nusr et

3 /
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
şimdi müsaade almadım ama ben buraya gidip yemek yeyip para veren adamın aklını öperim kardeşim. en iyi ihtimalle öperim ama.

tamam adam şöyle medyatik reklamı böyle yapılıyor ama olay o zaten amk. yani ben buraya giden ünlünün de mantığını sorularım. niye sorgularım? bok gibi paran var mı? var orada hemfikiriz. peki bir insanın dışarıda yemek yerken, ki bu bir fast food vs. değil restorandan bahsediyorum, beklentisi ne olmalıdır? zor bir soru değil. ferah nezih bir ortam, iyi bir işletme anlayışı, kaliteli yemekler. bu yani. bak biz fakirler gibi düşünmüyorum. parayı sıkıntı etmiyor, sınır kabul etmeyerek söylüyorum bunları.

ben buranın etiler'deki şubesinin önünden geçtim. içeri girip zaten yiyemem. he yerim, nasıl yerim? girer bir saat adam gibi yer sonra aç karnına 15 gün o yemeğe çalışırım, ona da benim içim elvermez. ben tabi bilmiyorum oranın nusr et olduğunu ama mekanın adını o adamı biliyorum. fenerbahçenin bir antremaninda topçulara mangal yapıyordu oradan tanımıştım. neyse geçiyorum dükkanın önünden ama bir kalabalık bir insan yığını var ulan dedim bedava bir şey dağıtıyorlar desem burası etiler olmaz öyle şey amk dedim. herhalde dedim bir mekanın açılışı var. neyse durdum önünden bakıyorum ama açılış gibi de değil. bildiğin rutin iş günüymüş oranın. ulan bir kalabalık bir kalabalık sanki esnaf lokantası. yani desen ki gireyim arkadaşımla iki muhabbetin belini kırayım bir de yemek yiyeyim imkanı yok. düğün salonu gibi ortam amk. hiç öyle başbaşa gidilecek yahut gidip de rahat rahat yemek yenecek bir mekan değil belli. ama ünlüler akıyor maşallah. arkadaş o kadar paran var insan niye bu eza ceza yı çeker yemek yemek için. gerekirse aşçı tutarsın yaptırırsın etini mis gibi yersin. ya da istanbul da mekan yok sanki amk. mekan var ama orası gibi piyasası yok işte. komple isim-marka olarak bir "piyasa" ürünü burası. orta üstü gelir sınıfının da arada bir gidip domalıp kendini tatmin ettiği bir yer.

oraya para verip et yiyecek kadar varlıklı değilim. bir ete verecek o kadar param yok. ha olsa da oraya verir miyim? sikseler vermem. o kalabalığın içinde nasıl yenir lan rahat rahat yemek. madem zenginim şartlarımın daha premium olması lazım.

he ben niye bu kadar sikimsonik bir şey için bu kadar uzun yazdım? işsizim çünkü. yok ciddi anlamda işsizim lan işten çıktım. he bakınıyorum ya kısmet işte bakalım. eyvallah sağol. allaha emanet sen de...
thelastsamuray thelastsamuray
instagram hesabına girdiğim de nedensiz bir tiksinti duyduğum beyefendi(!)
o verdiği göğüs dekoltesi ve seksi et kesme çabası bunun nedenleri olabilir
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
almancı bir arkadaşımın ısrarı nedeniyle bir kere gittiğim mekan. "bak kanka" dedim, "kasıntı mekandır orası, rahat bile edemeyiz. tam tiki mekanı" dedim. israr etti. çocuğun içinde ukte kalmasın diye. "eyvallah bro'm, seni mi kırcam" dedim. bastık gittik etiler'deki mekanına.
içeriye girer girmez şef garson "hoşgeldiniz efendim, nasılsınız" diyerek karşıladı bizi.
masa gösterdiler. gittik oturduk. ibne kılıklı iki garson (ki hepsinde nusret bıyığı, ayak bileğinde biten dar paça pantolon ve çorapsız loafer tarzı ayakkabı vardı) montlarımızı çıkarmamızda yardımcı oldu. otururken sandalye'yi çektiler falan. sanırsın kraliyet ailesiyiz. aasdfghkl. insan bi garip oluyor tabi. ya da ne bileyim, zenginlerde bu işler böyle mi oluyor. bilemedim bak. oturduktan sonra arkadaşımın ilk tepkisi "moruk nereye geldik biz amua goyim ya" oldu. dedim sana hacı dedim burası kasıntı mekan dedim.
neyse arkadaş, yemek siparişi vereceğiz. adamlar menü'yü getirmeden "ne arzu ederdiniz efendim" dediler. bizi daimi müşteri zannettiler herhalde. menü'yü rica ettik, siparişleri falan verdik, neyse efendim.
çok bekletmeden geldi siparişimiz. klasik bir steak rica etmiştik. güzeldi arkadaş. şimdi yiğidi öldür hakkını yeme. harbi lokum gibiydi. piçler güzel et yapıyor harbi.
her şey iyi hoş da, dikkatimi çeken bir kaç şey oldu;

