oltacı prenses

protestan ahlakı protestan ahlakı
hayatıma çeki düzen verdikten sonra eski yıllardaki istatistiklerimi karşılaştırdım. hayatım nispeten yolundayken ve toplumsal standartlara göre nispeten iyi görünürken yılda 200 kadar kadın arkadaşla flörtüm olur, 8 9 uyla bir şeyler yaşanırdı. yani başarı oranı yüzde 4 5. hayatımın kaydığı zaman dilimlerinde yıllık 10 kadar falan flörtüm olurdu. bunların 2 si ya da 3 üyle bir şeyler olurdu. ama başarı oranı yüzde 20-30.

ben bunu toyluğuma, mallığıma ve parayı verimsiz kullanmama yoruyordum. bu süreçte bir sürü gözlem yaptım, eldekini maksimize etmeye çalıştım falan.

şuanda hayatımı yoluna koydum biraz. ve flört sayısında devasa bir artış, başarılı ilişki sayısında da artış var ama oran yine yüzde 4 5. ama bunun sorumlusu ne benim şahsi mallığım ne de şans. bunun sorumlusu ''oltacı prenses'' diye kategorize edeceğim kadınlar.

bu kadınlar dümdüz standart, orta segment türk kızı. uğruna kafaları yemezsin ama her sabah onunla uyanma fikri de korkutucu gelmez. standart ahlaki normları vardır. genel toplum kurallarına uygun seviyeli insanlardır. aileleri de gene sağlıklı ve mutlu sayılır.

ben kendimi hep kötüye ve en kötüye göre hazırlıyorum. kısa vadede zarar verebilecekler onlar. orta ve uzun vadede zaten yumurta tavuk ilişkisi ve sebeplerle sonuçları karıştırmak gibi kötü durumlara yakalanıyor insan.

yani kısaca, ''istiyorum gel beni al'' demek ''iyi olabilir ama gene de tekrar sorgula''. geri kalan tüm tepkiler kötü. (mesaja geç cevap verme. cevap vermeme. soğuk konuşma. senin anlattığını önemsememesi. kısa cevaplar vermesi. asla ''ya sen'' diye sormaması. liste uzar gider)

hayatımın kaymış olduğu zaman dilimlerinde genelde hayatı kaymış olan kızlar bakıyordu. hayatında çok kocaman sorunları olan insanlardı genelde. ama açıkçası hayatı düzene sokunca bunların hedef kitlesine dahil olduk. ama dahil olduğumu farkedemedim.

herkesin kabul etmesi gereken şey ''hayır gerçekten hayır'' dır.

ama bu ''oltacı prenses'' tipi kadında böyle bir şey yok. seviyorsa, o kahrı çekerrr. beni haketmesi lazımmm. çalış köleeeee daha çeyiz param çıkmadı. kapımda köpek olması lazımmmmmm. uğraşmadan elde ederseeee değerimi bilmezzzz.

mesela konuşuyoruz. hafif flörtöz bir hava var. ufak tefek cinsellik de konuşuluyor. her şey yolunda diyorsun. ertesi gün mesaj atıyorsun, mesajlara 10 yıl sonra dönülüyor. soğuk ve kısa cevaplar. asla ''ya sen '' diye sorulmuyor. ''abi heralde farketmeden bir mallık yaptık ya da karı exine döndü. çok da önemli değil. sağlık olsun'' diyip mevzuyu kapatıyorum. kendisini hayatımdan çıkarıyorum. çünkü olması gereken bu. aradan biraz vakit geçiyor tesadüfen bir muhabbetten dolayı yazıyorsun ve senin ağzına yarın yokmuş gibi sıçıyor. madem seninle konuşmamı önemsiyordun neden insan gibi konuşmadın? ya da çok mu zordu hoşuna gitmeyen kısımları söylemek?

yine başka bir tanesiyle konuşuyoruz. ama daha resmi ve mesafeliyiz. ama kendisi minyon olduğu için ben yanlıyorum. ama bana asla yüz verme yok . sonra hanım ablamız eski sevgilisinden bahsetmeye başladı. yaklaşık 20 dk kadar eski sevgilisinden bahsetti. artık hedef kitleye dahil değilim diye düşündüm. ben de bir iki dakika başımdan geçenleri anlattım.
anam, arkamdan ''tinder'da düşürdüğü karıları anlattı. soğudum'' diye salladı. haccı aplam kusura bakma. sen yarım saat eski sevgilini övünce evlenmeyiz sanmıştım. çok özür dilerim.

