orhan veli

37 /
sosyalismet sosyalismet
türk medyası unutursa diye google hatırlamış, bugünkü logosu orhan veli kanık ve istanbul.

istanbul'da boğaziçinde bir garip orhan veli.
dinlemek isteyen şekip ayhan özışık bestesini muazzez abacı'dan dinleyebilir.
beste çalan mahur beste çalan mahur
nedensel ölmüyor bazıları, sonsuzluğa dizelerini taşıyoruz.

gün doğmadan,
deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
içinde bir iş görmenin saadeti,
gideceksin
gideceksin ırıpların çalkantısında.
balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
sevineceksin.
ağları silkeledikce
deniz gelecek eline pul pul;
ruhları sustuğu vakit martıların,
kayalıklardaki mezarlarında,
birden
bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
bayramlar seyranlar mı dersin,
şenlikler cümbüşler mi?
gelin alayları, teller, duvaklar,
donanmalar mı?
heeey
ne duruyorsun be, at kendini denize:
geride bekliyenin varmış, aldırma;
görmüyor musun, her yanda hürriyet;
yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
git gidebildiğin yere...
selimciğim selimciğim
mide bulandırıcı ya.

sabahtan beri whatsapp durum güncellemeleri, türlü mecrada resimler, alıntılar... paylaşıla paylaşıla eprimiş, interpolasyondan canı çıkmış sosyal medya görseli selinin içine girdim. kim sadece takvime bakınca bu günün orhan veli'nin ölüm yıldönümü olduğunu biliyor? kaç tanesinin evinde merhumun şiir kitabı var? onu geç, ezberden kaç dize okuyabilirler? ben uydursam iki söz, altına merhumun adını yazsam, kaç kişi uyanabilir meseleye? merhumun şiirlerini bugün sıradan bir adam yazsa bir yerde, kaçı beğenebilir altında ünlü bir isim olmadan veya bir büyük baş bu iyi demeden?

bırakın bu işleri, açın biraz şiir okuyun. güncele ve şiirin gerçeğine kıç dönüp 100 yıllık adamları laf olsun diye gevelemekten usanmadınız mı?

güncelleme: biraz aceleyle ve sinirle yazdığım için derdimi tam anlatamadığımı gördüm. eski şairi getirin yenisini götürün kampanyasının çığırtkanlığını yapmıyorum aslında. aklımı yitirmedim. benim uğraştığım, şiirin yaşayan bir şey olduğundan habersiz insanlar. bugün mesela lise öğrencileri için şiir, kesikli bir fonksiyon gibidir. 100 yıllık ölü adamlar, sonrasında derin ve uzun bir boşluk, pespaye facebook iletileri şeklinde seyreder. anlatmak istediğim, tam bu büyük boşlukta asıl şiirin damarının attığı. ayrıca yerici bir şekilde kullandığım "100 yıllık adamları gevelemek" ifadesinde kasıt 100 yıllık şiirleri okumak değil. onları putlaştırmak, onları salt tarihsel bir imaj olarak kullanmak, onların üzerinden sınıf atlamaya çalışmak gibi bir kombinasyon midemi bulandırıyor. yoksa değil 100, 3000 yıllık metinleri dönüp dönüp okumaya ihtiyaç var.
laleli esnafı laleli esnafı
şu tarihlerde ingiltere'de en çok sahneye koyulan yazar shakespeare'dir. hamlet, macbeth, romeo ve juliet başta olmak üzere neredeyse tüm oyunları geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi bu sezon da oynanıyor. klasik yorumla oynananlar da var çağdaş yorumlarla da. ve çok iyi oyuncular tarafından sahneye taşınıyor.

almanya'da brecht'in oyunlarının sahnelenmediği herhangi bir sezon bulamazsınız. ki zaten berliner ensemble bu konuda başı çekiyor. bazı yorumlarını sevmesem de brecht'i yaşatmaya devam ediyorlar ve muhtemelen durmayacaklar.

paris'te moliere'in cimri'sinin, kibarlık budala'sının, tartuffe'unun oynanmadığı bir zaman dilimi bulmak da en az diğer saydıklarım kadar zordur.

cehov'suz rus tiyatrosu, lope de vega'nın olmadığı ispanyol tiyatrosu, dario fo'suz, goldoni'siz, pirandello'suz italyan tiyatrosu da olmaz mesela.

şimdi bunları neden saydım? tiyatro ve oyunculuk alanında yetişen insan şairlerden daha fazla. o fazlalığa rağmen bu gibi "yol açan, seyir değiştiren" adamlar asla unutulmaz, onlardan asla vazgeçilmez. bu ülkelerdeki sanatçılar, seyirciler " ya bunların bazıları kaç asırlık adam, artık tiyatronun, sanatın gerçeğine dönmeliyiz" demiyor. yüzyıllardır shakespeare oynanmaya devam ediyorsa adamların da bir bildikleri vardır değil mi?

orhan veli de türkiye'nin yetiştirdiği en büyük şairlerden birisidir. her şeyden önce cesurdur. şiirinin doğduğu dönem itibariyle basbayağı cesaret isteyen bir hareketle nazım ölçüsüne baş kaldırmıştır. şiirin gelenekçi olmaması gerektiğini, sürekli değiştiğini ve değişeceğini en çok kendisi söylemiştir. yeni söyleyişleriyle şiirin sınırlarını genişletmiş ve kendisinden sonra geleceklere ilham olmuştur.

bütün bunların yanında asla otoriteye boyun eğmeden çok sert siyasi eleştiriler de yapmıştır. hatta sırf bu yüzden cebinden ekmek parası bile çıkmadan hayata gözlerini yummuştur.

şimdi siz çıkıp, bu adam için "yüz yıllık adamları bırakın, şiirin gerçeğine kıçınızı dönmeyin" derseniz sophokles'ten rimbaud'ya, homeros'tan neruda'ya kadar bütün şairler tek tek çarpar sizi.
alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri
en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan orhan veli için "doodle" hazırlıyan google'ye sonsuz teşekkürler. yalnız güzel sair orhan veli bu kadar yakışıklı ve karizmatik bir abi değildi yahu.

sait faik'le bir anısını anlatmak isterim üstadın. bir meyhanede her akşam oturup rakı içerlermiş. bir yandan da bulmaca yarışması yaparlarmış. bir ay boyunca yarışmayı sürekli orhan veli kazanır. sait faik'in kafası atar ve bu nasıl oluyor diye sorar.
orhan veli cevap verir.

"gazetede bulmaca ekini hazırlayan benim"
37 /