nuri pakdil

1 /
lethimnotdie lethimnotdie
1984 senesinde son sayısını yayımladığı edebiyat'ın elde kalan bütün nüshalarını ve kitaplarını akay yokuşuna dizilen üniversite gençlerine dağıtarak sükut suretinde seyrana çekilmiş yazar. kudüs-paris hattında, mekke-roma ekseninde yazmaya inanmış maraşlı beyefendidir.
aygız aygız
"eğri mülkiyet, kirli mülkiyet, kanlı mülkiyet demelerimden alınıyorlar, kırılıyorlar; bir şey demeseler de doğrudan, açıkça hissediyorum ben; tanışıklığımız olanların içinde epeyce var böyleleri.

ne söylüyorum ben? eğriyse düzeltilmeli, kirliyse arındırılmalı, kanlıysa kazına kazına temiz yeri ortaya çıkarılmalı demiyor muyum? aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. bir de daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin: vicdanımızla.

ona başvuralım: vicdanımıza.

oluşum süreçlerini vicdanlarımızın süzgecinden geçirelim.

birikmiş, yığılmış mülkiyeti danışalım vicdanımıza.

mütemadiyen, vicdanında, kendi kendini sorgulamayan, hiçliğe doğru hızla kayıyor demektir."

- nuri pakdil, klas duruş
ebrartan ebrartan
türk edebiyatında ve düşüncesinde dik duruşun sezai karakoç ile beraber en sarsılmaz temsilcisidir kanaatimce. müslümanların azımsanamayacak bir kısmı kirli mülkiyete ve kara siyasaya kendilerini kaptırmışken kimseye eyvallah demeden durulacak noktanın ve beklenecek kalenin neresi olduğunu yıllardır imlemektedir nuri pakdil. tabii, gölgelerin pardon cemaatlerin gücü adına kaplan sırtlan karışımı bir kitlenin içinde ne kadarı pakdil, karakoç, özel gibileri merak eder de okur orası bilinmez.
byanca byanca
insanın en çok kalbi temiz olmalıdır. tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda. anlatmaya, yorulmaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu. insanı kalbinden tutmadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden! kaygan, yabancı madde dolu bir şey olup çıkacak sonunda. kalbin gereksinmelerine dikkat edilmedi mi emek de ekmek de yitiriverir anlamını. ne emek, ne ekmek; önce, kalbimiz bozuluyor çünkü.
p tite flamme p tite flamme
rahman

suyu temizliyor ayakların /gerçek mi gerçek/
savaş pilotu exupery'nin
parmaklarının suya dokunuşudur
çoğalan ibrahimlerle
bir gelecek vakit habercisi
yeniden çizdi kenti

- buruşmuş çocuk balonları
gibi kaldırıldı
kentin
putları
ve
eski fotoğrafları -

bir şölen
kelimelerde

inanınca duanın gücü artar
tutsaklık eridi
bir akımdır geçen yüreğimden
en uzaktaki bir müslümanın yüreğine

/varoluş sevmenin ekonomisi/
baktığın yerlerde gölge
rahman rahim
bir kutsal gölge

vakur dinç
bir devrimden
iyi anlarım
- benim işim
devrim
yapmak

bir güzel geyik gibi
özü tarihin
anlamı yaşamanın -her savaşçının-
bir muştu büyütüyorum yüreğimde
bileklerimizin gücüne doğru işleyen
bir asya direnci
afrika siyah inci
en çok şimdi anlıyoruz ömer'i ali'yi hasan'ı ve osman'ı
/keskin nişancı
olarak
ilerliyoruz/

ey öbürsü günleri bekleyen çocuklar
- işçi asker
kutsal
/alınteri kitabımın ilk cümlesi/
burjuva ayağa kalk
güneyde kuzeyde doğuda batıda
yargılıyorum seni

