nevin yıldırım

merdivenalti merdivenalti
isparta'da tecavüzcüsü nurettin gider'i öldürüp, kafasını kesip köy meydanında insanlara namusunu temizlediğini göstermek için sergileyen kadındır.

nurettin gider adlı şahıs, kadının başına silah dayayıp, biber gazı sıkarak tecavüzü gerçekleştiriyor. olay defalarca tekrarlanıyor. beyfendi yaptığı rezilliği içki sofralarında herkese anlatıyor. herşeyi bilen köy halkı, başlarına bela gelmesin diyerek susuyor, görmüyor, duymuyor!

tecavüze uğrayan bir kadın, herşeyi yapabilir. ona tecavüz eden kişi, nasıl istemeden onun bedenine sahip olduysa, o da cezalandırma sırasında bu özgürlüğe sahiptir. kafa kesmek vahşidir ama tecavüzden on kat daha insanidir.

bir köy, bu şerefsizliğe göz yumarsa, kadın bu şekilde yalnız bırakılıp, tekrar tekrar tecavüze terkedilirse, bir de üstüne çocukların varsa, böyle hesap sorulur.

feminist bıdı bıdılardan, ab fonlarını cebe indirmek için sivil toplumculukla uğraşanlardan o kadar sıkıldım ki! sürekli kadının mağduriyeti, kadının mahçupluğu... arkadaş, yeri geldiğinde bütün köyün beyefendileri, kafasına kuma gömer ama bir kadın çıkar, hesap sorar!
alihandır o alihandır o
hukukçu arkadaşlar daha iyi bilirler ama bu kadına daha hafif bir ceza verilemez miydi, veyahut beraat edemez miydi? ödül verilmesi gerekirken ceza verildi ilginç, olayın ayrıntılarını da bilmiyorum ama basına yansıdığı şekildeyse... böyle iş olmaz.
biloperat biloperat
tecavüzcüsünü öldüren ve bu sebeple müebbetle cezalandırılan bir kadın.

nice tecavüzcü iyi hal indiriminden çok komik cezalar alırken, ölen bir erkek olduğunda kadının gözünün yaşına bakılmıyor?

ufacık bir araştırma yaptım.

5237 sayılı tck şöyle diyor:

"haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç isleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla ve müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilir."

bu ne demek oluyor peki? hemen söyleyeyim: belli ki kanunda açıkça suç olan tecavüz "haksız fiil" kategorisinde değerlendirilmiyor. bu sebeple de tecavüz mağdurları, mağduriyetlerinin doğurduğu etkiyle işledikleri suçtan ötürü indirim almıyorlar veya alamıyorlar.

böyle bir düşünce şekli olamaz. olmamalı. insan vicdanı bu kadar insafsız olmamalı. tecavüzcüler iyi hallerden rahatlıkla istifade edebiliyorken, mağdur olanlar, kadınlar, ezilenler neden bu maddeden yararlanamıyor? anlamak mümkün değil.

erkek egemen bir toplumuz, evet ve ben bundan bir erkek olarak utanıyorum.
renklerimi soldurmayınız renklerimi soldurmayınız
bu ülkede kadın olmanın yargılama sırasında bile nasıl adaletsizliğe maruz olduğunu gösteren bir kadın nevin yıldırım.
erkek olunca takım elbise giyilip, traş olunup alınan iyi haller, indirimler kadın olunca yok olur.

öldürmek tabi ki tasvip ettiğimiz bir durum değil ama tecavüz edip baş kesen adamların sokakta gezdiğini düşündükçe sinir krizlerine sokuyor beni bu durum.
rose whisper rose whisper
bu kadının kahramanlaştırılması garibime gidiyor açıkçası ama şayet tecavüze dair önemli kanıtlar varsa kendisini savunma amacı taşıyan bu cinayet müebbetle cezalandırılmamalıydı bence.

anladığım kadarıyla adam sürekli kendisine özel görüntüleriyle şantajda falan bulunuyormuş. yani adam sağlam papuç değil, nevin de değil sanki ama kendisinden daha güçlü bi canlının kendisine zarar vermesini engelleme amacını taşıyor yaptığı şey. bu nedenle müebbete mahkum etmek haksızlık sanki.

yani davadaki hakimlerin 'kaşara bak hem kocasını aldatıyor hem de aldattığı adamın kendisine tecavüz ettiğini söyleyip onu öldürüyor, hapiste ölsün kahpe.' şeklinde bi hissiyatla, erkeklere özgü duygularıyla karar aldığını düşünüyorum. nevin yıldırım'ın avukatlarını dinleyince mahkeme heyetinin bu kadına bakış açısı böyleymiş gibi geldi. biriyle gönüllü ilişkide bulunmak onun tarafından sekse zorlanmayı meşru mu kılıyor. evlilik içi tecavüze de prim veren bu anlayışın değişmesi lazım.
rose whisper rose whisper
neticede bi cinayet suçlusu ve adamın kafasını meydana falan atmış bu yüzden savunmasam bile olayın dikkate değer bi noktası var ki bu da kadının bunu kendini savunma amacıyla, tecavüze uğramamak için yaptığı. buna rağmen bu kadına müebbet verilip şu adamların organize olayına daha önceden sabıkalı olmalarına rağmen 42 yıl verilmesi çok saçma geliyor. yarın öbür gün afla falan bunları salarlar allah bilir. ülkedeki hukuk çok trajikomik, çok çarpık.

