normalleşme

mahesvaras mahesvaras
son zamanlarda oldukça sık bir şekilde dile getirilen, gündemde yer tutan bir kavram. sanırım gittikçe de daha fazla konuşulacak ve tartışılacak bir konu olacak.

bana göre normalleşmenin temelinde, albert camus'un yabancı isimli romanında geçen "insan her şeye alışır," cümlesinde belirttiği gibi, "alışmak" var. insan her düşünceye, her şeye alışabilir. bir süre sonra ise normalleşir ve normal bir şey olarak kabul edilmeye başlanır.

bazı şeyler insan için bir rahatsızlık yaratmıyorsa ve belki işine de geliyorsa, bu tür şeylere insan daha çabuk alışır ve bunun doğal bir sonucu olarak da normalleşir, hatta insan bu tür şeyleri benimseyebilir de. ama bazı şeyler insanın mantığına ve düşüncesine ters düşer; insanda bazı şeyler olumsuz duygular uyandırabilir ve bu tür şeylere insan alışmakta zorlanır, ancak yine de her ne kadar rahatsız olsa da bu tür şeyler de normalleşmeye başlar. işte insanların bu tür rahatsız olacağı şeyler daha çok bazı dış etkenler tarafından normalleştirilir; zira insan fiziksel, düşünsel veya duygusal olarak rahatsız olduğu bir şeye kendiliğinden alışmaz.

tabii insan bir şeye alıştıkça o şeye karşı daha az tepki göstermeye başlar, ve bu şey normalleştikçe artık üstünde hiç durmamaya, o şeyi sıradan ve doğal bir şeymiş gibi görmeye başlar. ve işte zurnanın zırt dediği yer de burası. çünkü bir şey normalleşince insan o şey hakkında düşünme, o şeyi sorgulama ihtiyacı hissetmiyor, ancak normal olan her şey sorgulanmalıdır bence. insanın iç ve dış dünyasına dair normallik kazanmış her ne varsa sorgulanmalıdır insanın kendisi tarafından. toplum içinde çoğunluğun bir konu hakkında aynı görüşe sahip olması, o konuda aynı nokta üzerinde uzlaşıp hemfikir olması, o şeyin normalleşmesini ve bireyin o konuda daha az sorgulama yapmasına neden olabilir. ayrıca insanların o konudaki düşüncelerini bir takım yollarla meşrulaştırmaya çalışması, o şeyin normalleşmesi sürecinde atılan ilk adımdır.

birkaç örnek vermek gerek diye düşünüyorum bu konuya dair. mesela akaryakıt ve doğal gaz zamlarını göz önüne alalım. bunlara gelen zamlara artık insanlar alışır oldu. bir zam geldiğinde de, "yine mi zam gelmiş?" deyip üstünde hiç durmadan geçip gidiyorlar, çünkü bu normal bir şey haline geldi. veya televizyonlardaki şehit haberleri... artık terör yüzünden o kadar çok şehit olmaya başladı ki, insanlar buna daha az tepki gösteriyorlar. mesela terör 80'lerde başladığında ilk şehit haberlerinin düşünün, insanlar eminim ki şimdikinden çok daha fazla tepki göstermişleridir bu olaya. şehit sayısı fazla olduğunda da devlet, askeri operasyon yapıyor, hatta televizyon operasyonu gösteriyor, insanlar biraz olsun rahatlıyor belki, ama sonra tekrar bir şehit haberi düşüyor televizyonlara, gazetelere. bu şekilde normalleşiyor, yukarıda da bahsettiğim gibi her ne kadar insanlar bundan rahatsız olsa da bu haberlere alışıyor ve bir zamandan sonra daha az tepki vermeye başlıyorlar. daha önce hiç olmamış olsa sokaklara dökülüp eylem yapılacak bir olaya, "yine mi şehit haberi var?" diyerek tepki gösterip üzerinde hiç durmadan geçip gidiyor.

bir de şöyle bir şey var: mesela bir sınıfta 20 kişi var diyelim ve bu 20 kişiden 15'i sizin çok akıllı, bilgili, kültürlü olduğunuzu söylüyor ve sürekli sizi övüyorlar. bir süre sonra siz de buna inanmaya başlarsınız; kendinizi o 15 kişinin dediği gibi görmeye başlarsınız ve bundan gurur duyarsınız, bu böylece normalleşir. oysa ki hiç de övülecek kadar bilgili, akıllı değilsinizdir. ancak sizi 15 kişi değil de, sadece 5 kişi aynı şekilde övseydi, 15 kişinin övmesi kadar etki yaratmaz ve aynı şekilde normalleşmezdi. oysa ki insan başkalarının övmesiyle değil, yetersiz ve başarısız olduğu konularda kendini geliştirmeye çalışarak başarılı olabilir; hep kötü yönlerini irdeleyip iyileştirmeye çalışmalıdır insan başarıya ulaşmak için.

umarım bu verdiğim örnekler yanlış anlaşılmaz ve biraz konu dışına çıkmış gibi görünsek de konuyla ilgili olarak anlatmak istediklerim anlaşılmıltır. bu örnekleri vermemim sebebi, devleti veya herhangi bir siyasi organı bu konu kapsamında eleştirmek değil, sadece hepimizi ilgilendiren ve hepimizin az çok haberdar olduğu konuların daha iyi örnek olacağı ve konunun daha iyi anlaşılacağı düşüncesinde olmam idi.
klavyedekisakız klavyedekisakız
her gün 1500-1700 yeni hasta teşhis edilirken ve yalnızca ölen insanların sayısı az gösterilirken her şeyin normale döndüğünü nasıl bu kadar çabuk düşünebilir olduk anlayamıyorum. amacım duyar kasmak değil ama bu süreci hastane çalışanı olarak yaşamış birisi olarak bizler hala fazlasıyla tedirginken nasıl normalleşebiliriz? bu 2 aylık kanser geçmişi olan annemi korumak adına market hastane ev arasında gidip gelen ben yalnızca 1 kez bunalıp taksimin bu boş halini merak edip "dışarı" çıktım. gerçekten hazır mıyız normal sürece geçmeye? eğer bu kadar kolaysa neden her şey bu kadar zormuş gibi davranıldı diye aklımda sorular canlanıyor!
gamsizhasan gamsizhasan
65 yaş üstüne çarşı izni verilen, sokağa çıkma yasağını delenlere ceza olarak gece 1-3 nöbeti yazılan fantastik bir ortamda ne ekonomik ne de sosyal olarak normalleşmeyi hayal edemiyorum.
çikilops vol 2 canım benim çikilops vol 2 canım benim
covid-19 pandemisinde ne yazık ki zoraki de olsa normalleşmenin olması gerekiyor, zaten çarklar zor dönüyor, hiçbir firma yıl sonuna kadar kepenkleri kapatıp da sizi evde oturtup maaşınızı tıkır tıkır ödemez, bu kadar basit düşünüyorsanız da kafanızı kaldırın ve dünyaya bakın, avrupa ve amerika'da da zorunlu olarak normalleşme olacak. yoksa taş kemiririz, herkes kendine olabildiğince dikkat edecek başka yolu yok.