin.burada öneli olan, ücretsiz ürün almak değil; ürünün geri iade garantisi olmasıdır. çalışmayı düşündüğünüz network firmasının ürün iade garantisi olmasına dikkat edin. yoksa, firma güvenilir değildir.
"adamlar benim çevrem üzerinden para kazanmaya çalışıyorlar." düşüncesi vardır. hangi firma bilerek ve ya bilmeyerek müşterilerinin çevresini kullanmaz ki? arkadaşınızla ayakkabı markalarından konuşurken, kendinizin kullanıp da memnun kaldığınız markayı hiç mi övmediniz? ya da laptop, ya da araba ya da herhangi bir ürün... şimdiye dek ürünlerini kullandığınız ünlü markaların hiçbiri size, ürünlerini tavsiye ettiğiniz için beş kuruş ücret ödemedi. network, insanlara işte bu fırsatı sunar.
kaldı ki, network marketing, diğer tüm meslekler gibi herkesin yapabileceği bir iş değildir. yapamayacağınızı düşünüyorsanız başlamayın.
sonuç: network marketing, klasik ticaret ve maaşlı işle temel olarak birebir aynıdır. bununla beraber, network yapısı, diğerlerinden çok avantajlıdır. sermaye riski, patron, işsiz kalma korkusu, işyerinde yükselememe, sabit maaşla ve çalışma saatleriyle ömür geçirme derdi yoktur. zaten bu avantajlar doğrultusunda 'kendi işinizin patronu olun' denir.
network, maaşlı bir iş değildir. bununla beraber, çalışma saatlerini kendinize göre ayarlayabildiğiniz için maaşlı işte çalışıyorsanız part-time, işsizseniz full-time ilgilenebilir ve para kazanabilirsiniz.
klasik ticaret, maaşlı iş ve ya network marketing. önemli olan hangisini seçtiğiniz değil, her işte olduğu gibi, kiminle ve hangi şirkette çalıştığınızdır. internettteki yorumlarda, bazı insanlar gittikleri eğitim ofislerinde sisteme girmek için baskı gördüklerini yazıyorlar. bazılarıysa eğitim için kendilerinden ücret talep edildiğini, bu eğitimlerin lüks otellerde yapıldığını söylüyorlar. bu şekilde network yapılmaz. bunları yapanlar art niyetli insanlardır. girdiğiniz network sisteminde asla zorlama olmamalı, eğitimler tamamen ücretsiz olmalıdır. bu iki konuya özellikle dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. son olarak da "bu firmalar ürün odaklı değil, insan odaklı çalışırlar." yorumu vardır. peki siz hiç. bir karıncaya ya da otomobil lastiğine ürün satan bir firma duydunuz mu? dünyadaki şirketlerin tamamı insan odaklı çalışır. çünkü insan olmazsa ürünün anlamı olmaz.
25 yaşında bir mühendisim. bir fabrikada işe başladığım takdirde ilk maaşım en fazla 1200 tl olabilir. ben bu kadere razı olmadım ve sermayem de olmadığı için 154 ülkede faaliyette bulunan, 2000'li yılların en gözde sektörü olan wellness sektöründe dünya çapında söz sahibi, onbinlerce dönüm arazide şifalı bitki üreticiliği ve arıcık yapan, ürünlerinin nakil-depolama ve dağıtımını üstlenen, çalışanlarının muhasebesini tutup vergilerini ödeyen, 154 ülkede gerekli kalite-sağlık ve bilimsel onaylara sahip, islami üretim sertifikası ve kosher sertifikası sahibi, çalışanlarının kendi gelirlerini vefatlarından sonra iki nesil daha -çalışmasalar bile- aile bireylerine aktaran, ürettiği ürünlerin % 60'ının muadili dahi bulunmayan, diğer %40'lık dilimdeki ürünlerinin de en kalitelileri olduğunu olduğunu kanıtlamış, 2001 yılından beri ülkemizde faaliyet gösteren ve 2004 yılından beri de zincirlikuyu vergi dairesinde en çok vergi verenler listesinde her yıl ilk 10'da bulunan bulunan, türk polis teşkilatı, mehmetçik vakfı, kızılay, çeşitli türk üniversiteleri de dahil birçok kuruma her yıl bağışta bulunan bir network firmasında çalışmaktayım. benim grubumda benimle çalışmak isteyen arkadaşları mecidiyeköy ve ya kadıköy'deki şirket ofisimize davet ediyorum. bana ozgcndmr@gmail.com mail adresinden ulaşabilirsiniz.
network'ten korkmayın. inanarak çalışırsanız, benim gibi siz de başarırsınız. ben kimseyi dolandırmıyorum, kimsenin de beni dolandırmasına izin vermiyorum. siz de benim gibi yapın ve çalışacağınız insanları özenle seçin.
network, çalışırsanız, çok kazançlı ve keyifli bir iştir. bilen yapar, kazanır; bilmeyen bakar, şaşırır.
bu işi yapın ya da yapmayın. karar tamamen kendi kendi kararınız. ancak lütfen bu maili, mail listenizdeki herkese paylaşın ve bunu yaparak tanıdıklarınızın dolandırılmalarının önüne geçin.
sevgiler.
prestij prestij
önemli ve oldukça ilginç noktalarını anlatmak istediğim sektör.