www.hurriyet.com.tr
hödük hödük
ne bir katil ne de başkalarının yanında kötü kadın olmasına gerek olmayan bir kadındı. popülizm almış başını giderken bu konularda yazınca kesinlikle linç edilirsiniz. ama bir gerçek var, aldığı ceza işlediği suçun karşılığıdır. indirim yapılmalı vs. gibi şeyler söyleyenler, hatta karara şerh koyan kadın yargıtay üyesi dahi olaya duygusal yaklaşıyor. hukuk düzeninin neyi cezalandırdığını düşünmek gerek, düşünmeden bu tip söylemler yersiz.

bir kere kim ne derse desin cinsel saldırı suçunun nitelikli halinin cezası müebbet değil. evet kimileri "asalım, keselim" diyor ama, 12 yıl diye alt sınır çizilmiş. çünkü cezalandırmanın tek amacı faile acı çektirmek değildir. ıslah, toplumdan yeterli süre uzak tutma, caydırıcılık, orantılılık, birçok kriter var. evet hepimiz hemfikiriz bunun ne kadar iğrenç bir şey olduğu konusunda. mağdurun ruh dünyasında ve hayatında meydana getirdiği hasarı tahayyül edemeyiz ancak sırf bizim hukukumuzda değil, dünyanın diğer hukuk düzenlerinde de cinsel dokunulmazlık, vücut dokunulmazlığının gerisine konmuş. ölümden ve duruma göre yaralamalardan az ceza öngörülmüş. hatta kızlık zarı bozmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı daha fazla cezayı gerektiriyor. çünkü kızlık zarını bozmak vücut dokunulmazlığını ihlal bir bakıma. doğrudur yanlıştır bu tartışılır. bunlardan bahsettikçe insanlar iğrenç bir düzende yaşıyoruz falan diye düşünüyor ama bunlara gerek yok, tek yönlü bakış açısı ile çözülemeyecek kadar karmaşık meseleler.

nevin yıldırım'ın suçunda ise nefsi müdafaa durumu kalmamış. kendi verdiği ifadeye göre birinci ateş etmesinden sonra beni vurdun diyip silahına davranan adama 2. kez ateş ediyor, adam damdan düşüyor, silahı düşüyor, sürünerek kaçmaya çalışırken yanına gidip kasıklarına ateş ediyor. gene kendi ifadesine göre çok kere ateş ediyor ama nereye ateş ettiğini hatırlamıyor. ki adamın yüzüne falan ateş edilmiş. ve daha sonra kafasını kesiyor. işin teknik boyutu bir yana ikinci ateş etmeden sonra sürünerek kaçmaya çalışan birinin kasıklarına, yüzüne ve daha birkaç kere ateş etmenin müdafaa ile hiçbir ilgisi yok. nevin o gün iki ateş etmeyle kalsa belki hiç ceza almayacaktı. veya kasıklarına yüzüne sıkmayıp sonrasında kafasını kesmeyip sadece öldürmek için ateş etse belki de tahrik ve iyi hal indirimi alacaktı. ancak işin ondan sonrasının savunulacak bir yanı yok. çünkü kasıklarına yüzüne defalarca ateş edip öldükten sonra kafasını kesmek şiddet eğiliminin, canavarca hislerle öldürmenin apaçık göstergesi. ve böyle bir durumun herhangi bir denginde ne iyi hal, ne tahrik indirimi uygulanmıştır, bu olayda da uygulanmadı, uygulanmamalı.

hukuk düzeni neyi cezalandırır? tecavüze uğramanın kendisine bir insanı öldürme hakkı verdiğini düşünüp canavarca hislerle öldüren birini cezalandırır. nevin'in yeri dışarısı değil ve buna sebep olan şey de tecavüze uğraması değil, onun uğradığı haksızlığa karşılık bu denli olan öldürme arzusu. herkesin kendi adaletini sağladığı bir düzeni kimse istemez emin olun. bu yüzden nevin'in aldığı ceza doğrudur.

işin vicdanı boyutuna gelince, toplumdaki yozlaşmışlık, kadının savunmasız bırakılması bu yanlışları uzun uzun konuşalım. ancak işin kolayına kaçıp hukuk düzenini kötülemek pek de tutarlı bir davranış değil. adalet, herkes için.
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
burada nevin yıldırım'ın suçu mu tartışılmalı yoksa cezası mı?

