ödünç kitap vermek

1 /
umran umran
en az ödünç istemek kadar olağan, hatta kimileri için kaçınılmaz bir durum. ama kime vereceğini bilmek çok önemli bir mevzu. kitap kokusunu sevmeyenlere, kitapla ontik bir bağ kuramayana asla kitap vermeyin. sonra ağzı yüzü sikilmiş bir vaziyette geri iade ediyorlar pişkin pişkin. sonra frankeştayn gibi gezmek zorunda kalıyorsunuz evde şu an benim yaptığım gibi.
illuyanka illuyanka
okunan güzel bir şeyin paylaşılmasının hazzını yaşamaktır. tabi kıymetini bilene kitap ödünç verilir. bir kitap onu okuyan insan sayısı kadar anlamlıdır.
roselife roselife
sizin okuduğunuz satırların tekrar okunacağını, kaldığınız yerleri işaretlemek için kenarını küçüçük kıvırdığınız yerlerde, ödünç verdiğiniz kişinin bak burada ara vermiş diye düşüneceğini düşünmektir.

ekonomiktir. karşı tarafı para verip yeniden "çok iyi bir kitap" dediğiniz o kitabı almaktan kurtaracaktır.

sohbet açıcıdır. ortak okunmuş bir kitap hakkında konuşabilmektir.

adı üstünde ödünçtür. geri gelmelidir. hediye değildir yani. alındığı gibi iade edilmelidir.

karşılığında ödünç başka kitaplar alınabiliyorsa daha değerlidir. bu aynı sır ortaklığı gibidir. ben sana bir sırrımı veriyorsam sende bana verirsin ve kimsa ezilmeden paylaşmaya devam eder. kitaplarımızı da eşit sayıda değiştirirsek harika bir ortaklık kurmuş oluruz.

ben kitap ödünç vermeye de almaya da bayılırım. hele sevdiğim arkadaşlarımla paylaşıyorsam daha da bayılırım.

bu yaz "olasılıksız"ı verdim. şimdi elimde bab-ı esrar var. daha başka bir sürü kitabım daha...ne güzel okuycam ben onları...
hüzün bükülüşü hüzün bükülüşü
bir kitap fetişti olmadığım için okuyup bana lazım olanı aldıktan sonra isteyene ya da ihtiyacı olana seve seve vermemdir.

kusura bakmasınlar ama kitabını ödünç vermeyen, gözü gibi sakınan insanların bu garip hassasiyetlerine uyuz oluyorum. bir başkasının ondan faydalanacak olması kitapla kurduğunuz duygusal bağdan daha mı önemsiz? ya da kütüphanenizdeki kitapların el değmemişliğiyle arkadaş ortamlarında övünüyor musunuz? yoksa kitabın bekareti gibi bir takıntınız mı var? yuh lan.

+ abi sende karamazof kardeşler vardı ya.
- eee. nolmuş varsa?
+ ödünç verebilir misin abi söz okuyup getircem.
- sus, aşağılık, sığ, pislik köpek. para vereyim de git al. ama benden isteme.
grasp grasp
yazara imzalatılmış veya biri tarafından hediye edilmemiş olduğu sürece yapılmasında hiç bir sakınca olmayan eylem. geri gelmese de sorun değildir yeter ki alan kişi de başkalarıyla paylaşsın o kitabı.
hopeless hopeless
vermek isterim tabi ama genelde şöyle bir konuşma gerçekeleşiyor bende.

-bak şu kitap çok güzel al sen de oku.
+aa tamam teşekkürler.
-yalnız kenarlarını bükmeden okursan...
+tamam canım merak etme.
-bir de kitabı ikiye katlama, iz oluyor sonra.
+hımm.
-çabuk okursan iyi olur sonra sayfalar arasında kat oluyor.
+nasıl ya?
-kitabı verdiğim gibi isterim eğer bi fark olursa hiç geri verme, yenisini al.
+neyse sonra alırım ben şimdi gerildim.
-alsaydın ya, çok güzel kitap.
bizberaberiz bizberaberiz
babama bile yapmadığım yardımlaşma çeşidi.
sırf bu yüzden evde bazı kitaplardan ikişer tane var. bazen yaklaşıp soruyor.

