off

zeus zeus
ing. kapalı (genelde elektronik aletlerde)
offense'in kısaltması da olabiliyor..
ayrıca sıkılma anlamına gelen bir ünlem de olabilir..
bir de bir sivrisinek kovma işine yarayan sprey üreten marka..

(bkz: on)
perileyn perileyn
gece yolcularının ikinci albümlerinde yer alan güzel bir şarkıdır.
söz ve müzik murat arslantürkoğlu'na aittir. sözleri şöyledir;

öyle çok yorgunum ki
çok bezmişim kendimden
dünyayi kirik bulmuşum
içinde bir şey yokmuş
kirmaya bir kalp bulsam
inan hiç dokunamam
tutmaya bir el bulsam
kolumu kaldirip alamam
of! demeye halim yok
ah! demeye dilim yok
bakip görecek gözüm yok
x sentos x sentos
istenilmeyen bir durumla karşılaşan birey için sarf edilmesi kaçınılmaz olan kelime olmakla birlikte günümüzde insanların fazla kolaycı bir ruh hali içerisinde sarf etmesi de beyhude bir kullanım örneği teşkil eder..
bazen ironik kullanımını da unutmamak gerek.
belki de bunlar yanılsama lan belki de bunlar yanılsama lan
yeter lan demektir.

skecem artık yeter.

duygusal takılmayı falan sevmem aslında, melankoli denen illetin karıştığı yazıları sevmem ama sanırım şimdi öyle bir şey çıkaracağım.

sıkıldım çünkü artık, hareket etmek için hiçbir sebebim yok. enerjim de yok zaten.

konuşmaya gücüm yok, yüzüm yok. zaten böyle konuları konuşabildiğim bir çevremde yok. sadece yazabiliyorum işte. belki de sırf bu yüzden yazıyorum bu sözlükte.

birileriyle paylaşmazsam kendimi, yok olacağım.

buradaki off ne bir aşk acısını anlatır, ne kaybetmeyi, ne hüznü. hepsinden bir parça var belki ama hepsine alıştığımı sanırdım hep.

kaybetmeye alıştığımı sanırdım, gidenlere bakıp iç çekmeye alıştığımı.
aşk acısına alıştığımı sanırdım, ben onun için ağlarken bana bakıp gülen kadına alıştığımı sanırdım. aşık olduğum kadını başkalarının kollarında görmeye alıştığımı, sevdiğim kadın tarafından kullanılmaya alıştığımı sanırdım. herşeyim o iken, onun hiçbir şeyi olmamaya alıştığımı sanırdım. ben aşkı hep böyle yaşadım, başka bir tür bilmem ki, nasıl alışamam?
hüzne alıştığımı sanırdım hem, başka bir hayatımız yokki o zehrin olmadığı. benim içimde yürümesine alıştığımı sanırdım.

belki de artık alışmıştım bu yüzden sıkıldım.

kaybedeceğimi bilerek giriyorum artık oyuna. bir daha aşık olacağımı ve bir daha kadının başkasına gideceğini biliyorum. sadece kullanılacağımı biliyorum, sevilmeyeceğimi.

ve hepsinden sonra ağlayamayacağımı biliyorum, sadece 'saçmalık oğlum bunlar, hepsi boşlukta bizim kurduğumuz hayaller. boş yansımalar bu acıların.' diyeceğim kendime biliyorum. 'boşver.' diyeceğim tekrar.

tekrar kalbim sıkışacak, tekrar çok sevilmek isteyeceğim, tekrar kaybedeceğim.

tekrar boşvereceğim.

biliyorum.

ama ben artık tekrar etmek istemiyorum. sıkışıyor kalbim. bir demir yumruk var sanki kaburgalarıma baskı yapan. sarılmak istiyorum çok sevdiğim birine, ağlamak istiyorum ve anlatmak her şeyimi. dökmek istiyorum içimi. ama yapamayacağımı biliyorum, ben ağladıkça onun bana boş gözlerle bakacağını biliyorum çünkü.

çok sevdiğim birinin bana değer vermediğini görmek istemiyorum artık, bana 'boşver be' demesini istemiyorum. tekrar etmesini istemiyorum beni.

keşke boşverebilsem istediğiniz gibi, yüzüme taktığım maske gibi olsa içim. ama içim ağlıyor, özgür bırak beni diyor.

ve ben o an bir off çekiyorum başka bir hayat için.

artık ne boşverebiliyorum ne de bu maskeyi takmak.
kalbim ağrıyor, bırakmak istiyorum. bırakamıyorum.
sıçan sıçan
bir sinek kovan sprey çeşidi adı. herşeyi geçtim de bunu tene sıkınca insan derisi kekik gibi kokuyor yahu. kendimi pişirilmeye hazırlanmış kırmızı et gibi hissediyorum. çok fena, çok fena. bir de etkisi sanırsam aşağı yukarı bir saat kadar sürüyor. bi saatte bir sıkmak lazım.
swmli swmli
intern doktorların kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar sonucunda çıkılan ders çalışma iznidir. her bölümde mümkün değildir. bu işi yapabilmek için kafa dengi tus çalışan ve insanlığı olan arkadaşlarınız olmalıdır.