nikola tesla

1 /
diskonnektus erektus diskonnektus erektus
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı (bence). diğer bilimadamlarına göre daha doğulu * olması sebebiyle sanırım kendi çalışma disiplinsizliğimin benzerlerini gördüğüm insan. öte yandan manyaklık derecesinde de takıntıları ve öldürücü bir migreni vardır. fakat en başta da değinildiği gibi modern çağın en büyük bilim adamı olmasına engel değil katkıdır bunlar.
aqua aqua
bize niye öyle öğrettiler bilmem, varsa edison, yoksa edison! halbuki edison nikola tesla adlı bir çocukla takışan ve madara olan bir patent gaspçısının tekidir. peki tesla kimdir? ders kitaplarında okuyamadık ki bilelim. bir copy + paste yapalım ve işin aslını irfan özfaturanın kaleminden öğrenelim.

nikola, yugoslavyada doğar (1856), evet o, bir hırvat çocuğudur ama osmanlı adam ayırmaz, onu da iftar sofralarına oturtur, avucuna bayram harçlığı sıkıştırırlar. türkler, lokma paylaşmaktan çok hoşlanır, zımmileri ne helvasız bırakır, ne de aşuresiz koyarlar. nikola yaz günleri merkez camisinin şadırvanında serinler, türk, boşnak, torbeş çocuklarıyla çelik çomak oynar.
nikolanın ninesi tam bir osmanlıdır, çocuklar azıcık tatsızlaştı mı bir ayet-el kürsi okusunlar diye komşularının kapısını çalar. bu kadın felaket zekidir, onu günlük hayata dair ürettiği pratik çarelerle tanırlar. nicola ninesine çeker, sakalı çıkmadan altı dili kapar. sırpça, türkçe, almanca, ingilizce, fransızca ve italyancayı sular seller gibi konuşur, en zorlu hesapları zihinden yapar. hatta zevk için* logaritma cetvelini ezberler, muallim eline tebeşir almadan neticeyi fısıldar.

nicola, gratz bilim enstitüsünde matematik ve mekanik okur ama merakı elektriğe kayar. ancak bu konu henüz çok muğlaktır, deneylerine imkan bulmak için abdye gitmeye niyetlenir, hatta aracılar lütfedip ilgilensin diye thomas amcasına* mektup yazarlar. bir müddet ünlü kaşife takılır, ondan hisse kapmaya bakar.

saf çocuk hayatının en büyük hatasını planlarını bu hırslı adama açıklamakla yapar. ondan çok önceleri ampulu ve fluoresan lambayı yapmasına rağmen keşiflerine sahip çıkamaz. edison akkor telli ampulü iyi kötü yakar ama elektrik aktarma işini kıvıramaz, boşa koyar dolduramaz, doluya koyar aldıramaz. zira doğru akım üç adım ötede zayıflar, hiç bir işe yaramaz. edison saçını başını yolar, beyhude tırmalar. ancak şu gözleri parlayan yugo boş değildir, problemi aşsa aşsa tesla aşar. evet, edison, tarlada iğne kaybetse bütün samanların altına tek tek bakacak kadar sabırlıdır ama tesla altında iğne olmayan samanla uğraşmaz. yeter ki konsantre olmasın problemi anında çözer, noktayı koyar. edison bir gün en babacan tavırlarını takınıp tesla’yı yanına çağırır, elini dostça omuzuna atar. eğer sistemdeki tıkanıklığı çözerse büyük bir ödül vereceğini fısıldar. tesla, akımı yükseltip aktarır, alçaltıp kullanır böylece edisonun önünü açar. lâkin dalavereci kaşif işi bitince projeye sahip çıkar, çocuğu tanımaz.

o yıllarda amerikada ancak waplar (white, anglasakson ve protestanlar) birinci sınıf vatandaştırlar,* diğerleri kaale alınmaz. edison, osmanlı coğrafyasından gelen sahipsiz muhaciri zenciler ve kızılderililerle aynı kefeye koyar. ününü ve gücünü kullanıp ezmeye başlar.