şan soluyan şan alan genç yürekler
ey kardeşler
gören gözlere ortalık ışımıştır

(mayıs1970)

nuri pakdil
blairbitch blairbitch
"eğriyse düzeltilmeli, kirliyse arındırılmalı, kanlıysa kazına kazına temiz yerleri ortaya çıkarılmalı. aklımızla irdelenecek mülkiyetin temize çıkması olanaksız bence tek başına. akbir de daha köklü irdelenmesi gerekiyor mülkiyetin: vicdanımızla. ona başvuralım: vicdanımıza. oluşum süreçlerini vicdanlarımızın süzgecinden geçirelim. birikmiş, yığılmış mülkiyeti danışalım vicdanımıza. mütemadiyen, vicdanında, kendini sorgulamayan, hiçliğe doğru hızla kayıyor demektir.

biri kimseyi iplemeden duruyorsa, o toplum mutlaka sarsılır.

parasızım; bundan korkmuyorum.
birbirimize tutundukça bıçakların ağzı kapanacak.

kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir.
okumadığın gün karanlıktasın.

bir damla yağmur, bir damla eylem yapıştı pencereme.

eğer mülkiyet, kirli mülkiyet, kanlı mülkiyet demelerimden alınıyorlar, kırılıyorlar; bir şey demeseler de doğrudan, açıkça hissediyorum ben; tanışıklığımız olanların içinde epeyce var böyleleri.

insan! seni savunuyorum; sana karşı! "
ne demiş can baba ne demiş can baba
dün selçuk üniversitesinde bir söyleşi vermiş ve yedi güzel adam hakkında ne düşünüyorsunuz yanlış anlatılmaktan endişeleniyor musunuz sorusu üzerine
evet dizide rahmetli erdem çok öne çıkarılmış aslında erdem bayazıt,rasim özdenören,cahit zarifoğlu,aleaddin özdenören benim kanatlarım altında yetişmiş civcivlerdir demiştir
başka bir soru üzerine başta dostoyevskinin bütün kitapları altı çizilerek okunması gerekir bize basılı kitap lazım demiştir
usta 80 yaşında kulağı ağır işitiyor bir yaşlılık hali üzerinde bu halde haftada en az 6-7 kitap bitirir dedi necip evlice ben götürüyorum ordan biliyorum dedi dünkü söyleşiyle ilgili paylaşılacak çok şey var ama çok uzun yazmam gerekir ama siz genede
(bkz:bir yazarın bütün kitaplarını okumak)
albia albia
"ben bir şeyi hiç mi hiç az sevemedim. . .
hele orta hiç sevemedim. .
hep çok sevdim. .
arkadaşlarımı da severim. yeryüzüne biterim. .
eve portakal aldığımda kasayla alırım. .
dayanamayanlar çürür."

keşke demekten hiç hoşlanmasam da, keşke daha evvel okusaymışım dediğim şiirlerin sahibi.
günah duygusu gibi bir şey günah duygusu gibi bir şey
hırsızlığı, alçaklığı, kapitalizmi, çıkarcılığı, gösterişi, betonu ve sevgisizliği onaylayan islamcıların son zamanlarda popülerleştirdiği bir sembol. böylesine sapık bir kitlenin tercih etmesi de adamın kalitesini ortaya koyuyordur diye düşünüyorum.

koyunun, kuzunun olmadığı yerde, keçiye abdurrahman çelebi derlermiş. islamiyet bir doğmalar yumağı olduğu için müslümanlar hiçbir zaman sanat ve edebiyatın nabzını tutamayacak.

evet sevgili dinliler. sermayeyi ele geçirebilirsiniz, burjuva olabilirsiniz ama sanata yaklaşamazsınız.
at ı muhterem at ı muhterem
bazıları tarafından çirkin ithamlara konu olmuş büyük ve bir o kadar değerli yazardır. kendisini gram okumamış olmamakla beraber varsayımlarla hareket edip bu bedbaht ithamları beyan etmek, vicdan ve mukayese yoksunu zihinlerin ürünüdür. yazık...
1 /