- ne onun ismi?
- nasıl iyi mi?
- şununla değişelim çıkartma beni kitapçıya?
- kaç sayfan kaldı?
- telefonun çaldı geri ara istersen.

gibi cümleler bile kuruyor. yok abi vermem kitabımı.

artislik amaçlı edit: şimdiye kadar ödünç verdiğim birkaç kitap haricinde hiç birisi geri gelmedi. evdeki kitaplardan çok sağda solda kitabım var. ee insan ara sıra açıp bir kaç satır okumak istiyor aynı kitaptan. üstelikte kütüphane yapıyorsun kendi çapında. aldığım müzik cd lerini dinledikten sonra hediye etme huyum vardır. ama kitapları değil.
gorken gorken
şimdiye kadar verdiğim çoğu kitabımın yerinde olmamasına sebebiyet vermiştir bu ödünç verme geleneği. sadece kitapla ilgili bir durum değildir tabi bu. çoğu ödünç verme vakasının bilinen sonuçlarından biridir. bu halkın paylaşımcı olma zorunluluğunu kim çıkardıysa, ağzına sıçayım. ta anaokulunda başlar paylaşmaya itilmeler. 'hadi gorken versene kalemlerinden birisini helin e, hadi gorken silgini ver caner de kullansın.' kullanılan silginin caner in cebinde kalıp gitmesi, helinin gözlerini pörtleterek 'bu artık benim' haykırışları yüzünden, orta halli ebeveynlerden duyulan sitemkar cümleler. ama sonrasında gelen 'aferin oğluma, paylaşmak güzeldir' nasihatleri. ikilimde bırakılan küçük bünye. vermeyip oyunlara sadece top senin olduğun zamanmı davet edilsen; yoksa kaybolan eşyaların yüzünden, yenileri için bir dahaki ayı mı beklesen?

defterinden bir sayfa versin o çocuk. yada ne bileyim 0.5 uç. hadi 0.9 olsun. bunların yedeği olur. ama o çocuğa kendisinde de bir tane olan eşyayı paylaştırma. öyle öyle bak o çocuklar büyüyüp yeni nesil olup kitaplarını paylaşıyorlar.akıllanıp paylaşmadıklarında da yerden yere vuruluyorlar arsız, her boku isteyen bünyeler tarafından.

ödünç kitap vermek ya da vermemek değilde, asıl pis olan, ödünç kitap istemektir. aynı bünye lisede kaç bedava paket çizi ya da çubuk kraker yemiştir o arsızlığıyla. kimse bu adama bakmaz. 'vay vay göte bak, bi kitap istedin vermedi ha!'

vermeyin arkadaşım kitabınızı falan. alışsınlar artık istememeye, biraz kıçı kaldırıp, arayıp istedikleri kitabı bulmaya. gelmiyor sonra o kitapların yerine yenileri bazen. ne kadar arasanızda bulamıyorsunuz.

belki kitap isteyen üç yakın arkadaştan sadece bir tanesine vermeyebilirsiniz kitabı. o da en güvenmediğiniz, en arsız adamdır. ama anlamaz tabi o sonuçta yine. der ki 'ulan alt tarafı bi kitap be, ben alayım sana istediğin kitabı'. iyice arsızlaşır. kitabın bazı bünyelerdeki öneminden habersiz. anaokulu helin inin büyümüş halleri gibidirler, pörtlemiş gözleriyle.
modern zamanların pollyannası modern zamanların pollyannası
kitap okumayı çok seven kişi için bütçeyi sarsmayan olaydır. kitaplar ödünç alınıp, ödünç verilir.mutluluklar paylaştıkça çoğalır diye düşünürdüm eskiden. ayrıca çevremdeki insanların çoğu ödünç almak eylemini alıp geri vermemek diye algıladığı için yapmaktan vazgeçtiğim eylemdir. ben ödünç aldığım kitap kayboldu diye gidip yenisini alırken, utanmaz insanlar gözümün içine baka baka kitaplarımı geri vermezler. yüzümü kızartıp istediğimde ise yüzsüzce cevaplarla karşı karşıya bulurum kendimi.
1 /