ama tesla aksi ihtiyara aldırmaz elektriğin taşınması için bambaşka bir sistem geliştirip rakibine fark atar. edisonun doğru akımı ancak kalın kablolarla aktarılabilir ki ortaya biftek kızartacak kadar ısı çıkar. halbuki teslanın ürettiği alternatif akım incecik kablolarla nakledilir, kesinlikle ısınmaz ve uzak mesafelere kayıpsız ulaşabilir. doğru akım için her mil kareye bir elektrik santrali kurmak gerekirken öbürü ülkenin öbür ucuna bile gidebilir. o günlerde edison yurdu bakır ağlarla örmüş, bilek kalınlığında tellere akıl almaz paralar yatırmıştır. gelgelelim bu basit ve mantıklı sistemi alkışlayacak yerde savaş başlatır. tutar tesla aleyhinde kampanyalar açar.

tesla üç beş sent için kazma kürek çalıştığı günlerden birinde a.k.brown adlı bir firma sahibiyle tanışır. adam kesenin ağzını açar, ona broadwayde bir laboratuvar kurar. tesla kafasında ne varsa * * * * * yapma fırsatı yakalar. bilim adamları bunların mükemmel şeyler olduğuna katılırlar. bu başarılar westinghouseun dikkatini çeker oturup onunla bir sözleşme imzalar.

westinghouse, teslanın akımını kullanarak coloradodaki the gold king madenine elektrik getirir ve daha evvel ekonomik olmadığı için kapatılan tesisde üretim başlar. evet bir hidroelektrik santralı kurmak zor değildir ancak edisonun teknolojisi nehir maden arasındaki mesafeyi katiyetle aşamaz. hasılı edison doğru akıma bir servet yatırır ve çamura batar. teslanın sistemini kötülemek için usanmadan yalan söyler, bıkmadan şov yapar. alternatif akımla kedileri, köpekleri ve atları öldürür, hatta oturup elektrikli sandalyeler tasarlar. tesla cevabını chicagoda düzenlenen (1893) dünya fuarında verir. milletin şaşkın bakışları arasında vücudundan alternatif akım geçirir, parmaklarıyla dokunarak ampulleri yakar. etrafına doladığı tellere yüksek voltaj verdirir, zira yüksek frekanslı alternatif akım tellerin sadece dış yüzeyinde akar. daha sonra tesla bobinlerini kullanarak şimşekler çıkartır ve izleyicilerin üzerine atar. tabii ki kimseye bir şey olmaz. edisonun, teslayla bir araya gelecek yüzü kalmaz ama westinghouse ile anlaşabilmek için kıvırmaya başlar.

tesla garip bir kâşiftir, inanılmaz buluşlar yapar ama bunları paraya dönüştürmek gibi bir çaba içinde olmaz. daima yenilik arar, önüne konan servetlere bakmaz. hatta buluşlarını sahiplenen yüzsüzlere bile ses çıkarmaz. elektrik satışından alacağı para 1 milyon doları aşınca westinghouse kıvranmaya başlar. kaşifimiz firmaya kıyamaz, iflas etmesin diye sözleşmesini yırtıp çöpe atar. dolar milyoneri olmaktansa huzurla çorbasını kaynatmaya bakar.

tesla çocukluğundan beri niagara şelalesinin kaybolup giden enerjisine kafa yorar. ilgili mercilerden izin alınca burada dünyanın ilk hidroelektrik santralini kurar. ardından adını taşıyan bobinle radyo, tv yayınlarının kapısını aralar ve ihtisası olmadığı halde otomobillere hız saati yapar.

zamanın bilim adamları saniyede altmış kere yön değiştiren bir akımın motoru bir ileri bir geri döndürüceğini ve hiçbir yere varamayacağını söyleseler de büyük problemi basit müdahalelerle aşar. parkta dolanırken bulduğu bir çareyle* alternatif akımı motorlarda da kullanır ve doğru akıma fark atar.

tesla 1898de new yorkta, madison square garden havuzuna küçük bir tekne bırakır. teknenin içinde bir radyo alıcısı vardır. kâşifimiz minik gemiyi ileri, geri dolandırır, ışıklarını yakar ve iskeleye yanaştırır ki, o, ay üzerinde araç yürütecek kadar iddialıdır.

tesla alternatif akımla elektrik dağıtımını kolaylıkla sağlar, ancak onun asıl derdi herkese bedava elektrik verebilmektir. yeryüzünün zaten bir enerjisi vardır, iş bunu kullanabilmektedir. nitekim j.p. morganın desteği ile long islandda kablosuz yayın sistemi kurar. ünlü mimar standford whiteın yaptığı bina büyük bir mantarı andırır. ahşap iskeleti bronz civata ve bakır lamalarla bağlar, koca yapıya bir gram demir sokmazlar. burası hem telefon ve telgraf hizmeti verecek, hem de deniz ve hava trafiğini düzene koyacaktır. dahası bütün dünyaya borsa, hava raporu, müzik yayını yapacak, saat ayarı, telefoto ve teleks imkânı sunacaktır. o dönemde sesin, resimlerin, hele hele elektriğin bu şekilde nakli duyulmuş şey değildir. evet bu heyecan verici bir şeydir ama para kazandırmaz. amerikalı sermayedarlar dolar getirmeyecek işe kuruş yatırmazlar. nitekim morgan da onu yolda koyar, proje yarım kalır, kuleyi hurda fiyatına satarlar.