masada iki kase var, birinde kekik birinde kaya tuzu. eyvallah tamam o ahşap masalara o ahşaptan kaseler çok cool bir hava katmış ama ulan, o masaya her oturan, etine tuz ya da kekik eklemek için parmaklarıyla o kaselerin içine mi dalıyor. rahatsız edici gerçekten. tuvaletten çıkıp da el yıkamayan insanlar gördü bu gözler!
bir diğer nokta ise;
sadece nusret için geçerli değil bu ama orda da oldu bu. şimdi bu etler hep tahtanın üzerinde servis ediliyor. yediğim tahta bıçak kesikleriyle doluydu. abi o aralıklar mikrop yuvası değil mi? hijyen sorununu nasıl çözüyorlar. giderken garsonlardan birine soracaktım da yemeğimizi yiyip bir an önce çekip gitme derdindeydik.
öyle de yaptık. asdfggkgl.

birdaha öyle kolay kolay gitmem muhtemelen. hani ortam sarmadı fiyatlardan ziyade. çok uçuk fiyatları olduğunu da zannetmiyorum zaten. türkiye'de et maalesef ki çok pahalı. e adamlar önüne yarım kilo (!) et getiriyorlar. başka bir yerde aynı ete 50-60 falan verirken burda 90 civarı veriyorsan. çok da overrated bulmadım ben açıkçası fiyatları.

öyle çok kalabalık da değildi. bir kaç zengin züppesi ergen ergen tipler vardı, hani şu medcezir'deki gibi. bir kaç da mafyavari adamlar, sarap falan içiyorlardi.

işte öyle. bok atılacak bir mekan değil. etleri güzel, ortamı biraz kasıntı olduğu için itici geliyor... çok da şaapmamak lazım.
rodero rodero
beyaz yakali videosu on numara olmus lakin benim yazma sebebim baska.
bu nusret uzun zamandir duydugum bir isimdi sadece. oyle arastirma geregi falan duymadim bir baska luks mekandir diye ama bugun bir fotograf paylasmis bu nusret ustune de yazmis "uiniversite gitmedim. lise mezunu bile degilim. dilim yok. ferit sahenk thomas hilfiger ve ben" diye. iste o fotodan sonra girdi radarima.

biraz bakindim hele bu adam necidir, olayi ne idir diye. yazar tayfada kimisi ayilmis bayilmis kimisi pahali demis kimisi gorguzusuz mekani demis. bunlarin kimisi hakli elestiriler kimisi sadece giydirme amacli neyse ben bu yazdigina ayar oldum. eleman bununla da kalmadi bir de turkiye'de eti pisirmeyi bilmiyorlar dedi ben iptal.

