nietzsche ağladığında

mecaziye mecaziye
hani kaybolduğunda bir kapı ararsın, bulduğun kapının kulpu olmaz ya.
öyle kırılgan, önce ince, öyle severek okuduğum bir çizgiydi bu kitap...
kamurabi kamurabi
sevemedim bu romanı! bir şans daha vereyim dedim yine olmadı.

yazar, nietzsche aforizmaları üzerinden kurgu yaratmaya çalışmış fakat bu kurgu bana çok yavan ve sıradan geldi nedense. basit bir olay örgüsü, aforizmalardan çıkarılan alelade anlamlar ve felsefeden beklenen derinliğin hiç mi hiç olmaması. şu haliyle instagram' da anlayana diyerek paylaşılan mevlana aforizmalarından farkı yok! çağın popüler isimlerinin ekmeğini bolca yemiş bir roman.
mr a mr a
şu ana kadar okuduğum romanlarda altını en fazla çizdiğim roman olmuştur kendileri. özellikle nietzsche'nin aforizmalarını okumak ve bunları anlamaya çalışmak büyük zevk vermiştir.
lilii lilii
"...cahil ama zeki,
bilinen şeyleri değiştirmekte usta.
bu kusuru tatsız, ama saf.
genellikle inatçılığından, küçük sorunlarda dürüst ve adil..
sorun büyüdüğünde bütün duruşu korkakça,
sahtekarca.
neredeyse tamamen duyarsız.
ruhsuz ve sevgisiz.
iş duyguya gelince, hep hastalıklı, neredeyse deli
iyiliği dokunanlara utanmadan vefasız ve arsız
özellikle; güvenilmez..."

(bkz:irvin d yalom )
(bkz:psikanaliz )
sickgod sickgod
tam bir başyapıt. kitabın kapağında yazdığı gibi hayat ile yüzleşmeye çekinmeyenler için mükemmel bir kaynak. 1882 yılında henüz zerdüşt ile bizi tanıştırmamış nietzsche ve psikanalizin kurucularından joseph breuer arasındaki kurgu diyaloglar ile geçiyor kitap. yan karakterler ise lou salome ve sigmund freud. irvin yalom olağanüstü bir iş çıkarmış. gelelim kitabın içeriğine.

kitapta nietzschenin temel taşlarını çok rahatlıkla bulabiliyorsunuz. onun varoluşçuluk görüşleri, kadınlar hakkındaki düşünceleri, yalnızlığı ve bengi dönüş teorisini. nietzschenin, breuere anlattığı şeyleri duydukça aklınıza sürekli zerdüşt geliyor, onun şiirsel anlatımı ve ifadeleriyle öğretiyor üstün insan olmayı. kendimce en etkilendiğim noktalardan birisi: nietzschenin, lou salome ile yaşadığı yıkıcı aşk sonrası, "tam 9 ay önceydi belki de o zihnimi gebe bırakıp gitti, şu an çok büyük bir esere gebe zihnim zerdüşt doğmak üzere" gibi mükemmel bir aforizmaya imza atıyor yalom. nietzschenin huzursuzluk ve yalnızlıkla beslendiği ancak bu kadar güzel anlatılabilinirdi;

"baş ağrılarım, benim doğum sancılarım; gelecek büyük fikirlere gebe."
laleli esnafı laleli esnafı
sırları açığa çıkartan bir kitaptır.

"hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar. ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam: bu köprüyü geçip bana gelir misin? işte o anda artık bunu istemeyiverirsin; sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın. o andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız. ama o küçücük köprüyü düşündüğünde, sözcüklere sığmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın."
nymph naiad nymph naiad
hayatında içinde bulunduğun koşulları bildiğini sansan da bazen nereye gittiğini, ne yapacağını şaşırır bilemezsin. o noktada kendini bir yamaca tırmanırken hayal et ve kendine, yoluna uzaklardan bak. herşeye kuş bakışı bak izle, herşey daha berraklaşacak.

ayrıca bu kitabı da oku.