tesla, marconiden 10 yıl evvel radyoyu bulur ama patent dairesi waplara çalışır. mahkeme kanaatini geciktirir, geciktirir ve teslanın öldüğü sene (1943) kararı açıklar. evet hakkını verirler ama bir işe yaramaz. üstelik batılı kaynaklar radyonun babası olarak hâlâ marconiyi göstermekten utanmazlar. kaldı ki marconinin radyosu sadece sinyal alır, teslanın radyosu ses de yakalar.

bir ara tesla, marstan ve venüsten sinyaller almayı aklına koyar. bunu ne kadar başarır bilemiyoruz ama uçan daire masalları anlatmaktan hoşlanan gazeteciler birine bin katar, mevzuyu abartırlar.

tesla doğal rezonans ve vibrasyona ait duyulmadık şeyler söyler ve teorilerini ispatlamak için çalışmaya başlar. tutar, yeryüzü ile aynı frekansta titreşim üreten bir cihaz yapar. bu alamet çalıştığında bütün manhattan sallanır, binaların hiçbirinde cam çerçeve kalmaz. teslanın iddiasına göre aynı sistemle empire state binasını ufalamak, fay hatlarını kırmak hatta dünyayı ortadan ayırmak* mümkündür. amerikalılar mevzuyla yakından ilgilenir, haarp projesine !:fay hatlarını hareket geçirmek için düşünülen bir sistem!: büyük paralar yatırırlar. eh bu arada komple teoricilerine de iş çıkar, bazı evhamlılar 17 ağustos zelzelesinde bu cihazın kullanıldığını savunurlar.

tesla bir ara dünyanın bir ucundan diğer ucuna gidebilen ve geri dönebilen enerji dalgalarına kafa yorar. yetmez bu dalgalara elektrik yükler, enerjinin boşaldığı yerde şimşekler çakar. ki bunların gürültüsü 20 mil öteden işitilir, dağları ovaları ışığa boyar. boyları 40 metreyi aşan şimşekler için 100 milyon volt gücünde gerilim kullanır ve laboratuvarı mavimsi bir ışık kaplar. tesla yüksek gerilimle uğraşırken bir elini daima cebinde tutar, yüksek gerilimle çalışanlar hâlâ bu kuralı uygularlar. evet o elektriğe ihtiyatla yaklaşır ama adamlarını hizaya sokamaz, sırf ihmal yüzünden santrali havaya uçar.

tesla colorado springsde bir dağın zirvesine 60 metrelik bir radyo vericisi, 22.5 metre çapında, hava çekirdekli bir transformatör ve devasa bir bobin kurar. olmaz denileni yapar hava yoluyla arada kablo olmadan 40 km uzağa elektrik yollar ve tam 200 ampulü birden yakar.
hell guardian hell guardian
elektrik mühendisliğinin babası olan şahsı muhteremdir. adam eletkrikle dalga geçmiş resmen, makaraya almış, oyuncak gibi oynamış ustalığıyla.
bu yüzden ismi ölümünün ardından büyük "b" harfi ile gösterilen elektromanyetik indüksiyon alan birimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