dengesiz herif gitmis avrupa artigiyla kurulan amerika mutfagindan et pisirme yontemini almis gelmis burada binlerce yillik kulturde buyuk yere sahip olan eti assagiliyor. bildigin assagiliyor hem de su sozle " turkiye'de eti dovuyorlar biz seviyoruz". yine degmezdi bir seyler yazmaya bu herif icin ama bu eleman memleketin markalari arasina da girmis., adam sayiliyor. bu adam onemsiz ama sergiledigi figur ve bu figurle temsil ettigi kitle onemli. zengin olmanin adam olmak sayildigi figiuru ve genel turk zengini kitlesi. bugun elit olmakla zengin olmanin karistirilmasinin en buyuk sebebinin bir ornegi. memlekette niye okuma hala para etmiyor iste en guzel ornegi. adam kendi kulturunu gomuyor hem de en guclu oldugu konulardan birinde ama medya ve zengin tayfa bu herifi el ustunde tutuyor.

bir de o ayilip bayila anlatanlar var ya ah ah. bir yandan hak veriyorum cunku istanbul'da sadece et degil butun yemeklerde cok az adam akilli yer var. haliyle onlar da az biraz iyi bir sey yedikleri zaman aman tanrim moduna giriyorlar ama bu demek degildir ki elin amerikan konseptiyle et pisiren bir yeri tum bir ulke ile kiyaslayabilirler.

konsept mi istiyorsun gel sen antep'e bir hafta ben sana kac farkli et konsepti varmis sadece antep mutfaginda gostereyim. kiloyla pirzola ile surahi ayran disinda servis yapmayan dag kenari mekan mi dersin, abi beni yogun bakima al dedikten sonra ucan tabaklar mi dersin, ustam kebap hazir olana kadar bir kesik mi dersin, agam bizde et yok (bobrek ciger vs) diyeni mi dersin.

kimisi ulke ile de sinirli kalmamis dunyaya acilmis. aveller ya. gercekten sevip gidip yiyene lafim yok ama bir cogu ozentilik eseri baska da bir sey degil.

bir de kendisine et asigi demis. yok efendim her gun et yermis de kahvaltida bile et olurmus da. bu zaten antep'te eti seven normal bir insan eylemi. inanmayanlar icin yasanmis olay:

dayimin aldigi bir ihalede is uzun surdugunden bir ay boyunca aksam yemeklerini is yerinde yedik haliyle menu de dayim tarafindan belirleniyor.menu ise her gun bir cesit kebap iyi guzel de ben sebze de seven adamim. iki hafta sonra dayimin odasina girdim
-dayi bir maruzatim var.
+evet
-dayi iki haftadir et yiyoruz bugun ben etsiz bir sey yaptirayim olur mu?
+ne demek etsiz. etsiz yemek mi olur mu lan? apir sapir konusma.
alayci ve kucumseyen bir ifade ile kuzenime donerek
+etsiz yemek diyor ya suna bak. hadi gec kalmayin da gidin bir yeni dunya kebabi yaptirin.
bu boyle devam etti ve her gun yemek cok fazla yapildigi icin kalanlari isteyen alip evdekilere de goturuyordu tabi dayim da aliyordu biraz fakat evdekielr icin degil sabah kahvaltida yemek icin. yani bu sadece benim sahsen tecrube ettigim orneklerden birisi gerisini sen hesap et.

ete sevgi katmiyormusuz. duy da inanma.

baska bir yasanmis olay:

benim enistenin babasini mangal yaparken gel izle de sevgi neymis gor. adam her sise, her pirzola parcasina ayri ayri muamele gosteriyor hepsi ile ayri ayri konusuyor. bir defasinda enistem yardim edeyim dedi cevap su;
-yav garisma onlar benim bebeem sen bilmen onlari. sen bekleycen yemek de onune geldimi yumulup yiycin o kadar.

velhasil kelam yaptigi is iyidir kotudur bilmem ama bu lafi etmeyecekti. hele de gaziantep gibi 24 saat et yenilen bir sehir varken hic akil isi degil.
badass badass
yine sosyal medyada olay olmuş mekan.

herifin birisi gitmiş, 3k falan gelen adisyonun fotoğrafını koymuş bir yere, ordan millet alıyor yürüyor "millet aç aç!" mantığıyla.

