ofansif mizah

1 /
neişinvarkidiskoryumdayanındabirkızsarımtırak neişinvarkidiskoryumdayanındabirkızsarımtırak
başlığı açan yazarın dediği gibi kara mizahla çok karıştırılır. kara mizahın amacı güldürmek değil, ironi kullanarak inceden ayar vermektir. aziz nesin'in, ferhan şensoy'un eserleri ya da yeşilçam'ın toplumcu gerçekçi filmlerinin had safhaya çıktığı dönemde yapılan komedi filmleri (bkz: kibar feyzo) örnek verilebilir. levent kırca da yapmaya çalışmış, bence pek becerememiştir.

ofansif mizah ise bir kişiyle, fikirle ya da toplulukla, genellikle stereotipler ya da klişeler üzerinden direkt dalga geçmektir (galiba). tasvip etmesem de oldukça komiktir, "senin anana bacına deseler hoşuna gider mi?" benzeri bir argümana karşı ne yazık ki savunmasızdır. örnek:

+bir yahudi ile pizza arasındaki fark nedir?
-pizzalar fırındayken bağırmaz.

+yüz tane yahudi bir arabaya nasıl sığdırılır?
-küllükte.

+hitler'in tabancası nasıl ses çıkarır?
-jew jew jew jew

+bir çocuk salıncakta sallanıyormuş, düşmüş, neden?
-çünkü kolları yokmuş.

+allah ikinci zenciyi yaratınca ne demiş?
-tüh be, bunu da yaktık.

+sınıfta bölme işlemini en iyi ahmet yapıyormuş, neden?
-çünkü kürtmüş.

+fransızların en sevdiği oyun hangisidir?
-pes.
deep thinker deep thinker
(bkz: mizahın önünü tıkayan saygı kültürü/@deep thinker)

gelişmemiş toplumların bireyleri maslow'un piramidinin çok altlarındaki ihiyaçlarını kıt kanaat giderdiklerinden, ve metan gazından patlayan çöplük gibi sosyal patlamasınlar diye yönetimler tarafından siyasi kültürel milli etnik öğelerle kandırıldıklarından,

ibne dersin kızar da
sikersin aldırmaz

seçici hassasiyet konumuna gelirler.

(bkz: seçici kırılganlık/@deep thinker)

böyle toplumlarda gösterisinde "hispanics stink" deyip gösteri bitince "i resent that, it's offensive" diyen seyirciyle, "yoo kokuyosunuz kardeşim" diyecek sarah silverman gibi kadın çıkmaz.

veya o ses britiş'teki ev kadını susan boyle'un sürekli yağlanmasıyla dalga geçmek için kadına mongol diyen ricky gervais gibi adamlar çıkmaz

bir ara şovlarında stephen merchant ile birlikte karşılarına gelen biriyle tartışmışlardı "bak kanserle dalga geçemezsin
aids ile dalga geçemezsin.." şeklinde..

(bkz: insult comedy)

sınırlar var, her topluma göre değişiyor, ve bunun kültüre bağlı oluşu basbaya suistimal ediliyor.

adam yarı arabesk ezik ağlak zırlak yarı saldırgan modda "bizi eziyürsünüz bizim kutsalımızla dalga geçiyürsünüz" diyerek kırmızı çizgisini taşağının keyfine göre çiziyor, istediği konuları tartışılmaz eleştirilmez hale getirebiliyor.

bir kişi bir konuda kendisiyle dalga geçilmesinden hoşlanmıyorsa o konuda sıkıntısı vardır. o sıkıntı toplumu sıkıntıya sokuyorsa eleştirilecek. taşağın kralı geçilecek. ha ama kimseye zararı olmaz, kişiseldir arazdır dokunmazsın.
lö şuhane lö şuhane
hassasiyetleri hassas olmayan kinayelerle eleştirme tarzı mizahtır.
zekadan evvel hücum azmi gerektiren bir mizah şeklidir.
ayarı kaçtığında, mizahtan sıyrılıp irrite edici söylemlere evrilir.
clitor eastwood clitor eastwood
canlar canı, yüceler yücesi, ciğerparem andy kaufman tarzı trol ve bir o kadar öngörülemez icra edilen tür.

andy kaufman'ın ayrıca bir güreş kariyeri olmuş, 400 kadar kadınla güreşip hiç yenilmemiştir. sadece kadınlarla güreşmiştir. genelde programlarda kadınları kışkırtır onu yenemeyeceklerini söylerdi. bunu duyan kadınlar sahneye ve ringe atlardı sinirle. kendisini yenen kadınla evleneceğini söylemişti reyiz. çok ofansif, çok başka, çok hiççi bir mizah benimsemiştir.
1984 yılında kanserden öldüğü söylenir. ama gerçekten ölüp ölmediği hala tartışmalıdır. zira bu da onun çok ilginç ve şok edici şakalarından biri olup olmama sırrını korur.
mothello mothello
ifade özgürlüğünün en güzel nimetlerinden biridir. objektif tespitleri ile tabuları, kutsalları, yargıları mizah yoluyla eleştirerek aslında eksik taraflarını göstermeye çalışan akılcı bir yöntem.

bu yöntemi ahlaksızlıkla suçlayan tipleride temsili bir resimle örnekleyelim.

1 /