b = mü x h
bu "mü", hani yunan alfabesinde, sürtünme sabitini göstermek için de kullanılır. evrensel manyetik alan sabiti.
h: henry adı verilen bir birimde anılan manyetik alan miktarıdır.
hell guardian hell guardian
yaptığı elektrik oyununu kendim evimde, elektonik meslek lisesi çıkışlı arkadaşımla deneyip yapmıştım, sonra adamın neden bu kadar mesleğini, bilimini sevdiini anlıyor insan.
elektrik oyunu derken; koluma miliamperlik ama 500 voltluk gerilimi olan akım geçirilen bir teli doladım da. tabi arkadaşın tüm alçaltıcı devrelerini yakmıştık o günün sonunda o ayrı, iyi zarar ettik ama parmaklarımdan çok küçük mavi arklar geçtiğini görmek çok zevkliydi.
(alçaltıcının yapımı arkadaşa aitti, o zamanki bilgiyle yapmam imkansızdı)
redblue redblue
`http://www.pbs.org/tesla/ll/ll_early.html`
fonda loreena mckennit ile okuyun. çok etkileneceksiniz. insan bu kadar çok şeyin mucidi , imkansız denilen şeylerin fatihi , o zaman oha lan denip de bugünün vazgeçilmezi olan fikirlerin sahibi olur da bu kadar az mı tanınır. kendisine yapılan haksızlığı onu tanıyarak bertaraf edebiliriz belki. (çok pis etkilendim mezarı nerde bu adamın merak ediyorum bi fatiha okumak lazım)
fiddle fiddle
tanınması gereken bir mucittir:
nikola tesla 19 ve 20 yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir. onun gizemli buluşları her zaman ilgi çekmiştir. hatta doğa olaylarını etkileyebildiği üzerine söylentiler bile yayılmıştır.
tesla 10 temmuz 1856 yılında hırvatistan’da doğmuştur. new york’da öldüğünde ise tarih 07 ocak 1943’dür. uzunca bir süre yaşamış olan tesla günümüzde kullandığımız alternatif akım motorlarının ortaya konulmasını sağlayan dönen manyetik alanı (rotating magnetic field) keşfetmiştir. 1884’de amerika birleşik devletlerine iltica etmiş ve ertesi yıl alternatif akım dinamolarının paten haklarını george westinghouse’a satmıştır. 1891 yılında ise tesla bobinini icat etmiştir.
mühendislik kariyerine avustruya’da graz teknik üniversitesinde başlamış ve prag’da prag üniversitesinde devam etmiştir.
tesla’nın inanılmaz bir hafızası vardı. altı dili çok rahat konuşabiliyordu. gratz'daki bilim enstitüsü'nde 4 sene matematik, fizik ve mekanik okudu. ama onun esas ilgi alanı elektrik oldu. o dönemlerde elektrik henüz emekleme dönemini yaşayan çok yeni bir bilim dalı durumundaydı. akkor telli ampul daha icat edilmemişti bile.
george westinghouse’a yani, pittsburgh’da kurulu westinghouse electric company şirketinin sahibine alternatif akım jeneratörü’nün patent haklarını sattığı sırada edison’un doğru akım dinamoları ile elektrik üretildiğini hatırlatmakta yarar var. aslında edison’la bir süre birlikte çalıştığı ve doğru akım üreteçleri ile ilgili sorunları çözmesine yardım ettiği ancak o dönem için çok önemli buluşlarına karşılık olarak edison’un kendine söz verdiği ödülü, daha önemlisi değeri vermemesi ve doğru akım üretmek ve pazarlamak konusunda ısrarcı olması nedeniyle ayrılıp kendi çalışmalarını yapmaya başladığı bilinmektedir.
edison’un şimşeklerini bu dönemden sonra hep çekmiş ve bir anlamda bilimsel hatta daha çok ticari kıskaçlığın kurbanı olmuştur da denilebilir. hatta edison west orange, new jersey’de çocuklara para karşılığı toplattığı başıboş sokak hayvanlarını bürokratların ve halkın katıldığı gösterilerde hazırladığı özel bir sisteme yerleştirip alternatif akım vererek ilk elektrikli infazları gerçekleştirmiştir. edison bununla da kalmamış her yana bu infazların ve, alternatif akıma kapılıp ölen kişileri isimlerinin yer aldığı posterler astırıp halkı alternatif akımın tehlikelerine karşı uyarmış ve westinghouse üretimi elektriğin zararlarını anlatmıştır! edison kazanmış olsaydı şu anda elektriğimiz çok daha pahalı ve doğru akım olacaktı!.... gerçi o dönemde doğru akım ile işler yürütülmeye çalışılsaydı bir süre sonra ciddi bir iletim darboğazı yaşanırdı çünkü bakır fiyatları hızla artmaktaydı ve doğru akım iletimi için de oldukça kalın çaplı kablolar gerekiyordu. bunlara ek olarak gerilim düşmesi yaşanmadan doğru akımı uzak mesafelere iletmek mümkün değildi. oysa tesla bobinler sayesinde önce kaynakta üretilen voltajı yükseltip bunları son derece ince sayılacak kablolarla uzak mesafelere taşıyıp daha sonra gene transformatörlerle daha düşük gerilim seviyelerine indirerek akılcı bir sistem oluşturmuştu.
