okur

1 /
gidiyorum bu gidiyorum bu
"merhaba sayın okur,

..

sustun sayın okur ? neden ?

çünkü edebiyat tek taraflı bir ilişki sayın okur. bencilce bir oluşum. epeyce yaklaşmışım, duyuyorum ama yazamıyorum sayın okur. monitörümün üzerinde gözlerimle takip ettiğim bir böcek kadar bile yakın olamadık birbirimize sayın okur. ben seni tanımak isterdim. ama aramıza klavye tuşları mevcut, bizi bundan fazla yaklaştırmadılar sayın okur. empati kurmaktan başka çaren yoktur sayın okur. aslında edebiyat ta artık postmodern bi oluşumdur, ebediyatın fendi edebiyatı yendi sayın okur. bu denemeyi daha etkileyici kılmak için günlerimi verebilirdim sayın okur. ama ben bunun yerine kilim motifli kazağımla babannemden harçlık istemeye gittim sayın okur. vermedi sayın okur, veremedi. çünkü benim babannem öldü sayın okur. mezarını ziyaret edebildim. ve orada bile seni düşündüm sayın okur. ama sen de bencilsin sayın okur. ben bu kadar duyarlıyken sen neden susmakta diretiyorsun ha ? saçmalıyorum sayın okur evet. ama bunun için elimde bir saç bir de mala olması gerekmez miydi sayın okur ? bunun için bana kızamazsın sayın okur. çünkü sözlük kafasına göre takılan bir komünitedir sayın okur. her yazılanda olmasa bile yalan, dolan, hurafe, kan ve pislik ile mutlak doğruya ulaşma amacı güdebilir sayın okur. çünkü sanatçılar doğruyu anlatmak için yalanları kullanırlar sayın okur.

ama susuyorsun sayın okur ? bu aramıza sayın denilen kelime ile oluşturduğum sinerji yüzünden mi sayın okur ?

pis(d)uvarlara işemek istiyorum çılgınca sevgili okur. ama artık susma, gördüğün üzre kaldırdım bu saygı çerçevesini sevgili okur. lakin biliyorum ki bazı okurlarla sol çerçeveden bile uzak, allaha yakınız sevgili okur. peki ya bir martı olsaydın sevgili okur ? komik ve acınası bir durumda olsaydın ? bunlar güzel şeyler sevgili okur, yanlış anla(ma) beni. ayrıca, minibüste şoför yanına oturan erkek ibnedir sevgili okur. inanmasan bile bunu bakınızlarınla kötüleme sevgili okur. güzel yazabiliyorsan otur, giydir, sevgili okur !

ayar üzerine ayar yiyeceğim sevgili okur !

bana inanmasan bile, kendine inan sevgili okur !"
stylebrisbane stylebrisbane
dört okur kategorisi vardır:
1- süngerler: okuduklarını emip biraz kirleterek iade edenler.
2- kum saatleri: okumuş olmak için okuyup geçenler.
3- sabır torbaları: okuduğunun tortusuyla yetinenler.
4- hanedan elmasları: okuduğundan faaydalanıp, başkasının faydalanmasını sağlayanlar.

samuel t. coleridge (ingiliz şair, eleştirmen ve felsefecisi)
jouissance jouissance
"hakiki okur, genişletilmiş yazar olmalıdır. konuyu, düşük merci tarafından hazırlanmış olarak devralan yüksek mercidir o. duygu...okuma sırasında, kitabın ham ve işlenmiş yanlarını ayırır ve okur kitabı kendi fikrine göre işleyecek olursa, ikinci bir okur onu daha da süzecektir ve böylelikle...kütle sonunda...etkin tinin parçası olacaktır." (novalis. benjamin'den)
jouissance jouissance
okurun hazzı; aldığı kitapları mabedine taşıdığı anda bu "yabancı"larla yakınlaşabilmek, önceden kurulmuş ilk dostluk bağını (alınacak kitaplarla ilgili tuttuğu notlar, küçük incelemeler.. ama kitap hakkında asla bir eleştiri yazısı okumak ya da beğeni bildiren bir cümleyle karşılaşmak değil.. bu parentez sonsuzca uzatılabilir ayrıca) geliştirmek ve aşinalık kazanabilmek için meraklı gözlerle kitapları incelediği ilk anın (çok uzun süreler değil, yoksa anlık hazza yenik düşüp okumaya başlar ve bu da bir önceki kitabı atıl duruma getirebileceği gibi açgözlülüktür, şehvettir de bu ayrıca ve gelip geçicidir) ardından "yeni" olanları eskilerin yanına koyarak onları bir süre daha "dinlendirir"; belki altyapı henüz hazır değildir, belki bağlantılar eksik kalacaktır ve belki de bir zaman sorunudur. böylece o ilk şehvet anı geçer, okur sakinleşir, mesafe duygusu yeniden kazanılır ve sonra günlerden bir gün, yeterince beklettiğine karar verdiği an, yeni kitapla girişilen mücadele başlar. tüm bağlantılar, kitabın çıkardığı zorlukları çözmeye yarayacak pek çok (asla hepsi değil, yoksa o kitabı okumanın bir önemi kalmazdı, vücudunu sere serpe gösteren ve bunu bir anda yapan fahişeye dönerdi, hazzın yitmesine bile neden olabilirdi) anahtar eldedir; haz meraka dönüşür ve merak çabalamayı getirir. gösterilen çaba sonucu oluşan artı-değer ise okurun kendine kalacağı için kaptalist bir üretim olgusundan farklıdır durum. ama artı değerin fazlaca yığılımı bir şişkinliğe ve en nihayetinde narsizme varabileceği için belli aralıklarla bunu bir lanetli pay kabul edip birileriyle paylaşmak veya belki de kurban etmek gereklidir. praksis de denebilir.

bu süreç okurun bedeninde olumlu değişimlere yol açtıysa eğer, bir yaşam süresince tekrarlanabilir.
1 /