nihat sırdar

2 /
big bang big bang
alem fm'de haftaiçi sabahları 2 saat akşamları 1 saat yayını olan; valiye, emniyet müdürüne, istanbul belediyesine ve hükümete sık sık ayar veren ve bu sebeple birçok kez hakkında dava açılmış; benzin fiyatlarına, istanbul'un bozuk yollarına ve yapılan saçma yol çalışmalarına takmış durumda olan; yer yer kendini tekrar etse de hala güldürebilen türk radyolarındaki en iyi dj.
göke göke
ortaokul servisinde dinlemeye başladığım(yaklaşık 10 sene önce) ve hala dinlemekten zevk aldığım, inşallah değişmez denilen radyocu. aslında programlarında çok fazla değişiklik yapmamıştır, sabah nihatla curcunada, akşam da nihat la sivrisinekte siyasetçileri eleştirir, sağ şeridi ihlaline giren arkadaşlara şarkılar gönderir (ayı,kazma), saçma sapan şarkı sözleriyle alay eder. buna rağmen konusu hiç bitmez, siyasetçiler değişse bile yerlerine daha ilginç karakterler gelmesinden olsa gerek. osman durmuş gittiğinde şimdi dedim programının belli bölümü gitti ama sağolsunlar atilla koç ve kemal unakıtan adamın yardımına koştular. öyle ki sanki adamlar nihat'a konu olmak için yarışıyor gibiler. bir de programı ile ilgili unutulmaması gereken bir şarkı vardir ki: (bkz: entarisi ala benziyor şeftalisi bala benziyor)
iustinianus iustinianus
yaptırım gücü çok fazla olan radyocu...
yaz başında akaryakıt zammını protesto ettirmek için saat 8 de 30 saniyeliğine korna çaldırdı, on arabanın 7si buna katıldı. .

geçenlerde de şişli belediyesi sınırları içindeki bir yolun durumunu eleştirdi ve şişli belediyesinden oraya bir çözüm bulmasını istedi, 5 dakika içinde yayına mustafa sarıgül bağlandı, dediğine göre o 5 dakika içinde özhan canaydın da dahil 50 kişi kendisini aramış ve programa bağlanıp bir açıklama yapması gerektiğini söylemiş.
mavio mavio
benim bir sabah radyocusundan beklentilerimi karşılayacak düzeyde, iyi bir profesyonel.

gündemi takip edip beni haberdar ediyor, iş yapmayan politikacıyı, yöneticiyi, gaflet ve dalâlet içerisindeki siyasetçiyi çok tatlı eleştiriyor ve bunları kaliteli mizahla süslemeyi başarıyor, ses tonu gayet güzel ya da ben alıştım artık bilmiyorum.

ama sabah programına aldığı reklamlar gitgide uzuyor, uzuyor, uzuyor. üstelik programın içinde de reklam var artık. kapitalizmin ta amına koyma güdümü körükleyen bir neden daha. radyoyu düğmelerinden tutup yola savuruveresim geliyor. programın "nihat" yoğunluğu da bu yüzden her geçen gün düşüyor gibi.
mor kulaklı mavi kurbağa mor kulaklı mavi kurbağa
birkaç hafta önce okulun dergisince kendisine yılın radyocusu alanında ödül verilirken bizlerle yaptığı ufak sohbetle yarmış eğlenceli kişiliktir kendisi.
olayı kendi ağzından anlatıyorum:

' siz hiç mahkeme salonunda bulundunuz mu? ya da adliyede? hiç de öyle filmlerde görüldüğü gibi aydınlık, güzel yerler değiller. bi'kaç metrekarelik alanda önünde hakim, yanında avukatlar, arkanda izleyenler... öyle ki dizleri g.tüne değiyor. çok dava açıldı hakkımda, çok gidip geldim adliyelere. sizlere senelerdir yeni beraat ettiğim bir davayı anlatmak istiyorum:

cem uzan, radyo programımda yaptığım bir espiri yüzünden dava açtı vakti zamanında. neyse, bu tür olaylara alışığım, dava günü adliyeye gittim. salonun önünde bekliyorum. bir avukat yaklaştı, genç... "nihat bey?" dedi. "buyrun benim" dedim. radyonun tuttuğu avukatmış... "nihat bey, rica etsem dava dosyasını verir misiniz, bi inceliyeyim" dedi. "çattık" dedim ama dosyayı da uzattık "buyrun" diye... neyse çağırdılar bizi, girdik içeri... hakim başladı ana adı, baba adı... ama bi yerden bi ses "nihatbeynihatbeyniahtbey!!" allah allah, avukatım mı diye bakıyorum o hala dava dosyasını karıştırıyor. uzan'ın avukatlarına baktım; küçücük alan, üçü önde biri arkada kötü kötü bakıyorlar... ancak ses de devam ediyor "nihatbeynihatbeynihatbey!!" ... bi baktım katibe... "buyrun?" dedim, "sizi çok seviyoruz, severek dinliyoruz" dedi. "teşekkür ederim" derken, hakim gördü, bağırmaya başladı "sen burayı mahalle kahvesi mi sandın, sohbet mi ediyorsun?" diye. "yok hakim bey, katibe hanım bir yeri anlamamış orayı sordu" dedim...

neyse... hakim, "anlat bakalım neyle suçlanıyorsun?" dedi. "efendim, ben radyo programcısıyım. programımda cem uzan'ın partisine alternatif bir isim buldum.suçum budur." "neymiş bulduğun isim?" dedi hakim.cevap verdim: "uzan geliyorum partisi!!!" (burda salon resmen yarıldı, koptu, alkışlar uzun süre susmadı) evet, hakimin de paraşütü sizin gibi geç açıldı, ama nasıl gülüyor, yaka maka dağıldı. "siktirin lan, böyle dava mı olur; beraat!" dedi...

