öğrenmek

2 /
laein laein
yaşamakla gerçekleşiyor. insan dediğin taş kafalı bi mahluk. yontmak zor. öyle aman bi isteyeyim, sonra bi karar vereyim de sürdüreyimle yürünmüyor. bir yaşıyorsun, iki yaşıyorsun, bir yapıyorsun, iki yapıyorsun. üçüncüsünde, binincisinde, üçbinincisinde öyle bir an geliyor ki öğreniyorsun. artık yetermiş. o iş böyle olmazmış. ve genelde o işin nasıl olduğu da öğrenilmiyor. yani orası çok pür bi nokta. oraya varılması imkansız. demeyelim de çok daha meşakkatli diyelim. genelde bir şeylerin nasıl "olmadığıyla" ilgili bir öğrenme söz konusu o yüzden. gerçi buna da şükür.
sbaı sbaı
"ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim"

turgut uyar-palyaço


ben olan ben ben olan ben
sokrates, 71 yaşında ölüme mahkûm. bir öğrencisi elinde sazıyla, sokrates’e veda ziyaretine gelmiş. sokrates demiş ki; ‘bana şunu çalmayı öğretsene.’ öğrenci, ‘hocam, demiş, ölmek üzeresiniz, saz çalıp da ne olacak?’
sokrates, ‘zevk, demiş, çalmakta değil, öğrenmekte.’
dansedenucube dansedenucube
birşeyler öğrenmenin ne kadar müthiş bir olay olduğunu bilmeden, koskoca bir öğrenim hayatı geçiren çok insan var. okullarda öncelikle öğrencilere öğrenmeyi sevdirsek sonrasını onlar halledecektir zaten.
mavisinek kolscc mavisinek kolscc
istemekle başlayandır. yazarlardan biri böyle söylemiş, güzel söylemiş.
istemekle başlayan ifadesi ne kadar güzel olsa da bana göre eksik olandır. ben muhtaçlıkla başlayandır demek istiyorum. muhtaç olan bu durumundan rahatsız olmaya başladığında kurtulmak isteyecek ve bunun yollarını arayacaktır. ihtiyacına söz konusu olan şeye ulaşmak için onu ve onu nasıl elde edeceğini "öğrenmek" zorundadır. istiyorsa daha çabuk ve keyif verici olur.
geniş kapsamını bir kenara bırakıp günlük yaşamımızda öğrenmenin getirdiği küçük hazlara değinmek istiyorum. mesele hazzın büyüğü küçüğü değil, onu elde edişimizde harcadığımız çaba bizi onu derecelendirmeye itiyor. böyle bir durumda öğrenilen ve kullanılan her bilgiyle elde edebileceğimiz küçük şeylerin bize yaşattığı haz paha biçilemez oluyor. paylaşma arzusuyla kavruluyoruz çünkü biliyoruz ve kullanmak istiyoruz.
ben de yakın zamanda birtakım (bir kelimesi takım ismini belirten sıfat olmadığı için kalıplaşmıştır ve bitişik yazılır sözlük) meşguliyetlerimi kenara bırakıp farklı şeyler öğrenmeye başladım. genel çerçevede mesleğimle ilintili şeyler fakat uzak bir ilişki söz konusu. bunları önce yapabildiğim için, sonrasında yaptığım için çok mutluyum. çünkü yukarıda belirttiğim gibi muhtaç olmak istemekten önce geliyor. yine bir yazarı anacağım, günümüzde istenilen mesleği seçmenin çok büyük lüks olduğundan bahsediyordu kendisini hatırlayamadım bulunca düzenlerim artık. istediğimiz şeyi öğrenene kadar mecbur ve muhtaç olduğumuz şeylerle ilgilenmek durumundayız. ben de alanımda kullanmak durumunda olduğum bilgileri öğrenebildiğim ve bunu yaptığım için mutlu oluyorum.
daha da yazmak istiyordum ama yazdıklarım çok karışık gelmeye başladı, kafamı toplayamadım. üstelik çevremde bunları konuşabileceğim bir insan da yok. canımı en çok bu durum sıkıyor. ne yapsam? seri yazsam mı böyle? sonra kendim okurum, tartışırım.
2 /