şu sözlükte, "hangi girinizin en fazla okunmasını isterdiniz?" diye sorsalar hiç düşünmeden şu an yazıyor olduğum giriyi söylerdim.

tek bir tane dahi artı oy istemiyorum. okuyan herkes ":(" ya da ":0" versin, bu sayede okunduğunu bileyim bu bana yeter. zira öyle bir vurgun yapılıyor ki akıllara zarar.

+ilk olarak sistemin işleyişini kısaca anlatalım:

- sistemde yer alan bir vatandaşın alt kollarından biri olarak sisteme dahil oluyorsunuz. devamla siz de iki kişiyi alt kolunuz olarak sisteme dahil ediyor, bununla yetinmeyip henüz acemi olan alt kollarınıza yardımcı oluyor(tamamen duygusal) ve gelecek olan yeni vatandaşlarla birlikte de paraya para dememeyi hayal ediyorsunuz.

+sistemin olmazsa olmaz ikna kalıpları (psikolojik):

* "bizim gelecek olanlara ihtiyacımız yok, onların bize ihtiyacı var. zira biz nasılsa milyoner olacağız, gelecek olanlar kendilerini kurtarırlar. bu nedenle kimseyi ikna etme gibi bir ihtiyacımız yok." - çok afedersiniz hass... diyorum.

* " network marketing abd'li ünlü ekonomist agsdfgadf gadgsdgsdg tarafından yüzyılın sektörü olarak lanse edildi. barack obama 2010 yılında yaptığı bir konuşmada network marketingin amerikan ekonomisine yaptığı katkıdan(!) dolayı teşekkür etti.

* " altında yer alan iki kolunu sen satın al, üçgen hesap yap! böylece iki değil, dört tane alt kolun olur. bu sayede ileri zamanlarda 10 000 dolar değil, 25 000 dolar kazanırsın. " (en tahrik edici madde)

+sistemin ofsaytları

- para kazanmak için iki kolun da at başı gitmesi lazım. zira siz daima az olan taraftan para kazanabiliyorsunuz. nasıl mı? mesela sağ kolunuz koptu gidiyor! bu taraf 100 kişi oldu ancak sol taraf tıkandı ve 15 kişi de kaldı. bu durumda sisteme dahil olan kişi başı geliriniz 30 dolarsa;

30*15= 450 dolar para kazanmış olursunuz. bu rakama ulaşabilmek için de bazen 1 yıl gerekebildiği düşünülürse en azından ilk yıl, aylık 40 dolar dahi kazanamamış oluyorsunuz. tabi bu süre içinde, sunum ve koşuşturma sırasında iş için harcadığınız parayı düşmeden söylüyorum. ha tabi yine seminer ve kamp ücretlerini söylemedim.*

şunu belirtmeliyim ki zaten bu sağ-sol kol aldatmacası olmasa sistemin yaşama şansı sıfır! zira, ürün diyelim 300 dolar. her yeni üyeden size gelen para da 30 dolar. alta doğru 10 kişi inildiğinde ürünün tüm geliri şirket tarafından üyelere dağıtılmış olur ve şirket batar!