kötü zamanlarda böyle tipler zaten çok çok nadir denk geliyordu. anca yıl sonunda istatistik için geçmiş mesajlara bakarken hatırlıyorum. 3 saniye sonra da unutuyorum.

bu kitle, ortada hiçbir şey yokken yüz veriyor, sinyal çakıyor. muhabbet başlıyor. her şey normal giderken birden kendilerini geri çekiyorlar. çekince istemiyor heralde diye salınca da suçlu biz oluyoruz. dümdüz standart türk kızı. ama yapacak bir şey yok. başarı oranını düşürmeleri can sıkıyor.

oltacı dememin sebebi balık avlar gibi bizi avlamaya çalışmaları. ama şükür bugün de ipimizi, misinemizi kopardık.


a sami bayraklı a sami bayraklı
değişik bir grup. daha önce hiç gruplama ihtiyacı duymamıştım bu ekibi. aslında yaş geçtikçe artan bir popülasyon bunlar. yıllar geçtikçe vasata alışma ve ortalamanın kötü gelmemesi sendromu da denebilir.

kaybedilen yıllar, boşa geçen ilişkiler, kötü deneyimler, yaşım geçiyor korkusu ve belki aile baskısı vasata alışma sendromuna sebep sanırım. 2 cinsiyet için de geçerli olabilir bu vasata alışmak. ben sadece kendi penceremden yorumlayacağım şimdilik.

kendi açımdan boşa geçen ilişkiler ve kötü deneyimler buna girmeme sebep oldu bi ara. kızlara oğluna kız bakan anne gözüyle bakıyordum. ailesi, işi, çevresi. tabi ki güzelliği de ama buradaki vasat kısmı bu oluyor aslında. güzelliği, tarzı, havası. hiçbir zaman okulun en havalı ekibinden olmamış ama aslında olmayı da dilemiş o kız. kınamış ama içten içe istemiş de.

bu hanımlarda genelde gördüğüm ortak özellik yıllar sonra yüzünde bi oturmuş hava oluşmuş, ortamı değişmiş ve azalmış o yüzden artık omuzları daha dik. işe de başladıysa tarzını oturtmuş biraz bakım, giyim, kuşam, kıyafet. varsa aile baskısı biraz daha azalmış. yaş ilerledikçe daralan skala içerisinde kendisine daha yukarılarda yer bulmuş. bu süreçte taliplerinin de artıyor olması ile yıllardır giden özgüven tamamen toparlanmış.

ortak özellikleri muhabbet başında kendilerini çok ağırdan satmaları, sizin ona değip değmeyeceğinizi tartmaları, bir yamuğunuzu aramaları ama aynı anda aşırı kırılgan özgüvenleri, yıllar önce yaşamadıkları şeyleri şimdi istemeleri sebebiyle aşırı klasik oluşları. evet çoğu kadının hoşlandığı aynı şeyler vardır ama bazı şeylerin de artık modası geçmiştir. klasik olmuştur. ne biliyim fotoğraftan puzzle yaptırmak hoş bir seda imiş yıllar öncesinde. bu yaşta da buna düşülmesin artık.

şahsi not: genellemelerimin haricinde kendi açımdan bu flörtleşmelerde eksik olan ve bitirme sebebim heyecan eksikliği idi. sabah kalktığım zaman günaydın yazma isteği veya gece onun için uykusuz kalma isteği pek fazla doğmamıştı. çok fazla ilgiden bunaltanların yanında normal olanlar da vardı haklarını yiyemem. vasata alıştığımı fark ettiğimde toparlandım. vasata alışmanın alemi yok. ülkenin, toplumun, futbol takımlarının ve benim en büyük sıkıntım bu idi.

teşekkürler.
wendera wendera
erkekler skor peşine düser idi artik kadınlar skor pesine dusuyor.

eskiden erkekler dengesiz davranir kafa karistirdi simdi kadinlar. sicak soguk davranislar falan.

erkeklerin yaptigini kadinlar yapmaya basladi. artik ask kafasindan cikti kadinlar muhtemelen erkekler evlenmelik kiz ariyorum bulamiyorum diye gezmeye baslarlar yakin gelecekte....