ben şahsen gitmem. gitmeme sebeplerimi de #15009586 numaralı giride açık açık belirttim, fakat olay bu değil. dikkatleri farklı bir noktaya çekmek istiyorum. öncelikle, internete "bu ne biçim hesap, bu fiyatlar nedir" minvalinde adisyon fotoğrafı koyma tribine ayar olurum. bu konuda tek istisnai durum bir mekanda garsona sigarasını yaktırıp adisyona mekanın (mersin'de yasemin hill diye bir kafe) 3 tl çakmak parası yazmasını koyan adam olmuştu. eyvallah bak, bu yavşaklık.

nusr-et, popüler bir mekan. lüks mekan. pahalı mekan. etiler'de, bebek'te, nişantaşı'nda, bodrum-ankara-arap yarımadası falan derken en son miami'ye, londra'ya falan da şube açmaya oynayan bir mekan, belki açmıştır bile, bilgim yok.

nusr-et'e daha önce defalarca gitmeme rağmen etrafta bir kere bile olsun kafasına silah dayanmış, zorla yemek yedirilen bir insan görmedim. yani oraya giden insanlar oranın nasıl bir mekan olduğunu, aşağı yukarı ne kadar hesap ödeyeceğini bilerek gidiyor. bir kısım insan için hesap olarak 400 lira civarı miktarı geçtikten sonra (lüks mekanlarda ortalama bir yemek üzerinden konuşuyorum) verdiği 401 lira da 4000 lira da aynıdır. ne adisyona bakar, ne lafını yapar. bu tip mekanlarda yemeğini yerken "abi acaba götümüze ne kadar kaçacak, bulaşıkları yıkatırlar mı?" modunda yiyecek maddi düzeyden adam çok az olur, onlar da "ayda yılda bir popüler mekana gitmiş olalım" mantığıyla, uzun uzun araştırmalarla o mekana gitmiş, önceden neye ne kadar para vereceğini araştırmış, durumunu ona göre denkleştirmiş adam oluyor genelde. bu durumu kesinlikle küçümsemiyorum, maddi olarak karşılayabildiği sürece trilyonerin de asgari ücretle çalışan işçinin de aynı mekanda yemek yiyebileceği fikrindeyim. özetle, orada harcanan para kimseye koymuyor diyebilirim. alan razı-veren razı muhabbeti.

şimdi dellendiğim nokta şu. önceki paragrafta da belirttiğim gibi, nusr-et'te kimseye silah zoruyla yemek yedirilmiyor. beğenmiyorsanız gitmeyebilirsiniz. pahalı geliyorsa gitmeyebilirsiniz. verilen paraları mantıksız bulabilirsiniz. her konuda türlü türlü bahane üretebilirsiniz. ama kimsenin kimseye "yaaa abi tavuk döner de yenilir mi ne kıytırık şey o öyle" deme hakkı olmadığı gibi "oraya da gidilir mi, o kadar para verilir mi, sen salak mısın, sen şöyle misin-böyle misin" deme hakkı yok. herkesin cebindeki para kendisini ilgilendirir. ister trilyonu olup gider tavuklu pilav yer, isterse kendisi için çok büyük bir meblağ olsa bile cebindeki son parasını bir akşam yemeğine harcar. belki kendisi için, belki sevdiği birisi için. bu da kimseyi ilgilendirmeyen nokta.

genel özetle, kimsenin neye ne kadar para verdiği kimseyi ilgilendirmez. zaten tiksindiğim onedio "haberciliğinden" tiksinmek için bir neden daha edindim kendime.

ek: haberin linkini koyacaktım da, sevgili editör sanırım biraz tornistan yapmış. haberi google'da arattığımdaki link kırık.


https://onedio.com/haber/okuz-alinir-o-paraya-dedi-nusret-te-yemenin-size-ne-kadara-patlayacagini-acikliyoruz--726493

edit: gitmek isteyen varsa diye ekleme yapayım, nişantaşı'ndaki mekandaki fiyatlar etiler'dekinin aşağı yukarı yarısı. yani yine çok gelebilir falan ama not olarak düşeyim dedim.
3 /