- sistemde yer alan kişi sayısı hemen her ay katlanarak (1*3*7*15*31*63*127 vs) arttığı için - artmaz* - normalde 3 sene dolmadan 7 milyar insanın bu sektöre girmiş olması lazım. ama 4-5 yıldır türkiye'de devam etmekte olan sektörde kaç kişi olduğunu sorduğumda aldığım cevap 8-10 bin kadardı.

demek ki bir yerlerde baya baya bir yanlış var.

asıl önemli olan nokta şu ki: sistem düzenli işlese, 7 milyar insan bu işi yapıyor olsa dahi % de 66 lık kesimin tek kuruş kazanamayacak ve üstüne ürüne verdiği parayla zarar edecek, % de 15-16 nın daha az zarar edecek, % de 7-8 in işi yapmaya değmeyecek kadar az kazanacak, % de 3-4 ün herhangi bir ortalama iş yapsa kazanacak, ancak % de 1-2 lik lük bir kesimin zengin olacak olması.

7 milyar örneğini gelinebilecek son nokta olduğu için verdim, tüm insanlığın bu işi yapması zaten imkansız. nihayetinde sektör bittiği gün 1 milyon kişi de bu işi yapıyor olsa, sayılar değişir ancak verilen yüzdeler değişmeyecektir.

şu düşünülebilir: sektör yeni, ben şimdi başlasam birkaç yıl sonra çok iyi para kazanmaya başlayabilirim. o zengin olan kesimden olurum. evet ama kaçırılan bir nokta var:

- sistemden para kazanamayan, piramidin orta ve alt kısımlarında bulunan insanların bırakmasıyla, buna bağlı olarak domino taşı etkisi göstererek para kazanamayacak olan üsttekilerin de bırakmalarıyla bu organizasyonun çökecek olması. siz yeni yeni para kazanmaya başlamışken organizasyonunuzun çökmesi şok etkisi yaratabilir.*

he zaten organizasyon sağdan, soldan, öteden, beriden ufak ufak yıkılıyor ve ağzı yanıp bir kenara çekilenlerin yerine, sistemin yeni avlarıyla o kısımlar yeniden doldurularak bu sektörün patronları ve belirli bir azınlık kaymağını yemeye devam ediyor.

insanlar uyanana veya sömürü için yeni bir sistem bulununcaya kadar, nihayetinde çökene kadar bu sistem çok insanın ömründen(zaman), emeğinden(boşa kürek çekmek), psikolojisinden(biten arkadaşlıklar, bozulan akrabalık ilişkileri) çalacak ve ben sadece bunların sayısını biraz olsun azaltmak için bu uzun giriyi yazdım.

zengin olma hayali, bazen hayatımızı mahvedebilir.

son bir not: atladığım bir nokta farkedersem editlerim.

edit: bilgi ekleme.
umudo umudo
bakıyorum da herkes bir taraftan sallıyor bir şeyler. öncelikle bu yorumlara kanmayın. 21. yüzyılın ticaret sistemi olarak bilinen bu sistemin bu kadar eleştirilmesinin haklı tarafları vardır elbet. küçük bir sektör değil elbette kötüye kullananlar olacaktır.önemli olan network marketing'i yanlış kullananlardan uzak durmaktır.kendinize güveniniz varsa siz bu sektörde para kazanmamanız imkansız.sadece kendinize olan güveniniz ve haliyle birazda çevrenize bağlı...
bu sektörde kimse ben para kazanamadım demesin! çünkü kazanmak istemediği için kazanmamıştır.yolun başıdan dönmüştür yada tam kırılma noktasından dönmüştür. fakat 2 yılını veripde vazgeçen olmamıştır saygılarımla
----umudo---
anti tartar anti tartar
bir pazarlama oyunu, bildiğimiz titan zinciri. beyin yıkamaya çok müsait bir yöntem.

bir arkadaşım bir şirkete bağlı olarak network marketing işi yapıyormuş. nedir dedim işiniz. website satıyoruz falan filan. ee dedim para kazanabiliyor musun? kazanamıyormuş çünkü daha işe başlayalı 2 ay olmuş ve bu zamanlarda para kazanılmazmış ama ilerde zengin olacakmış. tamam dedim kafan güzel olmuş güle güle kullan.

sürekli pozitifleri aşılıyorlar bunlara. herkes diyor ki: "olum 5 seneye kalmaz kralız, şimdi sıkı çalışacaksın, sonra sadece paraları sayacaksın o kadar." inananlar da tabi ağzı açık izliyor. bizimki de gaza gelmiş diyor ki "bizim lider jaguar almış.". acelemiz yok bekleriz...