bu arada konuya ilgi duyan new york’lu harold brown 1889’da elektrikli sandalyeyi icat ediverdi. zaten işe yarar bir teknolojiyi insan öldürmek için kullanmaya meraklı insanlık için müthiş bir uygulama değil mi?...
sonraları kendi laboratuarını kuran tesla burada aydınlatma ile ilgili sayısız deneyler yapmış, gerçekleştirdiği gösterilerde kendi vücudunu iletken olarak kullanmış ve vücudundan akıttığı alternatif akım sayesinde başka hiçbir yere bağlı olmayan lambaları yakarak izleyenleri hayrete düşürmüştür. niye mi? tabi edison’un alternatif akımın tehlikeli olduğu doğru akımın kullanılmasının daha güvenli olduğundan yola çıkarak tesla’yı hedef alan karalama kampanyalarına cevap olarak. bu arada ilk floresan ve neon lambalar da gene tesla tarafından ortaya çıkarılmışlardır. bir keresinde edison’a çok kızdığı bir sırada “edison bir konu ile ilgili olarak inanılmaz fazla efor sarf edebilir, mesela samanlıkta bir iğneyi aramak için tüm samanların altına tek tek bakabilir oysa bu tür bir işi ben mühendislik hesapları yaparak çok daha akılcı ve kısa sürede yapabilirim” demiştir.
niyagara şelaleri üzerine kurulan tesla ismini ve patent numaralarını taşıyan ilk hidroelektrik jeneratörü 1896’da buffalo’ya enerji taşımıştır.
1900’lerin başlarında en ilginç buluşlarından birini gerçekleştirmiştir tesla, karasal durağan dalga (terrestrial stationary waves) olarak adlandırılan bu buluşu sayesinde yeryüzünü iletken olarak kullanmış ve yerin bir diyapazon gibi farklı frekanslarda verilen elektrik akımlarına farklı tepkiler verebildiğini göstermiştir. aynı zamanda 200 elektrik ampulünü aynı esasları kullanarak 40 kilometre uzaklıktan teller olmadan yakmıştır. aslında bir denemesinde ufak çaplı bir yersarsıntısına da neden olmuş daha sonraki daha güçlü denemede ise laboratuarına onarılamayacak derecede hasar verdiğinden denemelerini bırakmak zorunda kalmıştır.
tesla elektrik enerjisinin bedava olmasını istiyordu. westinghouse ile olan sözleşmesini yırtıp attıktan sonra 1900'de yatırımcı j.p. morgan'ın 150,000 dolar'lık mali desteği ile long ısland'da "kablosuz yayın sistemi"ni kurdu. bu yayın kulesi telefon ve telgraf hizmeti verecek, aynı zamanda dünyaya resim, borsa haberleri ve hava durumu yayını yapacak bir tasarımdı. morgan bunun gerçek anlamda "bedava enerji" olduğunu anlayınca desteğini çekti. morgan'ın desteğini çekmesi tesla'yı finansal sorunlar içine sürükledi. kule, hurda fiyatına alacaklılara satıldı. o dönemin kamuoyu tesla'nın deli olduğunu düşünmeye başlamıştı. döneminin ötesinde bir insan için acı bir durum değil mi? markoniden 10 sene önce radyo dalgaları ile ses iletimini gerçekleştirmiş olan tesla’ya rağmen marconi radyonun mucidi olarak bilinmektedir.
ironik olmakla birlikte tesla’nın bir döneminde başarı belgesi olarak edison madalyası ile ödüllendirildiğini söylemekte yarar var.
07 ocak 1943'te 87 yaşında beş parasız yaşadığı new yorker otelinde öldü. iyi bir mucit olmakla birlikte çok kötü bir ticaret adamı olan nikola tesla’nın belki de thomas alva edison kadar ünlü olamaması acı.
tesla bobinleri en çok ilgi çekmiş buluşlardandır. tesla bobinleri basit olarak hava nüveli, yüksek frekanslı titreşimli trafolardır.
son derece yüksek voltajlar üretebilirler. hatta kapalı olsalar bile tank kapasitörleri üzerinde biriken 10.000 volt civarındaki voltaj bir insanı anında öldürmeye yetebilir. bu nedenle son derece dikkatli denenmesi gereken cihazlardır.

kaynak;
http://www.antrak.org.tr/gazete/062004/yazi02.html
1 /