buna karar verirsek iyi olur.
zira isyan edilen nokta, nevin yıldırım'ın yaptığını bir erkek yaptığında, o indirim, bu indirim, şu indirim derken alması gereken ceza kuş kadar cezaya düşerken, mahkeme nevin yıldırım'a bunların hiç birini uygulamaması...

suç aynı suç iken kadına ayrı, erkeğe ayrı uygulama isyanın kaynağı.
popülizm filan hikaye...

gerçek şudur ki;

kadın-erkek yasalar önünde eşit olması gerektiği halde eşit değildir.
bunun adı da adaletsizliktir.

edit : adaleti kendi sağlamasına yapılan vurgunun sebebi de adaletsizlikte esasında. eğer doğru düzgün bir ceza alacağını bilse tecavüzden şikayetçi olurdu misler gibi ancak olmadıysa kendi adaletini kendi sağladıysa bu aslında ülkede adaletin tecelli etmemesinden kaynaklı.

ülkeyi vahşi batıya çevirenler utansın ne diyeyim.
hödük hödük
işlediği suçu işleyen erkek kadın fark etmeksizin herkesin herhangi bir indirim almadan aldığı cezayı alacağı kadın.

boş yapmayı, popülizm kasmayı ne kadar çok seviyorsunuz arkadaş ya. özellikle üstüne basa basa "ve böyle bir durumun herhangi bir denginde ne iyi hal, ne tahrik indirimi uygulanmıştır, bu olayda da uygulanmadı, uygulanmamalı." demişim, ama hala bilip bilmeden "amaağ erkekler işleyince cezası indiriliyor, kadına indirilmiyor" diye popülizm kasıyorsunuz. böyle bir dünya yok. sapla samanı karıştırmayın, bahsettiğiniz indirimlerin uygulandığı davalarda failin işlediği suç cinsel saldırı suçu. cinsel saldırı suçunu kadın işlese aynı indirimlerden faydalanır. hukukta kadın erkek eşitliği vardır, hatta birçok yerde erkekte bulunmayan koruma vb. haklar kadında vardır.

bu olayın dengi olup faili erkek olan birçok dava vardır. (olayda canavarca hislerle veya planlayarak öldürme olduğu için tahrikten, nefsi müdafaadan bahsedemiyoruz, bu açıdan denk) ve çok bilindik cem gariboğlunun faili olduğu münevver karabulut cinayeti var. açın okuyun bakalım cem gariboğlu iyi hal indirimi almış mı? erkeğin indirim aldığı davalar adam öldürme suçunun basit hali olabilir, cinsel saldırı suçu olabilir. belli şartlarda kanun bunu öngörmüş. cinsel saldırıda indirim verdiniz bu suçta niye vermiyorsunuz diyemezsiniz. böyle bir kıyas ceza hukukunun ruhuna aykırı. emsal kararlarda, kanunda açık açık söylemiş, canavarca hislerle veya planlayarak adam öldürmede iyi hal veya tahrik indirimi uygulanamaz!

"erkeğe yapılan indirim kadına yapılmıyor" diye konuşuluyor sürekli, böyle bir şey yok. bilmeden konuşuluyorsa tamam da, hukukçular falan bilgilerini hiçe sayıp konuşuyor böyle. yazık.

ek: "tecavüzcünün doğru düzgün ceza alıp almayacağına dair şüphe" üzerine söylenenler tam olarak kendi adaletini sağlamakla ilgili. kendi adaletini bu şekilde sağlarsan hukuk düzeninde karşılığı neyse uygulanıyor. erkeklere de uygulanıyor. gücü oranında bundan sakınan, rüşvetle vs kurtulan varsa bu ülkenin sorunu, hukuk düzeninin değil. ama bizim basın sever böyle şeyleri kaşıyıp kutuplaştırmayı. alet olmaya devam edin, kutuplaşmaya devam edin.
hödük hödük
hala aynı şeyler... insanların ne yaşadığını bilmeden "başına gelmeden yazması kolay" diyebilenlerin adaletsizliğe uğradığını iddia ettiği insan. ne rahat ya. kendisiyle bu kadar çelişebilir bir insan.

burada asıl olan bir şey var. "bunu kabul etmiyoruz değiştirin" diye doğru tartmış teraziyi bozmaya çalışıyor herkes. evet medyada pompalanan "karar yanlış, eril hukuk, adaletsizlik" gibi safsatalara inanıp doğru olan bir kararı ve bu kararı veren/onaylayan hakimleri kötülüyorsunuz. ama bozmaya çalıştığınız terazi gün gelir sizi de tartar. gene de biraz aklıselim yazılanları okuyup mantık süzgecinden geçiren herkes gerçeği görecektir. bu da bu konuyla alakalı yazdığım son şey olsun.