5-6 yaşlarından beri bilgisayar kullandığım ve ilgili olduğum için sattıkları şeyin de ne olduğunu biliyorum, olumlu-olumsuz yönlerini de biliyorum, zekam yetiyor yani onlara. diyor ki "biz website satıyoruz, sınırsız trafik, sınırsız alan, sınırsız mail adresi, sınırsız bok, sınırsız püsür...". fiyatını sormadan da söylemiyor eleman: 600 lira. ne güzel, ooh mis dedim. 600 lira verdin de aldın, bir de diyorsun ki "2 ayda para kazanılmaz.". zaten kafadan girmişsin 600 tl içeriye. üşenmedim oturttum bilgisayar başına bu elemanı, açtım siteleri, dedim ki "bak sizin sattığınız paketin aynısını bu şirket 250 liraya satıyor. her boku da limitsiz.". inandıramadık arkadaş... "ama biz joomla veya wordpress eğitimi de veriyoruz, bizim fiyatın içinde o da dahil.". önce "joomla ve wordpress eğitiminiz 350 lira mı?" diye sordum cevap gelmeyince ikinci lafıma geçtim: "ben başka bir arkadaşıma aynı joomla'yı kurdum ve öğrettim, 5 kuruş da para almadım. he bedava yapma ama ayaküstünde duruyoruz diye sikmeye kalkmayın adamı."

hele bir de statüleri var ya bitiyorum. lider, ambassador, beginner, presenter vs. 100 puan toplayana bir lolipop hediye. seminerleri ücretli, değişik illerde gittiğin seminerlerde konaklama vs sana ait, istersen sokakta yat. bir de ara ara gaza getirmek için veya 'çalışanlarından' biraz daha para kazanmak için aksiyonları oluyor. mesela ateşte yürüyüş semineri, neymiş efendim "ben ateşte bile yürüdüm amk beni kimse tutamaz, ben her işi en iyi yaparım." dedirtmek içinmiş. tabi onu derken bir de 250 tl istiyorlar senden, çok ilginç.

ben bu seminerlerin hiçbirine katılmadım, yanlışım olabilir bilemiyorum. duyduklarım ve internette okuduklarım kadar bilgim var. ve buraya yazdıklarım yalnızca bir şirket ile ilgilidir. bütün nm işi yapanlar aynı mıdır? ne bileyim amk ama aynıdır, hepsi titancı.

bir de son olarak bilmedikleri veya onlara söylenmeyen bir şey var. 600 lira verip website satın aldığınız zaten onu 1 yıllığına alırsınız ama komple size ait olmaz o. whois'ten sorgulama yapınca da görülebileceği gibi şirketindir o website ve domain. yani sizin her sene paşalar gibi 600 lira verip uzatmanız gerekir onu. düşünsenize youtube.com diye adres aldınız çok tuttu milyonlarca üyeniz var, ziyaretçiniz var. adamlar 2. sene sana siktiri çekebilirler.

bu girinin ilk harfinden son harfine kadar boş konuştum farkındayım. ama sonuç olarak para kazanılabilecek bir iş değildir nm. sonra gaza gelip de "kendi işimin patronu oldum, 'çalışma arkadaşlarımı' kendim seçiyorum" triplerine girmeyin.
mustaj mustaj
benim bi arkadaş da paçayı kaptırmıştı tabi deli gibi üye arıyor tabi aradı beni "sana bir iş teklifim var" diye. dedim ne ola ki bu teklif, iş mi kurdun lan? dediysem de beni ürkütmemek için ser verip sır vermedi ve yanına çağırdı. neyse bi gün iş çıkışı gittim oturduk filan başladı anlatmaya network marketing falan filan işte yakınlarını üye yaptıkça şu kadar kazanıyosun diye dinledim dinledim adama ilk ve tek sorumu sordum, "abi ssk yol yemek var mı?" çocuk bi duraksadı süleyman demirel mesut yılmaz devlet bahçeli karışımı bir yüz ifadesiyle "abi sen olayı hiç anlamamışsın ki" deyip hesabı istedi kalktık sonra ve bi daha görüşmedik. sonraları aldığım duyumlara göre çocuk o sinirle kalkıp kendi titan zinciri kurup paranın gözüne vurmuş.