çıktım, koridorda gidiyorum avukatım geldi. "nihat bey, kazandık davayı di mi?" dedi. "galiba..." dedim. "dosya rica etsem bende kalabilir mi, kazandığım ilk dava da!" dedi. güldüm, verdim dosyayı.

çıkıyorum, katibe geldi yanıma... "hakim bey sizi çağırıyor odasına" dedi. gittik, hakim beni bekliyor. " sanma ki" dedi, "espiriden yırttın. imar bankasında zamanında benim de çok paramı yedi o şerefsiz!!" '
wwonka wwonka
valla ilkokul 3te okul servisinde başladım dinlemeye, ünivesite sondayım hala dinliyorum adamı. best fm de ilk zamanlarda başka bir program daha yapıodu şarkı listesi vardı arıyodun senin oluyodu o şarkı. bir de yanlış hatırlamıyosam bi ara da yarışma yapıodu; şöyle ki , her yarışmacıya farklı şarkı veriyodu en kısa sürede şarkıyı tanıyan ve ismini-yorumcusunu söyleyene hediye veriyodu. hatta bi keresinde ibrahim tatlısesin haydi söylesi vardı o zaman yanlışlıkla nakarattan girince saniyesinde bulmuştuk da, ortaköy morfil de yemek, ve bi kaset kazanmıştık. o kaseti de hala bekliyoruz neyse işte böyle ..

nihat sırdar muhalif bir radyocudur. zaman zaman kendini tekrar ettiği görülür. genel olarak radyoculara baktığımızda yeri tabii ki çok ayrıdır.ayrıca olaylara duyarlılığını, dinleyici kitlesinin çokluğundan faydalanarak daha da yoğun hale getirir. yaptırım sağlar. insanlar nihat'ı dikkate alır. bi de şu davaları azalsa çocuğun yaa.. kadir topbaş ve aynı tayfadan eleştiri kaldıramayan insanların açtığı davalardan baygelmiştir artık.. başarılıdır.
şöyle bir bakıyorum da nihatla büyümüşüz yaa..
sycrone one sycrone one
türkiye'nin en iyi, en muhalif dj'i.

bu kadar iddialıyım çünkü zilyon tane radyocu, radyo programı dinledim ömrümde. tamam çok uzun değil belki bu süre ama, bu adam kadar akıllı, tepkisini ortaya açıkça koyabilen, korkmayan, benim bildiğim 11-12 senedir aynı çizgide devam ediyorsa bir adam, her sabah ağlanacak halimize gülmemizi sağlıyorsa en başarılı dj yaftası yapıştırmamda hiçbir sakınca yok.

ortaokul servisinde dinlediğimi, o zamanlarda da katıla katıla dediklerine güldüğümü hatırlıyorum. petrol zamlarını, köprü ücretlerini protesto için insanları örgütlemesini, atilla taş'ı türk insanıyla tanıştıran ilk radyoculardan birisi olmasını hatırlıyorum.

bir de nihat la sivrisinek programı yapardı. o zamanlar akşam eve gelince annem ders çalışayım diye odaya gönderirdi, bir şekilde radyoyu açar onları dinlerdim. böyle manyak gibi inceden inceden gülerdim.

sonra ne olduysa araya zaman girdi, ben uzun süre radyodan uzak kaldım, kendimi pc'ye, tv'ye falan verdim. üniversite girdi araya falan. nedendir bilinmez yakın bir tarihte radyoya yeniden sardım, eski dosta sarıldım bir anda. sonra eski yüzleri aradım. ahanda, nihat sırdar hala oradaydı, hala "çatal diliyle" sokuyordu kemal bey'e, rte'ye, kadir bey'e... öyle bir dinleyici kitlesi kazanmış ki seneler içinde, dinleyiciler de sokuyordu dillerini bu sütü bozuklara.

böyle bir adam işte. bir de iyi kötü çirkin diye bir program yapmıştı televizyonda, gene birilerine laf koyması kanal yöneticilerinin dikkatini çekmiş olacak ki kaldırıldı bir süre sonra. halbuki gene çıksa televizyona, kendisi gibi adamlarla program yapsa. ah ah.

not: mondeo'su vardı bunun bir ara. heheh.
teardrop teardrop
nihat'la sivrisinek adlı gösterisi ile bu sefer de biri adsl sponsorluğunda 20'den fazla üniversitede gezmeye başlayacak olan çok sevdiğim radyo programcısı heyecanla bekliyoruz
2 /