nüdizm

lightblue lightblue
kamuya açık alanda çıplak gezmek isteyenlerin benimsediği hayat tarzı. nudist arkadaşlarımız artık ne gibi bir haz alıyorlarsa, parkda bahçede kırda bayırda çırılçıplak gezmek istiyorlarmış. halbuki giy paşalar gibi süper mini, olmadı boxer.
(bkz: olacağı buydu)
vincent vega vincent vega
türkiye'de toplumun değer yargılarının kaldırması meçhul olan ,kaldıracak bir ortam sağlansa bile travesti avına çıkmış denyolar yüzünden önem verdiğiniz bazı değerlerinizi çayır çimene bırakabileceğiniz. "hayat fani be azizim" paraloasi ile denenebilecek tehlikeli hayat tarzı.
adnan kemal rahatkan adnan kemal rahatkan
hayatımı vakfettiğim idéology... ideal dünya düzeni. herkes çıplak olmalı ve hatta herkes dört ayak üzerinde gezmeli. koklaşarak anlaşmalı ve hemen birbirinin üzerine çıkarak çiftleşebilmeli.
driving einstein driving einstein
göt, meme vs diye dolaşanların dahil ol(a)madığı akım. her şeyi yaparlar ama iş buraya gelince dururlar. o yüzden kimse pas vermez, popüler değildir. cesaret ister çünkü.
keyif pezevengi keyif pezevengi
kısa süreliğine de olsa dahil olduğum akımdır.
bornholm'dayız. bizi buraya çağıran arkadaş (orasının yerlisi) "gidin hammershus'daki yıkıntıları görün" falan diye tavsiyede bulundu. "lan oolm ben tarihi kalıntının kralını türkiye'de görmüş adamım uğraştırmayın şimdi" diye çıkıştıysam da öbür eleman "ya bisikletle gideriz, zaten senin göbek de kendi bağımsızlığını ilan edecek" deyince tav oldum tabii. biz iki sap alingirli papatya işaretli scenic route dedikleri yerlerden giderken karşımıza nüdist kampı çıktı. "ya etrafından mı dolaşsak?" diye tırstı bo (evet adamın adı bo). "sikerler oolm, zaten 20 küsür km amnkodumun kalesi direkt yarıp geçelim işte" diye çıkıştım. tam içeri girdik, hooop "gençler nereye?!" diye 2 nüdist teyze bizi durdurdu. tranzit geçebileceğimizi ama anca dal taşak olursak bunu yapabileceğimizi söylediler. ben bo'ya baktım, bo da bana baktı. o ara bi south park sessizliği oldu. "ya ben zaten danimarka'dan uzaktayım" dedi mendebur. "oolm sen ordan uzaktaysan ben çok daha uzaktayım" dedim. "harbi lan kim görücek de bilecek" diye gaza geldik biz birden. ayakkabılar hariç anadan doğma kaldık. sonra bu teyzeler "gelin gençler bi biramızı için dediler". bisikletteki sıcak suyun da verdiği insiyatifle yumulduk tabii. kart oynadık, muhabbet ettik falan.

çoğunlukla oturur halde olmamız beni çük kalkma endişesine karşı biraz rahatlattı. "badminton oynayın istüysanız" tekliflerini şiddetlice geri çevirdik zaten. yoksa zaten devamlı stres altındayım "kalkma be sik, kalkmaaa" diye. bikaç kere kalkışa geçmeye çalıştıysa da, afrika'daki açlık, bebek foklar, idam ve işkence metodları gibi şeyleri düşünerek bunu engelledim. valla güzel bir olay, tavsiye ederim. yalnızca taşaklara püfür püfür esen meltem için bile denenir.
feleğin çemberi dar gelen trapezci feleğin çemberi dar gelen trapezci
taryn brumfitt'in paylaştığı deneyimlerden anlaşıldığı kadarıyla beden algısında olumlu değişimler yaratabilecek akım.

temel düşünce: doğduğunuz halinizde, sizsiniz, ve kimse sizi yargılayamaz siz olduğunuz için.

tabii bunun için açık fikirli bir topluluk gerekiyor her şeyden önce...

("çok çalışmam gerekiyor anne, çook...")