not: bu olayda yaşanan olaylar ve kahramanlar şöbiyet kadar gerçektir.
prestij prestij
yaklaş biraz, bu iş için teklif alıp da sözlük sözlük araştırma yapmakta olan arkadaşım:

- 100 kişinin 100 er lira verip, ortaya çıkan havuzdan 1000 er lira kazandığı bir ekonomik sistem ne yazık ki henüz keşfedilmedi. 10 bin liranın toplandığı bu örnek havuzda, tezgaha önayak olan şirket bunun 5000 lirasını alır bir önce. 1 kişi 500 lira, 5 kişi 300 er lira, 10 kişi de 200 er lira alır ve yollarına bakarlar. kalan 1000 lira da, 20 kişi arasında üç eksik beş fazla yukarıdan aşağıya doğru dağıtılır.

60 kadar kişinin alışverişinde ise hacivat karagöz neden öldürüldü isimli filmde karagözün dediği gibi aluş yoktur, bunlar sadece verürler.*

hayatımda önemli yer tutan arkadaşlarımdan biri, network sistemiyle web sitesi pazarlayan dolapcılardan birine 3 hesapla birden atladı. "lan olm hiçbir şey için olmasa bile benim için gel bari" demesi ve ısrarları neticesinde; "bir ayağımı atarak ne var ne yok kontrol edeyim ne olacak, hem en kötü zarar etsem bile en azından web tasarımını öğrenmiş olurum." düşüncesiyle tek hesap ile işe adımımı attım. kısa sürede şirketin patronları olan budist şark kurnazlarının dolabını tam anlamıyla çözüp, bu işten bir cacık olmayacağını anladım. aynı günlerde antalya'ya, 3 günlük bir kampa da gittim ayıptır söylemesi. onu da tatili aradan çıkarırım düşüncesiyle kabul etmiştim.

neyse arkadaş bunlar otelde bir coşkulu, bir inançlı falan aklınız, hafsalanız almaz. eğitim başlamadan önce bir diş fırçalama telaşı; "bakın ben daha fazla gülüyorum, mutluyum, çünkü network sayesinde hayallerimi gerçekleştiricem yihhuuu!" tavırları falan mübalağ değil gerçek. (diş fırçalama kısmını uydurdum yalnız) ben de bu eğitimler sırasında bir sandalyeye sinmiş şaşkınlıkla onları izliyorum tabi. davranışları karşısında düşüncelere dalıyor, arada havuza falan giriyorum. tam filozof modundayım. işte neyse bu coşkuyla alınan 3 hesap parası, kamp, seminer ücretleri; her gün sunuma, toplantıya git gel yol parası, çay parası derken birkaç ay içerisinde rahat 4-5 bin lira harcama yapan, üstelik bu iş için asıl işini de bırakmanın sonucu olarak 8-10 bin lira zarara uğrayanları gördüm.

aklıma yatmayan noktaları lider ve lider adaylarına (bir de statü olayı var bunlarda, film tam oscarlık) soruyorum:

+ basit bir matematik hesapla; bu iş 1 kişiyle dahi başlamış olsa 3 seneye kalmadan tüm dünya'nın bu işi yapıyor olması lazımdı. zira her yeni üye, bir sonraki aya kadar alt kolları olacak olan 2 kişiyi buluyor. pek tabi bulamayan da var ama daha hızlı bulan da var. bunun ortalaması bir, olmadı iki aydır. hadi biz iki aydan alalım, yine 5-6 yıl içinde insan stoğunun tükenmesi lazım.

- şimdi o öyle değil. bak görüyor musun şu sitede bir sayaç var. dünya nüfusu dakikada şu kadar, yılda da 50 milyon artıyor. bu iş bitmez! (pis bir sırıtış)

+ iyi de einstein'ın dayı oğlu, sisteme dahiliyet katlanarak arttığı için 7 milyardan bir sonraki aşamada 14 milyar insana ihtiyaç duyulur. 13 milyar 950 milyon kişiyi başka galaksilerden mi getireceksin?

- error............. e ama bıdı bıdı bıdı ...............

bir başka diyalog:

+ hızla yayılan bu ağ sonucunda, alt tarafta kalan büyük bir kitle sisteme yeni yüzler bulmakta zorlanacak ve para kazanamayacak. bu insanların zengin olma hayali ortadan kalkacağına göre onları sistemde tutmaya, yenileri de sisteme dahil etmeye nasıl ikna edeceksiniz?

- web site günümüzde zaruri bir ihtiyaç haline gelmeye başladı. sen mesela bugün cep telefonsuz yapabilir misin? (ne alâkası var lan?) web site de önümüzdeki yıllarda böyle hayati bir ihtiyaç olacak. bir süre sonra herkes bir web site sahibi olmak ve tasarım yapmayı öğrenmek için bize katılacak.

+ (ahahaa) hadi olmaz da böyle bir gereklilik olduğunu varsayalım. çok daha ucuza aynı kalitede, hatta çok çok çok daha ucuza milyonlarca takipçisi olmayan sıradan birinin işini gayet iyi görecek düşük kalitede web site sahibi olabilmek varken insanlar neden böyle pahalı bir ürüne yönelsinler? tasarım işi de kolay, herkes web site sahibi olmaya başlayınca zaten her taraf tasarım öğretebilecek eş dost kaynayacaktır.

- yani ben eşe dosta, akrabaya tasarım işini öğretmem mesela. öğretmem abi, sen de öğretmezsin olur biter. iş yapıyoruz sonuçta. (adam bunu ciddi ciddi söyledi)

yine bir başka diyalog:

+ hadi diyelim sistem gayet düzgün ilerliyor ve artık insanların çoğu bu işi yapıyor. üretimin olmadığı bu sistemden kazanılan para sonucunda, insanların çalışmaya gerek duymayışı dünya'da nasıl bir kaosa, yıkıma neden olur?

- bak şöyle söyleyeyim, dünya genelinde insanların % 95'i % 5'e hizmet eder. herkes zengin olamaz. bizim işimiz de aslında böyle. buraya her giren para kazanacak diye bir şey yok. (nihayet*)

+ çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tağam mı. şimdi meselam, üçgaat olayını çok garıştırdılar. ha aralarında bi fark galdı, o fargınan çok güzel oldu. meselam herkesin hayatına kimse garışamaz. ha nasıl garışamaz; sen bu şekil gandırırsın, bu bayan şu şekil gandırır, şu şekil gandırır. ha hiç kimse kimseye karışmaya bi hakkı yok, özgürlüğü bidir. ha dolandırıcılık kurban olduğum uzak doğu'dan gelebilir amma, lakin ki öyle değildir. eyyorlamam bu gadar. haydi hayırlı işler.

çok kişi kaybeder, az kişi eh işte kazanır; minik bir azınlık zengin, şirket ise bahtiyar olur. network marketing ne yazık ki budur.

birilerinin sırtına çıkarak yukarılarda kendilerine iyi kötü yer bulanlar, aslında kendilerini taşıyan ve onlara imrenerek üste çıkma hayali kuran aşağıdaki büyük kitlenin durumunu pek umursamazlar. çok ama çok samimi bir şekilde onların da sırtına çıkılacak birileri bulmalarını ister ve bu konuda onlara yardım ederler, bu doğru.

kule yıkılmasın diye.*

not: teknik detaylara daha önce girmiştim:

(bkz: #9219497)

edit: bilgi ekleme.
yanıyosun fuat abi yanıyosun fuat abi
kolay yoldan para kazanıldığı sanılan sistem. tabi, potansiyel müşterileri ikna etmek dünyanın en basit işi. insanlar sizin ürününüzü almaya anında ikna oluyorlar. görseniz şaşarsınız, o kadar basit ki zengin olmak!
abi siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? bu sistem mi kolay yoldan para kazandıran? network sisteminde zengin olabilecek biri, aynı başarıyı bankanın birinde kredi satışında da yapar.
bu sistemde hedeflerini gerçekçi tutacaksın arkadaş. yok ev alırım araba alırım demeyeceksin. aylık bira çerez paran çıkarsa iyisin. insanları kandırmadan, dürüstçe, arkadaşlık ilişkilerinize pislik bulaştırmadan çalışırsanız ancak bu kadar kazanırsınız.
network marketing sistemi uzun vadeli planlar içindir. kesinlikle ana gelir olmamalı. burası amerika veya avrupa değil. türkiye'de çok yeni bir sistem ve düzgün yayılmasında sıkıntılar var.
o yüzden aylık yüz veya iki yüz lira kazanmayı umarak başlayın derim ve kesinlikle arkadaşlık ilişkilerinizi bulaştırmayın.
1 /